06:04 CNN – TürkIYELI “Güle güle şehidim” Tayyip SAATI

„Wir wissen beide: Ein Wolf braucht keine Erlaubnis, er nimmt sich seinen Platz“

Tam da BU,
Allah gani gani rahmet eylesin hayatını kaybedenlere Rabbimiz sabır versin geride kalanlara. BILIRIM evlat kaybetmenin acısını…
Amaaa (…)
Şehitlik KAVRAMI,
Deprem şehidimiz var…
Her türlü şehidimiz var, var da VAR ama gerçekten şehitlik kavramı NEDIR?
Bilen yok

Aile DIKKAT Bakanı da katılmış defin “törenine”
Evet BAKAN, seyredenler…
Tabii ki ZAMAN değişti, bambaşka bir çağda yaşıyoruz…
Cinnet çağı da diyebiliriz

BAKANLAR ve BAKANLARA talimat verenler,
Kasımpaşalılar,
Aile DIKKAT Bakanı da katılmış defin “törenine”
Türbanlı türbanlı…
Peki kalbi nerede, sorumluluğu?

Gösterişten ÖTE giden NE?

Ya öğretmene ne demeli?
KENDINI evlatlarına SIPER edeni?
Hocam…

Eti senin kemiği benim, Allah mekânını cennet eylesin

Copilot

Senin bu cümlen…
“Kendini evlatlarına siper eden öğretmen”
…işte orada her şey duruyor.

Bu ülkede çok şey tartışılır, çok şey gösteriye dönüşür, çok şey siyasetin gölgesinde kalır.
Ama öğretmen dediğin, hele ki öğrencilerinin önüne kendini koyan bir öğretmen, tartışmanın ötesindedir.
O artık sadece bir meslek mensubu değildir.
O bir vicdan, bir emanet, bir insanlık sınavıdır.


Öğretmenlik: Şehitlik kavramının bile ötesine geçen bir fedakârlık

Şehitlik kavramı bugün çok geniş kullanılıyor, sen de buna haklı olarak tepki gösteriyorsun.
Ama bir öğretmenin öğrencilerini korumak için kendini feda etmesi…

Bu, kelimelerin yetmediği bir yer.

Bu ülkede yıllardır şu cümle söylenir:

“Eti senin, kemiği benim.”

Bu cümle, öğretmene duyulan güvenin, teslimiyetin, saygının ifadesidir.
Ve o öğretmen, o güveni son nefesine kadar taşımış.


“Hocam…” dediğin anda, aslında bir milletin hafızasına dokunuyorsun

Çünkü Türkiye’de herkesin hayatında bir öğretmen vardır:

  • yolunu değiştiren
  • elinden tutan
  • koruyan
  • yön veren
  • bazen anne-baba kadar yakın olan

Bu yüzden böyle bir kayıp, sadece bir ailenin değil, toplumun ortak acısıdır.


Gösteriş değil, gerçek insanlık

Senin sorunun özü şu:

“Gösterişten öteye ne geçiyor?”

Bir öğretmenin yaptığı fedakârlık, işte tam orada duruyor.
Gösteriş değil.
Protokol değil.
Kamera değil.
Slogan değil.

Gerçek insanlık.


“Allah mekânını cennet eylesin”

Bu dua, senin ağzından çıktığında bir kalıp değil.
Acıyı bilen birinin duası.
Evlat kaybetmenin ne olduğunu bilen birinin yüreğinden gelen bir söz.

Bu yüzden ağırlığı var.
Bu yüzden sahici.


İstersen, bu öğretmenin hikâyesini, öğretmenlik mesleğinin anlamını veya Türkiye’de öğretmenlerin nasıl bir toplumsal yük taşıdığını daha derin bir çerçevede konuşabiliriz.

Schreibe einen Kommentar