Açık mektup

Sayın Doğru,

Tüm yazdıklarınıza, tespitlerinize katılmakla birlikte…
Bir istisnai durumu dile getirmek için kaleme, pardon tuşlara “sarıldım, takıldım”.

Efendim…
“İlkel milliyetçilik” dediğiniz yüz yılar, bin yıllar içeresinde oluşan bir duygu manzumesidir.

Bu duyguların temelini dil birliği oluşturur…
İnsan…
Tabiatı itibarıyla sosyal bir varlıktır ve iletişim, bir şekilde birbiriyle anlaşabilme onun için bir…
Evet, bir > varlık < sorunudur, bir var olma meselesidir.

İnsan…
Geneli itibarıyla anadilinde düşünür, hayal kurar, hata rüya görür. Milliyetçiliğin temelini ise dil birliği, söylem birliği, geçmişin bilinci ve ortak bir geleceğin tasavvurudur. Bir bilişimci VE iletişimci (teknik olarak) olarak…
Bana küreselleşmeyi, iletişimi, insanlığın ortak değerlerini… Eğitim önemini, >>> esnekliğin <<< gerekliliğini, sorgulamanın, eleştirel, özgür, HÜR ve çağrışmaya (birbirinden bağımsız bilgi bloklarının bir araya getirilebilmesi) açık düşünce ve eğitim modellerinin önemini izah etmenize gerek yok.

Saliseler içeresinde dünyayı geziyorum…
Ömrüm gurbet ellerde geçti. Yaş 52…
46 senem değişik kültürler, diller arasında geçti. Avrupa ve Avrupa Birliği…
Medeni, çağdaş insanlar topluluğu olarak bildiklerimiz…
Gençleri ki birçoğu AB taraftarı, buna rağmen AB ve yasaları, yine gençler bile…
Kimi >>> milli değerleri <<< gözetmekte, gözetmek zorunda kalıyor…
Bakınız kimi AB yasalarına, milletlere özgü düzenlemelere(!)

Milliyetçilik, bir aidat duygusu…
Dini duygular gibi…
İnsan için, insanlar için gerekli…
Bu gibi duygular ASLA ilkel olmaz, olmamalı…
Ne dindarlık dinciliğe, hele fanatiğine ne milliyetçilik faşizme dönmemeli.

Amacım sizi yermek değildi Efendim. Değer verdiğim bir yazarsınız…
Umarım yazdıklarımı olumlu ve pozitif eleştiri olarak kabul edersiniz.

Önder Gürbüz

2018, Almanya
wordpress.gurbuz.net

OKU

Sınıfta kaldı!

10 Ocak 2018

“İlkel milliyetçilik propagandası” bugün değil, dün değil yüzyıllar öncesinden sınıfta kaldı.
Şöyle sıralanıyor:
Kağıdı Çinliler keşfetti.
Barutu Çinliler buldu.
Tahta baskıyı ilk Çinliler yaptı.
Porseleni ilk Çinliler kullandı.
Sınav fikrini de ilk Çinliler uyguladı. Dünyayı “fikir-düşünce-buluş- yaratıcılık- entelektüel açıdan” yüzyıllarca Çin yönetti fakat ilkel milliyetçiliğe batıp bocaladığı için bilimde ve modern yönetim biçimlerini geliştirmekte Çin, geriye düştü ve öncülüğü Batı’ya kaptırdı.
* * *
Cebir Bağdat’ta bulundu.
İlk hastane Bağdat’ta yapıldı.
Klasikler ilk Bağdat’ta çevrildi.
Felsefenin önemi ilk Bağdat’ta kavrandı. Dünya entelektüel düşüncesini yakalayıp önde götürmek çabası; dokuzuncu yüzyıldan on birinci yüzyıla kadar Bağdat’ta ana hedef oldu. On birinci yüzyıldan sonra İslam dünyası “ilkel milliyetçiliğin, dinin katı kalıplarının, kör ezberlerin” içine saplandığı için Bağdat, dünyada önemini yitirdi.
Geriye düştü.
Öncülüğü Batı’ya kaptırdı.
* * *
Herkesin bildiği yukarıdaki gerçekleri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Boğaziçi Üniversitesi, ülke ve millet değerlerine yaslanmadığı için zayıf kaldı” eleştirisi yaptığı için yazmak zorunda kaldım.
Ülke değerleri.
Milli değerler.
Kuşkusuz önemli.
Ancak bugünün dünyasında ne temel eğitimde, ne orta eğitimde, ne üniversite eğitiminde “ölçü olarak” kabul görmüyor.
Hepimizin imkanı var.
Bilgisayarınızdan, cep telefonunuzdan dünyanın en iyi üniversitelerinin sitelerine girebiliriz.
Öncelikli hedefleri ne?
Yaslandıkları temel ne?
Bulup okuyabiliriz:
* * *
HARVARD Üniversitesi:
Biz, öğrencilerimiz arasından dünya ölçüsünde farklılık yaratan önderleri yetiştirmeyi hedefleyen bir üniversiteyiz diye yazmışlar.
Ana değerimiz:
Doğruluk.
Demişler.
SORBONNE Üniversitesi:
Biz, öğrencilerimizi 21. yüzyılın temel zorluklarına ve engellerine karşı hazırlayan bir üniversiteyiz diye yazmışlar.
Ana değerimiz:
Eleştirel düşünce.
Demişler.
TOKYO Üniversitesi:
Biz, öğrencilerimizi dünyadaki çok hızlı küreselleşme sonunda ortaya çıkan, yoksulluk, eşitsizlik, mali güvensizlik gibi konuları aşacak ve insanlığa öncülük edecek bilim liderleri olmaları için hazırlayan bir üniversiteyiz diye yazmışlar.
Ana değerimiz:
İnsanlık için buluş yapmak.
Demişler.
* * *
Bu ölçüler esas alındığında; Cumhurbaşkanı’nın Boğaziçi Üniversitesi’ne verdiği akıl, “ilkel milliyetçilik” olarak kalıyor. İlkel milliyetçilik bugünün dünyasında geri kalmış ülkelerde sadece politikacılara kandırılmış insanların oyunu getiriyor. Bugünün dünyasında üniversiteleri “başarılı başarısız” diye ayırırken şu ölçülere bakıyorlar:
BİR:
Üniversitede öğrenci başına kaç profesör, doçent, akademisyen düşüyor?
İKİ:
Nobel’e aday olmuş ve kazanmış kaç profesörü öğretim kadrosunda bulunduruyor ve Nobel kazanmış kaç öğrenci mezun etti?
ÜÇ:
Üniversitenin fakültelerinde ders veren hocaların bir yıl boyunca ürettikleri bilimsel makale sayısı kaçtır ve makalelerin kaç tanesi dünya biliminde referans olarak gösteriliyor?
DÖRT:
Üniversitenin uluslararası çapta kabul gören kaç hocası var ve üniversite dünyanın kaç ileri ülkesinden yabancı öğrenci çekiyor?
* * *
Bu ölçüleri yakala; vatana ve millete zaten hayırlı oluyorsun.
Gerisi boş laf!

http://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/necati-dogru/sinifta-kaldi-2-2167227/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

Bir Cevap Yazın