Yıl 1962…
Düğmenin bir tarafında Nikita Chruschtschow (Nikita Kruşçev
) diğerinde John F. Kennedy. Kuba Krizi!
Tarih kitapları Nikita Kruşçev’in sukut ve sakinliği sayesinde dünyanın bir atom savaşından kurtulduğunu yazmakta…
AMA…
Gerçekler çok farklı, anlatacaklarım gerçeğin ta kendisi…
Biliyorsunuz…
Yoktur bende armut pis ağzıma düş; YOKTUR…
Anlayacaksın, düşüneceksin, anlamaya çalışacaksın…
Yazılanları.
Atlantik okyanusunda bir denizaltı…
İçeresinde Rus bahriyelileri, yüklükte…
Atom füzeleri…
Üç subayda var anahtar, üçü bir araya gelecek ki füze ateşlenebilsin…
Uzun…
Çok uzun ve macera dolu bir hikâye, yazarsam…
Yazmak istediklerimi anlatamayacağım… Wassili Alexandrowitsch Archipow
O üç subaydan biri…
Dünyayı…
Bir atom savışından kurtaran ESAS insan.
Kruşçev kurt bir siyasetçi, bilgili, deneyimli…
Kennedy…
Toy, siyaseten çocuk gibi…
Archipow…
Anahtarı vermeyerek engelledi füzelerin ateşlenmesini…
Hala…
Günümüzde bile vatan haini sayılıyor…
Halbuki(!)
Amerikan donanması…
Hava kuvvetleri denizaltını, bahriyelileri…
Kaptanı o kadar bunaltmış, o kadar çaresizliğe itmişti ki…
Rusya ile irtibat kesilmiş, kendi kararlarını kendileri vermek üzereydiler ki…
Archipow…
HAYIR dedi!
Sözü nereye getireceğim…
Sizlere belki neler öğreteceğim…
Neler anlatacağım ASLA bilemezsiniz…
Ne gibi derslerin bu gerçeklerden çıkarılması gerektiğini ise…
Belki…
Bırakırım takdirlerinize
Biraz zaplayalım…
Bir günümüze bir geçmişe…
Allahtan…
Hindistan gelmedi oyuna, aman aman…
Neticede uzun süre İngiliz sömürgesiydi VE…
Vakıf…
İngiliz siyasetinin inceliklerine…
Hani yayınlamıştım, Hindistan – Çin sınır çatışması…
Büyümedi, büyütülmedi…
Yıllardan 1950…
Kore Savaşı, birçoğumuz bilir…
Galiba hala hayatta kimi Kore Gazisi…
Ve…
Allah belasını versin bu siyaset denilen şeyin…
Bundan sonra…
Her söz her cümle özümsene…
Devam edecek, belki günler sürecek…
Belki en önemli şeyleri yazar, keser atarim…
Bilmiyorum, bakalım.
Siyasetin kendisi…
HELE…
Uluslararası siyaset, ilişkiler…
Aradaki…
HEMEN görünmeyen, anlaşılamayan bağlar…
Gerçekler…
Ve gizlemleri, günümüze yansımaları…
BAK…
Bak ulan BAK ve GÖR…
Borsa örneğinden anla, piyasa…
Döviz ve yükselen, dünyada çoğu değer düşerken…
Yükselen…
Pazarlanan YERLI ve MILLI değerler.
Almanya 08:29
Tayyipistanda borsa: 119339
Anlatmaya başlarsam…
Anlayacaksın doları da!
Hadi ben gitti…
Belki, belki iyi değilim…
Açıkçası canımda pek istemiyor ya…
Bakalım!???
Trump…
You are an idiot…
Exit from World Health Organization…
You are an idiot!
*
Türkiye – Yunanistan ilişkileri…
Benzetmeli…
Alman ve Fransa ilişkilerine, iki “can düşman”
Dost oldu gitti…
Hayvanlar koklaşa koklaşa…
İnsanlar konuşa konuşa!
NOKTA
Hani Almanların atom bombası geliştirme çabaları…
Hani ağır su…
StuxNet benzeri, izle dedim mi IZLE…
Anla sonradan nedenini!
