Delirmeme ramak kaldı, acaba

Eşyalarımı toplayıp ormana kamp yapmaya mç gitsem?
Uyuyamıyorum, kuş uykusu. Sersem gibiyim. Çok sıcak…
Hastaneye bile gitmeyi düşündüm…
Dayanamıyorum.

Ve…
Hava durumu böyle devam edecekmiş!
Validede iyi değil, bak hanımın hiç problemi yok gibi. Maşallah
Evlattan korkuyorum, çok kilolu. İnsandan insana, bünyeden bünyeye değişiyor.

Allah belanı versin Kemal Kılıçdaroğlu, Allah senin de belanı versin Muharrem İnce
Ülke ne halde siz neler ile uğraşıyorsunuz…
Topunuzu Allah’a havale etmekten başka hiç bir şey gelmiyor elimden.

Aslında…
AK Pezevenkler ve Y-CHP’li adiler…
Her biri alının ortasına birer kurşun hak etti ya…
Neyse!

1950 SONRASI TOPLUMSAL OLAYLARIN SANATA YANSIMASI
http://earsiv.atauni.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/123456789/949/ayşe_uzun_tez.pdf?sequence=1

“ORTADOĞU’DA YAŞANAN GELİŞMELER VE YANSIMALARI”
http://tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/552.pdf


Tarihteki İlginç Olaylar
https://stratejikoperasyon.files.wordpress.com/2014/05/tarihteki-lgin-olaylar.pdf

Stagflasyon

Resesyon yani iki veya daha fazla çeyrek yıllık dönemlerde negatif, başka bir deyişle olumsuz, ters büyümesine, Enflasyon ise fiyatların his edilir ve sürekli artışına denir. Normal, sağlıklı ekonomilerde bu iki durumun bir araya gelmesi mümkün değildir. İşte bu duruma Stagflasyon denir.
Tayyipistani…
Bekleyen durum, bir yandan işsizler ordusu İmamın ordusuna karışırken, yallah, vallah, bismillah, maşallah birbirine karışırken FIYATLARIN sürekli yükselmesi, ekonominin gittikçe daralması!

Güçlü dünya lideri…
Dik dur s.k gibi…
Elbette gün gelecek kurtaracak, asacaklar seni!

Bu belirtilere dikkat

Kendime…
Bir küfür, bir küfür, bir küfür…
Kalk ulan yatma inek gibi…
Gittim…
Hiçbir şey yapmadan geri geldim iyi mi?!

Derece ısıyı 23 olarak gösteriyor, his edilen otuzun çok üstünde…
Nem meselesini geçenlerde anlattım, bilmem biliyor musunuz nedenini…
Balıklar sıcak havalarda derelerde neden ölür?
Yağmur yağmazsa, su devridaim yapmasa su ısındıkça sudaki oksijen oranı azalır da ondan…
Yani balıklar boğuldukları için ölüyorlar…
VE DIKKAT aynısı bizler içinde geçerli, nem oranı, ısıda falan his edilir derecede değişiklikler olursa…
Havadaki oksijen oranı o derece değişiyor. Bu yüzden ihtiyarlar, çocuklar ve özellikle kalp hastalarının problemleri var. Kalbim var mı yok mu vallahi billahi bilmiyorum…
His ettiğim sadece derin bir acı, yani olmalı…
Bu sabah dua ediyorum öleyim diye, annem duydu, Kara Mediha…
Öfffffffff…
Bir delirdi, ya kadın ne istersin benden?
Varım iste, sadece varım. Nefes alıyorum onu da alabilirsem.

Kalp çarpıntısı…
Dudak ve dil kuruluğu…
Mide bulantısı, baş dönmesi…
Cildin…
Kuruluktan olağanüstü buruşması…
Doğru hastaneye, sıcaklar ile ilgili. Az insan ölmedi!

Dolar 5,04…
Euro 5,86 Tayyip Lirası…
Ananın AMI!

Tek kelime ile: BRAVO

Sizler okumaktan ben yazmaktan bıktım, vaktinden çok evvel gazete okumaya fırsatım oldu. Kıpırdayamıyorum.

İmam hatipler niye boş kalıyor?

