Özürlü demokrasi*

Dedem…
Hani kasap olan, çolak…
Rahmetli için çok çapkın olduğu söylenir…
Çok çapkın, ancak uçan kuş kurtulurmuş elinden(!)

Çapkınlık başka bir şey, zamparalık başka bir şey…
Geç açıldım…
Bir açıldım pir açıldım…
Kabak çiçeği gibi…
Kızlara pek sokulamazdım, az biraz tosun cinsindendim, utanır sıkılırdım…
Benim evlatta bana çekmiş, geç açıldı, pir açıldı…
Aramızdaki fark ben zayıflayarak açıldım, o bu haliyle…
Dil mi güzel dilber mi?
😊
Belki evleneceği kız dünya güzeli…
Aman aman insan olsun da varsın güzel olmasın, yeter ki iyi bir eş iyi bir anne olsun…
Evinin kadını olsun, kocasına, çocuklarına dört elle sarılsın, yetmeli ona, yeter bana…
Eşek oğlu eşek, haybeye geçen yıllar…
Bunca çiçek varken koklanacak, bunca kelebek…
Sevilecek!

Hanım hala uslanmamı bekler…
Ben uslanmadım…
Hayat uslu etti, el ekmek tutmaz Önder ayakta duramaz oldu.

Geçen cuma günüydü…
Eve geldim komşu ile sokakta karşılaştık, eski bir iş arkadaşım…
TIM…
Bir anonim şirket (aktiengesellschaft) ikinci iş yerim sahibi…
Hani 500 milyon Mark ciro ile dükkân kapatan…
Dünyanın dört bir tarafından teknoloji transferi…
Endlich Feierabend dedim ona, hafta sonu kapıda…
Güldü…
Dedi “Bavyera’dan geliyorum, 5 saattir yoldayım”
Ulan hıyar ağası bilmez miyim?
„Tegernsee’den geliyorum“
Güldüm…
Yeni bir sistem kurmuşlar, iki kişi…
Bilinmesi gereken…
Öyle leblebi çekirdek sistemleri değildir bunlar, özel makinalar…
Yazılım…
Bir dil, özel bir bilişim dili, Çinceden beter…
Ama…
Kaldığın oteller, bölgenin en iyisi, EN IYISI…
Bir ağırlanıyorsun krallar gibi, yemekler…
Öfff…
Iş bitti mi, akşam oldu mu alemlere akıyorsun…
Para gani…
Evin dışında ikamet etmek zorunda kalıyorsun ya prim…
O biçim…
DIKKAT…
Almanya’ya gelip Berlin gibi yerlere giden sivri zekâlılaradır sözlerim…
Yatırmadıysan Bavyeralı bir güzeli yatağa…
Hayatında kadın görmedin, kadını bilmedin…
Benden söylemesi…
90-60-90
Bavyera’ya uğramadan sakin ayrılma Almanya’dan!

😊

Göreceğin…
Yaşayacağın tabiat güzellikleri çabası!

Bilse geri zekâlı ah bir bilse nasıl özledim bu hayati…
Utanmadan şikâyet ediyor birde…
Böyledir insan…
Kaybedince…
Bilir kadir, kıymet.

Neden mi anlatım bunları şimdi sizlere?
Anlarsınız sonra…
ÖNCE bir tanımlama!

“Baba, Türkiye bir demokrasi mi yoksa otokrasi mi?”
Hiç düşünmeden cevap verdim ne biri ne ötekisi, bir nevi diktatörlük özentisi AMA…
Saralım ileriye, sonra gidelim yine geriye…
“Ama baba tanıma göre …”
SORUNDA BURADA…
Tanımlamalarda, dedim ya ne biri ne öteki!

Halbuki doğamızda, yani insan doğasında yatan bir gerçeklik vardır…
Bilmek ister nedenini, izah etmeye çalışır kendisini, çevresini…
Peki, izah edemiyorsa. Geçerli tanımlamalara uymuyorsa kendisi, çevresi ne olacak?
İnsan…
Sürekli bir kaos ortamında…
Sürekli bir belirsizlik ortamında yaşamaya uygun bir varlık değildir…
Anarşi…
Arıza yapar psikolojisi…
Arızalara neden olur sosyolojisi, bireyde, toplumda…
Ve bunun sonuçları…
Eninde sonunda bir felakete yol açacaktır.

Kendimi iyi his etmiyorum dostlar, hiç iyi his etmiyorum…
İçimde bir sıkıntı, her yerde iş…
Ve Önder…
Kalkamıyor altından!

Yorgunluk…
Sürekli bir hal aldı…
Ve yine ne depresyon diyebilirsin buna ne burnout…
Çünkü uymuyorum tanımlamalara, tespitlere(!)

Başlayalım mi?
Tanımlamalar ile başlayıp konuyu irdeleyip…
Ülkemiz…
Yönetim bir demokrasi mi, otokrasi mi?
Elden geldiği kadar bir sonuca varmaya çalışalım…
Dedi “…liberalizm…”
Bu kelimeyi duyduğum anda bende ne kadar sigorta varsa atar…
Ve evet, kendimde yıllarca bir arayış içeresindeydim, bir nevi siyasi kimlik bunalımı…
Sağ – sol meselesi, DIKKAT ardında yatan ekonomik kuramları, yani geniş çaplı, derinlemesine…
Tüm bu gerçekleri, siyasi – ekonomik gerçekleri, perde arkasını dikkate almadan…
Komünizm örneğin…
Eşitlik, paylaşmak ne kadar güzel…
İnançlarıma, dini inançlarıma da uygun…
Gençlik vardı tabii daha, dünyayı tozpembe görüyordum…
Dedim…
Oğlum, her siyasi ideolojinin ardına yatan bir ekonomik düşünceler, ilkeler manzumesi vardır…
“Ama baba biz burada siyasi ilkelerden söz ediyoruz, felsefi anlamda liberalizm. Sen kuramdan yola çıkmayıp doğrudan pratiğe geçiyorsun”
DUR BIR DAKIKA, ne yapıyorum?
Düşündüm bir an, evet çocuk hâkliydi…
Gençlik yıllarımda koyu bir komünistim, yıllar geçip hayatin gerçekleri ile tanıştıkça düşüncelerim değişmeye başladı, yok ASLA, ASLA benden bir sağcı olmazdı…
Ne siyasi görüşlerim açısından ne ekonomik ilkeler yönünden…
Ben asla bir kafatasçı olmazdım…
Ekonomik açıdan DIKKAT Müslüman bir ana, babanın evladıyım…
Elhamdülillah Müslümanım diyorum kendime…
Rabbin tavsiyeleri, öğütleri…
Tüm HAK dinlerinde, kıyasladım 17 gibi…
Evet, galiba O yıllardı siyasi, dini reşit olmaya başladığım zaman dilimi…
En temel ilke nedir TÜM HAK DINLERINDE?

İnsan…
Bencil olma, muhtaca…
Elini uzat!!!

Kendin için, sevdiklerin için…
Çevren için sorumluluk al…
Dinimizde…
ASLA zorlama yoktur, dayatma…
ASLA!

Anlatarak, insanları “ikna” ederek yol gösterme…
Koyma pınar, pınar olmazmış…
Yürekten kaynayacak, içten gelecek…
Ta diplerden…
NOKTA

Aristoteles…
Yunan felsefeci…
Ah insan, ah düşünen insan…
Kurban olayım sana…
Aristoteles’e gör yönetim şekilleri:

###
Yöneten bir kişi, buna monarşi denir. HALKA YANSIMASI…
Tyrannis (Tiran)
Yani bir kişinin KEYFI yönetimi, genelde zorbalıkla
Yöneten bir zümre (camia, birden çok insanlar) genelde iyi eğitilmiş, kalburüstü kişilerden oluşan. Aristokratların yönetimidir bu. Buna oligarşi denir…
Ve tabii “herkesin” yönetime dahil olduğu demokrasi. Siyasi terimi, Aristoteles’e göre tanımlanan Politie…
DIKKAT anlamı toplumun >>> sağduyulu <<< insanlar tarafından yönetilmesi. Vurgu sağduyuda!
###

Devam edecek…

* Defect (Defekt) tam karşılığı kusurlu, bozuk eksik anlamındadır. Ben bilinçli olarak özürlü kelimesini seçtim çünkü demokrasimiz, YOK, AKP evvelside de özürlüydü, sakat… AKP ile felç oldu, kusurdan, bozuktan eksikliklerden söz etmemiz mümkün değildir artık!