Veee ABD – Tayyiptan trafiği

ABD’den gelenin haddi hesabı yok…
Ve…
Dün İstanbul borsasında 9,4 milyarlık bir işlem hacmi gerçekleşti(!)

Anlamazsın değil mi?
Anlamazsın!???

Bal gibi anlıyorsun da anlamak işine gelmiyor!

Şimşekleri üzerime çekeceğim bile bile > elin bir tarafına mı kaçtı? <

Anan, ninelerin de çocuklarını hazır çocuk bezleri ile büyütmüştü…
Doğurmasını biliyorsun, çocuğunun bezini yıkamasını da bil…
Yok efendim;

“Çocuk bezleri çok pahalıymış, ıslak bezleri, altını temizlemek için çocuğu üstüne yatırdıkları kâğıt battaniyeler!”

Ağır bir küfür edeceğim, yetti ettiğim küfürler…
Çalışsan, üretsen haklısın…
Yerden göğe haklısın ama böyle…
Yok ya > karılarda iş olmadığı gibi heriflerde de iş yok <
Hayatını kaydırırım onun, hayatını…
Türbanlı orospu, elin…
Bir tarafına mı kaçtı?

Market ve pazar fiyatlarının birbirine yaklaşması mümkün mü?

Enflasyonla “topyekûn mücadele”
ZORLUYORLAR, mecbur ediyorlar, ZORBALIKTIR BU…
Market ile pazar arasında ticari farklar çok fazladır, gelir – gider dengesi…
Eski bir ticari özdeyiştir, çok önemlidir:

“Kâr, alış fiyatındadır!”

Kentlerdeki kira gibi giderleri ne etmeli?

Serbest Piyasa Ekonomisi Nedir

İşsizliğin arttığı, yıllık enflasyon oranlarının %100’lere yaklaştığı 1970’ler Türkiye’sinde, ekonomik darboğazları aşabilmek için, 24 Ocak 1980 tarihinden başlayarak, serbest piyasa ekonomisi görüşü adı altında, yeni liberal formüller öneren Monetarist uygulamalara girişilmiştir. Burada ülkemizde uygulanmakta olan serbest piyasa ekonomisinin eleştirisini yapmadan, uygulanmasına çalışılan yeni liberal formülün neyi ifade ettiğini belirtmekle yetineceğiz.
„Daha az devlet, daha çok özel girişim“ şeklinde formüle edilen yeni liberalist görüşün, piyasa etkinliğini sağlamak amacıyla, piyasa ile ilişkili kurumlar konusundaki görüş ve önerilerine sırasıyla değinelim.
Fiyat Mekanizmasına Devlet Müdahalesi: Devlet, üretici yada tüketiciyi korumak amacıyla, piyasa fiyatlarına hiçbir müdahalede bulunmamalıdır. Rekabet ortamında oluşan fiyatlar, hem üretim hem de tüketim kararlarında optimalitenin sağlanması sonucunun doğuracak ve toplum refahını en üst düzeye çıkaracaktır.
Piyasa Ekonomisi ve Monopoller: Yeni liberaller, monopolleşmeyle mücadele için, piyasaya yasal müdahaleyi reddederek, uluslar arası ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasını öngörmektedir.
Dış Ticarette Serbesti: Tüm gümrük sınırlamaları ve her türlü ithal-ihraç engeli kaldırılmalıdır. Böylece, yeni liberal görüşü uygulayan ülkede yaşayanlar, gereksinim duydukları malları olabilecek en düşük fiyattan satın alma olanaklarına kavuşacaklardır.
Devlet Girişimciliğinin Azaltılması: Yeni liberallere göre, devlet kötü işletmecidir. Devlet elindeki tüm işletmeleri, kar amacına yönelik faaliyette bulunduğu için, en verimli şekilde çalıştıracak olan özel sektöre devretmelidir.
Sıkı Para Politikası: Devlet, sıkı para politikasıyla, para arzının mal ve hizmet arzından daha hızlı artmasını ve böylece fiyatların yükselmesini önlemelidir. Onlara göre devlet, sosyal faaliyetlerini de kısmak pahasına harcamalarını azaltmak ve dolayısıyla kemerleri sıkmak zorundadır. Bunun için devletin, ekonomiye her türlü müdahalesi azaltılmalıdır.
Daha Az Devlet Müdahalesi, Güçsüz Devlet Demek Değildir: Yeni liberallere göre devlet, liberal kapitalizmi, karlılığa yönelirken verimlilik ilkesinden sapan girişimcilere karşı korumalıdır. Serbest piyasa mekanizmasının varlığı ve işleyişi için, güçlü devletin varlığı şarttır. Devlet piyasa mekanizmasının düzgün işleyişini sağlamakla yükümlü hakem görevini, başarıyla sürdürebilmelidir.
Piyasa Mekanizması ve Gelir Dağılımı: Yeni liberal görüş, sosyal adaleti sağlayıcı gelir dağılımı politikasını reddeder. Onlara göre, piyasa mekanizması çarkı, mal ve faktör piyasalarında oluşan göreceli fiyatlarla kimlerin zengin, kimlerin daha az zengin olacağını belirleyecektir. Bu mekanizma içinde, daha fazla geliri hak edenler, ön plana çıkacak ve zengin olacaklardır.
Kısacası, ülkemizde 1980’lerden itibaren uygulanmasına çalışılan ve serbest piyasa ekonomisi yada kısaca piyasa ekonomisi görüşü şeklinde lanse edilen, parasalcı görüşün esaslarının ne olduğunu açıklamaya çalıştık.

