Akif dayım, NEFRET EDIYORUM fotoğraflardan

Yeminle…
Akrabam olduğu için değil, biliyorsunuz beni…
Doğruya doğru yanlışa yanlış…
İyi bir insan, gerçekten iyi…
Gelir hep rahmetli babam gözümün önüne, bir kırmızı koltuk vardı hastane koridorunda…
Onun üstünde otururdu, ağırlaştığında gece ben yanındaydım, balkon meselesi, çıkmıştım dışarıya sigar içmeye. “Önderrr, gir içeriye oğlum üşüyeceksin!”
Sonrasında…
Son anında, iki kez nefes aldı, verdi ve vefat etti. Gözlerini ben kapadım.

Hiçbir zaman fotoğraflanmasına izin vermedim…
Sevda, Metin’im…
O kadar acı ki…
Ders olmuştu bana, O halleri kazındı hafızama…
Dayım…
Yollamışlar fotoğrafını, keşke göstermeseydi annem…
Ne hallere gelmiş, nasıl derin bir sızı, üzüntü anlatamam…
Allahsız orospu çocukları!

Ben bilmiyorum tabii, komadayım…
Anlatılanların yalancısıyım, her sabah hemşire hanım gelir beni tıraş edermiş, yıkar paklarmış…
Refakatçi rezaleti, ne bilsin insan bakmayı, hastayı…
Saç – sakal girmiş birbirine…
Allah belanızı versin, sadece bela okumak, küfür etmekten başka bir şey gelmiyor elimden…
Götünüze sokun gösterişi, lüksü…
İnsana…
Değer vermedikten sonra!

Uçurduğunuz yeter, yürüttüğünüz bırakın milletin ayakları yere bassın

Net 28,6 milyar NET bu NET, elde olan yani hazinede kasada olan…
Brüt 96,7 milyar…
Bu verileri Merkez Bankası başkanı açıklıyor. SALDIRIYMIŞ…
Danışıklı dövüş!

Bunlar mı sokaklara dökülecek, bunlar mı?
Kendime not, sadece kendime, arşivime…
Sabah Almanya saati 6:30 dolar 5,59’u gördü…
Bu şu demek, piyasa, yatırımcı kaygılı…
Türkiyeli dahil herkes döviz peşinde, henüz ne piyasa açıldı ne bir şey…
Çeyrek yine 380’leri gördü…
Hatırla Önder hatırla…
Yazmıştın ya hani dünya piyasasını, devletlerin borçlarını…
En başta Amerika, gırtlağına kadar borç batağında…
Dövizde mevsimsel çalkalanma diyor MB başkanı, siktir lennn adi herif…
Borç…
Borçtan kimsenin söz ettiği yok, bizim değil çünkü(!)
En az, en azzz…
Üç nesil, çekecek daha bu pezevenklerin kahrını, başımıza açtıklarının ceremesini…
Vebali…
O pezevenge, türbanlı orospuların boynuna!

09:13 / 07:13

Dolar 5,60
Euro 6,29
Çeyrek altın 380,88
Borsa 92120

S-400 bahane…
YALAN, kandırma, aldatma şahane!

Hatırladın mi Önder?
Dün yazmıştın…
Abidik gubidik tivisti…
Hani…
Abidik gubidik değerler ile MB rezervlerinin anca 90 milyarlı rakamlara ulaştığını…
NETE bak nete, elde olana, kasadakine!

Dansı izliyorum…
Ah ulan gençlik, ahhh kızlar…
Doyamadım sizlere, doyamadım…
O kadar çok kelebek vardı ki sevemediğim, o kadar çok çiçek vardı ki daha koklayamadığım…
Ulan Önder ben senin …!

Heyyyt Sadri ağabeyimize bakin siz…
Hatunlar…
Şeytanın sol bacakları, yakar erkek milletini!

Zaman geçer…
Sular dere tepe aşar…
Çağlar değişir…
Amaaa…
Kadın denilen varlık VE cazibesi değişmez!

