mRNA

Steve Pascolo…
Bir immünolog, Zürih Üniversitesi…
mRNA üzerinde araştırmalar yapan DIKKAT…
CureVac kurucularından…
Anlatmışımdır ilaç sanayisinde edindiğim izlenim ve deneyimleri…
mRNA…
Kanser falan gibi araştırmalar, bu alanda deneyim tecrübe sahibi olmaya çalsan üç şirketten biri, CureVac, diğerleri BioNTech ve MODERNA. DENENMEMIŞ bir teknoloji.

mRNA…
Hepimizin içinde bulunan hücrelerin yapısında…
DNA içinde…
>>> çekirdeğinde, PROTEIN üretimi için gerekli bilgilerin bulunduğu yerde <<<
“üretilir”
Veriler tamamlandığında yani DNA…
mRNA’yi protein1 üretimi için gerekli bilgiler ile donattıktan sonra…
mRNA, hücreyi terk eder ki vücutta gerekli proteini üretsin diye.

Dikkatinizi çekerim…
Olabildiğince yalın, sade bir dil kullanıyorum…
Her zamanki gibi “yalan, yanlış” GIBI…
ANLA…
Gibi, karmaşık konular, sadeleştirilmiş hali.

Bilimsel terimleri kullanıyorum ki hem ek bilgi, ilgilerler kendileri araştırsın öğrensin diye…
Hem EN AZINDAN bir kez duymuş olasınız diye…
Türkçesi Sitoplazma…
Almanca Cytoplasma veya Zytoplasm
mRNA içinde bulunan Ribosom’lar2 ilgili proteini üretmeye başlar.

İnsanoğlu…
Bu yöntemi kesif ettiğinden beri, ki “oldukça basit bir yöntem” ISTENILEN her türlü proteini kısa sürede üretme imkânı kazanmıştır.

Dikkatinizi çekerim burası çok önemli…
İstenilen her türlü protein kısa sürede (en son BioNtech açıkladı yenisi için altı hafta içinde) üretilebiliyor.

Neden mi önemli?
Belki anlarsınız makalem bitince…
Hani daha öncesi anlatmıştım, Korona kolları, ayakları diye…

Spikeproteinleri…
Max – Planck (müşterimdi) VE Paul – Ehrlich enstitüleri…
European Molecular Biology Laboratory (EMBL) ve yine Goethe Universitesinin (müşterimdi) katkısıyla…
DIKKAT yine çok önemli…

Doğal ortamında yüksek çözünürlük ile görüntülediği gibi…
HIZINI…
Keşif etmiş oldular. Diyorum ya basite indirgeyerek, birçok şeyi atlayarak…
Çünkü biliyorum anlaması olabildiğince zor…
Burada ÖNEMLI OLAN bu proteinin
> doğal ortamında akıllara durgunluk verecek şekildeki hızıymış <
Yani hücrelere giriş yaptığı hız!

Aşılar…
En azından mRNA teknolojisi ile üretilen aşılar Spikeproteinlerini HEDEF alırlar…
Yani kollar, bacakları. Onlar vasıtasıyla Korona insan hücrelerine giriş yapar…
Şöyle düşün…
Doğal döllenme, bir kadının hamile kalması…
Benzeri, sperma bir şekilde yumurtaya girip döllemeli…
Umarım anladınız ne demek istediğimi.

Bir sene kadar oluyormuş, SÖZDE…
Çekmece…
SARS-CoV2’nin DNA’sı çözüleli…
Ve yine…
DIKKAT DIKKAT DIKKAT…
Öyle diyorlar, inandırmak istiyorlar…
Cidden şüphelerim var AMA sizleri tesir altında bırakmak istemem…
mRNA…
DNA’mıza giremezmiş…
Efendim, pardon anlayamadım???

Neden söz ediyor deminden beri çeyrek?
Proteinlerden!???

Her neyse…
mRNA virüsün kollarını bacaklarını “üretiyor” ya…
Bedenimiz bu yabancı maddeyi algılayıp karşı önlemler alıyormuş…
Salak şey…
Geri zekâlı beden, Türk’ün aklı…
Hafızası gibi…
Bilgisi, bilinci benzeri. BILIM…
BILMIYOR…
Emin değiller, hani kızamık aşısı ve benzerleri…
Bir kez ol ömür boyu etkisi…
Aşı olanın HALA bulaş riski var mı yok mu…
Ondan bile emin değiller.

Bırak SENI korumasından!

İnan…
Birileri tüm bunları biliyor, eminim…
Örneğin…
Çin SONUNDA izin verdi…
Birleşmiş Milletler gelsin araştırsın diyor…
Sadece…
İlginç diyorum, ilginç.

Luminol nedir bilir misiniz?

Cinayet…
KAN ve kan izleri, sil, temizle, badana yap…
YILLAR SONRA…
Hala kanı çıkarır meydana!

Neden mi yazdım bunu, bu örneği verdim…
İddia o ki…
Çin tüm izleri imha etti, izleri sildi O yüzden veriyor şimdi izni!

Yok…
Çin, Rus o veya bu yanlısı değilim…
Sadece…
Sikilmekten hoşlanmam!

Luminol’ün…
MEYDANA çıkardı kan izinden, seneler bile geçse aradan…
Hala DNA örnekleri alınabildiğini biliyor muydunuz?

Hatırlıyor musunuz…
SPOREN…
250 milyon sene geçmiş olsa bile TEKRAR canlandırdılar!

Stefan Halbheer…
Yine bir immünolog, bu sefer Bern Üniversitesinden…
“… yardımcı (katkı) maddeleri kullanmak ZORUNDAYIZ aşıyı üretirken, bana göre bunlar sağlık teknolojisi açısında sadece zararsız (sakıncasız) maddeler değildir, OLAMAZ…”
Veya…
Dün, Martin Bachmann kendisi de Bern Üniversitesinde bir immünolog…
“Öyle gerçekten… Uzun vadede sorunlar yapmayacağını, 20 binden bir kişide 3 sene sonra problem yaratmayacağını bilmiyoruz”

Steve Pascolo ise bu teknolojiden emin…
Uzun vadeli yan etkiler beklemiyor…
DIKKAT…
“Laboratuvar ortamında son derece stabil, vücutta ise enzimler vasıtasıyla çok çabuk etkisizleştiriliyorlar. Yani yaptığımız iğne birkaç saat içinde etkisizleştiriliyor ve bir iki gün sonra bedende iz bırakmıyor”

Bilim demiyor bunu, birisi…
“en azından bu aşı ADJUVANTIEN’e (Latince yârdim edici) gerek kalmadan üretiliyor… Belki bu sizleri ikna edebilir”
Yani etkiyi güçlendiren katkı maddesi olmadan…
BAK SEN(!)

ALMAN Parlamentosundan…
Konuyla ilgili:

https://www.bundestag.de/resource/blob/665952/117e7c6c3751793ba078e38f61ecf22e/WD-9-069-19-pdf-data.pdf

Ve o birisi sözlerini şöyle bitiriyor:

“Neticede bir risk tercihi, ya koronadan hastalanmak VEYA seneler sonra > sürpriz bir şekilde < kimi yan etkilerin belirme riskine karşı…”

Ben keyfimden kendimi örnek göstermiyorum…
Sevdiklerimi…
Seneler sonra meydana çıkan yan etkileri, öyle bir ilaç vermişlerdi ki bana…
Bir bilseniz neler içiriyorlar, bir bilseniz…
Erkekliğimi kaybettim diye aklım gitmişti, HEMEN…
ANINDA gereğini yaptım, çok şükür en azından o konuda sağlığıma tekrar kavuştum.

>>> İlaçlar ve yan tesitleri, HABERINIZ YOK, YOK… Ama ben yaşayarak öğrendim „hepsini“ <<<

Hurafeler…
Hala bu çağda, bu “bilgi düzeyinde”
Gergedan boynuzu…
Ve erkekliğe “katkısı”
Maksat…
Para kaynağı yaratmak…
Ve yine tehlike, çağdaş insan ve körelen sezgileri…
İnan…
Gerek kalmadığından körelmiş gibi görünen, gizli gizli…
İçindeki temel içgüdülerden…
Tehlike ile yaşamak zorunda kalan, hayati tehlikeler ile…
Sezgileri…
Hani körelmiş gibi görünen…
TEKRAR BILENEN…
Jilet gibi olan.

Bir örnek daha…
Yine bir ilacın yan tesirleri…
Çocuk gibi…
Seneler oldu bırakalı, daha bir belki iki sene oldu yan tesirin geçmesi.

Allah…
Kimseyi benim durumuma düşürmesin, çaresiz kalıp…
Çare aratmasın.

Kobaydım…
Kobay!

Demin anlatmıştım, kolları…
Bacakları…
Hah tam da o proteinlerde Ruslar 18…
Batılılar ise hem İngiltere hem Güney Afrika türlerinde…
PARDON, süüürümlerinde…
Ayrı, ayrı…
Yirmişer mutasyon keşif etti. Protein yapısında…
Proteinlerinde.

„Russische Virologen entdecken einmaligen SARS-CoV-2-Stamm mit 18 Mutationen
13 Jan. 2021 06:30 Uhr

In Russland ist ein Stamm des Coronavirus entdeckt worden, der gleich 18 neue Mutationen aufweist. Die Probe stammt von einer krebskranken Patientin. Bislang ist das ein Einzelfall. Man vermutet, dass ein geschwächtes Immunsystem Mutationen des Erregers fördern kann.“

https://de.rt.com/russland/111656-russische-virologen-entdecken-einmaligen-corona-stamm-mit-18-mutationen/

Ve C. Darwin…
Ve evrim kuramı…
Yokkk…
Yok, yok en güçlü olan değil…
Çevresine en iyi uyum sağlayan…
Hayatta kalan!

Tabii ki bir virüs…
Doğal olarak ortama uyabilir, uyar…
Her canlı gibi…
Yani bir evrim geçirir, bir mutasyon…
Amaaa (…)
Her neyse, konumuz bu değil…
Iş açacağım başıma…
Yeniler konusunda verebileceğim tek “iyi haber”
Orijinal sürümüne nazaran…
Hastalanan, hastalığını o kadar ağır geçirmiyormuş…
Buda bir şey!?

En azından bu saat ile bilgi düzeyi böyle…
Sadece dikkat çeken, rakam…
Belki bir tesadüf…
Yirmişer…
Bana biraz acayip geldi…
Bu meretler…
Aralarında haberleşiyor mu ne?
Arkadaş şuranı buranı değiştir, böyle böyle…
Sonunda ikisinde de yirmişer…
Acayip, sadece acayibime gidiyor…
Ya sizlerin?

N501Y (Spikeprotenini) evrimi…
COG-UK “enstitüsü” bu konuda özellikle araştırma yapıyorlar…
B117…
İngiliz SÜRÜMÜ…
Ve bu virüs 22 Avrupa ülkesinde…
501V2…
Güney Afrikalı ismi…
Japonya, Japonya’dan henüz bir haber yok…
Tulio de Oliveira…
Bir biyolojik bilişimcisi…
(Böyle bir şeyin olduğunu ilk kez duyuyorum. Bir araştırmalıyım ne yer ne içer bu tipler)
DIKKAT…
Bu insana göre her iki sürümde de gelişen ortak bir mutasyon…
Immün sistemini yani bağışıklık sistemini çok etkileyici bir şekilde “kandırabilecekleri” kaygısıdır, SADECE o değil bu kaygıyı taşıyan.

Yani geliştirilen aşıyla bu değişime uğrayan virüs ile hala mücadele edilebilir mi?
Soru bu…
Richard Lesselles’e göre evet(!)

Ve kelimeler ve önemleri…
“Öyle olduğunu düşünüyoruz” Türkçesi…
Öyle olduğunu düşünmek, bilmediğinin, EMIN olmadığının itirafı değil midir?

Pfizer – BioNTech VE Teksas Üniversitesinin yaptığı ortak bir çalışma…
Bunu teyit eder nitelikte olsa bile…
(kiii lütfen, hatırlamıyorum bu konuyu bu gerçeği işlemiş miydim Endüstrinin üniversiteleri maddi desteklemesini, ona göre, duruma göre olumlu veya olumsuz rapor üretilmesine katkı sağladıkları > gerçeğini < işlemiş miydim hatırlamıyorum)

Etkiliymiş…
Philip Dormitzer (bilimsel yönetici Pfizer Inc)
AMA…
VURGU laboratuvar ortamında!

1 “Hayati Kimyasallar
Proteinler vücudumuzun hayati bileşenleridir. Vücudun yapısının bir parçasını oluştururlar ve taşınmamıza, vücudumuzun etrafına oksijen dağıtmamıza, yaralandığımız zaman kanın pıhtılaşmasına, enfeksiyonlarla savaşarak, hücrelerin içine ve dışına taşınmasına, kimyasal tepkimeleri kontrol etmemize ve vücudun bir kısmından diğerine mesajlar taşınmasına yardımcı olurlar.
Protein molekülleri amino asit zincirlerinden yapılır. Vücudumuz, yediğimiz proteinleri sindirir ve onları kan dolaşımında emilen bireysel amino asitlere dönüştürür.
Diyetteki iyi protein kaynakları et, kümes hayvanları, balık, süt ürünleri, yumurtalar, baklagiller (fasulye, mercimek ve bezelye) ve fındıktır. Çoğu beslenme uzmanı, eğer bu besinler diyetimizin bir parçasıysa, yağsız et ve düşük yağlı süt ürünleri tüketmemizi önermektedirler.”

https://owlcation.com/stem/Essential-Functions-of-Body-Proteins

2 Tünneler kururlar rRNA, yok mRNA değil rRNA. Dedim ya karmaşık konular

Devam edecek…

Schreibe einen Kommentar

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.