Kızılelma meselesi

O.ospu çocuğu, saman alevi…
Yanar döner, top…
Top ya top…
Hem öyle hem böyleee!

Menfaatleri doğrultusunda istediği gibi…
Hatırlı okuyucularım bilir beni…
Turan’a duruşumu…
Kan bağı, kafa tası…
Allah…
Kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış…
Allah…
Kardeşi kardeş yaratmış, karakterlerini ise apayrı…
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş kucaklaşmış.

Ne ağabey var ne küçük kardeş…
Tarihin, tesadüfün, kader ve kısmetin bölüp, bölüştürdüğü, dağıttığı insanlar toplulukları…
Kan…
Aynı kan, karındaş, soydaş, “dildaş”…
Napolyon’a göre coğrafi konum milletlerin kaderini belirlermiş…
Sen beni, ben seni bileceğim…
Tutulacaksa bir işin ucundan sen bana, ben sana el, omuz vereceğiz…
Birbirimizi bilip, destekleyeceğiz…
Hans yiyeceğine, John yiyeceğine evlatlarımızın kursağına girsin diyeceğiz, el ele vereceğiz…
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa…
Onlarca, yüzlerce yıl ayrı yaşamanın getirdiği yabancılıkta var…
Hayalperest değil gerçekçi olmakta yarar var!

Alexander von Humbold

Birilerinin kulağına küpe olsun…
Şüphesiz, anlayan anlattığımı anlayacak da…
Anlaması gerekenler anlar mı orası şüpheli(!)

Friedrich Wilhelm Heinrich Alexander Freiherr von Humbold,
Alman asillerinden, Prusyalı doğa bilimcisi, filozof, dilbilimci…
Özellikle Güney Amerika’daki araştırmaları ile tanınır. Tarihe…
Tabiattı çok hassas bir bütün olarak görmesiyle geçmiştir. Evet, denge…
Yaratanın, yarattığı çok hassas bir dengede!

En ufak değişikliklerin, dengesizliklerden büyük sonuçlara, olumsuzluklara gebe olabileceğini hepimiz yaşayarak görüyoruz mesela. Humbold, Güney Amerika’da Amazonas nehrini ve kollarını haritalarken günün birinde bir rahiple karşılaşır. Rahip izin isteyerek yanına yaklaşır ve sorar:

“Bir bilim adamı olduğunuzu duydum, büyük bir sorunumuz var, yardımcı olabilir misiniz?”
Humbold merak eder ve yardım edeceğini, yârdim etmeye çalacağını söyler. Ertesi sabah erkenden yola koyulmak üzere sözleşerek ayrılırlar. Sabahın köründe, sık Amazon ormanlarında yol alarak bir göl kenarına gelirler…

Rahip, eliyle kocaman bir “daire” çizerek der:
“Eskiden bu göl şuradan, şuraya, buradan burayaydı, kala kala bu kadarcık kaldı. Acaba bu gölün bir yerinde delik mi var ki bu su kayıp oluyor?”
Humbold, kısa bir duraksama süresinden sonra rahibe dönerek şu yanıtı verir:

“Rahip Efendi, gördüğünüz gibi göl kenarından önemli oranda ağaç ve bitki örtüsünü kesmişsiniz. Böylelikle bir iklim değişikliğine sebep olmuşsunuz, gölde delik melik yok, sebep sizlersiniz”

Not: Tabii okuduğum bu otantik, yani gerçekten yaşanmış olayı Almanca okumuştum, kafama göre Türkçeye tercüme ettim. Ancak anlattığımdan da anlaşılacağı gibi “basit” bir ağaç kesme olayının bile insan aklının, zekâsının alamayacağı sonuçları olabiliyor.
İnsanın…
Önce kendisine, karşısındakine, çevresine ve hatta ölmüşlerine, geçmişine, tarihine saygısı olmalı ki bu hassas denge bozulmasın. İnsan…
Birçok şeyi göremiyor, algılayamıyor, düşünemiyor!

Tel Afer

Arap’ın sol testisi…
Halk tabiri ile t.şağı…
Bush’un p.çi, Amerika Birleşik Devletlerinin uşağı…
Büyük Ortadoğu Projesinin eş, Atatürkçülüğü Katletme Partisine başkan…
Siyasal Islam’ın ve g.t kıllarının Cumhurbaşkanı…
Adım adım hedeflenen sonuca ulaşma yolunda(!)

Sözde…
Osmanlı varisi ya…
Sen Osman Gazinin, sen Fatih Sultan Mehmet’in, sen Kanuni Sultan Süleyman’ın…
Tuvalette sıçtığı b.k bile olamazsın…
Olsan olsan, o da belki…
Vahdettin t.şağından düşme bir soysuz olursun!

Vatanı – milleti sattın, ISID’i koca ülkeye komşu ettin…
Türkmen kardeşlerimizi satman garip karşılanmamalı, şunun şurasında ne kaldı referanduma?
Kabile şefini de edeceksin resmen komşu Türkiye Cumhuriyeti’ne…
Bakalım dediğin gibi Diyarbakır’ı Ortadoğu’nun yıldızı, Paris’i yapabilecek misin!?


Utanmaz…
Rezil, adi p.zevenk seni!