IZLE dün Beste’nin dediklerini

Rahatlamalara bak, rahatlamalara!
Veee yalın gerçekler!

09:52 / 07:52

Dolar 5,62
Euro 6,33
Çeyrek altın 382,16
Borsa 92120

AKP ve O pezevenk gerçeği…
Hani herkese ayar çekiyor ya…
Siz ne siyaset bilirsiniz ne ekonomi diye…
Al sana ekonomi, al sana siyaset!

10:38 / 08:38

Dolar 5,64
Euro 6,35
Çeyrek altın 383,08
Borsa 92632

Görgü, görgü. Kökten, evden – yuvadan görgü…
Bilgi!

Hadi ben kaçtım, öğle vakti devam piyasa takibi ile…
Hatırla demiştim, ihtiyacın varsa bu hafta altın sat diye…
ALLAH…
Kimseye sattırmayı, satmak mecburiyetinde kalmayı nasip etmesin…
Rabbim cümlemizi korusun, en başta evlatlarımızı.

14:48 / 12:48

Dolar 5,64
Euro 6,35
Çeyrek altın 383,86
Borsa 93360

Biliyorum eylem hazırlığındasınız, ikisi yakalandı geçenlerde…
AMA…
Allah var yukarıda, YALAN söyleyip insanları kandırmayın…
Kayyum belası sadece Güneydoğu illerinde değil, anlattım değil mi bu KAHPELER her yerde para peşinde. AKP, Akçeli işler…
İnsanları aldatmayın!

“Kürt kentlerindeki kayyum rejimi, hafıza kırımı, asimilasyon ve Türkleştirmenin yanı sıra ciddi bir rant döngüsünü de kurdu. Sadece Kayapınar Belediyesi bile bunu anlamaya yetiyor.



Türk devlet kodlarına uygun olarak belediyelere atanan kayyumlar, büyük bir yolsuzluk ve talana da imza attı. Bugünden itibaren bu rant döngüsünden yararlanan bazı firmaları ve nemalandıkları miktarları ifşa ediyoruz.



Kayyum atamaları son derece planlı, ideolojik bir hamle olup Kürt kentlerindeki yerel yönetimleri merkezi devletin uzantısı haline getirme çabasının da önemli bir parçasıdır. Türk kentlerinde görevden alınan belediye başkanlarının yerine yine meclis içinden seçilmiş bir kişi atanırken, Kürdistan’da görevden alınan belediye eşbaşkanlarının yerine vali ve kaymakamlar doğrudan devletin yerellerdeki temsilcisi olarak atandı. Kayyum sonrası belediyelerin taşınmaz mülkleri haraç mezat işbirlikçilere peşkeş çekilerek satıldı ve sadece 2 yılda belediyeler yine borç batağı içine itildi. Kayyumların hizmette değil, rantta yarıştıkları Sayıştay raporlarıyla da ortaya döküldü. Kayyumların genelinde kaideleşen “pazarlık usulü” ihale yöntemi, kimi kayyumlarda açık ihale usulünün istisnalaşması ve hatta hiç başvurulmaması noktasına vardı.


…“

Ya neresinden bakarsan bak…
Neresinden tutarsan tut…
İki ucu, ortası…
Her yeri boklu değnek…
AKP demek!

##########################################
Ve kapanış…
Konuşuyor rakamlar, konuşuyor…
Tayyip pezevenginden daha çok bağırıyor…
ANLAYANA!

19:00 / 17:00

Dolar 5,52
Euro 6,27
Çeyrek altın 376,36
Borsa 92120
##########################################

NIYE seçimlerden sonra PEZEVENK neden seçimlerden sonra, gizlediğin, gizlettiğin şehitler gibi mi olacak. Sen gerçekten bu çağda her şeyi gizleyebileceğini, milleti ilelebet kandırabileceğini mi sanıyorsun?

Ekonomik tedbirleri alacaksan çok öncesinden alsaydın…
Seçimden sonraymış…
Madem saldırı…
ULAN PEZEVENK seni SIK gibi dikilesin diye mi koydular oraya…
Düşünseydin bu günleri, alsaydın tedbirleri!

