>>> Veee ALMANYA 19:34 Tayyip BORSASI 3020 puan <<<

Cogito, ergo sum

Götünüzü…
Ağzınızı yüzünüzü siiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
António Guterres haaa…
Ruysa – Ukranya ha?

Allah…
BELANIZI VERSIN!

Dolar 18,06
Satılmışınız ulan siz, satılmışlar sürüsü…
Müsaitler…
Allah bir değil bin bir türlü belanızı versin…
Siktirin gidin başımdan, değmez…
Parmağını oynattığına değmez.

Ne siz…
Ne Almanlar…
Değmez!

Mind Control für Handys? 23. Juni 2005*

Cogito, ergo sum

So in ungefähr sieht es aus; Stand 2022

Pi…
Mal Daumen, etwas kleiner…
Lege dich NIE mit dem GELD an, NIE…
Aber irgendwann komme ich auf dieses Thema zurück…
Versprochen.

Für interessierte

E. MUSK…
Die Regel besagt nenne NIEMALS Namen…
Ich MUSSTE diesen „Menschenfreund“ (…)
Ich MUSSTE auch wegen der Ukraine.

Die Welt…
Und die WeltEN!

Für interessierte

CIA…
We are not finished yet

Feinde der Pressefreiheit

Vergesst bitte nicht, ihr bewegt euch in meiner Welt

Cogito, ergo sum

Jemand von WERT

Ich habe gerade mit meiner Schwester gesprochen; Gasabschlag…
Von 120 auf 360 € im Monat!

Es ist egal ob die Türkei oder Deutschland, beide sind wichtig für mich…
Auch wenn ihr es mir nicht glauben mögt…
Mein Werdegang…
Ich habe so manches gesehen und erlebt!

Schuldenuhr Europas UND DAS ist NUR Europa…
Ihr mögt unzufrieden sein, verärgert…
ABER…
Seid froh das ihr in Deutschland lebt!

Seht es euch an

Man kann IMMER besser AUCH verschlimmbessern…
Erstes Gebot der Kommunikation, der Sender ist verantwortlich für das gesendete, nicht der Empfänger…
Nun…
Ich glaube ich kann, konnte es euch nicht erklären, mein Anliegen…
Die (…)
Habt ihr auch nur eine Ahnung was man so verdient…
Übersee (…)
Während Menschen Sterben, hungern…
Leiden…
Habt ihr auch nur die entfernteste Vorstellung davon?

Gestern…
LNG…
DIE Verdienstspanne…
Unvorstellbar, aber was ist denn da los am „Nordpol?“
Schweden, Finland und natürlich Dänemark…


…!

Spitzbergen!!!

Mein Schwesterchen von 120 Euro…
Auf 360…
Sie HAT zwei Kinder, Teeanager.

Hast du Kinder, dann weißt du was das heißt.

Übrigens ein geplantes vorgehen…
Näheres kann und darf ich nicht auf deutsch schreiben…
Der Islamist, ein anderer böser…
Böser Wolf in der Türkei…
Er WIRD gerade in Schafspelz gehüllt…
Bitte…
Fallt wenigsten ihr nicht drauf rein.

Ich kam nicht dazu, dem FOCUS ein Leserbrief DIREKT an die Redaktion zu schreiben…
Von wegen Drohen und so…
Einige Belege vorzulegen ein böser, böser Wolf…
Ein Betrüger ein möchtegern Padişah…
Er WIRD gerade in Schafspelz gehüllt…
Und der Welt präsentiert.

Psychologie…
Die Soziologie, DER ERSTE EINDRUCK…
Er IST DAS…
Was ihr schon zuvor von ihm gehalten habt, auch ein Schafspelz ändert NICHTS daran!

Lest ein bisschen

*

Die PKK…
Stalinisten, ich hatte es zwar erklärt…
Aber lang lang ist es her!

Stalin’in Büyük Terörü: Kökenleri ve Sonuçları
12 Ağustos 2020

Bu konferans Profesör Vadim Rogovin tarafından 28 Mayıs 1996 tarihinde Avustralya’nın Melbourne Üniversitesi’nde verildi.

Bu toplantıyı düzenleyenlere, bana Avustralya’nın bu önde gelen üniversitesinde, böyle geniş bir katılımcı grubuna seslenme olanağını verdikleri için teşekkür etmek istiyorum. Bugün modern tarihteki en trajik olaylardan –üzerine çok sayıda kitap ve makale yazılmış, ancak yine de hakkında birçok muamma ve yanlış anlama bulunan olaylardan- bazıları hakkında konuşacağım. Bu tarihsel olgu kimi zaman Büyük Temizlik ya da Büyük Terör ya da kimi zaman sadece 1937 olarak adlandırılıyor. Tarihte bu olaylarla ilgili olarak kurulabilecek çok az sayıda analoji var.

Kuşkusuz yirminci yüzyıl sivil halka yönelik olarak yapılan az sayıda kitlesel terör ve hatta soykırım girişimine tanık olmadı. Hitler’in toplama kamplarında Stalin’in kamplarında ve hapishanelerindekine kıyasla daha fazla sayıda insan öldü. I. Dünya Savaşı sırasında, birkaç gün içinde, bir milyondan fazla Ermeni öldürüldü.

Genellikle bu etnik soykırım örneklerine Sovyetler Birliği’nde olduğu kadar gelişkin bir demagoji eşlik etmedi. Çoğu durumda kurbanlar hiçbir zaman için işlememiş oldukları korkunç suçları itiraf etmeye zorlanmadılar.

Bizim ülkemiz, Rusya, 20 yıllık bir dönem içinde üç iç savaşa tanık oldu ve ardından bir dünya savaşının getirdiği yıkımı yaşamaya zorlandı.

Birinci iç savaş 1918 ile 1920 yılları arasında baş gösterdi. Bu, devrimci kitlelerin, yabancı istilacıların desteğiyle ayrıcalıklarını sürdürmek isteyenlere karşı ayaklanmasıydı.

Bu iç savaş, diğer ülkelerde devrimlerden sonra yaşanan iç savaşlarla pek çok benzerlik taşıyor. Sözgelimi, Rusya’da yaşanan iç savaşla 1860’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde baş gösteren iç savaş arasında çok sayıda benzerlik var. Troçki, Rus ve Amerikan iç savaşları arasında o kadar çok ortak nokta bulmuştu ki, bir ara bütünüyle bu soruna adanmış bir kitap yazmayı bile tasarlamıştı.

Sözünü ettiğim ikinci iç savaş 1928 ile 1933 arasında yaşandı ve yaklaşık olarak altı yıl sürdü. Bu iç savaş Stalinist klik tarafından köylülüğe karşı bir bütün olarak yürütülen şiddet dolu, zorla kolektifleştirme biçimini aldı ve ülke çapında yaşanan gerçek bir iç savaşa dönüştü.

Tarihte bu iç savaşa benzeyen pek çok savaş var. Sözgelimi on sekizinci yüzyılın sonunda Fransız Devrimi’ne karşı köylülerin gerçekleştirdikleri Vendée ayaklanması yaşanmıştı.

Ancak, bizlerin Büyük Temizlik olarak söz ettiğimiz olguyla, üçüncü iç savaşla ilgili olarak uygun bir tarihsel analoji kurmak olanaksız.

Daha önce tarihte hiçbir zaman yüz binlerce insan evlerinden zorla alınıp, hapse atılıp, işkence edilip, çeşitli suçları itiraf etmeye zorlanmadı ve bütün bunların ardından ya yok edilip ya da toplama kamplarına gönderilmedi. Bugün, Büyük Terör’den 60 yıl sonra bile birçok insan için bu konudan soğukkanlılığını koruyarak söz etmesinin güç olması şaşırtıcı bir durum değil.

Uzun sayılamayacak bir süre önce, İngiltere’de verdiğim konferanslar sırasında bana farklı biçimlerde karşı çıkan insanlarla karşılaştım. Bir yaşlı İngiliz Stalinist bana Büyük Terör’den söz etmenin sadece bir burjuva propagandası örneği olduğunu söyledi. Bu kişi II. Dünya Savaşı sırasında İngiltere’yi kurtardığına inandığı Stalin’e övgüler yağdırdı.

Stalin’e yönelik övgülerini haklı göstermek için bu savaş sırasında Sovyetler Birliği’nde 27 milyon insanın öldüğünü söyledi. Kendisine 27 milyon insanın Büyük Britanya’nın nüfusunun yaklaşık olarak yarısı kadar olduğuna işaret ederek cevap verdim. Daha sonra bu kişiye eğer Churchill bir savaşın eşiğinde kolordu komutanlarının birçoğunu da içermek üzere ülkenin en değerli unsurlarını yok etmiş olsaydı ve onun bu korkunç hatası nedeniyle ülke nüfusunun yarısını kaybetseydi bu durumda ne diyeceğini sordum.

Londra konferansım sırasında bir başka karşıtım, Ukraynalı bir milliyetçi, bana neden büyük ölçüde Bolşeviklere karşı doğrudan girişilmiş olan teröre bu kadar önem verdiğimi, ancak 15 milyon insanın öldürüldüğünü söylediği Ukrayna halkına karşı girişilmiş olan terörü göz ardı ettiğimi sordu.

Burada anti-komünistlerin Büyük Terör’ün kurbanlarını aşırı derecede abartma çabalarının tipik bir örneği ile karşı karşıya geliyoruz. Örneğin Solzhenitsyn kamplarda ve hapishanelerde yok edilen insan sayısını 60 milyon olarak veriyor.

Eğer seçim öncesinde yapılan kampanyalar sırasında Moskova’da dolaşırsanız benzer rakamların Yeltsin yanlısı güçler tarafından kurulmuş olan çeşitli standlarda kullanıldığını görebilirsiniz. Buralarda “komünistlerin ülkemizde 60 milyon insanı yok ettiklerini unutmayın” diyen afişler yer alıyor. Gerçek kurbanların sayısını 12 kat fazla gösteren bu rakamların halkı uyandıracağı düşünülüyor.

Ve elbette buna kıyasla, Yeltsin tarafından Çeçenistan’da yürütülen savaşta ölen insan sayısı pek ufak kalıyor. Ve yine buna kıyasla 1993 yılının Ekim ayında Beyaz Evde, Rus Yüksek Sovyeti’nin top ateşine tutulması da önemsiz kalıyor. Bu eylem sırasında sadece 1.000’ne yakın insan öldü.

Yeltsin yanlısı güçler komünistlerin iktidara geri dönmeleri durumunda on milyonlarca insanı ortadan kaldıracak bir terör uygulayacaklarını söylüyorlar. Bu rakamlar Stalin’in 1953 yılında ölmesinin ardından geçen 40 yıl sırasında Sovyetler Birliği’nde gerçekte hiç siyasi idam gerçekleştirilmemiş olmasına karşın zikrediliyor. Stalin’in öldüğü günün ertesinde halefleri onun hazırlamakta olduğu yeni bir terör dalgasını durdurdular ve kitlesel bir iade-i itibar sürecini başlattılar.

Pek çok insan terörün kime yöneltilmiş olduğunu göz ardı ediyor. Güvenilir veriler bütün Sovyet tarihi boyunca yaklaşık olarak dört milyon insanın devlete karşı suç işlemekle suçlandığını ve mahkûm edildiğini gösteriyor. Bu insanların 700.000 – 800.000’i vurularak öldürüldü.

Bu rakamlar her açıdan şok edici, ancak buna kimi başka rakamları eklememiz gerekiyor. Sözgelimi bütün kurbanların yaklaşık olarak yarıya yakını hapse iki yıllık bir dönem içerisinde atıldılar -1937 ve 1938 yıllarında. Bu iki yıl boyunca, geriye kalan bütün Sovyet tarihi boyunca öldürülenden altı kat fazla insan öldürüldü.

Büyük Terör’ün ikinci özelliği esas hedefinin komünistler olmasıydı. Bu iki yıllık dönemde hapse atılan iki milyon insanın yarısından fazlası tutuklandıkları sırasında parti üyesiydiler.

Bundan başka, Terörün başladığı sırada daha önce partide yer almış, ancak çeşitli muhalefet faaliyetleri içinde yer aldıkları için ihraç edilmiş yaklaşık bir buçuk milyon insan vardı. Bu insanların bir çoğu Büyük Terör sırasında tutuklandı ve ortadan kaldırıldı.

Büyük Terör hakkında birçok farklı siyasi eğilim tarafından desteklenen ve yaygınlaştırılan bir başka efsane daha var. Bu efsaneyi Kruşçev’in 1956’da 20. Parti Kongresi’nde Stalin’in işlediği suçlarla ilgili olarak sunduğu gizli raporda ya da Robert Conquest ve Solzhenitsyn gibi açıkça anti-komünist olan insanların çalışmalarında bulabilirsiniz.

Bu efsane bütün Sovyetler Birliği halkının terörle gerçek anlamda sersemleyip suskunlaştığını, ya uygulanan baskı hakkında hiç sesini çıkarmadığını ya da körlemesine teröre inandığını ve terörü desteklediğini söyler. Bu efsane aynı zamanda baskının kurbanlarının Stalin’e muhalefet etmek de dahil, hiçbir suç işlemediklerini iddia eder. Bu insanlar, hiçbir suç işlemedikleri halde Stalin’in aşırı paranoyasının kurbanı olmuştur. Bu efsaneye göre, Stalin’in rejimine karşı hiçbir ciddi muhalefet ortaya çıkmadığına göre, kurbanlar da bu tür bir muhalefet etme suçu işlememiş demektir.

Bu efsaneleri çürütebilmek için kısa bir süre önce gün ışığına çıkarılan ve yayınlanan çeşitli dosyalara ve önemli davalara bakmak gerekiyor.

Örneğin dünyaca tanınan fizikçi ve gelecekte Nobel ödülü alacak olan Akademisyen David Landau davası bunlardan biridir. Sadece kendi işiyle meşgul olan, parti üyesi olmayan ve görünüşte siyasetle ilgilenmeyen bu genç fizikçinin ve akademisyenin hiçbir suçunun olmayacağı ve dolayısıyla herhangi bir haklı gerekçe olmadan tutuklanmış olduğu düşünülebilir.

Landau davasını içeren dosya kısa bir süre önce yayınlandı. Soruşturma sırasında Landau’ya çoğaltılmasına ve dağıtıma hazır hale getirilmesine yardımcı olduğu anti-Stalinist bir bildiri gösterildi. Landau’nun meslektaşı ve aynı zamanda bir komünist olan Kopets bildiriyi kaleme aldığını kabul etti. Kopets bunun çoğaltılması işini düzenledi ve Landau’yu ve diğer öğrencileri ve fizikçileri bu gizli çalışmada yer almaya teşvik etti. Bu insanlar bildiriyi 1938 yılında yapılacak olan bir Bir Mayıs gösterinde dağıtmayı planlıyorlardı.

Kısa bir süre önce bu tür bildirilerin varolduğunu gösteren çok sayıda örnek yayınlandı. Bu bildiriler, haklarında çok az şey bildiğimiz insanlar tarafından yazılmıştı ancak bunlar yazdıkları bildirileri tutarlı bir komünist tutumla kaleme alan insanlardı ve Stalin ve kliğine karşı, sosyalizme ihanet ettikleri için mücadeleye girişilmesi çağrısı yapıyorlardı. Bu bildirilerin içeriği sadece mevcut siyasi sistemin ya da daha doğrudan söylemek gerekirse Stalin’in ve onun kliğinin yıkılmasına yönelik bir çağrı olarak yorumlanabilir.

Kuşkusuz bunlar birbirinden yalıtık vakalardı, ancak Büyük Terörün uygulamaya konulmasından önce, sosyalizmin ideallerinden daha önce hiç olmadığı ölçüde sapmış bir rejim haline gelmiş olan Stalinizme karşı, çok daha yaygın, çok daha ciddi ve iyi örgütlenmiş bir muhalefet vardı.

Stalin’e karşı verilen bu savaş daha öncesinde, 1923’te Sol Muhalefet’in oluşturulmasıyla başladı. Parti içi mücadelenin aldığı biçim 20’li yıllar boyunca gittikçe keskinleşti.

Binlerce ve binlerce komünist, parti demokrasinin parti içindeki Stalinist klik tarafından ortadan kaldırılmasına karşı, ilk zamanlarda açık olarak ve daha sonra muhalefet grupları yasaklanınca, yer altında yasadışı biçimde, bu muhalefet içinde yer aldılar.

Bu insanlar, Sovyet halkının büyük çoğunluğunu derin bir yoksunluğun içine iten zorla kolektifleştirmeye ve yanlış sanayileşme yöntemlerine karşı çıktılar. Gittikçe artan ayrıcalıklara ve toplumsal eşitsizliğe karşı çıktılar. Bürokrasi siyasi iktidarı işçi sınıfından gasp etmişti ve konumunu ve ayrıcalıklarını pekiştiriyordu.

1932’de Stalinist önderliğin maceracı politikalarının ülkeyi çok keskin bir ekonomik ve siyasi krize doğru sürüklemekte olduğu gözle görülür hale gelince muhalefetin düzeyinde de belirgin bir değişim yaşandı.

1932 yılında sadece eski muhalefet grupları daha aktif hale gelmekle kalmadı, bunlara yeni oluşan muhalefet grupları da katılmaya başladı. Bunlar arasında belki de en ilginç olan Riutin grubu olarak adlandırılan gruptur.

Riutin çok karmaşık bir evrim geçirmiş olan eski bir Bolşevikti. Riutin, 1920’li yıllar boyunca ateşli bir Stalinistti, ancak 1930’da birçok konuda hatalı olduğu ve Stalinist bürokrasiye karşı yeni bir mücadelenin yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaştı. Sol Muhalefetle, Troçkistlerle birleşmenin yollarını aradı.

Riutin grubu, Riutin platformu adı verilen, 100 sayfadan daha uzun bir belge yayınladı. Bu belgede, ülke çapında bütün temel sorunlarla ilgili olarak yaşanan ekonomik ve siyasi kriz gözler önüne seriliyordu. Stalin ve kliği bu belgeden o kadar korktular ki, bunu Riutin’in ihracını tartışmakta olan Merkez Komitesi üyelerine dağıtmayı reddettiler. Merkez Komitesi bu belgeyi okumadan Riutin’i suçlu ilan etti ve platformun aleyhinde oy kullandı.

Bu sırada, teslimiyeti kabul etmeyen binlerce Troçkist, ülkenin çeşitli yerlerinde sürgünde ya da hapisteydi. Bunların arasında birçok önde gelen parti üyesi de vardı. Bu muhaliflerin her birinin önüne iki seçenek konuluyordu. Ya bir teslimiyet mektubu imzalayacaklar ve bürokrasinin içinde güvenli pozisyonlara yerleşeceklerdi ya da bu tür deklarasyonu imzalamayı reddedecekler ve hapishane kamplarında ya da Sovyetler Birliği’nin en ücra köşelerinde sürgünde çürüyeceklerdi.

Burada ilginç bir noktaya işaret etmek, 1936’da ilk Moskova duruşması hazırlanırken sürgündeki onlarca muhalifin Moskova’ya geri getirildiğini belirtmek gerekir. Bunların bir tek tanesi bile yalan ifade vermeyi kabul eden bir teslimiyet belgesini imzalamayı kabul etmedi. Bu nedenle bunlar ilk Moskova Duruşmasına dahil edilmediler, ancak gizli olarak yapılan dava öncesi soruşturma sırasında öldürüldüler.

1932 yılında farklı muhalefet eğilimlerinin çok sayıda temsilcisinin Stalinist önderliği yıkmak ve uygulamaya yeni politikalar koymak için birleşik bir anti-Stalinist blok oluşturmanın gerekliliğini tartışmaya başlamış olmaları önemlidir.

Riutin platformu komünistleri birbirinin karşısına çıkaran ayrımların, parti içinde var olan daha önceki bütün farklılıkların önemini yitirdiğini söylüyordu. Ya Stalinist klikten ve onun halka karşı işlemekte olduğu suçlardan ya da Stalinist kliği defederek partiyi Lenin’in sosyalizm anlayışının ilkelerine geri taşımaktan yana olacaktınız.

Sol Muhalefetin eskiden önde gelen üyelerinden biriyken, resmi olarak teslimiyet belgesini imzalamış ve daha sonra yeniden muhalefet çalışmasına geri dönmüş olan Ivan Smirnov, 1931 yılında resmi bir iş gezisi için Berlin’e gitti. Smirnov, Troçki’in oğlu Lev Sedov’la ilişkiye geçti ve Troçki ve Meksika’daki ve Avrupa’daki oğulları ile Sovyetler Birliği’ndeki eski ve yeni eğilimlerden meydana gelen, yeni oluşmakta olan muhalefet bloğu arasında, gösterilen çabaların koordine edilmesinin gerekliliği konusunu görüşmeye başladı.

Bu muhalefet eğilimlerine üye olan pek çok insan, 1932’nin sonlarında ve 1933’ün başlarında tutuklanmış olsalar da, yakalananlardan biri bile, bu tek birleşik anti-Stalinist bloğun oluşumu konusunda ifade vermedi. Gizli polis, yani GPU, 1932’den itibaren bir birleşik bloğun oluşturulmakta olduğunu, ancak 1935 ve 1936’da, 1934’ün Aralık ayında Kirov’un öldürülmesinin ardından, yeni bir tutuklama dalgası başlayınca ve pek çok insan ağır işkencelerden geçirildikten sonra öğrenebildi. Bu, Stalin’i Büyük Terörü başlatmaya yönelten ana etkenlerden biriydi.

Şimdi geriye dönüp Moskova Duruşmaları’na baktığımızda, bu düzmece duruşmada söylenenlerin yüzde 90’nının hayal ürünü bir yalanlar yığını olduğunu görebiliriz. Sanıklar Gestapo ajanı olduklarını, yabancı devletler için ajanlık yaptıklarını, sabotajlar düzenlediklerini vb. itiraf ettiler. Ancak öne sürülen iddiaların yüzde 10’a yakını doğruydu. Bu insanlar kendi aralarında bağlantılar kurmaya çalışmışlar ve Stalin’in kliğini yıkmak için kavga vermişlerdi.

Büyük Terör sadece Stalin’in Sovyetler Birliği’nde büyüyen muhalefetten gittikçe daha fazla korkar hale gelmesinden kaynaklanmıyordu. Aynı zamanda önemli dış politika konularıyla da ilişkiliydi. Troçki Dördüncü Enternasyonal’i kurmaya yönelik olarak başlattığı hareketin etrafında daha fazla taraftar topladıkça, Stalin, Troçki’in düşüncelerinin artan etkisinden gittikçe daha fazla korku duyar oldu.

Yurtdışındaki komünist partileri bütünüyle Stalin tarafından maniple edilmekte olan Komintern’e tam anlamıyla sadık olsalar da, hemen her ülkede gittikçe daha fazla sayıda, Dördüncü Enternasyonal’i destekleyen Troçkist muhalefet grupları ortaya çıkıyordu.

Komintern’in arşivlerinde, muhalefetin hemen her ülkede önemli bir gücünün olduğunu, muhalefetin sendikalarda ve sosyalist partilerde güçlü bir etkiye sahip olduğunu ve sayısının kimi ülkelerde birkaç bine ulaştığını gösteren, büyük ölçüde dahili kullanım amacıyla hazırlanmış pek çok belge bulunabilir.

Yaşanmakta olan iç savaşın sonucunun, bir ikinci dünya savaşının olup olmayacağını belirlemede etkili olacağı İspanya’da, güçlü bir Marksist parti, POUM vardı; bu parti Dördüncü Enternasyonal’den kopmuş olmasına karşın, tutarlı bir biçimde anti-Stalinist politikalar izlemeye devam ediyordu. Stalin’in Dördüncü Enternasyonal’in gücünü artırması ve birçok ülkede Stalinize edilmiş Komintern’e karşı bir tehdit oluşturması olasılığı karşısında duyduğu korku onu Büyük Terörü başlatmak zorunda olduğu sonucuna varmaya itti. Büyük Terör sadece Sovyetler Birliği’nde yaşayan insanları değil, yurtdışındaki binlerce kurbanı da silip yok etti.

Hiçbir zaman unutmamamız gerekir ki, o sıralarda kapitalist Avrupa’daki rejimlerin yarıya yakını ya faşist ya da yarı-faşist totaliter rejimlerdi. Birçok komünist, sosyalist ve demokratik kafa yapısına sahip insan bu ülkelerden kaçmış ve Sovyetler Birliği’nden siyasi sığınma hakkı talep etmişti. Sovyetler Birliği’nde on binlerce yabancı komünist ve komünizm sempatizanı vardı ve bunların tamamına yakına Büyük Terör sırasında yok edildi.

Sovyetler Birliği’ndeki bu siyasi göçmenlerin, burjuva demokratik ülkelerden gelmiş olsalar bile nasıl korkunç bir yaşam sürdüklerini gösteren çok sayıda belge bulunabilir. Sözgelimi önde gelen Avustralyalı bir komünistin karısı olan Audrey Blake, 1930’larda bütün yabancı haberlerin engellendiğini ve Troçki’in düşünceleri hakkında bütün tartışmaların lanetlendiğini yazdı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, o yıllarda bütün Troçkist literatürün yasaklanmış olduğunu söyleyen hayatta kalmış olan birçok eski komünistle bir araya gelme şansım oldu. Önderlerinin duyduğu korku o kadar büyüktü ki onların bu türden şeyler okumalarına izin vermeyi bile reddediyorlardı. Yine de Büyük Terörün sonuçları basitçe Sovyetler Birliği’nde kendisini bütünüyle Ekim devrimine ve sosyalizme adamış insanların binlerce ve binlercesinin öldürülerek ve tutuklanarak kurban edilmiş olmalarıyla ölçülemez. Bu konu, bunun ötesine geçmeyi gerektirir.