*
33. paralel 38. paralel kısmet olursa ki sanmıyorum, iyi değilim dünü
Tam belli değil…
Anlatacağım 300 mü 500 bini mi…
Sırını belki anlayacaksınız doları, uzaktan ilgili…
NEDEN…
Çin’in dalgaya gelmediğini…
Kore savaşı güzel bir örneği!
Kendime not:
İlle…
İlle olacaksın bölgenin çocuğu, ille…
Olmazsan esas oğlan…
İster askeri ister ekonomik b.ku yediğin…
RESMI!
Ne her gördüğümü ne her bildiğimi ANCAK yayınlayabildiğimi, Önder Think – Tank & intelligence pek yakında(!)
🙂
Çeyrek halimle…
Püf desen yıkılacak!
Bugün bakmam lazım…
Hani şikâyet; polis falan…
Savcılıktan gelen kâğıt, biliyorum bir yerlerde AMA nerede?
Veririm ruhsata…
Benim alnım açık, vicdanim rahat…
Belki işlemler hızlanır…
Bir yüzüm…
Bin bir yönüm.
*
Demin haberlerden geçti, Hollanda…
Uyuşturucu şebekesi ve işkence odası…
Kimi şeye ASLA bulaşmayacaksın…
ASLA…
Su testisi su yolunda kırılır ya…
Siyaset…
Hele dincisi…
INAN benzeri!
Alman iç istihbarat 2018 raporundan öğreniyoruz ki…
12 resmi istihbarat çalışanı…
8000 gayri resmi muhbir var bu ülkede…
Tayyip adına çalışan göt kılı…
Önder, Önder…
Aklini başına topla, gelmez dinci şakaya!
NOKTA
Akşamdan sabaha…
İzlersen, dinlemek zorunda kalırsan dal yarağı, bakarsan ağzına…
TÜM medya…
İki dudağı arasında…
Arada…
Bakara, makara…
Hem vallahi hem billahi dönersin aptala!
Kanma, aldanma propagandaya…
İnan kendine, Allaha…
Beraber yürümeyin bu yolda…
Sor…
Sor ulan aklına…
Bir pezevenk, bitince para…
Kaldırıyorsa kıdem tazminatını, yıllarca…
Diktiyse göz emeğinin karşılığı olana…
Anla ulan anla.
*
Sorma, sorgulama, cevap arama…
Yolun yolum olsa…
Sorar, sorgular ve cevap ararsın AMA…
Başın dertten kurtulmaz, beladan, belalılardan kalkmaz ya…
Koyun olmaktansa…
Meleyen, bir an kurt ol, uluyan, olsun boynunda…
Pranga!
Ataların öğretisidir, böyle gelmiş böyle gider bu dünya!
Dikkatinizi çekerim…
Popülistler, sıralamayayım hepsini, iki örnek YETER…
Kahpedoğan VE Trump..
Siyaseti…
DINE çevirince, dini inançlara benzetir VEYA bizzat dinin kendisini…
Kendi sapkın düşünceleri doğrultusunda kullanmaya başladığında…
Müritlerinin…
Yapamayacağı, yapamayacağı, çekmeyeceği, çektirmeyecekleri hiç bir şey kalmaz…
Siyaset din ile eşleşince.
At sırtında sinek…
Dedik ya yarına; O uçak gemileri boşuna pasifiğe gönderilmedi…
Dedik ya yarına…
Bilmiyordum, bugün öğrendim hani…
Top…
Nazi Almanya’sı ta o zamanlar…
Bırak roketleri falan; V2
400 Kilometre menzilli top üretti. 10 sene…
Koskoca on sene teknolojisiyle Rus…
Amerikan karşısında öndeydi. 10…
10 sene. Koca bir makale eder anlatsam…
Yok polisiye değil…
Bilinmeyenlerin bilinmesi gereken dünyasından…
Neler neler!
*
Atatürk olmasaydı…
Arkadaşları…
Halimiz nice olurdu BILMEM!
