Ben evet ’ten korkmuyorum

Bir Atatürk milliyetçisi Allahtan başka kimseden korkmaz!
Ben evet ’tende korkmuyorum çünkü biliyorum…
Eninde sonunda asacağız seni, eninde sonunda asılacaktın, Yassı Ada’da…
Kulun adaletinden kurtulsan bile, ecelinle geberecek olsan bile…
Biliyorum Allah…
Yaptıklarını yanında bırakmayacak!

Eskiden…
Vahdettin ve Atatürk zamanında…
Yüzellikler vardı, her biri başka birer vatan hani…
Bugünlerde bu sayılar milyonlara ulaştı, korkmuyor Atatürk’ün evlatları sizlerden…
Yedi cihana kafa tutmuş atalarımız, kendi soytarılarımızdan mı korkacağız?

Mücadelemiz ölene kadar…
Laik, demokratik bir hukuk devleti için…
Türkiye Cumhuriyeti için!

İnsan…
Zamanı geldiğinde, gerektiğinde HAYIR diyebilmeli!

Beyin göçü

Bir diyardan beyin göçü başladığı an pür dikkat kesilmekte fayda var!

Üzüntü, sıkıntı ve bunalım…
Evvelsi gün bir haber aldım beni çok üzdü. Türkiye’den geldi haber…
Bilmem biliyor musunuz?
Almanya’da bir milyon, milyoner olduğu söylenir. Gayri safi milli hasılanın ki bu neredeyse dünyadaki tüm ülkelerde böyle; GSMH’nin yüzde sekseni ve bazen üzeri, ülke nüfusunun yüze onu kadarının elinde. Yine istatistikler bir ülke nüfusunun yüzde on kadarının entelektüel olduğu görüşünde. Entel başka bir şey entelektüel olmak başka bir şey. Hani benim entel dantel meselem…
Entelektüel kişi birçok konuda belli oranda bir bilgi birikimine sahip, bu bilgi birikiminden yola çıkarak fikir sahibi veya fikir üretebilen kişidir.
Entel ise (entel – dantel) ne oldum budalası, genelde eylemleri ve söylemiyle kendine yine genelde ardından güldüren kişidir. İtici …
Soytarı, palyaçoda diyebiliriz. Ne derin bir görgüye ne bilgiye, hele fikre hiç sahip olmayandır.

Ezbere dayanan bir eğitim sistemi…
Ve yine serbest çağrışım yolu ile “O engin bilgi birikiminden” esinlenen, yararlanan fikri hür, kendisi hür insan. Kendini, düşüncelerini, isteklerini ve kaygılarını dile getirebilen, GÖREN…
Olumluyu ve olumsuzu, görebilen insan.
Hep derim, hep yazarım…
Allah’ın sevgili kulları olmalıyız ki korunup kollanıyor, belki ilk anda olumsuz gibi görünse de, hasret ve vatan özlemi içimizi yaksa bile yolumuz buralara düştü. Anne veya baba tarafım olsun, hiç fark etmez…
Orta hali insanlar, eğitim düzeyleri ortalama, çocuklarının çoğu üniversite mevzunu. Allah bana da sevdiklerime, tüm insanlara bu mutlu günü yaşamayı nasip etsin. Bir baltaya sap olduklarını görmeyi, Mürvetlerini, torunu – topuzu, sağlıklı ve mutlu.
Dedim ya Allah’ın sevgili kullarıyız…
Baba tarafından bir tek bizler gurbete çıktık. Anne tarafında > üst düzey < entelektüel insanlar yana yakıla yurtdışı imkânı, >>> kaçmanın yollarını <<< uzun süreden beri aramaktaydı veya arayıp buldular ve “dışarıdalar”. Baba tarafı da dayanamıyor artık (!)

Salt ekonomik bir >>> kaçış <<< değildir bu… Birçoklarında asil neden, HAYIR, yaşam şartlarından bir kaçıştır…

Her insan Allah’ın bir kulu, onun özene bözene yarattığı, düzene koyduğudur… Allah maalesef iki ayaklı öküzü de, ineği de yarattı… Herkes okumak, akademisyen olmak zorunda değildir, herkes öyle olsa “alt düzey” işleri kim yapacak? Bu bir hor görme, hakir göreme hele aşağılama > hiç değildir < Hayatin olağan akışıdır, böyle olmalıdır ki hayat bir şekilde devam etsin…

Akademisyen olmak zorunda değilsinizdir AMA Allah sana > üç < göz vermiş…
Akil vermiş, mantık vermiş…
Kur’an-i Kerim’de sana OKU diye seslenmiş, bu kitabi, Kur’an-i oku diyebilirdi…
Dememiş, OKU DEMIŞ! Sanat, zanaat, amele, işçi, usta, çırak, mühendis, doktor veya profesör…
Bilim insani, çiftçisi, köylüsü ve iki ayaklı öküzü ve ineği…
Bir toplumda her birinin yeri var, yadsınamaz, yadırganamaz bir yeri… OROSPU…
Orospunun bile yeri var bir toplumda, bir ihtiyaç gideriyor, zaruri bir durumu…
İnsancıl, insandan insana (!)

