Maya kardeşim, maya…

Ne içilir ne vaz geçilir…
Evlat dediğin deniz suyu gibidir…
Doğduğun topraklar…
Mensubu olduğun milletinde ne atılır ne satılır(!)

Milletin altınlarını istiyorlar…
Benden önceydi, ancak valide dün gibi hatırlıyor. Menderes zamanı…
Anlatır durur. Kadınlar parmaklarındaki nikah yüzüğüne kadar…
Verdi, bunlarda verecek!?

Çünkiii…
Bu millet iyi niyetli, cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşeli…
Bilmezler, anlamazlar ki…
Ülke kalkınması değil, yumurta kapıya sıkıştı, satacak, verecek bir şey kalmadı, alacaklı tokmakla, sopayla bekler kapıda, borçlar ödenmeli.

Padişahımız, Efendimiz sen çok yaşa…
Taviz vermez halinle, dik duruşunla, O kör cehaletinle sen AK Saraylarda ihtişam içinde yaşa!

İnsan keriz olunca…
Eşek, eşek olunca semer vuran çok olurmuş…
Vur kafasına sopayı, al ağzındaki lokmayı, insanın kerizi seni…
Mayası bozuk sizi gidi sizi, daha çok s.keler sizleri!

Not: Ben kaçtım…
Ne zaman dönerim ne zaman bir önceki yazımla devam ederim…
Mevla’m bilir, ben bilmem…
Ben…
Artık hiçbir şey bilmiyor, anlamıyorum.