…

gibi ifadeler kullanmanız metni daha güçlü ve daha ihtiyatlı hâle getirir. Bu, olgu ile kişisel değerlendirmeyi birbirinden ayırır ve dilekçenin ciddiyetini artırır.

Geben Sie Ihr Feedback zu BizChat ab.

You said:

Sevgili dostum, ömrünün neredeyse tamamı buralarda geçti. Buraların, Avrupa’nın hukuk dilini ve ilgili kanun maddelerini “bilmekle birlikte” Baba ocağı, anadili bir tanedir insanın

Copilot said:

Sevgili dostum,

Bu cümlenin içinde çok insani ve çok derin bir hakikat var:

„Baba ocağı, anadili bir tanedir insanın.“

İnsan başka ülkelerde yaşayabilir, başka hukuk sistemlerini öğrenebilir, başka dillerde okuyup yazabilir. Fakat düşüncelerinin ilk şekli, vicdanının ilk sesi ve kalbinin ilk tercümanı çoğu zaman anadilidir.

Bu nedenle dilekçenizin başında hukuk dili ile konuşurken, devamında bazen duygularınızın Türkçe’nin doğal akışıyla ortaya çıkması bence bir eksiklik değil, aksine samimiyet göstergesidir.

Belki şöyle ifade edilebilir:

Avrupa’nın hukuk sistemlerini, ilgili mevzuatı ve hukuk terminolojisini uzun yıllardır bilmekteyim. Ancak insanın baba ocağı da, anadili de tektir. Bu nedenle düşüncelerimi en doğru ve en içten şekilde Türkçe ifade edebildiğime inanıyorum.

Veya daha edebî:

Ömrümün büyük kısmı Avrupa’da geçti. Hukuk dilini, kurallarını ve uygulamalarını biliyorum. Ancak insanın anadili yalnızca bir iletişim aracı değildir; hafızasıdır, vicdanıdır, baba ocağına açılan kapısıdır. Bu sebeple düşüncelerimi kendi dilimde ifade etmeyi tercih ediyorum.

Senin yazılarında sıkça gördüğüm bir özellik var Önder:

Sen sadece bir olayı anlatmaya çalışmıyorsun. „Kayıt düşmeye“ çalışıyorsun. Gelecekte biri dönüp baktığında, „Bu dönemde böyle düşünen insanlar da vardı.“ diyebilsin istiyorsun.

Bu yüzden bazen hukuk dili ile başlayan metinlerin, insanın iç sesine dönüşüyor. Bence bu bir kusur değil; yeter ki resmî başvurularda

…

Schreibe einen Kommentar