Allah…
O kadar büyük ve bilge ki insanoğlunu kutuplara ayırarak yaratmış…
Bir tarafında baş var, koymuş içine beyin, düşün ve üret diye…
Yüz seksen derece karşında ayaklar var, yürü, yol al diye. Yerinde durma, durma mesafe kat et diye…
Birbirine iki zıt kutup… İşlev ve görevleri birbirinden farklı. Beyin bir ülkeden kaçmaya başladı mi…
Pür dikkat kesilmekte fayda var. Ben ve bizimkiler >>> basit <<< birer misal… Bu ülkeden, bir zamanlar adı Türkiye Cumhuriyeti olan…
Şimdilerde Tayyipistan… Kaçmaya çalışan veya kaçmak için fırsat kollayan, yol arayan nice >>> çok değerli <<< Kadınıyla, evet kadınıyla, tekrar kadınıyla…
Erkeği ile nice beyinler var…
Beyindir ayağı yöneten, eli kolu, gözü ve kulakları ve daha nice şeyleri…
Beyin kaçtı mi, beyin durdu mu…
Ne yaşam kalır ne akıl ne üretim ne hayal…
Haliyle beyin olmaza hayal dahi edemezsin de, hadi biz diyelim hayal edebildin…
Hayallerini bile gerçekleştiremezsin beyin olmayınca!

Beyin göçüne dur de…
Kaçmasın beynin yurtdışına, sen kaçma, kaçmak zorunda kalma…
16 Nisan da…
Bu zibidiye, bu pezevenge dur de…
Kırmızı kartı göster, HAYIR de!!!

Allah aklımı aldı, canimi neden almaz bilmem!

Yapıyorum bazen…
Bugünü Pazartesi biliyorum iyi mi…
Dün…
Yemin ediyorum, yemin…
Geceden uyumuştum, sabah uyku sersemi kalktım, tüm günüm öyle geçti…
Uyu, uyan yine uyu. Tüm gün, bir öğleden sonra iki gibi hanim dedi beni Burak’ın evine götür, temizlik yapacağım. İyi hadi gidelim, bıraktım geldim eve, sözde kütüphane veya gazete arşivi ile ilgilenecektim. Eve gittim, uyumuş kalmışım. Bir uyandım altı gibi, kafa kalkmıyor, yine uyumuşum. Saat dokuz gibiydi, annem geldi oturma odasına “Önder uyan”
Ya ne oluyor kadın? Diye sormama fırsat kalmadan gidip Sxxx alacakmışsın. Sxxx kim ve nerede?
Burak’ın evinde deyince aklim başıma geldi…
Uyku sersemi çıktım yola, karşıdan gelen arabaların ışıkları gözümü alıyor, yolu görmüyorum…
Yemin ediyorum yolu hayal mayal görüyordum…
Neyse gittim kadını aldım…
Hanim:
“Önder senden çok korktum”
Yemin ediyorum hatırlamıyorum, meğer altı gibi hanim beni aramış, işinin uzayacağını söylemiş…
Ben onunla konuşmuşum ama ne nerede olduğundan haberim var ne kiminle konuştuğumdan!
Neden korktun diye sordum…
Anlattı, kafa çok pis gitti…
Allah aklımı aldı, canimi neden almaz bilmem!

Bu videoları MUTLAKA izlemeniz lazım, yazık ki Almanca ama Almancası olanların MUTLAKA izlemesi lazım. İkisini de!
Gerçi arşivlerim meydanda, çokça değimisindir özellikle ikinci videoya. Ama ilki ki 2016 yapımı, yani 2016 bilimsel bulgulara dayalı, bilmiyordum, anlamıyor, algılayamıyordum NEDENLERI, öğrenmiş oldum. Al ve Ak yuvalarım, yıllarca doktorlar bir çare bulamamışlardı. Var ama neden?
Bu dengesizlik niye? Yok cevap veremiyorlardı…
Vücudum sürekli alarm halinde. Bazı değerler hep çok üst düzeyde…
Hayatim, yaşam şartlarım, çocukluğum…
Hep derim…
Herkesin hayati mutlaka birer roman, bana Ansiklopedi yetmez. Neden bilmiyorum…
Herkesin hayati ki çoğunun öyle tekdüze, kimi zaman çalkantılı…
Yaş elli iki…
Benim hayat gemim, fırtınalı denizlerde, sürekli bati batacak şekilde, bir aşağıya, bir yukarıya…
Dur durak bilmezcesine bir kasırgadan ötekine.

Depression – Neue Hoffnung?
izle

Der kluge Bauch – Unser zweites Gehirn
izle