AMA…
Yazıyor, yayınlıyorsam DIKKATLI OL DIYE…
Haberlerden geçti, Alman haberlerinden…
Bu sene dünya çapında bir milyar…
TEKRAR…
1 milyar insan aç kalabilirmiş; KORONA!
Ve sen inanıyorsun Tayyip yalanlarına.
*
EVET…
Ama ne fayda…
Kale içten fetih edildikten sonra!?
🙂
Güzel olan…
Günde…
Ortalama 3…
4000 kez sayfalarım okunuyor. Güzel, demek ki insanlara bir şeyler verebiliyorum…
Bilin…
Yazmak…
Anlatmak istediklerimin yüzde onunu bile yayınlayamıyorum…
Yayınlasam, yazsam…
Allah bilir…
Ne olurum!???
Dünya…
Siyahtan beyazdan ibaret değil…
Ve Allah ve nasip ettikleri…
Bir iddianın ötesinde…
Ben yaşadım son zamanlar yaşatamıyorum…
O başka…
Ve bu durum beni çok üzüyor. İkilemde kaldım…
Satsam satamam, atsam atamam…
Çekeceğim!
*
Dolar…
Tayyipistan, istikrarlı bir yükseliş var…
Kuruş kuruş ama yükseliyor…
Bir fren…
Dışarıdan, elbette fen boşalacak…
Ve Tayyipistan duvara toslayacak, çok tosladı…
ANLAMADIN…
Ama son toslayış öyle bir sarsacak ki seni…
Sevdiğin, SENIN OLAN…
Başkasının altında, eloğlu bakmaz gözyaşına.
Almanya 15:23
Dolar 6,8664
Dünya öyle bir bilinmeyene doğru yol alıyor ki…
Gün gelecek, O gün gelecek…
Ne İngiliz ne Amerika…
Ne Katar bu frene basamayacak…
BASMAYACAK!
Müslüman kalleş…
Müslüman kalleş ile baş başa kalacak…
Ve tüm maskeler düşecek.
Liberal Demokrasi…
Öğrendim evlattan, sanıyorum ki öğrettim…
Komünizm…
Vahşi Kapitalizm zaten, kapitalizmin kendisi…
Sistemler tek tek düşüyor…
Dağılıyor…
>>> dün mü evvelsi mi <<<
BÜYÜK bir kamuoyu araştırması…
Avrupa’da…
Liberal Demokrasiye inanç neredeyse “sıfıra düşmüş” durumda.
Yani mevcut düzene güven!
*
„Türkiye’nin Nabzı – Haziran 2020
Haziran 2020 Türkiye’nin Nabzı araştırmamızın en çarpıcı verilerinden biri, Türkiye siyasetinde, “liderlerin” ve siyasi figürlerin partilerin önüne geçmeye başlaması. Bu durumu, şimdiye değin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özelinde zaten gözlüyorduk: ancak, Koronavirüs Pandemisi ile beraber, liderlerin veya bireysel siyasetçilerin bağlı bulundukları partilerin oy oranlarının çok daha ötesinde popülariteye sahip olmaya başladığını net biçimde ölçmeye başladık.
Bu durumda etkili faktörlerden birinin, Türkiye özelinde, 2018’de “Cumhurbaşkanlığı sistemine” geçilmesi ile beraber, siyasette dengelerin her zamankinden de fazla biçimde “liderlere” dayalı hale gelmesi olduğu söylenebilir.
Öte yandan, siyaset bilimciler ve politika uzmanları, Koronavirüs Pandemisi’nin dünya genelinde yaratacağı etkilerden birinin, “devletçiliğin” ve “milliyetçiliğin” güçlenmesi olacağını iddia ediyorlardı. Haziran 2020 “Türkiye’nin Nabzı” araştırmamızın verileri, bahsi geçen bu küresel potansiyelin yansımasının Türkiye’de şimdiden gözlendiğini düşündürüyor. Diğer bir deyişle, dış politikadan iç politikaya, siyasetin farklı alanlarında ve toplumsal reflekslerde daha merkeziyetçi, daha kontrolcü ve daha devletçi; dolayısıyla güçlü liderlere daha da odaklı yaklaşımların ön plana çıktığını öne sürebiliriz.