1940’lı 50’li yıllarda dünyaya gelenlere “baby boomer” deniyor. Amerikalıların icat ettiği bir terim… İkinci Dünya Savaşı bitiyor, geleceğe dair umutlarda çiçekler açıyor, adeta dünyada yeniden hayat başlıyor, doğum hızında “patlama” yaşanıyor, yani “baby boom” oluyor. Baby boomer nesline ait insanlarımız, şu anda 60’lı 70’li yaşlarını sürüyor. Ortak özellikleri teknolojiden uzak olmaları… Yetişme çağlarında, evlerinde işlerinde, hayatlarını kolaylaştıracak cihazlar yoktu, kendi işlerini kendileri yapmaya alışıktırlar. Yaşamak için çalışmadılar, çalışmak için yaşadılar, iş sadakatleri inanılmazdır. Hem çocuklarına, hem ana-babalarına bakmak zorunda kalan nesildiler. Mecbur insan’dılar. Kanaat etme duyguları yüksektir.
*
60’lı 70’li yıllarda dünyaya gelenlere “x nesli” deniyor. Şu anda 40’lı 50’li yaşlarını sürüyorlar. Otoriteye uyumlu ebeveynler tarafından yetiştirildiler, bu yüzden otoriteye saygılıdırlar, aidiyet duyguları yüksektir. Disiplinlidirler. İşlerinde sabırlıdırlar, çalışırlarsa, yükselebileceklerine inanırlar. İşleri, hayatlarının tamamını kaplar. Bu nedenle birden fazla işle meşgul olma yetenekleri pek yoktur, genellikle “hobim var” diyebilmek için hobi edinirler. Teknolojik icatların çoğuna bizzat şahitlik etmişlerdir… Bulaşık makinesinden bilgisayara, cep telefonundan sosyal medyaya, hemen hepsini, çocuklarıyla aynı anda görüp kullanmışlardır. İster istemez, teknolojiye adapte konusunda çocuklarının gerisinde kalmışlardır.
*
80’li 90’lı yıllarda dünyaya gelenlere “y nesli” deniyor. Şu anda 20’li 30’lu yaşlarını sürüyorlar. Çağ atlayan nesil bu… Kuşaklar arasındaki farklılığın en fazla hissedildiği nesil… Bireysel özgürlüklerine düşkünler, ailelerini şüphesiz seviyorlar ama, aileden bağımsız olmak istiyorlar. Para, tapu, mal mülk biriktirmek için yaşamak istemiyorlar, güzel yaşamak için yeterince çalışmak istiyorlar. Bu nedenle, bir an önce yönetici olmak için, bir an önce kendi işlerini kurmak için, çok sık iş değiştiriyorlar. Ebeveynlerine göre çok daha iyi eğitimliler ve gerçekçiler, küt diye söylerler, acımasız eleştirirler. Otorite sevmezler, kendilerine kural dayatılmasına katlanmazlar. Saçmalığa tahammül edemezler, kendilerinden yapılması istenen bir işin saçma olup olmadığı, yapılmaya değer olup olmadığı, hayati önemdedir. Sosyal medyanın kendilerine verdiği sanal özgürlük sayesinde, günlük yaşamda görüşlerini dile getirme kabiliyetleri yüksektir. Rengarenktirler, kuşaklar arasında farklılıkları en zengin nesildir. Sporu sporcu olmak için değil, bireysel beklentiyle, sağlıklı yaşam için yaparlar. Sanata kültürlü olmak için değil, akranları arasındaki rekabet nedeniyle yaklaşırlar. Zamanı çok iyi kullanırlar, aynı gün içinde hem çalışıp hem eğlenebilirler, ertelemezler, sıraya koymazlar.
*
2000’den sonra dünyaya gelenlere “z nesli” deniyor. Bugün en büyüğü 18 yaşında… Diğer tüm nesillerden farklı olarak internet teknolojisiyle doğdular, oyuncak sevmiyorlar, ipad türevleriyle oynuyorlar, sosyal medya üzerinden sosyalleşiyorlar. Bebekliklerinden itibaren internet kullandıkları için, aynı anda üç beş konuyla ilgilenebilme yetenekleri var. Sinema seyrederken twitterdan mesaj atabildiği için, sizi dinlerken başka yere bakabilir, saygısızlık yapıyor zannedersiniz, halbuki kulağı sizdedir. Tüm nesiller arasında fikirleri en çabuk tüketen nesildir, çok beğenirken, hemen ertesi gün sıkılabilir. Geleneksel yöntemlerle eğitebilmek çok zordur, eğitiminin önemli bölümünü internetten aldığı için, neyi bildiğini neyi bilmediğini kestiremezsiniz.
*
Toplum, böyle bir şey.
*
Devinim halinde sürekli gelişiyor, farklılaşıyor, alışkanlıklar beğeniler istekler beklentiler davranışlar değişiyor.
*
Sen kafayı takmışsın, x y z, hepsini komple “imam” yapmak istiyorsun.
*
Nesiller arasındaki farklılığı sadece “dindar nesil” veya “dindar olmayan nesil”den ibaret sanıyorsun.
*
Yedi defa milli eğitim bakanı değiştirmene rağmen, habire sınav sistemini değiştirmene rağmen, çocukları neredeyse zorla kolundan tutup kaydetmene rağmen… İmam hatiplerin yarısından fazlasının boş kalma sebebi bu.
*
Kontenjanı sınırlı tutarak, nitelikli öğrenci alınan, gönüllülük esasıyla çalışan imam hatip sistemini, herkese zorla dayatılan, hobaraaa diye girilen, akademik başarısı yerlerde sürünen, mütedeyyin ailelerin bile fellik fellik kaçtığı bir sistem haline getirmenin sebebi, bu.
*
Memleketin bütün okullarını imamlaştırayım derken…
Aslında imam hatipleri imha ettiğini farketmeme sebebin de bu.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/imam-hatipler-niye-bos-kaliyor-2553416/