Prof. Dr. Zeynel Dinler – Mikro Ekonomi

Direnişte diriliş var bağlamında, aklıma geldi birden

Nasıl yapılır…
Şimdilik bende kalsın, şekerden patlayıcı yapabildiğinizi biliyor muydunuz?
Veya…
Çokça görmüşümdür eskiden Türkiye Cumhuriyeti olan…
Şimdi Tayyipistan da…
Mavi mavi bidonlar var, hani büyük büyük…
Bak resimlerine ve anla

https://www.google.de/search?q=mavi+bidonlar&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=2ahUKEwikgKbWsvXfAhVBPVAKHSNtD1MQsAR6BAgFEAE&biw=1365&bih=1012&dpr=1.5

Veya daha küçükleri de olabilir, ihtiyaca göre…
Bunlardan kalkan yapabilirsiniz kendinize!

O büyük bidonlardan en az iki kalkan çıkar…
Koru kendini…
Koru sevdiklerini, direnişte diriliş var…
Sen dökülürsen sokaklara, ben önünde…
Arkanda, yanında!

Sadece savunma, sadece…
Nefsi müdafaa, orantısız güce karşı savunmasız değilsin…
Akıl, bilgi en büyük müttefikin…
Bilinç!

Sokaklara dökülmeden evvel…
Had-ı müdafaa yoktur, sat-ı müdafaa vardır, olduğun, durduğun yerde…
Diren…
Aydınlat çevreni, karanlıkta bir ışık ol…
Oyuna sahip çık, git, mutlaka git seçimlere…
Okuduysan, bilmiyorum okuyup – okumadığını…
Ne O kadından ne Y-CHP’den var sana fayda…
Sensin, sen…
Sen sahip çıkacaksın ve ben elimden geldiği kadar destekleyeceğim seni!

Bırak sevdiklerime laf, söz söylemeyi

Yan gözle bakanın gözünü oyarım. Evime…
Müdahale etmeye çalışan…
Olur canından!

Veya SOKARIM çıktığı yere geri…
Ve yaptım, aynen uyguladım…
Yirmi senenin çok üzeri, evime adım dahi atamazlar, karışamazlar…
Densizler, görgüsüzler…
Bırak evimi…
Semte giremiyorlar!!!

Anne ve babamdır, rahmetli…
Söz ve hak sahibi…
Büyük müyük dinlemem, tanımam…
Evim benim…
Dört duvarım, sevdiklerim.

