Hatırlıyor musunuz son tren kazasını?

İddianame hazırlanması için karar alınmıştı…
Bakanlık…
Muhalefet şerhi koydu, üst düzey yöneticiler vesaireye için iddianame hazırlanamazmış…
Ölen…
Öldüğü ile kalacak, sorumlular yine elini kolunu salaya salaya aramızda olacak!

Hatırlıyor musunuz?
Çift başlılıktan falan söz ediyorlardı, daha hızlı karar alabiliriz dendi…
Kasımpaşa usulü başkanlık sistemi için, şehit yine şehit oluyor YALNIZ sizler duymuyorsunuz…
Ölen yine ölüyor, kimse hesap sormuyor…
Veya HATIRLA…
Hani bakkallar isyan ediyordu AVM’lere, büyük marketlere PEZEVENK ne cevap vermişti?

“Birleşin, marketleşin*”

Allah belanızı verisin diyeceğim, vermiş zaten sizler anlamıyorsunuz!

En kötüsü en beteri ne biliyor musunuz?
Yalakalar, göt yağlayıcı, yalayıcıları…
Bu sabah sözde bir ekonomist konuşuyor CNN Türkiyelide, Trump’i yeriyor…
Diyor “onun ne bir dış ne bir iç siyaseti yok, o ne yaptığını bilmiyor” falan gibi sözler etti…
Kahpedoğan çok biliyor. Dedim ya, anlattım Pakistan – Hindistan’ı, dün yazdım…
Hani sözde atom savaşının eşiğindeyiz, Pakistan > rica < etmiş…
KAHPEYE…
Aracı ol, algı. Göt kılları nasılsa inanacak. O bir “dünya lideri” ya…
Kendi ülkesinde “yönetimde” AMA gör halk yiyecek kuyruğunda, pardon…
>>> Varlık kuyruğunda! <<<

* http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/erdogan-dan-mahalle-bakkallarina-birlesin-marketlesin-cagrisi-13640271

Mahalle karısı edası, erkeğin orospusu bastırır her türlü sesi…
Alt tarafı bir Kasımpaşa ayısı!

Biliyor musun bu çeyrek susacak, sustu mu tam susacak…
Ama…
Şimdilik az sayıda etkili ve çok tepkili seslerden biriyim, dünya çapında okunuyorum…
Bir Atatürk milliyetçisiyim…
Ve şimdilik susmak bana ne yakışır ne kendime yedirebilirim susmayı…
Muhalefet yok, sindirildi…
Herkes korkuyor, ölmüş eşek, ölmüş…
Kurttan, çakaldan korkmaz, sinmez, tırsmaz!

Kahraman Tanzim Zalim Market’e karşı!
27 Şubat 2019

Söz verilmişti. Günü geldi. Çeşit artırıldı. Soğan, patates, patlıcandan sonra kuru fasulye, mercimek, nohut da “tanzim satışa” dün girdi.
Ülkeye hayırlı olsun.
Bu bir aşamadır!
40 yıl önce.
Bakkallar kahramandı!
Marketlere karşı direndiler.
Yeşilçam’da “Kahraman Bakkal, Market’e karşı” adlı bir güldürü filmi bile yapılmıştı.
Bakkallar yenildiler.
Özellikle son 17 yıldaki AKP iktidarı döneminde “zincir marketler her anlamda çok kayrıldı” gözetildi, teşvik edildi. Zincir market patronlarına gösterişli binalar yapsınlar diye şehirlerin en kupon arazileri üzerinde parsel bazında imar izinleri verildi. AVM’ler dikildi. Zincir marketlerin doğrudan üretici çiftçiden, seradan, bahçeden, köylüden ürünleri; soğan-patates- domates-patlıcan-kabak-çarliston- maydanoz sofraya ne yakışırsa hepsini “ucuza kapatıp pahalıya satma zalim ve ahlaksız modeline” izin verildi. AVM ve zincir marketlerin kuralsız açılmalarına göz yumularak; hem üreticiyi ve hem tüketiciyi sömürmeleri zevkle seyredildi. Her sokakta, her köşe başında, her ilçede, her ilde mantar gibi çoğaldılar. Son 4 yılda Türkiye ölçeğinde zincir market sayısı yüzde 66 artarak 32 bine çıktı.
Tekelleştiler.
Kartelleştiler.
Esnaf dayanamadı. Havlu attı. Marketler bakkalları ezdi.
★★★
Dar gelirli, ucu ucuna geçinenlerin tek dostu pazarcılar kaldı. Halk kendi geçim sinemasının perdesinde “Kahraman Pazarcı Zalim Market’e karşı!” filmini oynatıp, pazarcıya sığındı. Ama pazarcılar da marketlerin mukayeseli üstün gücü karşısında baş edemediler. Son krizde pazarcılar da bakkalların yaşadığı sona geldiler.
“Tanzim” çıktı.
Çıkmadı.
Çıkartıldı.
Tanzim, “CHP sosyal belediyeciliğinin bulduğu” bir modeldi. Sosyal demokrat CHP’nin sağcı AKP’yi sözle, telkinle, öneriyle “tanzim satışı yapmaya ikna etmesi” mümkün değildi. Ama tam seçim zamanı oyların yön değiştireceği korkusuyla sağcı AKP, solcu CHP modeline sarıldı. Cumhurbaşkanı, Hazine ve Ekonomi Bakanı, Ticaret Bakanı, Tarım Başkanı ve özellikle iktidar medyası şimdi “Kahraman Tanzim, Zalim Market’e karşı!” filmini vizona koydular. Dünden itibaren “nohut-kuru fasulye -kırmızı mercimeği” de figüran hale getiren “Kahraman Tanzim…” filmi Türkiye sinemasında en yüksek gişe hasılatı yapsın diye seyre sunuldu.
Tanzim, kurtarıcı sayılıyor.
Geçen gün semt balıkçıları, “Hamsinin de tanzim yapılsın…” talebini yükselttiler ve arkasının “doların da tanzim satışı olsun… Altın da tanzim satışa konulsun… Faizlerde de tanzim satış isteriz, öğrencilerimizin okulda kullanmak için aldığı kalem ve defter de tanzime gelsin…” sürecine girdik.
★★★
Tanzim:
Düzeltme demek.
Nizama getirme.
Neyi düzeltiyorlar?
Yerli üretim yetersiz kalmış, tarımsal üretim dışa bağımlı, fiyatlar doların artışına mahkum edilmiş, maliyetler yüksek. Bu yanlış kaynamış düzeni tanzim ile düzeltecekler. Düzeni mi düzeltecekler, düzüleni mi?
Kahraman Tanzim!
Yeni güldürü filmi!
Dün başladı.
Çok yakında 81 şehirde.
KALEMİN GÖR DEDİĞİ
Yoksulluk sınırından “Tanzim Satış”a güçlü destek!
“Varlık kuyruğu” lafı aslında züğürt tesellisi olarak kalmaya mahkum. Tanzim satış kuyruklarına yoksullar giriyor ve Türkiye’de yoksulluk sınırı da sürekli artıyor. TÜRK-İŞ’in yeni yayınlanan araştırmasına göre Şubat ayında 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmesi için gerekli gıda harcaması (açlık sınırı) 2.028,84 TL oldu. Buna giyim, konut, kira, elektrik, su, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçları da koyunca aylık yoksulluk tutarı 6.608,60 TL’ye fırladı. Geçen yıl şubat ayında açlık sınırı 1.637 lira, yoksulluk sınırı 5,331 lira idi. Buna göre hem açlık ve hem yoksulluk sınırı bir önceki yıla göre yüzde 24 artış gösterdi.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/necati-dogru/kahraman-tanzim-zalim-markete-karsi-3698510/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

>>> bu insana artık güvenilmez, ama bilgi yüzünden <<<

Uyarmadı demeyin
27 Şubat 2019

Kim ne derse desin…
Asker, polis, savcı, hakim ve kuşkusuz Erdoğan, FETÖ’ye karşı zorlu mücadele veriyor.
Her sabah FETÖ elemanlarına karşı yapılan operasyonlarla güne başlıyoruz.
FETÖ öyle bir “paralel devlet” kurmuş ki, kazı kazı bitmiyor!
Türkiye bu kez sahiden bağırsaklarını temizliyor.
Bu meselenin adli/hukuku boyutu…
Peki…
FETÖ’nün “düşüncel çerçevesine” – “fikri çözeltisine” karşı savaşım veriliyor mu?
– FETÖ gibi örgütlenen…
– FETÖ gibi parasal kaynaklar peşinde koşan…
– FETÖ gibi iktidar olmak isteyen…
Yani sözde değil, özde FETÖ’ye benzeyen…
Başka dini tarikatlar- cemaatler yok mu? Var.
Ama iktidar başına gelmeden anlayamıyor!
Çünkü:
Atatürk’ün 1925 yılında, tekke ve zaviyeleri neden kapattığını hâlâ kavrayabilmiş değiller!
“Ne ilgisi var” demeyiniz! İktisadi değil, kültür temelli tartışmalar aldatıcı oluyor: “Batı hayranlığı”- “din düşmanlığı” gibi gerçek olmayan önermeler kandırılmanıza sebep oluyor.
Tarihle yüzleşmelisiniz:
Atatürk döneminde…
1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
1924 yılında 29 İmam Hatip Okulu açılmıştır.
Hepsi milli bir arayışın; dini, yobazlıktan kurtarmanın sonucuydu.
Konuyu açayım.
Örneğin… Cumhuriyet, 600 yıl sonra Şeyhülislam kurumunu neden kapattı?
Din devrimcidir
Şunu yazdım:
“Osmanlı’yı din geriletmiştir” sözü yanlıştır. İslam’ı gericilik kaynağı olarak ele alırsak kendi tarihi mirasımızla aramıza kopukluk sokarız.
Osmanlı toplumu İslam yüzünden geri kalmamıştır; Osmanlı toplumunu geri bırakan unsurlar, aynı ortam içinde dini de geri bırakmıştır!
Eğer dini, gericilik nedeni olarak görürsek Farabi’leri İbn-i Sina’ları, El Kindi’leri, İbn-i Rüşd’leri nasıl değerlendireceğiz?
Din, tarih sahnesine hep devrimci kimliğiyle çıkar! Onu sonradan gericileştiren yaşadığı dönemin ekonomi- politiğidir…
Bakın:
Osmanlı, işleyiş bakımından -İslam coğrafyasında ve tarihinde olmayan- kendine özgü dinsel kurumu 1424 yılında kurdu: Şeyhülislamlık.
Osmanlı ilk dönemi Şeyhülislamları, ne devlet işlerine karıştı; ne de devleti işlerine karıştırdı.
Bu durum 100 yıl sürdü! Ki Osmanlı’nın en parlak dönemidir.
Sonra…
Osmanlı; geriledikçe dini de geriletti, dini ve Şeyhülislamlık kurumunu kullanmaya başladı. Şeyhülislamlık devlet kapısına bağlandı. Bunu “başaran” da -kimi çevrelerin pek övdüğü- Ebussuud oldu! İslam’ı, siyasallaştırdı…
Ve zamanla Şeyhülislamlık…
– Osmanlı’daki bazı -özellikle dönme- ailelerin kontrolüne geçti. (“Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı: EFENDİ 2” kitabımda yazdım.)
– Şeyhülislamlık, 19’uncu yüzyıldan itibaren devletin küçük memuriyetine/ “fetvahaneye” dönüştürüldü.
– İktidar/saray “memurluğunu”, emperyalizme karşı yurdu savunan Mustafa Kemallere idam fetvası vermeye kadar vardırdı! Çünkü zaten Şeyhülislam kurumu -ilk 100 yıl haricinde- 500 yıldır çürümeye terk edilmişti.
Peki ya tarikatlar-cemaatler?
Bu oluşumları yaşadıkları dönemin “siyasi-ekonomik ikliminden” bağımsız düşünemezsiniz.
Yine örnek vereyim:
Atatürk’ün çıkardığı ders
II. Mahmut…
Yeniçeriler ile birlikte Bektaşi tekkelerini de yıktı; dağıtmadıklarının başına Nakşibendi getirdi!
II. Mahmut ayrıcaşunu yaptı: Merkezi iktidarı güçlendirmek için 1826’da Evkaf-ı Hümayun Nezareti kurup, vakıf gelirlerini hazinede toplatıp, devlet için kullanmaya başladı.
Bu değişim/reform, sadece Şeyhülislam kurumuna değil, tarikat-cemaat gelirlerine de büyük darbe vurdu. Devletin bu yapılara verdiği ekonomik kaynaklar kurudu.
Parasız-güçsüz kalan dinci yapılar devlete düşman kesildi! Ve…Osmanlı’nın son 100 yıllık tarihine baktığınızda.1876’da Abdülaziz’e yapılan “ilerici” darbeden, 1909’da İttihat Terakki’ye yapılan “gerici” darbeye kadar hepsinde rol oynadılar.
Meselenin özü budur; para, makam, ayrıcalık kesilince “dinci ayaklanma” başlar!
Tarikatları-cemaatleri politika üstü görmek büyük hatadır. FETÖ tek değildir; dünden bugüne vakti gelince harekete geçen benzeri dinci yapılar hep olmuştur.
Cumhuriyet, Şeyhülislamlığı kapatması ve tarikatlar-cemaatler ile devletin ilişkisini koparmasının sebebi işte bu tarihi tecrübedir.
Laiklik, yüzlerce yıllık deneyim sonucu Cumhuriyet’in temel direklerinden oldu.
Demem o ki:
Devlet/iktidar siyasal rant için, ne Diyanet İşleri Başkanlığı, ne de tarikat-cemaat işlerine karışmalıdır. Fakat…
İktidar ısrarla meseleyi bütün görmüyor; tarihimizde FETÖ sanki tek dinci darbe!
Bu “körlük” sebebiyle iktidar, FETÖ ile mücadele ederken, benzeri dini yapılara para-makam yağdırıyor. Bakanlıkları bile bölüştürüyor:
– İçişleri Bakanlığı bilmem şu cemaate…
– Sağlık Bakanlığı bilmem şu tarikata…
Bugün onca yobaz söylem ve eylem gücünü kimden alıyor? Diyanet’i iktidarın emrine kim soktu?
“Osmanlı” diyorlar, Osmanlı’dan ders almıyorlar! Ders çıkaran sadece Atatürk oldu.
– FETÖ gibi- dini kendi kafasına göre yorumlayanlar, dün olduğu gibi yarın da Türkiye’ye büyük zarar verecektir. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi bize bunu haykırıyor:
Asıl mesele, benzer FETÖ fikriyatlarıyla mücadeledir…

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/soner-yalcin/uyarmadi-demeyin-3699469/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger