Les Misérables veya İpek Yolu 2.0

Okudunuz mu bilmem?
Victor Hugo’nun Sefiller romanını…
Bir lokma ekmek, ailesi, belki kendi için çaldığı bir lokma ekmek…
Ve…
Macera başlar.

Ailem…
Öyle gördüm, böyle büyüdüm. İğne ucu var ya, iğnenin ucu…
Hani deyim bile var…
İğne ucuyla kuyu kazmak. İşte öyle geldi, geliyor ekmek soframıza. Kaderin cilvesi olsa gerek…
Gelin, kaynana toprağından olurmuş. Hanımda terzi…
El emeği, göz nuru. Veya…
Yine göz ve bilgi, böyle yuvarladık yıllarca gurbet elde, bir başına.

Başkaları gibi sürü sepet gelmedik buralara. Sefillerin farklı bir sürümüdür…
Bizlerin buralarda yaşantısı. Gerçi Türkiye’de de yaşam şartları değişmeye başladı…
Kadın oldu erkek, erkek bir yerde kadın…
Tek tabanca, geride kaldı, mazide. Evet, evet geçmişe mazi derler…
Geriye dönüp bakma, ufukta…
Gözün görebildiği son noktada ne var onu söyle bana.

Herkesin annesi değerlidir, herkesin annesi bir tanedir…
Benim kara Mediha’m, O da benim değerlim, hepimizin…
Bu sabah, aslında her sabah yaptığım gibi önce gittim hanım yanına, uyuyor daha, oh sıcacık…
DONMUŞUM…
Kucak yapayım dedim kadına, bir işşş…
Ağlamaklı bir sesle:
“Ya ben ne yapıtımda böyle bir adamı hak ettim? Ölü elli gibi…”
Bir şeyler söyleyecektim, yutkundum, Kızdım!

Kalktım doğru annemin odasına…
Peksimet (Zwieback) canavarı…
Süt düşmanı, üzüm delisi…
Ananay yolcu ya, bir haftadan beri bizde, dada…
Aynı ben, çoktan uyanmış, kadını ayağa dikmiş pişti oynuyorlar…
Kalk ulan anamın yanından dedim, şaka ile karışık Sadri Alışık…
Fırladı yataktan, geçti karşı divana, zaten donuyorum, yattım annemin kucağına…
Bakışlar…
İnsan öldürebilse çoktan eşek cennetini boylamıştım, annemde mahsus mu yaptı ne, başladı saçlarımı okşamaya. Hop oturuyor hop kalkıyor bizim ki, kıskandı…

Usul usul yaklaşıyor bize…
Niyeti beni kaldırıp kendisi girecek ananay yanına, kalkar mıyım hiç?
Bir baktım,
Bremen’e mızıkacıları gibi, ben annemin kucağında, O benim üstümde.

Neyse kalktım…
Diyorum ya >>> AYNI ben <<< çıkmıştım odadan, az sonra…
Bir patırtı gürültü, ağlama, haykırma…
Ulan ne oluyor diye doğru odaya…
Annem…
Ya gerçekten çok kötü kadın…
Hepimiz böyle yetiştik, hepimiz…
Dada’mi kandırıyor, sözde Türkiye’de başka bir torunu varmış, onu sevmeye gidecekmiş falan…
Çocuk kahroluyor, iki gözü iki çeşme, sadist ya…
Bana başka birilerini hatırlatıyor, gelin…
Kaynana toprağından olur!

İşte bu insanla…
Ana – oğul gibi değil, dostça çok sohbetlerimiz olmuştur…
Dertleşir benimle, ben onunla…
Rahmetli babamın sözüdür…
“Beraber büyüdünüz”

Bana demiştir bir keresinde…
„Sizler (yani ben, kardeşim ve torunları) aç kalsanız, çalışamasam…
Sizler için hırsızlık yaparım!“

Yapar mı?
Yalanım varsa, akşama çıkmayayım…
YAPAR! Gözünü bir anlığına bile olsa kırpmadan yapar…
Kim yapmaz?

Çok insan var biliyor musunuz ülke hapishanesinde…
Ekmek çaldı, yiyecek çaldı diye hapishanede çürüyen…
Gıda…
En temel ihtiyaç, yok iş bulamıyorsan, gerçekten arayıp bulamıyorsan…
Ki, kendimden biliyorum, oluyor bazen böyle şeyler…
Eş, dost, hısım – akraba yardım edemiyor veya etmiyorsa, devlet dediğin devlet değilse…
Söyle…
Aç olan evladın gözlerine baktıktan sonra, sen olsan ne yaparsın?

Geçmiş karşımıza…
Bırak, bırak zorunlu bir hal olmadıktan sonra hırsızlık yapmasını…
Hırsızlık, arsızlık yapılmasına göz yumduğuna…
Kendine, sanki çok matah bir b.kmuş gibi, kendine Tanrının yeryüzündeki sıfatı…
Peygamber Efendimizin soyundan geldiğine dair rivayeti…
Ya…
Bu kadar gülünç ve tuhaf olmasa…
Kendine dünya lideri dedirtmesine varana kadar neler neler dedirtmedi, söyletmedi.

Şeyh uçmaz…
Müritleri uçurur!

Yaptıkları…
Yapacaklarının teminatıdır derler ya, ahhh…
Kendi içinde şu tezattı yaşamasa, millete yaşatmasa. YALAN…
Heriflerin hayatı yalan, bir hayal âlemi…
Mavi akım projeleri, yok kanal İstanbul bilmem neleri, en son bu sabah duydunuz mu bilmem…
Çocukluğumun bir kısmını geçirdiğim Gülhane parkından sonra, Topkapı Sarayı imara açılacak…
Birinci derece arkeolojik sit alanından, üçüncü dereceye indirdiler. Kendi atasını SATAN…
Yeri geldiğinde anasının g.tünü, karısının bilmem nesini satmaz mı?

Neyse…
Biz onu bunu bir tarafa bırakarak kimi tarihi gerçekleri hatırladıktan sonra yine günümüze dönelim…
Amerika’nın keşfi…
Osmanlı denilen O ne olduğu belirsiz oluşumun Türk olup, olmadığı…
Kolomb’un, Osmanlıdan gerçekten maddi destek isteyip, istemediğini hepsini bitaraf edelim…
İpek yolu…
Yaklaşık 6400 kilometre uzunluğunda tarihi bir ticaret yoluydu. Çin’den Avrupa’ya uzanan bir yol…
İktisadi gelişme…
Öncelikle haberleşme, ulaşım ve güvenlik gibi olguları içerdiği gibi, beraberinde refahı, istikrarı bir noktaya kadar huzuru beraberinde getirir ve gerektirir. Serbest ticaret…
İleride, bırak dini gerekçeleri bir tarafa haçlı seferlerinin gerçek nedenleri arasında olacaktır.

Tarihi ipek yolu…
Aslında birçok değişik rota ile ille Avrupa’ya ulaşma gayretlerinin bir neticesidir…
Hedef, adi üzerinde öncelikle ipeği Avrupa’ya ulaştırmaktı. Evet, Uzakdoğu’da başlayan ve Levant’a ulaşmaya çalışan bir yol. Levant…
Fransızcadan türeyen bir tanımlama, tam tercümesi aslında…
Gün doğuşudur, kast edilen Ortadoğu…
Toros dağlarının güneyinden, Ortadoğu kıyı şeridinin kimi yerlerini içerir. İpek yolu…
Ülkemizin güneyinden ve kuzeyinden geçen bir yol olsa bile, mesela Almanların tabiri ile…
Küçük Asya’ya hüküm edenler bu güzergâh için büyük tehlikeydi, tehlike bile olmasa gümrük istemleri rahatsızlık vermekle birlikte Çine yeni bir yol bulmanın dürtüsüydü.

900 milyar dolarlık bir proje…
İkinci dünya savaşından sonra, Marshall planı diye tarihe geçen yatırım hamlesinden sonra…
Dünyanın gördüğü en büyük girişim, bir proje…
“Bizim” badem bıyıklıların, has oğlanın palavralarının aksine yaşama geçirildi bile…
Ayrıntılarına geçelim…
Bakmayın siz onların demir ağlarla ördük yurdu, her tarafa yol yaptık dediklerine. Hüsranla sonuçlanan hızlı tren projeleri hala akıllarda. Keza yollar…
Tamam yaptılar…
Gel sor hele nasıl yaptılar yolları, tünenleri, Karadeniz sahil yolunu, sor bir…
VE…
Hangi kalitede?!

Yandaş, yoldaş doyurma projeleridir onlar, cepler doldu ya, ehhh…
Kalite…
Ne gereği var, tamiratı, tadilatı gelir kapısı…
Berlusconi İtalya’sı, yol mafyası(!)

2013 yılında, Xi Jinping…
Tarafından, bir Kazakistan ziyaretinde ilan edildi:
İpek Yolu 2.0

Biliyorum…
Hep uyarıyorsunuz beni, çok sert yazıyormuşum…
İlginizden ötürü şükranı borç bilirim AMA…
Kardeş…
Yalan mı? Söyle yalan mı?
Devletin içine cemaatleri yerleştirdikleri gibi, moda deyim ile paralelleri…
Henüz pek göze batmadı, çete başının devlet içeresinde >>> kök salmasına <<< izin verdiği…
Mafyalaşma, yok be ya, derin devletten söz etmiyorum, resmen MAFYA…
Derin devlet başka, görev ve yöntemleri bambaşka…
Bunlar, MAFYA!

Neyse…
Konumuza dönelim…
Ama dur bir dakika…
Aklıma gelmişken, derin devlet dedik ya…
>>> P2 <<<
Propaganda Due…
Başka bir makalenin konusu olacak ve BIR SORU…
Yine bu sabah haberlerden geçti, hani bir Nasrettin Hoca vardı, öldü…
Hani bu yavşağın bir nevi babası, kardeşinle birlikte sonunda onu sırtından bıçakladılar hani…
Öfff…
Çocuk, ayağını kaldır, tam üstüne bastın…
Evet, Profesör Dr. Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül…
İşte bu Erbakan’ın çocukları 50 milyonluk bir miras için girmişler birbirlerine…
Bu adam bir siyasetçi değil miydi, nereden buldu bu 50 milyonu?
Veya…
Erdoğan ve kabilesi, 120 milyonu nereden buldu?
Bu iddia ki Alman devleti tarafından atıldı ortaya…
Yalan olsa…
Gerektiğinde belgelenip duyurulacağından korkulmasa…
Bu zibidi ve yandaş – yoldaşı tepki vermez miydi?

Amannn…
Adam sende…
Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış…
>>> Çalıyorsa <<<
“Onların” malını – mülküne çalıyor değil mi? Bize ne(!!!)

Yeni ipek yolu 2.0, otoban ve tren yolundan oluşacak 10 bin kilometrelik bir inşaatı kapsayacak.
Takdir edersiniz ki böyle bir projenin hem ekonomik hem toplumsal, dolayısıyla kültürel etkileri olacaktır. Salt ticari açıdan bakmamak lazım böyle projelere, her ne kadar internet denilen ulaşım aracı olsa bile, insan…
Hem sosyal bir varlık hem tabiatında yatan ve duyuları vasıtasıyla algılayan, hareket eden bir canlı.
Bu tür projelerin mutlaka kültürel alışverişe, karşılıklı etkileşime katkısı bulunacaktır.
Ve şüphesiz…
Jeostratejik ve yine Jeopolitik önemi çok büyük olacak bir proje. Bu proje…
Öncelikle Rus menfaatlerini etkileyecektir. Her ne kadar…
Sadece bu coğrafyada değil, dünya genelinde devletler menfaatleri doğrultusunda işbirliğine gitseler bile, burada mesela Rus – Çin işbirliği, Putin…
Gelişmelerden çok rahatsız. Doğrudan Rus etki alanında yabancı bir “madde”…
Uzun vadede…
Stratejik dengeleri altüst edebilir.

Çongçing…
İpek yolu 2.0’in, sıfır noktası olacaktır, olmuştur. Gerçekten de şehrin girişinde kocaman bir sıfır heykeli yer almaktadır. Salt bu kenti ki 35 küsur milyon insani ile anlatmak için kendi başına koca bir makale yazmak gerekir ki o bile yetmez. Tam bir teknoloji ve ticaret merkezi. Büyüme hızı yüzde 10 ve üzeri. Uluslararası yatırımcılar…
Gani…
Sürüsüne bereket.

Evet arkadaşlar, lider dediğin veya lider kadrolar…
Sadece kendine ait olanların kaderlerini, geleceklerini belirlemek ve çizmekle kalmıyorlar…
İstikbali…
Sadece konu, komşu değil, dünya insanlığı üzerinde söz sahibi olabiliyorlar. Söz vermiştim, unutmadım. Münih’i, Mannheim’i örnek vereceğim diye. Yeri ve zamanı geldi, konuyu sadece çok kısa dağıttıktan sonra toparlayacağım.

Mannheim ile başlayalım daha kısa…
Almanya’da yaşayanların muhtemelen bileceği bir kent, özelliği…
Satranç şeklinde planlanması, EVET, bu kentin mimarları, planlayıcıları ki hatırlamıyorum şimdi, kral mıydı, kont, dük mü, herhangi bir soylu…
Taa…
Amerika’yı etkiledi!

Bataklık gibi bir bölgede yeni bir yaşam alanı, ticaret merkezi…
Eğitim yuvası olacaktı, Multi – Kulti, değişik kültürlerin, etnitiselerin birlikte yaşayacağı ve çalışacağı bir kent. Hayal böyleydi, gerçek oldu.
New York başta olmak üzere birçok Amerikan kenti, Mannheim şeklinde tasarlandı…
Sadece tasarlamakla kalınmadı…
New York neden New York? Kültürel açıdan falan…
Nereden nereye değil mi? Nereden nereye!?

Keza Münih…
II. Ludwig, Bavyera Kralı…
Adamı bir öldürmedikleri kaldı, bakanları, danışmanları…
Ve halk…
Bilinçsiz, bilgisiz, burnunun ucundan ötesini görmekten yoksun halk…
Validenin deyimi mi:
“Yukarıdan bir delik, aşağıda bir delik”
O…
Sadece “İleride anlaşılacak benim bugün yaptıklarım” demekle yetindi…
Bugün…
>>> Dünyanın dört bir tarafından geliyor insanlar <<<
II. Ludwig’in yaptıklarını görmek için…
Öyle bir gelir kaynağı ki, para matbaası!

Örneklerden SADECE bir tanesi, sadece biri…
Dünya çapında nam salan bir şato!

Almanya’da veya Fransa’da aldığın…
Acer marka bilgisayarlar mesela Çongçing’de üretiliyor…
Eğer bana güveniyor, inanıyorsanız ille tercih edeceklerim arasında değil…
Ya arkadaş sen ne laf anlamaz insansın?
Demedim mi sebepsiz bir nokta, virgül bile koymam, reklam yapmıyorum veya bir ürünü kötülemiyorum, tercihlerim arasında değil dedim sadece…
Bilgisayarlar Çongçing’de, Avrupa ulaşana kadar, Çin içinde 2000 kilometre sahile kadar gitmeleri gerekiyor, bir ay kadar denizde yol aldıktan sonra, yani üretim ile teslimat arasında iki ay geçiyor çoğunlukla. Alternatif bir yolun bulunması yaşamsal önemde…
Deniz güzergâhı üzerinde komşu ülkeler ile yaşanan gerilim…
Yine Trump Amerika’sı ve Çin arasındaki sürtüşme…
Karasal yoldan teslimat süresinin iki ayin altında gerçekleşmesi bu yatırımı zorunlu kildi.

Uzun vadeli strateji…
Lider dediğin…
Bir önder, halkına, milletine belki de insanlığa bir önder…
Kendinden, yandaş ve yoldaşından önce toplumun menfaatlerini düşünen insandır…
Hep derim; ben değil…
BIZ!

Evet, iki ay yerine, 12 günde Avrupa’ya teslimat ANCAK…
Gelelim BIZIM için çok önemli bir konuya, anlayana…
Ders çıkarabilene…

Maliyet meselesine…
Deniz taşımacılığı ile yapılan BIR nakliyat için…
Yani kara yerine, gemi ile taşıyacağın malın AYNI miktarını kara yolu ile nakil edebilmen için…
250 tren gelekli!!!

Bir gemi nere, 250 tren nere?

Türkiye…
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke…
Atatürkçülüğü Katletme Partisi, kırk haramiler başı Recep Tayyip Erdoğan, namı diğer “dünya lideri” vakit zamanında…
TÜM TÜRK LIMANLARI SATILDI!

Millet senin kara gözün, kara kaşın için liman satın almaz…
Anlayana, anlayabilene!

Dünya ticaret hacminin…
Tekrar, dünya ticaret hacmi, ürün nakliyatının yüzde doksanı…
Deniz taşımacılığı üzerinden gerçekleşiyor…
Yalnız…
Zavallı balinalar, deniz kirliliği bir tarafa. Kimi balina türlerinin DIKKAT…
Kimi türlerin 100 bin kilometrekare içeresinde hemcinsleriyle iletişim halinde olduklarını, kendilerine çiftleşmek için eş aradıklarını biliyor muydunuz?
Koca, koca dizel motorların, pervanelerin bu iletişimi ciddi şekilde etkilediğini hayal edebiliyor musunuz?

Evet, insan ve hiç bitmez ihtiyaçları, insan ve emelleri, insan ve yamyamlığı…
Eyyy insan…
Tanrı misin???

Anlıyor musun şimdi neden Rusya sıcak sulara inmek için can atıyor…
Amerikan donanması, özellikle uçak gemileri bu kadar güçlü…
Para koçum para, deniz nakliyatçılığı hala gözde, hala revaçta…
Biliyor muydun AMA nerden bileceksin…
Antik gemler bulundu, EN BÜYÜK çağdaş geminin, uçak gemilerinin ebatlarını…
Fersah fersah aşan, antik kardeşim ANTIK…
Romalılar zamanından, hatırla hep anlatırım, Türkiye bir zamanlar orman zengini bir ülkeymiş…
Romalılar gelene kadar…
Anladın mi şimdi ağaçlardan ne yaptıklarını?
İletişimin…
Yolun ki askeri veya ticari…
Karada, havada…
Deniz üzerinden ne kadar önemli olduğunu?

Allah vermiş…
Arap’a petrol verdiyse…
Sana suyu, tatlısı ve tuzlusunu…
Elinden Kur’an, dilinden Allah kelimesini düşürmeyen sayesinde tuzlusunu sattın…
Pazarlattın…
Çok sürmez, inan çok sürmez eğer aklini başına almazsan…
Fırat ve Dicle’yi, içecek suyunu da kaptıracaksın. Victor Hugo’nun…
Sefillerini oynayacaksın!