Yorumsuz

Sinyalizasyon yok mu?

Asrın liderimiz, İstanbul büyükşehir belediye başkanı oldu.
Binali Yıldırım’ı İDO’nun başına getirdi.
Süleyman Karaman’ı İETT’nin başına getirdi.

Asrın liderimiz başbakan oldu.
Binali Yıldırım’ı ulaştırma bakanlığına getirdi.
Süleyman Karaman’ı TCDD’nin başına getirdi.

Havuz icat edildi.

İkinci dünya savaşından kalma köhne lokomotifleri, güya hızlı tren yaptılar. Asrın liderimiz kafasına hareket memuru şapkası taktı, düdüğü çaldı, hızlandırılmış tren seferlerini bizzat başlattı.
80 kilometre hız limiti olan viraja, 132’yle daldılar, vagonlar peşpeşe yaprak gibi savruldu, 41 insanımız hayatını kaybetti.

Süleyman Karaman hakkında soruşturma bile açılamadı.
Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım izin vermedi.
Binali Yıldırım hakkında gensoru bile verilemedi.
Asrın liderimiz izin vermedi, Akp oylarıyla reddedildi.

Süleyman Karaman’a inovasyon ödülü verdiler.
Binali Yıldırım’ı başbakan yaptılar.
Asrın liderimiz cumhurbaşkanı oldu.

Edirne’den İstanbul’a giden tren, Çorlu’da devrildi, 25 insanımız hayatını kaybetti. Cinayetten farksızdı… Raylar çamaşır ipi gibi havada asılı duruyordu, altında toprak yoktu, çünkü kontrol eden yoktu, rayları kontrol etmesi gerekenleri işten çıkarmışlardı, bir ay önce yapılması gereken bakım-onarım ihalesini iptal etmişlerdi.

Bi baktık kardeşim…
Süleyman Karaman milletvekili olarak Tbmm’de oturuyordu.
Binali Yıldırım Tbmm başkanı olmuştu.
Bunların velinimeti asrın liderimiz ise artık, tek adam’dı.

Ve şimdi gene, seçim şovu yapmak için, oy toplamak için, eksikleri tamamlanmadan açılan, sinyalizasyonu bile olmayan tren hattında facia yaşandı… Dokuz insanımız daha gitti.

Kim yaptı bu hattı kardeşim?
Havuz müteahhiti.

Bu havuzcu müteahhite bu hattı kim verdi?
Binali Yıldırım.
Açılışı kim yaptı?
Asrın liderimiz.

Hangi göreve getiriliyor şimdi Binali Yıldırım?
Asrın liderimiz tarafından İstanbul büyükşehir belediyesi’nin başına getiriliyor.

Peki şu anki ulaştırma bakanı kim?
Milletin orasına koyacağını izah eden havuzcu müteahhitlerin ceo’su.

Ne şahane terfiler, ne muhteşem başarı hikayeleri değil mi?

E bu durumda hakikaten “sinyalizasyon yoktu” denilebilir mi?
Bir milletin başına gelenleri ve gelecekleri kavrayabilmesi için daha ne kadar “sinyal” alması gerekiyor ki?

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/sinyalizasyon-yok-mu-2794679/

Var böyle bir dünya!

Bana bakın Y- CHP’liler…
İyi mi kötü mü partililer…
Başınızdakilerle, zor be çok zor…
Ayaklar baş, taban tavan olunca, kısacası dünya tersine döndüğünde…
Var böyle bir dünya!

Ben gidiyorum pıka pıka yapmaya…
Hırsızların eline teslim ettiniz memleketi!

Veee „büyük“ ekonomist, dünya liderinin parası dolar karşısında erimekte 5,38! Bugün Cuma unutma

yok ben yalan söylemedim, söylemem…
Yalan söyleyenler utansın…
Lise terkim!

😊

Buuu…
Beni, kişiliğimi, karakterimi, bildiklerimi…
VE bildiklerimden EMIN olduklarımı değiştirebilir mi?

İnsan…
Bakar ambalaja, kılıfa…
Ben…
Bakarım içine, YÜREGINE!

Ün, unvan…
Saygı ve sevgi HAK edilmeli…
Sonra…
Ben sana çokça hem ispat edip hem anlatmadım mi…
Ömür geçti en üst mertebelerde VE nice idot tanıdığımı açıklamadım mi?
Idot dedim de aklıma geldi, Google…
Gir Google, dün Amerikan senatosunda sorgu suale aldılar onları…
Yaz; idiot diye bak kim çıkıyor karşına!

VEYA…
Hırsız yaz bak görsellere!

Ben…
Önderim ne kimseye ispat mecburiyetim var ne inandırmaya…
Yaptıklarım, sözlerim…
Samimi ve yürekten yetmez mi?

Jack, kıyas kabul etmez ama rahmetli Oma, veya sevdiklerim gibi

İnsanlar…
Bana SONSUZ güvenebilirler, sonsuz…
Bakma…
Ağrılarım çıkarıyor beni zıvanadan, ağır geliyor yük…
Bacaklar tutmuyor, beni bile taşımıyor ki…
Bazen, son zamanlarda çokça deliriveriyorum!

O anlar…
Durma önümde, tepem atarsa…
Sigortalar atmıyor, tümden yanıp kül oluyor…
Jack çok seviyorum, çok yoruyor beni…
Demin annem kardeşten geldi, “Jack’i sattık, adamlar aldı götürdü!”
Anneee…
Daha bugün bir sürü mama aldım…
Kardeşe…
Çok ağır bir küfür, o kadar yüksek sesle etmişim ki…
Hanım korkulu gözlerle baktı bana yanından geçerken, ta önden duymuş beni…
Fırladım sokağa, doğru ona…
Bastım zile, Jack nerede?
Oracıkta geberteceğim, zaten O da bunu bildiği için bana mesafeli…
“Ağabey, ihtiyar bir kari – koca. Wandern’i çok seviyorlarmış, Jack’e iyi bakacaklar”
Asker dönüşü, topuklarımın üzerinden doğrudan dışarıya…
Buz gibi hava, aklim biraz başıma geldi, dedim belki böylesi daha iyi…
Ağır adımlar ile dönüyorum dükkâna, köşeyi dönmemle DayDay ve Jack…
Jack beni görünce hemen atladı üstüme, normalinde çok kızarım nasıl sevindimmm…
Can be…
BENIM CANIM!

Böyle şaka mı olur???

Bakma…
Bağırma, ölüyü diriltecek cinsten, küfür kâfir belki bir tokat…
AMA…
Ben benim olana bağlıyımdır, bakarım gözüm gibi…
Ve beni bilen bilir, bana sonsuz güvenir!

FaceBok zamanlarımdı, ama gerçek ama sahte “birçok dost” edinmiştim

Bak yemin ediyorum, yemin…
Getir…
Kurana el basarım. Biliyorsunuz beni, düşüncelerim dilimde, kalemimde…
Sözümü sakınmam VE kimsenin ardından konuşmam, vaki değildir…
Yüzüne…
Açık açık bu mümkün değilse KIVIRMAM…
Adıyla sanıyla anarım!

AKP enemy yani düşman ilan etmişti…
KENDISI, yani Facebook bana bu sıfatla sayfa açmamı önerdi…
Ne Amerika ne Rusya…
Tam bağımsız Türkiye, atalarımın toprakları…
Bu toprakların ismini taşıyorum, Önder…
Ve elimden geldiği kadar ismime laik olmaya çalışıyorum, zaman zaman kendimi kaybedip ağzımı bozsam bile.

Zaten beni bir çekmeceye sığdırmak zordur, sığmam AMA…
Bana ne AKP ne FETÖ veya PKK yaftası yakıştıramazsınız…
Ne o köylüyüm ne bu köylü…
Ulan…
Karı köylü bile değilim, özbeöz İstanbulluyum, damarlarımda Türk’ün kani akar…
Yeri gelir Atatürkçü, bilim ve mantık göbek adım olur…
Yeri gelir, alırım, alacağım yani silahı elime, olurum bir Kemalist!

Yok…
Kimseyi savunmuyorum, her ne kadar “tek kaldıysa da” Sözcü’yü bile…
Kendimden EMIN olduğum kadar ne Sayın Doğru’ya ne Sayın Çölaşan’a yakıştıramam ithafı, attıkları iftiraları. OKU İzmirlimi, günlerden beri gazete bile okuyamaz oldum…
AMA…
Dikkat et satir aralarına, cok önemli…
Bir artı bir artı bir…
Evvelsi ve gerisi eksik ama belki gün gelir kimi açıkları da ben tamamlamalarım, iyi değilim…
Kalp krizi geçirteceklerdi bana, YEMINLE ramak kaldı…
Annem…
Zaten beni bu dünyada bu denli kandırabilen iki insandan biri…
Sevdiklerim, kalbimde olanlara kayıtsız şartsızdır inancım, hep böyleydim…
Hep böyle kalacağım.

Fetocu öyle mi?
13 Aralık 2018

Fethullah Gülen henüz Türkiye’de tanınmıyordu ama, İzmir Kestanepazarı’nda kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı.
Vaazlarını hiç kaçırmayan hatırı sayılır bir esnaf grubu oluşmuştu. Manisa’dan Denizli’den Uşak’tan Afyon’dan dinlemeye gelenler vardı.
Din ekseninde ticari faaliyetti, kendi aralarında tuhaf bir zincir oluşturmuşlardı, sadece birbirlerinden alışveriş yapıyor, kendilerine katılmayan esnafı alışveriş zincirinin dışında tutuyorlardı.
Fethullah Gülen bu dinci-tüccar kalabalığı, öğrenci yurdu kurmaları için teşvik etmeye başladı. “Işık evi” tabir edilen cemaat yurtlarının temeli 1972 yılında İzmir Bozyaka’da atıldı, peşpeşe mantar gibi türedi.
10 sene içinde, 1982’de Yamanlar Koleji’ne dönüştü. Karşıyaka sınırları içinde ama, Yamanlar Dağı eteklerinde, o günkü İzmir’in gözden uzak, tenha bölgesindeydi.
1982 tarihi çok önemliydi… Çünkü, 12 Eylül darbesinde sağcı solcu, devrimci ülkücü herkesi biçmişler, hapse tıkmışlar, Fethullah Gülen’e hiç dokunmadıkları gibi, üstüne, Yamanlar Koleji’ne yol vermişlerdi.
Feto’nun gözbebeği sayılan kolejin kurucu müdürü, hapse girmem için beni mahkemeye veren Sezen Aksu’nun babasıydı. “Yaman dede” lakabıyla tanınıyordu.

Esrarengizdi.
Ege bölgesinin çeşitli şehirlerinden gelen ve orada yatılı okuyan öğrencilerin adeta dünyayla ilişkisi yoktu, dışarda arkadaşları yoktu, zaten dışarı da pek çıkmıyorlardı, haftasonu sadece altı saat çarşı izni veriliyor, robot gibi yetiştiriliyorlardı.
Ders dışında sürekli namaz kıldıkları, dini sohbetler yaptıkları konuşuluyordu. Kız öğrenci almıyorlardı. Feto’nun sık sık bu okula gittiği, toplu ibadetler yapıldığı söyleniyordu.
Burslara tamah edilerek aileleri tarafından zorla buraya gönderilen bazı öğrencilerin psikolojisinin bozulduğu, bazılarının kaçtığı, bazılarının davranış bozukluklarıyla hastanelik olduğu duyuluyordu.

Sadece milli eğitim içinde değil, medyada da adeta sihirli bir el tarafından korunuyordu, ne soruşturuluyor, ne haber yapılıyordu.

Matematik Olimpiyatı diye bir şey icat ettiler.
Sonradan icat edecekleri Türkçe Olimpiyatı’nın miladıydı.
Güya dünya çapında matematik yarışmaları düzenliyorlardı, Yamanlar Koleji öğrencileri hep dünya şampiyonu oluyordu!

Tören yapmaya bayılıyorlardı.
İzmir’in kamu ve yerel yöneticilerini, iş dünyasını törenlere davet ediyorlar, normalde içeriye kuş bile sokmazken, kapılarını ardına kadar açıyor, dünya şampiyonu dedikleri çocukları sahneye çıkarıyor, şarkılar filan söyleniyor, törene katılan lavuklara plaketler veriliyor, övgüler düzülüyordu. Bu okuldaki törenlere katılmak moda haline getirilmişti.

90’lara doğru, yüksek duvarlarla çevrili kampüs şeklindeki okulun ortasına devasa bir bina yapıldı. Kubbeliydi. Bildiğin cami mimarisiydi. Sadece minaresi eksikti. Haftasonu çarşı iznine çıkan öğrencilerden öğrenildiği kadarıyla, camiydi. Dışardan merak edip soranlara “kütüphane binası” diyorlardı ama, camiydi, toplu namaz kılınıyordu.

CIA destekli Fethullah Gülen organizasyonunun, kumpas davalarından 15 Temmuz darbe girişimine uzanan tüm faaliyetinin odak noktası, başlangıç noktası, nüvesi, işte bu okuldu.

Ve bu okulu, Türk basınında ilk kez cesaret edip, barındırdığı tüm tehlike ve tehditleriyle birlikte haber yapan, okul adı altındaki bu cemaat yapılanmasının mutlaka durdurulması gerektiğini yazan, afişe eden, alarm zillerini çalan, Yeni Asır gazetesinde dokuz sütuna manşet olmasını sağlayan kimdi biliyor musunuz?

Yücel Arı’ydı.

Evet…
Sözcü’nün yeni iddianamesiyle, Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yla birlikte torbaya sokulan, sözcü.com.tr’nin haber koordinatörü Yücel Arı.

Özellikle, asrın liderimizin iyi okuması gereken bir yazıdır bu.

Ömrü boyunca çalıştığı tüm gazete ve televizyonlarda, Yeni Asır, Sabah, Star, Habertürk, Hürriyet ve Sözcü’de feto yapılanmasıyla mücadele eden, üniversiteden beri arkadaşım, 30 yıllık gazeteci Yücel’in, fetoya yardım etti diye suçlanması tesadüf değildir.

Sinsi bir takiptir.

Yücel iddianamede neyle suçlanıyor mesela?
2013-14-15 yıllarında Sözcü’de yapılan haberler nedeniyle suçlanıyor.
Halbuki, Yücel o tarihlerde Sözcü’de değildi.
2016’da Sözcü’ye geldi.

Sözcü iddianamesinde Yücel’in iş adresi olarak neresi yazıyor?
“Hürriyet Towers” yazıyor!
Bu yanlış adres çok açık şekilde gösteriyor ki…
Yücel’i bu torbaya monte edenler, çoook önceden mimlemişler, adresi değiştirmeyi unutmuşlar!

Özellikle, asrın liderimizin iyi okuması gereken bir yazıdır bu…
Fetoyla mücadele ediyoruz ayaklarıyla yürütülen Sözcü davası, fetoyla mücadele edenleri imha etme operasyonudur.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/fetocu-oyle-mi-2792452/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

İyi ya ver bir randevu

Kızım…
Erkekli kadınlı ne psikologlar geçti elimden…
Onlar mı beni…
Ben mi onları analiz ettim bilmem!!!

Neye ihtiyaç duyduğumu çok iyi biliyorsun sen!!!
Yok…
Yok benim derdime derman, yok…
Tek çaresi ki biliyorsun…
…!

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, SIDIK

Pardon, bilerek isteyerek seçtim bu iğrenç kelimeyi…
Dikkatinizi celp etmek için!

Yokkkkkkkkkkkk…
Hala hazırlık aşamasındayız, MECBURUM…
Mecbur…
MUTLAKA ANLAMANIZ GEREKIR!

Anlamalısınız…
Partili cumhur başkanı ne demek, anlamalısınız egemenlik ne demek…
IDRAK etmelisiniz dinimizi ki…
Anlamalısınız ne tür hileler ile s.kilidinizi!

Gençtim…
Toy…
Dünyada bir haber ama kendime o kadar güveniyordum ki…
Sanki…
Dünyayı ben kurtaracağım, ülkemi…
Hala akıllanmadım hala içimde bir umut.

Kele koltukta…
O günlerden bugünlere…
Bir önderin canı ne ki milyonlar kandırılır, inim inim inletilirken?

Çişi bilir misiniz, çişi?
Tabii ki bilirsiniz, ya dinimizdeki yerini?
“Temizlik imandan gelir” sözünü?

Gençtim, yâri çocuk…
Aldım önüme kitapları, boyumdan büyük eserleri…
Vallahi billahi hatırlamıyorum, yoksa kaynak göstermez miyim?

Bak beni iyi dinle, INANMA BANA, sor sorgula…
AMA…
Gerçek bir din adamına!

Yani EMINIM dediklerimden, diyeceklerimden…
Arap…
Peygamber Efendimiz zamanında, DIKKAT…
Musevilikte, Hristiyanlıkta fazlası caiz olmamakla birlikte içki, daha doğrusu şarap içilebilir değil mi?

İyi ya içki sorunsalını araştırıyordum, çis çıktı karşıma…
Tabii Önder, Önder olmazdı hemen başka kaynaklarda baş vurmasa…
Bak sen!!!
Gerçekten de böyle bir sorun varmış, Arap…
İçer içer koyu verirmiş altına(!)

Mümkün mü Peygamber Efendimiz nazarında???

Bir damlası, bir damlası bile…
Osmanlı p.çleri, daha doğrusu Vahdettin t.şağından düşme soysuzlar…
Özentiler…
İçkiye öyle bir zam koydular ki MILLET ama sağlıklı ama sağlıksız yapıyor kendi içkisini!

Iş yapıyorlar iş, çişşş…
Çüşşş!

Methanol (Metil diye geçer) zehirli, kör eder içeni…
Ethanol (Etil diye geçer) süsler kafayı, öfff o bicim!
😊

Bir litre Rakı 140 ile 200 Tayyip Lirası arası…
Milet yapıyor evde, getiriyor litresini 10 Tayyip keşkenise..
Evet…
Keşke yapmasaydım, içmeseydim sağlığımı yitirmeseydim diyerek.

Metil ile yapıyorlar, metil…
Nahl suresini bilir misin?
128 Ayet, DIKKAT ET…
Allah bu Allah, seni, beni, evreni yaratan. O senin anlamayacağın…
Tercümana ihtiyaç his edeceğin bir söz yöneltir mi sana?
Müm-kün mü bu ya???

>>> ### yine dikkat kesil, lütfen çok önemli <<<
9, 12, 17, 33, 34, 42, 43, 44 AMA illa 65, 66 VE 67. Ayetleri çok dikkatli oku ve ANLA

Mekke döneminde inmiştir. 128 âyettir. Sûre, adını 68. âyette geçen

1. Allah’ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
2. Allah, „Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının“ diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
3. Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.
4. İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir
5. Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.
6. Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
7. Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
8. Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
9. Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
10. O, göklerden sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.
11. Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.
12. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.
13. Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.
14. O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.
15, 16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
17. Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
18. Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
19. Allah gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilir.
20. Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar.
21. Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
22. Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte, kendileri de büyüklük taslamaktadırlar.
23. Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.
24. Onlara „Rabbiniz ne indirdi?“ denildiği zaman, „Öncekilerin masalları“ dediler.
25. Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.
26. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi.
27. Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: „Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!“ kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: „Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir.“
28. O kafirler, nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup, „Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk“ derler. (Melekler de şöyle diyecekler:) „Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.“
29. „Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!“
30. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere, „Rabbiniz ne indirdi?“ denildiğinde, „Hayır indirdi“ derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.
31. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır.
32. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, „Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete“ derler.
33. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
34. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.
35. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: „Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.“ Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
36. Andolsun biz, her ümmete, „Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının“ diye peygamber gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.
37. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
38. Onlar, „Allah ölen bir kimseyi diriltmez.“ diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
39. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
40. Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, „ol“ dememizdir. O da hemen oluverir.
41. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi…
42. Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.
43. Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.
44. (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.
45. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?
46. Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir.
47. Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
48. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.
49. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler.
50. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.
51. Allah şöyle dedi: „İki ilah edinmeyin. O, ancak tek ilahtır. O halde yalnız benden korkun.“
52. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İtaat de daima O’na olmalıdır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
53. Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız.
54. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.
55. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz!
56. Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
57. Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini.
58. Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!
59. Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
60. Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
61. Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
62. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
63. Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
64. Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.
65. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.
66. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
67. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.
68. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: „Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.“
69. „Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.“ Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.
70. Allah sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
71. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar?
72. Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
73. Allah’ı bırakıp da, kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar.
74. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz.
75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
76. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?
77. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
78. Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
79. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
80. Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.
81. Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.
82. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir.
83. Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.
84. Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz; sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
85. O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
86. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: „Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.“ Koştukları ortaklar da onlara: „Siz elbette yalancılarsınız“ diye laf atacaklar.
87. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur.
88. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.
89. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
90. Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
91. Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.
92. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
93. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
94. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.
95. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.
96. Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.
97. Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.
98. Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.
99. Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.
100. Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.
101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, „Sen ancak uyduruyorsun“ derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
102. Ey Muhammed! De ki: „Kur’an’ı, Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi.“
103. Andolsunki biz onların, „Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor“ dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.5
104. Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
105. Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
106. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.
107. Bu, onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.
108. İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
109. Hiç şüphesiz onlar, ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.
110. Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
111. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği, kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün.
112. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı.
113. Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
114. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.
115. Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
116. Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, „Şu helâldir“, „Şu haramdır“ demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
117. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır.
118. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
119. Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
120. Şüphesiz İbrahim, Allah’a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah’a ortak koşanlardan değildi.
121. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
122. Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
123. Sonra da sana, „Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi“ diye vahyettik.
124. Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
125. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
126. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
127. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.
128. Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.

http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=16


Anlayacağım…
Azı karar, fazlası zarar!

Kanma…
Bil…
Bildiğinden EMIN ol ve ona göre hareket et, iç ama ağzına…
Neşelen…
Hüzünlenmek, bir an olsun için unutmak istiyorsan bunu yapabilirsin Ama…
Aşırıya kaçmamak şartıyla!

###
İnan…
Ah keşke hatırlasam O bilim insanın ismini, tavsiye edebilsem kitabini…
Dinimiz o kadar güzel o kadar mükemmel ki…
Allah…
Ki yazıyor bir yerinde, hatırlarsam yayınlarım Ayeti…
Allah…
Yasakçı değil, sana takdir hakki vermiş…
Akil vermiş ki ayırasın iyiyi, güzeli kötüden, yanlıştan…
Yasaklayan…
Senin cehaletinden faydalanan…
Senin gibi sadece bir kul olan!
###

Deizm…
Kafayı yiyeceğim ya, çocuklarımız, gençlerimiz…
Çocuklar…
Her bir Hak dini seni daha iyi bir insan yapan, son Allah’ın seslenişi olması itibarıyla…
Müslüman olmak…
GÜZEL, yeter ki sen bil, sen öğren…
SEN OKU!

16 profesör ve siteleri VE yine MAFYA

Kimler mi?
Sana ne!!!

İster sözlerime inanırsın ister inanmazsın…
Ben…
Sözlerimi gerekli hallerde ispatlayacak durumdayım.

Dedim ya…
İstesem de istemesem de bir şekilde kimi şeylerin içindeyim ama kenarından köşesinden ama tam ortasında. Tayyipistan…
Arazi ve Mafya, kaldık yine hiç bilmediğimiz, BILIYORUZ da bilmiyormuşuz gibi, yine ata topraklarıyla ilgili. Ya burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil mi?

Pardon…
Düşünemedim, Tayyipistan tabii…
Olay yıllar öncesi gerçekleşiyor, çok uzun seneler öncesi…
On altı arkadaş kafa kafaya veriyor alıyor bir arazi…
Yapıyorlar üzerine yapacaklarını, mobilya falan her şey dayandı döşendi…
Ya benim, bizim gibi insanların MAFYA ile ne ilgisi olabilir ki?

İsviçre’den arazinin gerçek sahibi geliyor…
DIKKAT…
Gerçek sahibi, hâkli olarak soruyor; BU NE?
Ya devlet değil mi imar, iskân veren, her şeyin yasallığını takdir eden?
Devlet değil mi?

“Devlet”
Tayyipistan ise değil kardeşim, nüfuz, para, rüşvet konuşur…
Mafya, mafya, teşkilatlı, organize suç örgütleri…
AKABE…
Yok yanlış yazdım A Kaaa Pe!

MECBUR ETTILER YINE BIZI MAFYA’YA…
Mafya avukatına…
Deli para ya çılgın bir para. Tamam bölünecek, kardeş payı…
Olsun…
Yedi sülalene yetecek kadar…
Arsa…
Ya ben, biz mecbur muyuz Mafyaya?

Adaletin bu mu, g.t kıllarının g.tü…
Söyle…
Adaletin bu mu?
Ulan bir bedevi kabilesinde bile…
Hak, hukuk çok faklı!

Yemin ediyorum bak, Allah belamı versin…
Bu yaştan sonra bu sağlıkla b.k gibi para olsa ne olur olmasa ne olur?
Ama ilkelerim ama adalet ama evlat…
OLMAZ, hak hukuk…
Adalet yerini bulmalı, YASAL YOLLAR ILE BULMALI!

Düşüncelerimle baş başa, MAHPUS

Bir kürek mahkûmu misali…
Hapis…
Yürek göğüs kafesinde…
Düşünceler zindan,
Karanlıkların, sonsuzluğun boşluğunda bocalayan dar bir anlan…
Yokkk…
Melankoli değil, boş boş gözler, beyinler beni çevreleyen.

Hasrettir beyin, hasrettir gönül dost sohbetine…
Dolduran, beyine ve yüreğe merhem gibi anlamlı sözlere!

Bir kadeh şarapta…
İnsana, insan evladı olana…
Yakamozun ışığında…
Sımsıcak sevgi dolu bakan gözlere!

Çek küreği, çek…
Vur davula…
Hep ayni nakarat çınlar kulaklarında…
İnlemeler, sızlamalar, akan göz yaşlarının sesiz çığlıkları yoldaş sana.