Bana bir şeyler oluyor, KORKUYORUM

Dün…
Sadece haberlerde okudum…
Bir kadın bebesiyle birlikte teröre kurban diye…
Bu sabah haberlerde sıfatını görünce KENDIMDEN UTANIYORUM ama vallahi billahi aklımdan geçti…
İnsanlığımı yitirdim sanki, korkuyorum kendimden, UTANIYORUM…
İyi ki geberdin dedim, sadece türbanlı olduğu için…
EMINIM…
Zaten bu yüzdendir bu satırlar, benim gibi birçok insan var…
Akçe Kazanma Partisi, Atatürkçülüğü Katletme Partisi…
AK Pezevenkler…
Memleketi, BIZLERI ne hale getirdi!?

Sizi bilmem ama ben sanki insanlığımı yitirmeye başlıyorum…
İçimdeki kızgınlık, öfke…
Kine dönüşmeye başladı, çok tehlikeli…
KORKUYORUM…
İnsanlığımı, sevgi, şefkat, empati, dayanışma duygularımı kaybetmek istemiyorum…
Adalet duygumu…
Allah beni ve benim gibi his etmeye başlayanları af etsin, insanlarımız af etsin…
Ne hale getirdiler beni, bizi!???

Ama doğru ama yanlış dini duygular ile başını örten insanları…
BILMEDEN…
Anlamadan, onlara doğruları öğretemeden yargılar oldum, önyargılı, peşin hükümlü…
KORKUYORUM, çok KORKUYORUM!

SÖZCÜ dahil, GÖT KILLI MILIYETÇILERI

Kim getirdi, kimin siyasi ve ekonomik bilgisizliği, kör cehaleti…
Bizleri bu hallere getirdi?
KIM???

Bakiniz bugünün manşetlerine(!)

Ve ondan sonra manşetten yaygara…
Skandal, kahpelik falan filan…
ULAN…
Yapan belli, eden belli…
SEN destekli!

Siktirinnnnnn lan, adiler. TEMASSIZ ÖDEME

Bu sabah yandaş medyada, CNN Türk’te temassız ödeme konu edildi…
Bir “bilirkişi” konuştu:
“Güvenli” dedi. Hadi oradan adi zibidi…
Seni bilirkişi yapanın ben gelmişini geçmişini!

En basitinden ki 27 Euro, EVET sadece yirmi yedi Euro’ya alabiliyorsun bu cihazı…
Herkes alabiliyor mu, herkeste bu bilgi, yetenek kapasitesi var mı?
YOK amaaa…
>>> En basitinden elindekini kaybettin al başına belayı <<<
Ne şifresi var ki O bile YETERLI DEGIL, ille siktireceksin kendini…
Ve dediğim gibi 27 € alabiliyorsun bu cihazı, cebinde temassız ne var ne yoksa kopyalıyor hafızasına…
Enayi sikmeye devam edin siz, enayi!

Ya vallahi billahi iğrendim, tiksindim bu kadar bilgisizlik, cehalet karşısında…
SADECE iğreniyorum, tiksiniyorum böyle insanlardan!