Büyük Terörle ilgili haberler batıya ulaştığında, binlerce, belki de yüz binlerce insan sosyalizm düşüncesinden korkuyla uzaklaştılar. Başka koşullar altında bu insanlar dünya tarihindeki en büyük uluslararası siyasi hareket olan, komünist hareket içinde yer almaya hazır olacak insanlardı. Ancak gördükleri şey karşısında dehşete düştüler ve sosyalizm düşüncesi gözlerinden düştü.

Büyük Terörden çeşitli komünist partilerin sağ olarak kurtulan önderleri büyük ölçüde yozlaşmışlardı ve Stalin’e bağlı hale gelmişlerdi çünkü kendi yoldaşlarına zulmedilmesinde rol üstlenmişlerdi.

1930’larda çok tiksindirici ve soysuzca bir rol oynamış olanların bazıları bugünlerde Stalinizme karşı mücadele vermiş insanlar olarak hürmetle anılıyorlar.

Bunların arasında 1956 Macaristan ayaklanmasında önemli bir rol oynamış olan Macar komünist önder Imre Nagy yer alıyor. Ortaya çıkan belgeler Nagy’nin 1929 yılından başlayarak Sovyetler Birliği’nde siyasi göçmen olduğunu gösteriyor. 1930’da Nagy NKVD’nin paralı ajanı haline geldi ve onun yaptığı ihbarlar üzerine onlarca Macar, Alman ve diğer ülkelerden komünistler tutuklandı.

Yugoslav komünisti Tito’nun NKVD’nin paralı bir ajanı olduğunu gösteren doğrudan bir kanıt bulunmamasına karşın pek çok belge onun Yugoslav komünist partisindeki Troçkistlere karşı nasıl şevkle temizlik harekâtı yürüttüğünü gösteriyor. Sadece Moskova’da 800’ün üzerinde Yugoslav tutuklandı.

1939’da Tito Yugoslavya’ya partinin başı olarak döndü ve temizliğin sürdürülmesini ve derinleştirilmesini istedi. Tito bu görevin sorumluluğunu, aralarında Milovan Jilas’ın da bulunduğu diğer komünistlere verdi.

1960’larda, 70’lerde ve 80’lerde ünlü bir muhalif haline gelen Jilas anılarında temizlikler sırasında oynadığı rolden hiç söz etmedi, ancak şu ilginç olayı anlattı. 1942 yılında, II. Dünya Savaşı’nın doruk noktasında olduğu sırada, yaşlı bir Yugoslav komünist tutuklandı. Bu adam 1937 temizliklerinden sadece Moskova’ya gitmeyi kabul etmediği için sağ olarak kurtulmuştu. Sonradan Moskova’da Yugoslav ve diğer komünistlerin nasıl zulüm gördüklerini anlatan “Sovyet Thermidorunun Bilançosu” başlıklı bir kitap yayınladı. Jilas bu adamın Tito’nun emriyle tutuklanıp, ağır bir biçimde işkenceden geçirilmesine ve dövülmesine karşın bir yabancı ajan olduğunu itiraf etmeyi reddettiğini anlatır.

Eğer Büyük Terörün Sovyetler Birliği’ndeki ve yurtdışındaki etkilerinden söz edeceksek, Bolşevik tarzı bilincin bütünüyle ortadan kaybolduğunu söylememiz gerekir.

Bu tür bilinç sosyalist eşitlik ideallerine ve enternasyonalizme bağlılık ve partide birinin üst düzeyde bir konumda olmasının kendisine ayrıcalık sağlamasına izin vermemek olarak nitelendirilebilir. Bu bilinç, aynı zamanda, dava için özveride bulunmaya gönüllü olmak olarak nitelendirilebilir.

Eğer Büyük Temizlikler yapılmamış olsaydı, Stalin’in izlediği siyasi hat boyunca uygulamaya koyduğu büyük değişiklikleri gerçekleştirmesi çok zor olurdu. Büyük Terörün kurbanı olanların büyük çoğunluğu gerçek anti-faşist ruhla büyümüş ve eğitilmişlerdi. Eğer sağ kalmış olsalardı, eğer yok edilmemiş olsalardı, Stalin için 1939’da Ribbentrop-Molotov paktını imzalamak çok daha zor olurdu. Ve eğer bu pakt söz konusu olmasaydı, II. Dünya Savaşı tarihte başlamış olduğu şekilde başlamayabilirdi.

Eğer Büyük Terör sırasında yok edilenler, gerçek enternasyonalistler, öldürülmemiş olsalardı, Stalin Sovyetler Birliği’nde II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekte resmi devlet politikası haline gelen anti-Semitizmi uygulamaya koyamazdı ya da bunu yapabilecek olsa bile çok zorluk çekerdi.

Kimi zaman yeni üyeler, kimi zaman da 1937’de yeni seçilenler olarak adlandırılan bir kuşak, ekonomi, hükümet ve orduda partinin yüksek mevkilerine doğru yükselmeye başladılar. Bu insanlar daha önce hayal bile edemeyecekleri yüksek mevkilere geldiler.

Bu konumları elde eden insanların Bolşevizmle hiçbir bağı ve Marksizm’e hiçbir ideolojik bağlılığı yoktu. Sonuç olarak bu insanların SSCB’deki siyasi yapıyı çürüten kokuşmanın en kaba saba biçimlerine çok kolayca kapıldıkları görüldü. Bu insanlar Sovyetler Birliği’nde hemen hemen 50 yıla yakın bir süreyle iktidarda kaldılar. Ve bunlar ülkenin ahlaki ve ideolojik yaşamına bütünüyle yabancı salt kinik bir nesil yetiştirdiler.

Bu tür insanların iktidar mevkilerinde bulunmaları, ülkenin düşünsel yaşamını yönetiyor olmaları, mevcut sistemi son 10 yıl içinde nasıl bu kadar kolaylıkla paramparça edebildiklerini açıklamamıza yardımcı oluyor. Önce toplumun ideolojik kabuğunu çatlattılar, daha sonra onu siyasi olarak tahrip ettiler.

Şu ana kadar tarih toplumsal yapıda keskin bir dönüşüm yaşandığı zaman, bu değişimin iktidarda önde gelen mevkileri elinde tutan insanlara yansıdığını gösterdi. Ne var ki durum Rusya’da ve eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerinin birçoğunda böyle olmadı. Rusya’da, Ukrayna’da, Baltıklarda ve diğer birçok eski cumhuriyetlerde rejimin başında bulunanlar eski parti nomenklatura, eski parti bürokrasisi ve seçkini üyeleri. Bu insanları Bolşevikler ya da Leninistler olarak adlandırmak gerçeklerle tam anlamıyla alay etmek olur.

Bu insanlara damgasını vuran şey tam bir ideolojik ilkesizlik ve bununla bir araya gelen, Bolşevizmin ideallerine son derece düşman olan milliyetçi bir yöneliştir.

Bu şekilde, onlarca yıl önce yaşanmış olmasına karşın Büyük Terörün sonuçları ülkemizde ve Sovyetler Birliği’nin yıkıntıları üzerinde oluşturulan 15 yeni devlette hâlâ hissedilmeye devam ediyor ve bu ülkelerin hepsi kendilerine yıkım getiren koşullarla yüz yüzeler.“

https://www.wsws.org/tr/articles/2020/08/12/rog3-a12.html

Es gibt viele Menschen in Russland, die immer noch hinter Stalin stehen…
Sehr viele sogar…
Eine ähnliche Situation in der Türkei…
Von wegen Padişah und so…
Ich sage NUR informiert euch aus unterschiedlichen Quellen…
Und fangt an zu Denken…
Was immer auch dabei rauskommt, es WIRD euere Meinung sein…
Viele…
Sind zu bequem, hören sagen…
Reicht ihnen.

*

🙂
Quantencomputer…
Schon vergessen?

Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma umuda kurşun işlemez gülüm. – Nazım Hikmet

Das Voynich-Manuskript
IST DAS bekannteste Beispiel…
Auf türkisch…
😉
Auch Quantencomputer konnten es nicht „entziffern“
— Die menschliche Inteligenz —
WAS habe ich IMMER der GEZI Jugend angeraten, ich stehe wenn nötig hinter euch…
Benutzt köpfchen, KEINE standatisierten Verschlüßellungsmethoden…
>>> Die ZEIT, als faktor <<<
E. Musk und al die anderen…
Google voran…
Ich wollte es ohnehin schreiben…
— Unser Gehirn —
Handy’s usw.
Steuerung per „Gehirnwellen“
Aberrrrrrrrrrrrrr klar…
„Wir…
Werden“ das Handy steuern. Und wer uns?
Wer braucht schon…
Touchscreens???

KI…
Kam in den Tayyip Nachrichten, jemand hat seine tote Mutter…
Nach ihrem Tod zum Antworten gebracht. die Verwanten stellten Fragen die KI antwortete…
AUCH als hologram…
Ich möchte nicht in so einer Welt leben…
NEIN…
Das WILL ich NICHT!

Devletin malı deniz YEMEYEN DOMUZ

Cogito, ergo sum

Biliyorum inanmıyordunuz bana, inanmıyorsunuz ama…
Adım adım gidiyoruz dediğim yolda…
Allah…
Korusun hepimizi. İyi değilim, hiç iyi değilim…
BademLER…
İstihbaratı yeniden şekillendir, asli görevlerine yönlendir. Askeri ZATEN, iç ve dış derken ekonomik ve teknolojik istihbaratı ihmal etme. Türkiye Cumhuriyeti’ni ifade edebilmek için…
Kendini anlatabilmesi için medyanın gücünü kullanmasını ögren, KABUL içeride ama zorla ama tehdit ile bunu başardın AMA önemli olan dışarısı.

Bırak başkasının götü ile oturmayı…
Askeri…
Ekonomik ve teknolojik istihbarata ÖNEM VER.

PKK…
Arkadaş yılanın başı başka, gövdesi başka…
HYDRA…

Yunan mitolojisi, yedi başlı yılan…
İvedilikle
KÖKTEN kesmelisin besin kaynakLARINI, halkin isteklerine kulak ver…
Öteleme, başkalaştırma…
YETER…
Böldüğün ötekileştirdiğin. YETER!

Uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı…
Her türlü kaçakçılık, haraç…
Başlıcaları. Besin kaynakLARI.

Ideoloji, Stalinizm…
Anlat vatandaşa Stalinizm’in ne olduğunu, öğret…
Bu çağda…
Olur mu ya?

Kürt kökenli kardeşler, dini bütün…
Dindar kardeşler…
Bu pezevenklerin yaptıkları inanın yeter.

Ulan ADI orospu çocukları…
Evlatlarımızı…
Dinden, imandan çıkardın, çıkardınız…
YETER.

Atatürk’ten soğutacaktın…
Sonunda kendin sarıldın…
Aldın bir ibneyi yanına, göt verirken görüntüleri ile kendine bağladın…
Yerli ve milli ibneler sizi.

Galiba Almanca yazmıştım…
İnsanlar gittikçe sefilleri oynamaya başladı AMA…
Ya devletLERIN hali?

Yazamadım, devlet gözü ile…
Yazamadım, DEMIN geçti haberlerden…
JAPONYA…
Herkes şükür eder evlatlar, insanlar içkiye sarılmayınca değil mi?
Yokkkkkkkkkkkkkkk…
Salt dinen değil, ahlaken…
Maddi yönü de var, sağlık masrafları falan…
Arkadaş…
Japonya’da içki tüketimi ciddi şekilde azalmış, devlet geliri…
İçkiye VERGI…
Hükümet için diyor, kafayı bulun!

Eee…
Kimisi içkiyle, kimisi tövbeler tövbesi…
Allah lillah ile…
Değil mi?

Yok…
Nokta koymadım, durumum malum!

Sonra patates salatası yaptım…
Hayat dediğin…
Müşterek değil mi?
Onunla ilgilenmeliyim…
KALBIM…
Bezdim.

*

Heyyy Herrrrr Haaabeck(!)

Wenn…
Man versteht, mich verstehen WILL:

Handelsblatt

Rüstungsindustrie: Rheinmetall-Chef hat erste Interessenten für rund 500 Panther-Kampfpanzer
Murphy, Martin – Vor 4 Std.

Vorstandschef Papperger beklagt den Zeitplan für den deutsch-französischen Kampfpanzer MGCS. Mit dem Panther reagiert Rheinmetall auf einen neuen Wettbewerber aus Südkorea.“

https://www.msn.com/de-de/finanzen/top-stories/r%C3%BCstungsindustrie-rheinmetall-chef-hat-erste-interessenten-f%C3%BCr-rund-500-panther-kampfpanzer/ar-AA10N1Ut?ocid=msedgntp&cvid=f7a410ebeaa843ffa88868544846e735

Meine türkischen Leser wissen warum ich es „unterstrichen“ habe…
Aber…
Es KOMMT noch besser, NACHRICHT von heute…
WENN…
Die Zeit dafür reif IST!

Liebe Kollegen, es LIEGT VOR. Bin nicht in der Lage eine Beschreibung zuzufügen. XML „teilen“ es geht ganz einfach

Export der Daten…
In Zeiträumen.

Gerade eben, bei mir 77MB…
Werkzeuge>Seiten>Start und Enddatum
😉

Versprochen es kommt, WENN DIE ZEIT dafür Reif ist noch viele mehr…
Eine Hand wäscht die Andere…
Danke…
Glaubt mir, jedes Wort, ich bleibe NIEMANDEM etwas schuldig.

Auch den AMerikanern…
Denn Engländern NICHT!

🙂

Gott…
Geht es mir schlecht, Morphin…
2x so stark wie Morphin.

Unfall, Verkehrsunfall…
Herz Op, richtiger Aorta…
Und du BIST am Arsch, nicht jeder…
Bei mir, es GAB nur DREI…
In GANZ Europa die mich hätten überhaupt operieren können…
Zu 99% Tod!

Es GIBT sehr viele BAUSTELLEN bei mir, angefangen vom Kopf…
Bis hin zur Fuß Ferse, wundgelegen BIS AUF die Knochen.




„Schmerzen durch unvollständige Heilung des Brustbeins (Pseudarthrose)
Probleme nach der Herz-OP können auftreten, wenn beiden Brustbein-Hälften nicht ordnungsgemäß zusammengewachsen sind. Bei einer Sternotomie wird das durchtrennte Brustbein nach einer Herz-OP mit sogenannten Drahtcerclagen verschlossen – das sind Drahtschlingen, die das Brustbein fest zusammenhalten. Es besteht jedoch das Risiko, dass das Brustbein nicht perfekt heilt. Diese Instabilität kann zu Schmerzen und Entzündungen in dem Bereich führen, was besonders unangenehm und gefährlich ist. Treten direkt nach der Herz-OP Beschwerden auf, weil das Brustbein nicht optimal zusammenwächst, kommt häufig nur eine erneute Operation mit neuer Verdrahtung infrage.

Aber auch durch ein verstärktes Husten direkt nach der Herz-OP kann das Brustbein instabil werden und zu Schmerzen führen. Besonders Raucherinnen und Raucher sind von diesem Husten betroffen. Jedoch kämpfen auch 20 bis 30 % der Nichtraucher/innen nach der Herz-OP mit diesem Hustenreiz. Der Grund ist der Beatmungsschlauch, der während der OP in die Luftröhre geschoben wurde und beim Entfernen für ein wundes Gefühl im Hals sorgt.“


https://www.herzstiftung.de/infos-zu-herzerkrankungen/herzinfarkt/behandlung-und-therapie/schmerzen-nach-herz-op

Die OP Narbe…
Am Rücken, normalerweise wirst du von vorne Operiert…
Ein halber Meter. Ich DARF…
Ich glaube es waren 56 MINUTEN am Tag Arbeiten…
Hallo 56 min.
KEINE 60, keine Stunde.

Versteht

Gehirnerschütterung 3. grades…
Und das in unserem Berufsumfeld und dennoch bin ich meinem Hobby nachgegangen bis ich operiert werden MUSSTE…
Die normale Menschliche Aorta hat einen Umfang von ca. 3cm…
Bei mir waren es glaube ich 8,5 cm

Mensch IST Mensch, wenn er, sie, es Mensch ist. Lisa Paul oder wie erreicht man Mensch?

Cogito, ergo sum

Nun…
Entweder sprichst du sein Portemonnaie an…
Sein Herz ODER den Verstand. WAS sagt die FamilienministerIN?
Eine Grüne, na und?
Wenn jemand im recht ist, ist er, sie, es IM RECHT!

*

Liebe Kollegen…
Mir IST heute das Herz in die Hose gerutscht. Mein Versprechen…
Bitte glaubt mir es geht mir sehr schlecht, schlechter als ihr es euch vorstellen könnt…
Das was ich versprochen hatte, ich dachte ich habe alles gelöscht…
Nicht nur mein Leben auch die IT leidet…

Ich KANN mich nicht mehr sammeln, zusammenreisen…
Machen wir es kurz…
🙂
Irgendwo bin ich immer noch ich…
MORGEN…
Versprochen. Es FUNKTIONIERT…
Ein paar kleine Umwege bei Typen wie mir ABER es geht.

KEIN Kommentar, habe ich nicht nötig. Ich HABE meine Pflicht längst getan

Cogito, ergo sum

Handelsblatt

Kontrolle: Bankenaufsicht warnt: 30 Prozent aller notleidenden Kredite entfallen auf Gewerbe-Immobilien
, Reuters – Vor 2 Std.

Die EZB-Bankenaufsicht sieht für die Geldhäuser im Euro-Raum große Risiken. Nach Vor-Ort-Inspektionen hätten Kontrolleure Bedenken geäußert.“

https://www.msn.com/de-de/finanzen/top-stories/kontrolle-bankenaufsicht-warnt-30-prozent-aller-notleidenden-kredite-entfallen-auf-gewerbe-immobilien/ar-AA10LvkL?ocid=msedgntp&cvid=f315b794dba64a63b6600a68a4996767

Übrigens…
Auf türkisch; BARAJ!

„DER SPIEGEL

Nato bereit für Eingreifen in Kosovokonflikt
Alwin Schröder – Gestern um 17:28“

https://www.msn.com/de-de/nachrichten/politik/nato-bereit-f%C3%BCr-eingreifen-in-kosovokonflikt/ar-AA10LI1J?ocid=msedgntp&cvid=f315b794dba64a63b6600a68a4996767

Raus mit den Amis…
Und NEIN keiner rein, eine EU Lösung MUSS her!

*

Lasse ich auch nicht!

SADECE ölmek ISTIYORUM! Çok, çok, çok kötü. SAHI Avustralya’da XE’di galiba YENININ ismi, duyumlar benim sağlık durumum gibi. AMerika… Bu dünyanın gelmiş, geçmiş EN BÜYÜK virüsü. DIKKAT EDIN EMI, söylerim vakti geldiğinde gerisini

KEINE Rechnung die nicht beglichen wird!

*

Welt Nachrichten und so weiter…
Ukraine…
Drückt nicht so auf die Tränendüse, was IST mit Syrien, dem Nahost…
Was geht ab in Afrika…
Hallooo Asien???

Ich Scheiße auf Rotkäppchen

Thank you for your understanding, I MUST SEE. There are still many who don’t get what it’s all about, but it’s nothing like before. Thank you again, i MUST SEE

Cogito, ergo sum

*

>>> Tokelau Johnston-Atoll US military base <<<
Watch out, watch out

*

Hala anlamadılar…
Karşılarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün torunlarından, evlatlarından biri var.

Ama…
Bir çeyrek.

🙁

Gözümden yaşlar geliyor…
Borsacı dostum aradı…
ANLAMIYOR…
Halim YOK!

Countries hosting U.S. military bases considered less-than-democratic according to the Economist Democracy Index, 2017

Afghanistan
American Samoa (US)
Aruba (Netherlands)
Ascension (US)
Bahrain
Burkina
Burundi
Cambodia
Cameroon
Central African Republic
Chad
Commonwealth of the Northern Mariana Islands (US)
Cuba
Curacao (Netherlands)
Democratic Republic of the Congo
Diego Garcia (UK)
Djibouti
Egypt
Ethiopia
Gabon
Georgia
Greenland (Denmark)
Guam (US)
Honduras
Iraq
Jordan
Kenya
Kuwait
Liberia
Libya
Mauritania
Niger
Oman
Pakistan
Puerto Rico (US)
Qatar
Saudi
Somalia
South Sudan
Syria
Thailand
Turkey
U.S. Virgin Islands (US)
UAE
Uganda

ALL military bases, ALL. Hot off the press…
Royal Airbase, i know what you do, in the passt and yet

😉

A new low for global democracy | The Economist

NICHT ich bin es der das sagt, NICHT ICH…
Ben değilim bunları söyleyen, ben değilim…
It is NOT me who says this, NOT ME…
The Economist

Look there, looked Germany…
Or America…
What is this?
Tayyipistan!

Germany IS better than America but it can still be better, why not?

Ohhh…
The Ukrain IS AN hyprid regime…
And…
You would fight for us!???

😉
🙂 🙂 🙂

Klitschko’S…
Vitali Klitschko…
Don’t let me open Pandora’s Box

*

Unser Häuptling hat geschprochen…
Gerade eben, eben, eben…
„Viele Worte“
Ohne Substanz*, unser Häuptling hat geschprochen…
Gerade eben, eben, eben…
Uggg!

Das wars

* Gasumlage usw.
Wie geht es euch ihr Studierenden, ihr Rentner…
Allein erziehende wie geht es euch???

Veee “bizim” yerli ve milli orospular Israil ile diplomatik ilişki kurarken1, Rus Filistinliler ile askeri işbirliği yapmayı düşünüyor. ONU BIRAK Çin, Hindistan ve Beyaz Rusya (Belarus) ile Rusya’da askeri tatbikat yapmayı düşünüyor

Cogito, ergo sum

Almanya 05:36 Tayyip borsası 2980 puan. Yani dolar en azından 25 – 30 Tayyip Lirası

1 Hatırla değiştirilen hükümeti, Ukraynalı köpeği kabul etmemiş, Rus ile ilişkileri sürdürmüştü

*

Çin “şoktaymış” KORONA, bugünün haberi

*

İnanılmaz ağrılar, inanılmaz…
Her geçen gün bir öncesini aratıyor.

— Uyuşturucu bilmem ne, NAFILE —

KARI KILIKLI adiler…
Ögren dilini, biliyorum söyleyemiyorsunuz…
Ben söyleyeyim bari, REIS…
ÇeteLERDE, çete yöneticisine REIS denir!

BATILILAR…
Daha doğrusu AMerika VE İngiltere çok fena parlatıyorlar PEZEVENGI…
İmaj tazeleme…
Ulan…
Önder ölmedi daha!

Neden buna gerek görüyorLAR…
Batı…
Kamuoyu ANLA jandarma!

Sonra eğer yazabilirsem, HANGI BIRINI?
FOCUS dergisine açık bir mektup!

DÜN…
Almanca bir grafik yayınlamıştım, DIKKAT EDIN bankaLAR…
Ulan ömür geçmiş nerelerde nerelerde, kimLER ile…
Ha ora ha bura…
Öndere öğretecekler ha???

Ben siz miyim, siktirir miyim kendimi?

Sen SUS Önder sen SUS…
Anlatma…
Nasılsa nato mermer nato kafa!

*

Bilinmeyen dünyaLARDAN bilinmesi gerekenler…
TIK YOKTU…
Kaynaklardan biri…
Muhtemelen (…)
Offfffffffffffffffff ne bilgilLER neler neler

Özellikle Almanya’da…
Hani MODA…
Öyle bir yönlendirme ki akıllara durgunluk verecek derecede, ha Tayyipistan…
Ha bura…
Banka…
Offffffffffffffffffffffffffffffff…
Gitmem lazım, kışa hazırlık (…)
YAZMAM LAZIM, bilgilendirmem…
Ağrılar…
Hangi birini???

Ne olur Allah’ım, bir can borcu…
AL

*

Dün LNG…
Hani Nord Stream 2…
ÖYLE BIR KAZANÇ sağlıyorlarmış ki, ağzın açık kalır bir tarafın tavana vurur…
— Bakınız KORONA —
YAZAMADIM…
“Goooktum”
Hani Rusya – Çin KUZEY KUTBU…
Haniii…
😉
İklim değişikliği, DANIMARKA – İsveç falan…
Finlandiya…
Alooooooooooooooooooooo…
Açılan YENI deniz yolları!

Siiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii…
Sığırları, danaları

NATO…
AMerika, Ingiltere…
Önder daha ne YAPMADI?

Diyeceksin ki Almanya’nın ne kârı var, olacak bundan?
YINE dünün haberi Çin…
Otomotivde Almanya’yı YINE geçti, eskiden ilaç sanayisi falan…
Alo teknoloji…
Anla ya yanla, söyletmen bana…
Götüm…
Anlasana!

Uzun vadeli şeyler bunlar, bugünden yarına olmaz…
Almanya dayanabilir mi?
Şüpheli…
AMerika 730 milyar mıydı, galiba öyleydi…
Ekonomisine katkı, Almanda elinden geleni yapıyor AMA…
HATIRLA Merkel zamanı, paracıklar suyunu çekti…
— Anayasa maddesi, borçlanma —
Vesaire vesaire, dedim ya söyletmen beni…
Nato mermer nato kafa, ne gereği var???

Ben gitti…
BANKA…
Bir protesto yersem, başka şeyde yerim…
Dötüm…
Anla!

>>> !!! <<<

Güneş enerjili “kalorifer”
BITTI…
Sonra, bir ara!

>>> !!! <<<

— “Fakirin” şöminesi —
😉
Allah’ım sen kimseye bugünlerini aratma…
Beterin beteri var UNUTMA