Ve Rus’u bir kez daha takdir ettim, haklılar…
Sen kim oluyorsun ya, sen kimsin, kim oluyorsun?
KIM…
Senin önüne kemik attı, havlayıp dursun…
Mahalle karısı, Kasımpaşa ayısı…
Aile içi meseleler aile içinde çözülürler, gelmedikten sonra evin içinden sana yönelik destek isteği…
Sen…
Dış kapının, dış mandalısın…
Kol kırılır, yen içinde kalır!

Hiç kimse, hiç kimse karışamaz benim evime…
Kanunda benim, nizamda…
Evimin içindekilerle çözerim çözüleceği, en sevdiğim yanlarımızdan biri…
İster yetmiş ister yedi…
Oturulur, konuşulur, tartışılır, kim suçlu kim suçsuz konur masaya, her bir problem çözülür kendi başına. Böyle gördüm, böyle büyüdüm, böyle öğrendim ve aynen böyle tatbik ederim…
Benim aile yönetim şeklim!

Herkes söz sahibidir, herkes…
Evin tüm ahalisi…
Ortak karar alır, ortak tatbik ederiz…
Ayaktayız…
Çok şükür Allah’ıma, akranlarımdan sadece iki aile, bir “ben” bir köfte…
Attırdı tepemi, kestim selam sabahı…
Bunca insan içinde, gurbette…
Dağılmadan duran, BIR olan…
İki aile!

Bu yüzden veririm birliğe önem…
Bilirim birliğin gücünü…
Ve…
Bilirim, hasretim iki ruh, bir beden…
Tek vücut olan, birbirinin eksiğini, gediğini kapatan…
Birliği…
Bilirim hasreti bilirim özlemi!


+


+


+


+

### Yorumsuz ###

Seçim siyasi faaliyet midir?

Balkan harbinden kalma ilkel vagonlara hız yaptırdılar, ilk virajda 41 insanımız öldü. “Niye istifa edeyim, treni ben mi kullanıyorum” dedi.

Bu faciadan 20 gün sonra iki tren kafa kafaya tokuştu, altı insanımız daha öldü. “Karayollarında her sene beş bin kişi ölüyor” dedi.

Henüz 22 yaşındaki oğlunun 445 bin euroya gemi aldığı ortaya çıktı. “Ne var bunda, 445 bin euro büyük para sayılmaz” dedi.

Türkiye’de herkesin telefonunun yasadışı yollarla dinlendiği ortaya çıktı, telekulak skandalını önlemek için ne yapıyorsunuz diye sordular. “Dinlenmek istemiyorsanız konuşmayın” dedi.

Konya isimli THY uçağı Diyarbakır’da düştü, 75 insan hayatını kaybetti. “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

Atlasjet uçağı Isparta’da düştü, 57 insan hayatını kaybetti. “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

Tekirdağ isimli THY uçağı Amsterdam’da düştü, dokuz insan hayatını kaybetti. “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

Karaköy iskelesi bakımsızlıktan battı. “Ekiplerimiz sabaha kadar çalışıp batığı emniyete aldı” dedi.

Haydarpaşa garı ihmalden yandı. “Kusur görünmüyor” dedi.

Ankara metro inşaatında göçük oldu, kaldırımda yürüyen bir vatandaş hayatını kaybetti. “Normaldir, dünyada da böyle” dedi.

2010’da Avrasya maratonu koşuldu, 30 bin kişi Boğaz Köprüsü üzerindeyken titreşim başladı, adeta beşik gibi sallandı, elektrik direkleri otomobillerin cam sileceği gibi sağa sola hareket ediyordu, tarihi felaketin eşiğinden dönüldü. Eleştirilere kızdı… “Asma köprü olur da sallanmaz mı, köprünün işi zaten sallanmak, köprü eğer sallanmazsa korkmak lazım, neymiş, elektrik direkleri sağa sola yaylanıyormuş, elektrik direkleri aksesuvardır, mesela saçın rüzgarda savrulması gibi bir şey, kökü orada direğin, bilip bilmeden milleti paniğe sevketmeyin” dedi.

Üç sene sonra, 2013’te… “Avrasya maratonunda köprüden artık koşarak değil, yürüyüş şeklinde geçilecek, grup grup alınacak, bir grup köprüyü terkedecek, ondan sonra öbür grup geçecek, çünkü Boğaziçi Köprüsü asma bir köprü, asma köprü olunca toplu halde geçmenin rezonans riski var, rezonans olunca ne oluyor, köprüdeki salınımlar artıyor, salınımlar eğer köprünün özgün frekansıyla aynı değere ulaşırsa, artık sönümlenmiyor, köprü yıkılıncaya kadar devam ediyor, aynen deprem gibi, işin fiziği bu” dedi.

Üniversite sınav sorularının çalındığı ortaya çıktı. “Hile hurda işi yeni değil, bizim zamanımızda da vardı” dedi.

Pkk’yla masaya oturduklarında açılım’ı şöyle savundu: “Terör örgütünün ortaya çıktığı zamanki Türkiye topraklarıyla bugünkü Türkiye toprakları arasında ne fark var? Eksilme var mı? Yok. Artma var mı? Var. Dolgular yapmışız. Deniz dolguları. Türkiye 12 bin kilometre büyümüş. Neresi bölünüyor? Koca bir yalan. Bölünme yok.”

Uzayda elektrik üreteceğimizi açıkladı… “2023 hedefimiz uçak yapımı ve uçurtulmasıdır, 2018’de kendi imalatımız olan uyduyu yörüngesine göndereceğiz, 2035’e kadar uzaya güneş panelleri yerleştireceğiz, bunlarla elektrik üretip, enerjiyi radyo frekans dalgalarıyla yeryüzüne ulaştıracağız” dedi.

Hemen ardından, bilim ve teknolojiye ne kadar hakim olduğunu gayet bilimsel şekilde anlattı… “Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor, gelen ordan işine yarayanı alıyor, sistematik bir şey yok, abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç de karışmıyor, bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp işini göreceksin, kafayı taktın mı o zaman işin kötü, çok fazla hikmetine fazla şey etmemek lazım” dedi.

Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim’den başka isim bulamadınız mı diye sordular. “Yavuz Sultan Selim’in Alevi katliamı yaptığına dair iddialar soyut iddialardır, Alevi katliamı efsanedir, gerçeklikle alakası yoktur” dedi.

İzmir limanındaki yolsuzluk operasyonunda bacanağını enselediler. “Haberim yok, benimle ne alakası var” dedi.

Havuzcu müteahhit gevrek gevrek gülerek, “Binali kalırsa yaşadık, milletin orasına koyacağız” dedi. Bu konuyla alakalı ne düşündüğünü sordular, “ciddiyetten uzak, asparagas bir haber” dedi.

50 milyon vatandaşın kimlik bilgileri çalındı, internette şakır şakır yayınlandı. “Yok öyle bir şey, geçmişte yaşanmış bir hadise” dedi.

Oğlu kumarhanede fotoğraflandı. “Hiç umuruma gelmez, şerbetliyim, ekşi ayran içmedim ki karnım ağrısın” dedi.

Atatürk Havalimanı canlı bombalarla basıldı, 46 insan hayatını kaybetti. “Güvenlik zafiyeti var mı yok mu tarzında muhabbetler oluyor, güvenlik zafiyeti yok, işin özü budur” dedi.

Havalimanında hayatını kaybeden insanlarımız henüz toprağa bile verilmemişken, aynı gün şehit düşen uzman çavuşlarımız henüz morgda yatarken, üçüncü köprü açılışında konfeti yağdırıp, balonlar uçurdu… “Bayram yaşıyoruz” dedi.

“16 yılda 4 milyar 39 milyon fidanı toprakla buluşturduk, bazıları diyor ki, bu kadar fidan dikilmemiştir, inanmayan gitsin saysın” dedi.

Akıllı tahtaya “sevgili” kelimesini yazamadı, “sevğili” yazdı, “üstünde şapka var mıydı” diye sordu, “oldum olası ayırtedemem” dedi.

Son başbakansınız, görevi devredemeyeceksiniz, ne düşünüyorsunuz diye sordular. “Koltuk elimizde kaldı, müzayedeye çıkaracağım” dedi.

İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı yapıldı, gazetecilerle basın toplantısı düzenledi… “Her türlü sorunuzu cevaplamaya amadeyim, her şeyi sorabilirsiniz, ayakkabı numaramı sorun, kaç yaşında olduğumu sorun, hobilerimi sorun, sınırlama yok” dedi.

Adalardaki faytonlardan bahsederken, tarihi bir tespitte bulundu, “hayvanlar da canlıdır” dedi.

Meclis başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı olmanız, meclis başkanı olarak siyasi parti faaliyeti yürütmeniz anayasaya aykırı değil mi diye sordular. “Seçim siyasi faaliyet değildir” dedi.

Aslına bakarsanız, taaa en başında söylediğini söylüyor…

“Niye istifa edeyim, treni ben mi kullanıyorum” demişti.
“Niye istifa edeyim, meclisi ben mi yönetiyorum” diyor!

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/secim-siyasi-faaliyet-midir-3158033/

CHP kazanmak istemiyor mu?
16 Ocak 2019

31 Mart 2019 günü yapılacak yerel seçimler öncesinde, aday açıklama konusunda Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı’ndan daha hızlı hareket ettiğini söylemek mümkün.
Bunda İYİ Parti’nin istek çıtasını en yükseğe koyması ve CHP’nin bu isteklerin çoğunu kabul etmemesinin rolü büyük.
Bir başka etken de CHP’nin elindeki belediyelerde çok sayıda aday adayı çıkması. CHP ve İYİ Parti’nin aday belirleme sürecinin, şeffaflık bakımından Cumhur İttifakı’ndakinden çok farklı olmadığı açık.
Üstelik, Cumhur İttifakı, paylaşılan kentleri ve adayları “kazanma” odaklı belirliyor.
Millet İttifakı ise adayları parti yöneticilerinin ve “kanaat önderlerinin” telkinleri ile netleştiriyor.
İYİ Parti’nin isteklerini İstanbul’da Şişli’yi, Beşiktaş’ı isteyecek kadar ileri götürmesi, Kürt seçmenlerin ağırlıklı olduğu bazı yerlerin İYİ Parti’ye bırakılmak istenmesi, nüfusunun yüzde 60’ı Doğu ve Güneydoğu kökenlilerden oluşan Esenyurt’ta Artvinli bir aday çıkarılmak istenmesi siyaset teorisi ya da sosyoloji ile açıklanacak cinsten değil.
Madem ismini telaffuz ettim, Esenyurt üzerinden devam edelim.
Esenyurt seçmen sayısı ve imkanları bakımından Kadıköy’den, Beşiktaş’tan, Şişli’den çok büyük. Alınması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kazanılması açısından da etkili olur.
Madem hedef AK Parti’nin elindeki belediyeleri kazanmak, Karslıların, Ardahanlıların, Vanlıların yoğun yaşadığı Esenyurt’a, ilçede büyük karşılığı olan Gürsel Tekin neden talip olmuyor?
CHP Genel Merkezi neden kendisini talimatla Esenyurt’a aday yapmıyor?
TBMM Başkanı Binali Yıldırım bile İstanbul Belediye Başkanlığı için “evet” derken, böyle bir teklif karşısında Gürsel Tekin’in “hayır” demesi ne kadar doğru olur?
CHP yönetimindeki bazı isimlerin Gürsel Tekin alerjisi ya da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hatrını kıramadığı bazı kanaat önderlerinin önerdiği isimlerin farklı olması, CHP’nin Esenyurt’u almasından daha mı önemli?
Bir başka örnek de İzmir.
2014 yerel seçimlerinde Aziz Kocaoğlu FETÖ’cüler tarafından mağdur edilmeseydi Kılıçdaroğlu Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’i Büyükşehir adayı yapacaktı. 2019 yerel seçimlerinin konuşulmaya başlandığı günlerde de Kılıçdaroğlu’nun aklındaki aday Soyer’di. Bunu bilmeyen yok.
Peki, zaten 5 yıldır aklında olan bir ismi, sürecin sonunda aday gösterecektiyse, neden haftalardır diğer aday adaylarının önüne atıp hırpalattırdı?
Ne babasının açtığı soruşturmalar kaldı, ne Seferihisar’ın ekonomik sorunları.
Daha çok örnek sıralayabilirim ama köşe de yetmez, faydası da olmaz.
Ön seçim, eğilim yoklaması, kamuoyu araştırması gibi şeffaf yöntemler dururken, kapalı kapılar ardında, yöneticilerin kıstaslarıyla, kanaat önderlerinin telkinleriyle aday belirlenince ortaya bu tablo çıkıyor.
Bu tabloya bakınca da insan “CHP kazanmak istemiyor mu” diye sormadan edemiyor.
TRUMP’IN TWEET’İ VE SURİYE’DE DURUM RAPORU
ABD Başkanı Donald Trump sadece kendi asker ve sivil bürokrasisinin değil bütün dünyanın kimyasını bozdu. Artık kimse önünü göremiyor ve Trump’ın ne yapmaya çalıştığını anlamıyor. Suriye konusunda son durumu şöyle özetleyebilirim:
• ABD asker ve sivil bürokrasisi Suriye’den hızlı çekilmek istemiyor. Kendi planlarını Trump’a kabul ettirdiler.
• Trump’ın söz ettiği “Suriye’nin kuzeyinde 20 millik bölge” daha önce hiç konuşulmadı.
• Münbiç’in statüsü konusunda hiçbir ilerleme sağlanmadı.
• ABD’nin Türkiye’den ne istediği henüz somut olarak Ankara’ya iletilmedi. Ankara planlarını ertelemek zorunda kaldı.
• Türkiye’den beklenen IŞİD ile mücadele, Türkiye’nin ABD’nin boşaltacağı bölgeye yerleşmesiyle mümkün ama ABD buna karşı.
• Bu arada Türkiye Fırat’ın doğusunda operasyon planlarken batı cephesindeki İdlib’de 5 HTŞ’li terörist öldürüldü ve HTŞ ile diğer gruplar arasında çatışma başladı. Ankara bu gelişmeyi manidar buluyor.
• Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki hafta içinde gerçekleşecek Moskova ziyaretinde bütün bunlar masaya yatırılacak.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/deniz-zeyrek/chp-kazanmak-istemiyor-mu-3142682/

Trump’ın “ekonomik yönden” mahvetmesi
16 Ocak 2019

EOKA.
Kıbrıs’ta sahneye çıktı.
Rumların silahlı örgütüydü.
“Terör” yarattı.
Davasını bu yolla “tanıt”tı.
“Toprak” kazandı.

Eoka’yı nasıl bitirdik?
Kıbrıs’a çıkarak…
1974’te.
Hemen bir sene sonra ne oldu?
1975’te…

ASALA sahneye çıktı.
Ermenilerin silahlı örgütüydü.
“Terör” yarattı.
Davasını bu yolla “tanıt”tı.
“Toprak” istiyor.

Asala’yı nasıl bitirdik?
Vurarak…
1983’te.
Hemen bir sene sonra ne oldu?
1984’te…

PKK sahneye çıktı.
“Terör” yarattı.
Davasını bu yolla “tanıt”tı.
“Toprak” istiyor.

T’erör.
T’anıtma.
T’oprak.
T’esadüf değildir.
Peşpeşe dizilen aynı t’espihin t’aneleridir.

