Allah’ımmm…

Sen bana sabır ver. Elimi (…)
Atlatayım bu süreci, atlatalım…
RABBIM…
Sabır!

*

Kendi dertlerim yetmiyor…
🙂
Küçük pezevengim benim; DaDa…
Ortak çıktı sarmalarıma!

Arife…
Evlat çok istedi toplandık ailece…
Çok, çok güzel oldu…
Özlemiştik HEPIMIZ ama Önder…
Saat 20 gibi uyukladım, geldiler uyandım…
Toplandık masa başına, çok fazla yiyemeden kalktım çünkü…
Evlat saymış…
🙂
Onlar gelene kadar dört defa yemek yemişim, halbuki lokma lokma…
Bir istisna, bir tabak 8 tane falan…
ÖKSÜZ DOYURAN lahana sarma…
Üşüdüler…
Kapadık balkon kapısını, bir saate kalmadı oksijensiz kaldım…
RESMEN his ediyorum, nefes alamıyorum…
Onlar masada ben gittim uzandım, valide “misafir” gelecek ya kaldırmış yatağı yorganı…
Onlar gelmeden her şeyi gene eski haline getirdim, dedim ya uzandım…
Birden…
Ulan b.kumu çıkaracak, zaten nefes alamıyorum, evlat gelmiş yattı üstüme…
“Baba kay, yatacağım yanına”
Haydaaa…
Baktım olmayacak, gerçekten nefessiz kaldım, gittim validenin odasına…
Uyumuşum orada…
Çocuk gibi…
Dayanamıyorum hiç bir şeye, bekliyorum evladı…
Gideceğiz Omaya…
Benden…
Bundan sonra ne köy olur ne kasaba!
NOKTA

Öğleden sonra kardeşe…
Mangala.

Küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin elinden… Herkesin bayramını kutlarım Önder!

Diyorum AMAAA

„Das lege, so die Studie, den Gedanken nahe, dass die Ausbreitung des Virus „wahrscheinlich eine Eigendynamik hat“, die „nichts mit den oft inkonsistenten Lockdown-Maßnahmen zu tun hat“.

Dem Bericht zufolge haben Verhaltensänderungen wie häufiges Händewaschen und das Tragen von Schutztüchern oder auch Wetterveränderungen einen größeren Einfluss auf die Infektionsrate als der Lockdown der Wirtschaft, und das ohne seine enormen Kosten. In vielen europäischen Ländern deuten Studien darauf hin, dass die Maßnahmen „keine Veränderung der Pandemieparameter“ wie der R-Rate bewirkten, heißt es im Bericht von JP Morgan. „Gleichzeitig wurden Millionen von Lebensgrundlagen durch diese Abriegelungen zerstört.“

https://www.msn.com/de-de/nachrichten/coronavirus/corona-pandemie-lockdown-kostet-viel-und-bringt-wenig-so-eine-studie-von-jp-morgan/ar-BB14uD8w?ocid=msedgntp

Bilmiyorum…
Bilmiyorum!!!

*

Das Gen (1/2) Warum wir sind, wie wir sind

Das Gen (2/2) Warum wir sind, wie wir sind

17 Şubat 1959

Türk Havayolları Londra kazası…
Ne rahmetisi be?
Ne rahmeti, Adnan Menderes…
O uçaktaydı, kurtuldu…
Öldürmeyen Allah öldürmüyor…
Ölemiyorsa insan vardır bir nedeni…
Bende olduğu gibi, sayısını unuttum…
Boşuna demiyorum…
Azrail…
Kankam diye, kurtuldu ki…
17 Eylül 1961 tarihinde idam edilmek üzere!

Pakistan’da yaşanan uçak kazası…
Uçak kazasından kurtulan insanlar…
Öldürmeyen Allah öldürmüyor!

*

🙂
Danke…

Akil ile izan ile ilgimiz kaldı mi ki?

*

Borsalar…
İnsan yorulur, hastalanır…
Ölür…
Algoritmalar…
PARA yorulmaz, hastalanmaz…
COVID-19 bağışıklığı vardır…
Bir bilseniz…
Kimler köşeyi dönüyor…
Bizler ölürken!

Almanya…
AMAN kuruşuna dikkat et…
Çok dikkat edin, çok!

*

Yazamıyorum, YASAK…
Endeksteyim…
Amerikalı, sıçtım bacağına…
Serseri…
Think & Tank falan, TAMAM…
AMAAA…
Uzun vaade dedin mi…
Esas RUS siyaseti ve Putin elbette ödetecek Tatarların bedelini…
Hep beraber yürüyorsunuz bu yolda…
Beraber ödeyeceksiniz bedelini!

Oku, anlatırım belki bir gün perde arkasını

Diyorum ya at sırtında sinek…
KIZMA…
Darılma, gönül koyma bana…
BILME, GÖRME dolayısıyla düşünme, sorma… Sorgulama
NOKTA!

*

Dikkat edin bak, dünya çapında ancak HALA azınlıktalar…
AMA…
Maymun gözünü açmaya başladı, bugün bir Alman…
SERSERI…
Tercümesi, röportaj yapana soruyor:
“… akili bir insana benziyorsunuz, istediğiniz taktide gerçekleri örenebilirsiniz. Acin internet ve okuyun…”

Internet bilmişleri…
Okuduğunuzun %90 YALAN…
Veya çarpıtılmış, EKSIK bilgi…
Bilinçli…
>>> Çok az kaynak var, çok az güvenebileceğiniz <<<
Veee…
Bunları bir kez daha süzgeçten geçirmek gerekiyor…
Analizi…
Bağımsız en az iki yer teyit etmeli bilgiyi…
Ki Internet bilge ve bilmişleri…
Bilmem kaç milyar insan…
Koskoca internet…
Ve milyarlarca insan arasında “bir avuç” insan biliyor bu siteleri!

Koyuver kendini, insansan, insani duygular taşıyorsan hala içinde… Ağlamak geldiyse içinden dök gözyaşlarını

Bir “bayram yazısı”
Acı gerçekler…
SIKERIM…
Böyle “Müslümanların Müslümanlığını”

*

Askıda ekmek kuyruğu!..

İki ayı aşkın süredir her akşam onları izliyoruz.
Enfeksiyon hastalıkları uzmanları, klinik mikrobiyologlar, kardiyologlar, farmakologlar, diyetisyenler ve diğerleri… Hepsini tanıdık artık. Hatta bu süreçte bazıları başarılarıyla gurur duyduğumuz akrabalarımız kadar yakın oldular. Uzmanlık alanlarıyla ilgili sorulara cevap verirken paylaştıkları bilgilerle bizi aydınlatıp, salgının ürkütücü boyutlarını ve ona karşı hangi önlemleri almamız gerektiğini öğrettiler.
Değerli bilim insanlarımıza çok teşekkür ediyoruz.
★★★
Önceki sabah, bir yandan bu diyetisyenlerden birinin bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve sağlıklı yaşamak için önerdiği gıda takviyelerini televizyondan dinliyor, diğer yandan da elektronik posta kutuma sizlerden gelen iletileri okuyordum.
Diyetisyen “Sağlıklı beslenme için ekmekten uzak durmalıyız” derken, şimdi paylaşacağım sevgili Oktay Gökdemir hocamızın “askıda ekmek” konulu mesajını gördüm.
Birlikte okuyalım, çünkü çok çarpıcı:
“Sağlıklı beslenemeyen toplumların temel gıdasıdır ekmek. Bu nedenle çok tüketilir. Zira hayali bir tokluk hissi verir. Ekmek yoksulun pirzolasıdır. Fizyolojik olarak sadece tüketen kişinin karnı şişer ve kendini tok hisseder. Ekmek merkezli beslenenlerin, yani karbonhidrat yüklemesi yapanların uykusu çabuk gelir. Çünkü beyin nöronları uyuşur! Zira beyin et sever, ama çok pahalı olduğundan, gerektiği kadar tüketebilmek kolay değildir. O nedenle toplumumuzun büyük çoğunluğu mecburen ‘ekmekçi’dir…
★★★
İzmir-Şirinyer’de bir fırın, ‘askıda ekmek‘ uygulaması başlatmış…
Dün sabah saat on bir falandı, önünden geçerken baktım, bir kuyruk ki sorma gitsin. Tabii sosyal mesafe ve maske gibi önlemler hak getire!
Yaşlı, genç, emekli, işsiz, kısacası güvencesi bulunmayanlar, ellerinde torbalar, sıra bekliyorlar. Belli ki çok sayıda alacaklar.
Bu insanlar, fırıncının yan taraftaki ikinci camekandan dağıttığı ‘askıda ekmekleri‘ ücretsiz alabilmek için oradalar. O camekan da yurttaşların parayla ekmek alırlarken ‘İki tane de askıya at‘ demeleriyle oluşmuş bir tür ‘gönülden kopanı paylaşma‘ camekanı!..
★★★
Teyzenin birine ‘Kaç ekmek alıyorsun‘ diye soruyorum. ‘İki tane evladım‘ diye cevap veriyor… Fırıncı ilk gelişte, herkese iki adet veriyormuş, fakat yetmeyeceği için o, sıraya tekrar girip, günlük ihtiyaçları olan 10 ekmeği alıncaya kadar kuyrukta kalmaya devam ediyormuş. ‘Peki ne kadar sürüyor‘ dediğimde ‘Belli olmuyor ki oğlum, bazen bir saat, bazen de iki üç saat‘ diyor…
Evet, ekmek için o sıcakta, iki üç saat kuyrukta beklemek… O arada itiş-kakış ve tartışma da hiç eksik olmuyor. Ne sosyal mesafe, ne virüsün bulaşma ihtimali, kısacası ekmeğin dışında hiçbir şey umurlarında değil. Varsa yoksa ekmek!.. Çünkü o insanların öncelikli gereksinimi karınlarını doyurmak. Ne kadarla doyarlarsa o kadar ekmek!..”
★★★
İçimi burkan bu satırlardan başımı kaldırıp televizyona bakıyorum. Beslenme uzmanı “Salgına karşı bağışıklık sistemimizi güçlü tutmalıyız. Bunun için de dengeli ve sağlıklı beslenmeliyiz” diyor. Sonra da uyarıyor:
“Ekmek yok! En fazla avucumuzun yarısı kadar. O da incecik ve tam buğdaydan üretilenlerden!..”
★★★
O bunları söylerken açlık sınırındaki milyonları temsilen teyzeler, amcalar, emekliler, “askıda ekmek” kuyruğunda ömür tüketiyorlar.
Mis gibi ekmek kokusu…
Burun direklerinizi sızlatan yoksulluk öyküleri…
Hepsi, “askıda ekmek” kuyruğunda!..
★★★
Askıda fatura…
Askıda veresiye defteri…
Askıda ekmek…
Gelin bu bayramı askıların sayısını en aza indirebilmek için, iyilik yarışıyla geçirelim.
Gücümüz yettiğince güçsüzlere bayram sevinci yaşatalım…
Askıdaki hayatlara umut olalım

https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/ugur-dundar/askida-ekmek-kuyrugu-5831314/

Allah belamı versin haberim yoktu AMA benim yazdıklarımla çok güzel uyuşutu. Düşün ULAN azıcık çalışsın artık o kafan

Havlu

Kayseri’de 19 Mayıs günü balkona İngiliz bayrağı asıldı.
İnfial yaşandı.
Polis çağrıldı.
Şırrak…
Bayrağı asan kişi gözaltına alındı.
Bilahare, valilik açıklama yaptı, meğer bayrak olmadığı, bayrak desenli havlu olduğu, kurusun diye balkona asıldığı ortaya çıktı.

Hassasiyet iyi de birader…

Kayserili dindar cumhurbaşkanımız İngiliz şövalyesi değil mi?

Hatırlayın lütfen… 2007 yılında cumhurbaşkanlığı makamı Akp’ye geçti, şırrak, İngiltere kraliçesi Türkiye’ye geldi.
Yemin ederken bile smokin giymeyen Kayserili dindar cumhurbaşkanımız, Kraliçe’ye hürmeten smokin giydi, papyon taktı.
Kraliçe de Kayserili dindar cumhurbaşkanımıza “şövalye nişanı” taktı.
Şövalye nişanının tam adı, Büyük Haç Nişanı’ydı.
İngiliz uçak gemisi HMS Illustrious’ı getirmişlerdi.
İşgal günlerinde olduğu gibi Boğaz’a demirlemişlerdi.
İngiltere kraliçesi, bu zırhlının güvertesinde davet verdi.
Kayserili şövalye cumhurbaşkanımız ve Akp şürekası koşa koşa İngiliz zırhlısının güvertesindeki davete katıldı, sırıtarak poz verdi.

E, hani havlu hassasiyeti?

Kayserililer Kayserispor’un maçlarını Arap kanalından seyretmiyor mu?
O Arap ülkesi, tıpkı o futbol kanalı gibi, eskiden bizim değil miydi?
O Arap ülkesini bizim elimizden İngilizler almadı mı?
O Arap ülkesini bizzat İngilizler kurmadı mı?
O Arap ülkesini şu anda yöneten kişi, İngiliz ordusunun subaylarını yetiştiren İngiltere Kraliyet Askeri Akademisi’nden mezun olmadı mı?

Senin tank fabrikanı o Arap ülkesine vermediler mi?

Senin durumu farketmen için illa balkona havlu mu assın Arap?

Mesele elbette sadece Kayseri meselesi değil…
Türkiye’nin hangi şehrinde yaşıyorsak yaşayalım, geçmediğimiz köprüye, girmediğimiz tünele, uçmadığımız havalimanına, geçiş garantisi verildiği için, sırf geçen sene 19 milyar lira ödemedik mi?
Bu parayı daha 25 sene boyunca ödemeye devam etmeyecek miyiz?
Yarın öbür gün iktidar değişirse, yandaş müteahhitlere tıkır tıkır ödenen bu milyarlarca liranın musluğu kesilmesin diye, hangi iktidar gelirse gelsin eli kolu bağlansın diye, mecburen tıkır tıkır ödemeye devam etsinler diye, sözleşmeler “İngiliz yasaları”yla yazılmadı mı?
Türk hukuku yerine, İngiliz hukuku dayatılmadı mı?
Yandaş müteahhit “paramı vermiyorlar” diye mahkemeye giderse, Türk mahkemeleri yerine, İngiliz mahkemeleri karar vermeyecek mi?

Sen hâlâ balkonda mı arıyorsun İngiliz’i?

Ve, belki de en hazin tarafı…
Balkona bayrak desenli havlu asan kimmiş biliyor musunuz?
İran uyruklu biriymiş, ismi Rıza.

İranlı Rıza… Hükümetin bakanlarını parmağında oynatırken, devletin bankasını babasının bankası gibi kullanırken, arkasına Türk Bayrağı monte edilerek yandaş televizyona çıkarılırken, “Türkiye’nin cari açığını tek başıma ben kapattım” derken, hiç rahatsız olmadın…
Aksine, hayırsever Rıza bey diye alkışladın.

Bir başka İranlı Rıza, balkona bayrak desenli havlu asınca rahatsız oldun, öyle mi?

https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/havlu-5831619/

Allah kahir etmesin, ben gerçekten bitmişim

Aklim gitti…
OLMAYAN 1 gram!

Bayağı yüklü bir paraydı…
Sağ cebimde olur, solda leblebi çekirdek parası…
T-Şort veya gömlek giyersem, resmi bir yere gitmediğim takdirde…
Gömlek cebinde.

Askeri yatak ve çadır bir…
Diyorum diyorum gerçekleştiremedim…
Balığa başlayacağım yine…
Sağ olsunlar…
Almanlar…
Iç istihbarat SAYESINDE atıcılıktan VAZ GECMEM gerekecek herhalde…
Halbuki…
Neyse, gidecektim yatak – çadır almaya, para yok…
Evde unuttum sandım, ulan evde de yok…
Dedim düşürdüm…
🙂
T-Şort cebinde!