Koronavirüs Pandemisi kuşkusuz ki, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için büyük bir şoktu. “Koronavirüs Krizi”nin dünya genelinde daha devletçi ve daha milliyetçi tutumlara yol açıp açmayacağını; bugün Türkiye’de ipuçlarını gördüğümüz durumun, dünyada nerelerde geçerli olacağını zamanla gözleyebileceğiz. Tabii, Türkiye’de bu tip reflekslerin kalıcı tutum değişikliklere yol açıp açmayacağını da, aynı şekilde zaman gösterecek.
Haziran 2020 araştırmamız çerçevesinde ölçtüğümüz ve “daha milliyetçi” olarak adlandırabileceğimiz tutumlardan biri, Libya Savaşı’na Türkiye’nin müdahilliğine olan desteğin sene başına göre büyük bir artış göstermesi. Benzer biçimde, “devletçi” bir refleks de, toplumun büyük çoğunluğunun yeni “bekçilik teşkilatına” olan desteği.
Mart 2020 Türkiye’nin Nabzı raporumuzda, Koronavirüs Pandemisi’nin yarattığı kaygı ve endişenin ülkemizde “güçlü liderliğe” doğru bir yönelişe neden olduğuna dikkat çekmiştik. O dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görev onayı ve popülarite oranları da önceki aylara yaklaşık 15 puanlık bir yükseliş göstermişti. Mart raporumuzda verilerimize dayanarak Türkiye için yapığımız tespitler dünya genelinde de gözlendi: Koronavirüs’ün yarattığı kaygı ile ülkelerin devlet başkanlarına desteğin artmasına Nisan ayından itibaren uluslararası medya kurumları da dikkat çekmeye başladı. Bu desteklerin kalıcı olup olmayacağını da zamanın göstereceğini ifade etmiştik: gerçekten de Koronavirüs Pandemisi’nin yarattığı ilk şok geçmeye başlarken, dünya genelinde liderlere yükselen desteğin de Mart öncesi seviyelere dönmeye başladığını gözledik. “Daha devletçi”, “daha milliyetçi” yaklaşımların da ne denli kalıcı olacağını ölçümlerimizle izlemeye devam edeceğiz.
Haziran 2020 itibariyle, dikkat çekici bir nokta da, ekonomiye yönelik negatif algılara rağmen muhalefet partilerine ciddi oy kayışları yaşanmaması. Normal şartlar altında, ekonomiye yönelik şikayetler arttığında seçmen davranışının da yeniden şekillenmesi beklenir. Türkiye’nin şu anki tablosunda ise, her ne kadar iktidar blokunu oluşturan Cumhur İttifakı’na olan destekte aşınma yaşansa da siyasetin güç dengelerinin ibresini muhalefetten yana değiştirecek bir kayış da gözlenmiyor.
Haziran 2020 itibariyle değişmeyen bir yaklaşım, Koronavirüs’e yönelik toplumsal kaygılarımız ve endişelerimiz. Toplumumuzun büyük çoğunluğu, normalleşme adımlarının fazla hızlı atıldığını düşünüyor ve “ikinci dalga” olasılığını oldukça yüksek olarak görüyor.
24 Temmuz, “Gazeteciler ve Basın Bayramı”: bu ayki “Türkiye’nin Nabzı”nda, bu ayın en çarpıcı verilerinden birisi sosyal medyanın giderek toplumumuzda etkili bir iletişim aracı haline geliyor olması. Ek olarak, veriler bireylerin sosyal medyada kendini “özgür” hissetmek istediğini göstermekte.
Basın Bayramı’nda gazeteciler için bir de sevindirici veri söz konusu: toplum gazetecilerin tutuklanmasına hoş bakmıyor. Her ne kadar, “güçlü devlet”, “güçlü lider” ve milliyetçilik, kontrolcü yaklaşımlar Koronavirüs Pandemisi ile beraber Türkiye’de algılarda etkili gözükse de; sosyal medya ve genel olarak “basın özgürlüğü” ile bireysel özgürlüklerin toplumun algılarında “kırmızı çizgiler” olduğunu öne sürebiliriz.“