Teee 1919 yılında, Doğu Anadolu’da Ermenistan devleti kurmak isteyen kimdi? Wilson prensipleri çerçevesinde ABD.
Milli mücadele başarılmasaydı, Doğu Anadolu’da kurulacak Ermenistan devleti kimin mandası altında olacaktı? ABD’nin.
Kıbrıs barış harekatımızı engellemek için ambargo uygulayarak karşımıza kim dikilmişti? ABD.
Şimdi, tıpkı Ermenistan gibi sınırımızda kurulan PKKistan’a müdahale etmemizi engellemeye çalışan kim? Trump prensipleri çerçevesinde ABD.

Beri yandan…

“Kıbrıs açılımı” yaparak, ulusal kahramanımız Denktaş’ı sırtından bıçaklayan, KKTC’nin kepenklerini kapattırmak için yes be annem dedirten, Rumların AB’ye girmesini sağlayan kimdi?
“Ermeni açılımı” yaparak, Ermenistan’la sınır kapılarını açmak için İsviçre’de masaya oturup protokol imzalayan, Ermenistan maçında Azerbaycan bayraklarını yasaklayan, 1915 olayları için dokuz farklı lisanda taziye mesajı yayınlayan kimdi?
“Pkk açılımı” yaparak, Pkk’yı tanık TSK’yı sanık yapan, Oslo’da masaya oturan, İmralı’yla müzakere eden, Kandil’den canlı yayın yapan, terör örgütüyle pazarlık edilmesine itiraz edenlere ırkçı diyen, Barzani’yi onur konuğu yapan, Şivan Perver’e barış güvercini muamelesi yapan, düet yapan, Türk bayrağı demeyelim Türkiyeli bayrağı diyelim diyenlerden akiller heyeti kuran, bana Serok Ahmet diyorlar, bana biji Serok Ahmet diyen dillerinize kurban olayım diyen, TC’yi devlet tabelalarından silen, Pkk bayrağı taşımayı suç olmaktan çıkartan, Pkk seçime katılsın diyen, Pkk terör örgütü değildir diyen, Türk yoktur diyen, üniformalı Pkklıları Habur’da törenle karşılatan, Apo’ya Diyarbakır meydanında ulusa sesleniş konuşması yaptırtan, başkentimiz Ankara’ya Kürdistan bayrağı diktiren kimdi?

Üç açılım süreciyle, üç milli davamızı komaya sokan… Kimdi?

Vaziyet kabak gibi bu durumdayken, Trump ne dedi?
“Kürtleri vurursa, Türkiye’yi ekonomik yönden mahvederiz” dedi.

Türkiye, sayın iktidarımızın kötü yönetimi yüzünden çok ciddi bir ekonomik krize sürüklenmişken… Sayın iktidarımız sayın ahalimize “bizim hiç günahımız yok, hepsini dış güçler yapıyor” derken, “dış güçlere karşı ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz” derken, “onların doları varsa, bizim Allahımız var” derken… Trump’ın tam da seçim arefesinde “ekonomik yönden” tehdit savurması, gerçekten tehdit midir?
Yoksa, sayın iktidarımıza seçim kampanyasında tepe tepe kullanması için, “bakın gördünüz mü, ekonomiyi biz bozmadık, hepsi ameriga’nın oyunu” demesi için, eşi bulunmaz destek midir?

Seçimin en kritik belirleyicisi milliyetçi seçmenken, cumhur ittifakında hergün yeni bir çatırdama haberi yazılıyorken… Trump’ın sayın iktidarımıza karşı Pkk’yı koruması, asrın liderimize tehdit savurması, duygularıyla hareket eden milliyetçi seçmenin oyunu nasıl etkiler sizce?

Bu seviyede kritik meseleyi telefonda söylemek varken, diplomatlar aracılığıyla söylemek varken, Pentagon aracılığıyla söylemek varken, Trump’ın tweet atarak, sayın ahalimizin görmesini sağlaması, adeta gözüne sokması normal midir?

Trump öküz bile olsa, Beyaz Saray’ın öküz olduğunu düşünen öküz var mı aramızda?

Hadi cümleten hayırlı belediye seçimleri… Eyyy Trump filan.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/trumpin-ekonomik-yonden-mahvetmesi-3143088/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger