😉
Zuverläßlich NATÜRLICH…
Mann…
Mann, mann. Es geht mir wieder einmal beschießen
LEUTE, Leute „noch NIE hat ein Russischer Präsident mit Atom Waffen gedroht“
Ein türkisches Sprichwort besagt „bıçak kemiğe dayanınca“
Das Wasser steht ihm bis zum Hals. Es reicht, es reicht wirklich. WIR…
In Deutschland…
In Europa SIND WEDER Enklaven der Briten noch der Amerikaner!
ntv…
12:03 – 12:04
Nochmal…
Ich empfehle euch DRINGEND…
Green Peace, die Grünen…
Usw…
Die neue Anna was weis ich was GRÜNDLICH zu Durchleuten!
*
Ben gitti…
Eve…
Yastığın hatırını sormam lazım
*
ich vergaß Wikipedia
GENAU und noch ein bisschen mehr
Berkay geliyormuş yarına, offf Önder hiç bitmez mi senin işin?
…
…
…
…
…
…
*
…
…
…
…
…
…
*
…
…
…
…
…
…
*
*
…
…
…
…
…
…
*
*
SÖZ…
Devam edecek. IYI degilim
9x19mm daha da IYISI 9x21mm
“Önder ağabey tehlikelisin”
Değilim oğlum değilim…
Ayakta zor duruyorum, ilaçlar olmasa…
Ama…
Haklısın hep bir çeyrek değildim. Ne oldum değil…
Arkadaş…
Ne olacağım!
Yunanistan çok öncesi…
Ukrayna şimdilerde çok güzel bir ders…
Anlayana.
Ders çıkarabilene…
AMA!
Ağızlarına sıçıyor Rus özel birimleri…
Dincilerin…
Kurşun geçirmez yelek falan, fasa fiso desem anlar mısın…
Beni?
9x19mm daha da IYISI 9x21mm
Baltık ülkeleri, Norveç…
Danimarka, İsveç falan…
Ukrayna ders olmadı mı sizlere?
Can pazarında…
Her koyun kendi bacağından asılır der bir Türk özdeyişi.
“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için”
Alooo…
Şövalyecilik mi oynuyoruz burada?
Mousquetaires Fransızca…
Alexandre Dumas(!)
Offfffffffffffffffff…
Felaket, çok kötü…
Az kaldı ya kendiliğimden ya canımı alacağım.
ANCAK…
🙂 🙂 🙂
Galiba buldum sırtımın çözümünü…
Bir iki…
Daha gözlemlemeli.
Sırt “iyi”
Şimdi anlıyorum, his ediyorum GERISINI!
9×21…
ÖNCE İtalyan, SONRA…
Israil…
ANLA!
2mm deme kardeşim, deme…
Demedim mi bana iki santim yeter diye?
Ya bu çeyreği güdersin ya bu diyardan gidersin…
Ne O LANNN…
Kendimi mi inkâr edeceğim?
Bilmek…
Görmek…
Söylemek YASAK MI?
Beni…
Kendine örnek al, sen çözmezsen…
Bulmasan KENDIN kendi derdine çare…
Tutmaz…
Kimse elinden OLMAZ sana derman.
Çok zor getiriyorum iki kelimeyi bir araya…
INAN…
FECI ağrılar. Ama söz…
Keş falan…
SÖZ VERDILER, ispatlı, kendileri söylüyor kendileri…
Girmeyeceğiz kıçına diye söz vermişler AMAAA…
Evet ama…
YOK YAZILI!
Dedim ya söz, keş meş esrarkeş…
SÖZ!
ANCAK…
YOK Türkçe tercümesi, siktir ettiler BIZI…
Şaşırmadım doğrusu, benim gibi söyle söyle…
NAFILE!
Neyse…
Dedim ya SÖZ ama ne ders olmalı SANA…
Kardeş dediğim, soydaşım…
Ne doğduğum…
Neee doyduğum topraklara ASLA…
Asla nankörlük etmem EDEMEM…
ASLA…
Dilin, dinin…
Bayrağın, MILLI para birimin…
Tayyipistan da…
Iş hayati, iş adamları oluk oluk çekiyor bankalardan paraları…
Yunanistan’da HALKA…
Sığırlara zamanında gıdım gıdım para…
Benzeri Ukrayna’da…
>>> “Sermaye”, nakit para kontrolü <<<
SOKTURMA bana ZOR zamanda sanalına…
Nakitten, ALTINDAN şaşma!
İncik boncuk, bilezik değil lan…
Gram…
Gram, saf olanından!
Veee başkente sokak savaşı başlamış
Hadi ben gitti
Türkiye Barolar Birliği
İlginizden ötürü teşekkür ederim, UMARIM…
Bir gün ihtiyacım olmaz sizlere…
Ve VEYA desteğinizi esirgemesiniz benden.
Geçenlerde…
Bir meslektaşınız ile Almanya’da uzun uzun bir görüşmem oldu…
>>> Doğruları <<<
Anlattım ona, inanır mısınız şaşırdım…
O…
Hiç şaşırmamış izlenimi bıraktı bende.
BITTE Leute BITTE täuscht die Menschen NICHT. Wenn’s die Amis tut ist es rechtens und wenn es andere tun ist es MORD(!)
Hallooooooooooo…
Es ist Krieg!
Zivilist…
Erinnert euch mal an Irak, AN Syrien…
Es ist noch gar nicht (so) lange her!
>>> Jugoslawien <<<
YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ
Atatürk bir asker olduğu halde mümkün olduğu kadar savaşın dışında kalmak isterdi. Şu sözlerinin derin anlamı vardır: „Mutlaka şu ve bu sebepler için, milleti savaşa sürüklemek taraftan değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Gerçek kanaatim şudur: Milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım, öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye savaşa girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye maruz kalmıyorsa savaş cinayettir“.
Bu sözler, dahi bir askerin savaşın ne zaman yapılabileceğini gösteren bir ölçüsüdür. Millet hayatı tehlikeye girmedikçe, çıkarılan savaş savaş değil, cinayettir, öyleyse esas barıştır. Savaşın bir millet için ne demek olduğunu ve neler getirdiğini en acı ve açık biçimde gören, yaşayan Atatürk, büyük zaferin kazanılmasından sonra hep barışçı bir siyaset izledi.
Yurtta barış, milli birlik ve beraberliğin sonucudur. Vatandaşlar birbirlerini kırmadan, birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı duyarak yaşamalıdırlar. Bu memlekette esenliği sağlar ve aslında gelişmenin, kalkınmanın ve demokrasinin de en önemli şartlarındandır.
Cihanda barış ise, devletlerin aralarındaki çekişmeleri, çeşitli anlaşmazlıkları görüşerek, anlaşarak çözümlemeleridir, insanlık ideali ancak böyle gerçekleşebilir. Devletlerarası savaşlar sadece acı, kan, gözyaşı ve felâketler getirir, kazananlar da pek çok şeylerini yitirmiş olurlar, öyleyse ancak ve ancak son çare olarak savaşa gidilmelidir. Esas olan savaş değil, barıştır. Atatürk Lozan Antlaşmasından sonra pek çok sorunu barış yolu ile çözümlemiştir.
„Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa Türkiye onu can atarak karşıladı ve yardımını esirgemedi“ diyen Atatürk’ün bu tutumu, Türkiye’nin dış siyasetinin temel düşüncelerinden biri oldu.
*
>>> !!! <<<
>>> !!! <<<
SAHIII hani destek FALAN
AMerika Ukraynalı başkana “tahliye” teklif etmiş…
Kabul etmemiş.
Her ZAMAN…
VARDIR…
Yol ve yöntemLER