Belki yapabilirsin bunu, belki kandırabilirsin ama…
Bir Önderi asla!
Bak ya borsası, bakanı bilmem nesine açıklama yapıyorlar…
Her şey olağan seyrindeymiş, dünya toz pembe!

Çıktı Beste Uyanık gene…
Ne uyanık ne uyanık…
Ulan Demirörenler bugünlerin yârini da var…
HESAP VERECEKSINIZ…
Yarına Besteyi izleteceğim size…
Yazıklar olsun ya yazıklar olsun, size de çocuklar…
EKONOMI…
Sizlerin geleceği, biz geldik gidiyoruz, yarınlar sizin…
OLMAYAN yarınlar!


Öfffffffffff çok yoruldum, doktor…
Oradan eve cup yatağa!

Arife, tarif gerekir mi?

Beka aşağı beka yukarı…
Beka…
Ya nerede kaldı zekâ?

Utanmayı unuttuk, utanmayı…
Ayıp…
Oldu günah, sen hiç başörtülü kadına dil uzattığımı duydun mu?

Kendi ailemde, büyüklerimin neredeyse hepsi…
Anam, avradım…
Mevlit, mezar ziyaretlerinde…
Camide…
Mekân ve zaman…
İnsan…
Bilecek kendini, geçmişini!

Allah’a inan…
İnanma, hani mahalle baskısı diyorlar ya…
SEN;
Bilir misin Önder’i?

Ya…
O mahalle baskısı dedikleri olmasa…
Ya olmasa…
Hiç düşündün, hayal ettin mi…
İnsan…
Ne eder, neler etmez ki?

Her şeyin var, vardır bir nedeni…
Nedeni…
Neden etmeli!

AMA…
Bu demek değil ki…
Gel yapış gırtlağıma, sık beni…
Yeri gelir içki içerim yeri gelir ana avrat küfürde düz giderim…
Seni mi veriyorsun ekmeğimi?

Uyacaksın kurallara…
Tanrının da kulun da…
Uymazsan, uymak istemiyor veya uyamıyorsan, çekeceksin eninde sonunda ceza!

Dedim ya, yok sana değildir sözlerim, benimle uğraşma…
Tepemi attırma…
İstediğin kadar tehdit et, elinden geleni ardına koyma…
Sonunda…
Asacağız seni ve senin gibileri!

Bana ne Mansur’dan AMAAA

Hepimiz Mansur Yavaş’ız
27 Mart 2019

“Ergenekon terör örgütü” dediler, Ergenekoncuların aslında Agarta diye bir tarikata mensup olduklarını, bu tarikatı kuranların milattan önce dokuz bin yılında Atlas Okyanusu’nda batan Atlantis kentinden karaya çıktıklarını, Asya’ya gelip, Tiyenşan Dağları’nın mağaralarına yerleştiklerini anlattılar.
Yalan çıktı.

“Balyoz” dediler.
Cami bombalayacaklardı dediler.
Yalan çıktı.

“Casusluk yapıyorlar” dediler.
Üç bin subayımıza…
Fuhuşçu casus dediler.
Yalan çıktı.

Profesör Türkan Saylan’a “terörist, lezbiyen, fahişe, dinsiz, misyoner, Amerikan ajanı” dediler, Profesör Mehmet Haberal’a, Profesör Fatih Hilmioğlu’na, Profesör Erol Manisalı’ya, Profesör Kemal Gürüz’e, Profesör Yalçın Küçük’e, Profesör Uçkun Geray’a, Profesör Kemal Alemdaroğlu’na, Profesör Mustafa Yurtkuran’a, Profesör Ferit Bernay’a “darbeci” dediler, Profesör Tayfun Uzbay’a “darbeci casus” dediler, Profesör Yücel Aşkın’a “yolsuzluk yaptı, tarihi eser kaçakçısı” dediler, Profesör Rennan Pekünlü’ye “başörtülü kızlarımızın eğitim öğrenim hakkını engelliyor” dediler, Profesör Erdoğan Teziç’e “başörtüsü düşmanı, millete küfür etti” dediler.
Külliyen yalan çıktı.

“Arınç’a suikast” dediler.
Yalan çıktı.

“Karayılan yakalandı” dediler.
Yalan çıktı.

“AB’ye girdik” dediler.
Havayi fişek fırlattılar.
Yalan çıktı.

“Zekat hırsızlarını koruma altına alan bir güç var, ben bu güce hırsızların imparatoru diyorum, hem altındaki figüranları koruyor, hem kendisine ulaşılmasını engelliyor, kim olduğu belli, halk arasında tabir vardır, arife tarif gerekmez, damda gezer miyav der, isme gerek var mı” diyen… Deniz Feneri savcılarını “sanık” yaptılar, “resmi belgede sahtecilik”le suçladılar.
Yalan çıktı.

Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en namuslu insanlarından olan İzmir büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’na “çete” kurarak “yolsuzluk” yaptığı iddiasıyla 400 sene hapis cezası istediler.
Yalan çıktı.

Ethem’i Gezi olayları sırasında suratından vurarak öldürdüler, kum çuvallarının önünde çekilmiş fotoğrafını yayınladılar, “işte terör kamplarında çekilmiş fotoğrafı” dediler.
Yalan çıktı.
(Ethem kaynakçıydı, Hakkari Şemdinli’deki Tekeli tabur komutanlığının inşaatlarında çalışmıştı, devlet büyüklerimizin çocukları askerliğini bedelli yaparken, Ethem askerliğini Hakkari Şemdinli’de yapmıştı, bölgeyi gayet iyi bildiği için oradaki karakol inşaatlarına gönüllü gitmişti, yandaş medyanın sanki gizlice ele geçirilmiş gibi yayınladığı fotoğraf, aslında Ethem’in kendi Facebook sayfasındaki hatıra fotoğrafıydı.)

Ali İsmail’i öldürdüler, “kamera kayıtlarını inceledik, kendi arkadaşları dövmüş” dediler.
Yalan çıktı.

“Geziciler elit semtlerde oturuyor” dediler, “seçkinci sınıf” dediler, “imtiyazlı çevreler” dediler, “bir avuç kaymak tabaka” dediler.
Yalan çıktı.
(Ethem’i öldürdüler, kaynakçıydı, Abdocan’ı öldürdüler, narenciye paketleme tesisinde asgari ücretliydi, Ali İsmail’i öldürdüler, babası inşaat işçisiydi, Mehmet’i öldürdüler, garsondu, babası pazarcıydı, Ahmet’i öldürdüler, üniversite mezunu işsizdi, inşaatlarda amelelik yapıyordu, Berkin’i öldürdüler, babası işsizdi, “kaymak tabaka” dedikleri işte bu çocuklardı.)

“Başörtülü bacıma saldırdılar” dediler, “kamera görüntüleri elimizde” dediler, “biz o görüntüleri izledik” dediler. “Erkek şahısların üstü çıplaktı, kafalarında siyah bantlar vardı, kenara, duvar dibine çekildim, tişörtünde Che Guevara resmi bulunan bayan şahıs ani şekilde başörtümü tutarak yukarıya doğru kaldırdı, Tayyip’in o…sunu buldum beyler, gelin s…in diye bağırmaya başladı, kızımın bebek arabasını tuttuğum için kaçamadım, erkek bir şahıs sol yanağıma tokat attı, sırtüstü yere düştüm, kalabalık grup etrafımı sardı, tükürmeye, tekmelemeye başladılar, beni tekmelerken, eşarplı kaltak, devrim yapacağız kökünüzü kazıyacağız, hayvan kaltak şeklinde yüksek sesle hakaret ettiler, şişman yapılı, etli geniş burunlu biri bebek arabasını sallıyordu, arabanın içindeki kızım aşağı yukarı zıplıyordu, üç dört kişi benim üzerime idrarlarını yaptılar, bir kadın ‘başörtüsüne işeyin, başörtüsüne işeyin‘ diye bağırıyordu, etrafımdaki şahıslar bana tekme atmaya devam ediyordu, tam bu esnada bir şahıs, başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı, başka bir şahıs, benim arkama geçerek cinsel bölgesiyle sürtünüyordu, vücudumun değişik yerlerinden cinsel saldırıda bulunanlar vardı, emekleyerek kaçmaya çalıştım, başaramadım, İnönü stadında araba yakıyoruz diye bağırma sesi duydum, etrafımdaki şahıslar dağıldılar, İnönü stadyumuna doğru yürümeye başladılar, yerden kalktım, bebek arabasının yanına gittim, altı aylık kızım ağlıyordu, sol ayak diz altında sıyrık vardı, kanamıştı, sol kolunda morluk vardı, bana cinsel saldırıda bulunan şahısların arkasından baktığımda, iki şahsın ellerinde bira şişesi olduğunu, bira şişelerini karşılıklı tokuşturduktan sonra içtiklerini, kahkahalar atarak güldüklerini gördüm, evime geldim, temizlenme hissiyle duşa girdim, bacaklarımda morluklar vardı, yaşadığım korku neticesinde bebeğimi emziremedim, sütüm kesildi” dediler.
Yalan çıktı.

“Camide bira içtiler” dediler.
Müezzin yalanladı.

“Camiyi ahır yaptılar…”
Yalan çıktı.
“Camiyi genelev yaptılar…”
Yalan çıktı.
“Ezanı ıslıkladılar…”
Yalan çıktı.

Temel Karamollaoğlu’nu elinde rakı kadehi tutuyormuş gibi haber yaptılar.
Yalan çıktı.
Meral Akşener’i feto’yla el sıkışıyormuş gibi haber yaptılar.
Yalan çıktı.
Muharrem İnce’yi camide bisikletle dolaşıyormuş gibi haber yaptılar.
Yalan çıktı.

Sözcü’ye fetocu dediler.
Kuyruklu yalan çıktı.

Ve şimdi, yalan olduğunu bile bile “Makedonyalı” diyorlar, iftira olduğunu bile bile “Amerikan menşeli” diyorlar, “Kandil’in gönderdiği teröristleri belediyede işe alacak” diyorlar, kumpas olduğunu bile bile “sahte senet vurguncusu” diyorlar, “vergi kaçakçısı” diyorlar, “müstehcen görüntü bulundurmak”tan soruşturma açıyorlar.

Başkent’in seçimi, sadece belediye seçimi değildir.
Türkiye’nin yalanla iftirayla kumpasla mücadelesinin özetidir.

Çünkü seçime o giriyor ama…
Hepimiz Mansur Yavaş’ız!

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/hepimiz-mansur-yavasiz-4143068/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

😊 😊 😊 EVET, adam akıllı bir tımar edilmeye ihtiyacım var; Tımarhaneye! Ve bir evet daha, hayal dahi edemeyeceklerin, KOCAMAN BIR NOKTA buna rağmen işe yarıyorum hala, BEKLE

😊
Bekle dedim ya, döneceğim iyine!

Henüz savaş meydani izlemini veriyor ama…
Temizlendiğini, boyandığını (merdiven şeklinde yaptım, boya çiçeklendir sarmaşık ile en tepeye saksı saksı çiçekler) getir bir gözünün önüne…
Maksat çöpleri gizlemek…
Salıncaklı sandalye rengindeydi, bu renk KENDI ÖZEL karışımım, satın alma değil yani. Odunluk…
Gördüğün neredeyse her şey Önder işi, siyah kahverengi karışımı falan…
Karşısında dur çok şık duruyor, neticede INŞALLAH gelecek olan insanlar kalburüstü tipler ki daha bitmedi!




Süleee…
Bu çeyrek daha işe yarıyor mu, yaramıyor mu?