Ve bilirkişi dedi ki “BGH…”

Hatırlarsanız yazmıştım direksiyon yaratana yan bakıyor…
Yılların şoförüyüm…
> yüz binlerce < kilometreyi bırakmışım ardımda…
Tecrübe(!)

Ve yine bankalar, sigortalar ömrümün bir parçası…
Bilirim düşünce ve çalışma şekillerini, tahmin etmiştim arabayı görünce hasar büyük…
Sigorta…
Tiyatro yapacak!

Aynı benim gibi, aynı…
Bakınca dersin ki neyi var bu arabanın, kadın öyle bir yerden vurdu ki…
Yamuldu.

Günlerden beri sigortayla telefonlaşıyorum, bir ara hani suç kimde meselesi…
Ümitsizliğe düştüm, sigortada yan çizince bir iyice…
Vallahi doğru hatırlıyor, doğru saydıysam ya on sekizinci veya 19. Kaza olsa gerek…
Bunların içinde benim hatamla olanlar bir elin parmaklarını geçmez.

Yaş 53, on sekiz yaşımdan beri ehliyetim var.

En son kazam…
Yıllar, yıllar öncesiydi. Dün ne yedim…
Çoğunlukla hatırlamam, hafızam!

Tabii unuttum gitti, hatırladıklarım…
Acaba kanunlar değişti, değişmiş olabilir mi?

Sigortacı öyle bir adi ki, hani çocukların işi, avukat…
>>> hazırlıklıydım <<<
Hiç etkilemedi, yanıltamadı beni. Zaten hep böyle oluyor, bir başkasının işinde tabiri caiz ise canavar…
Kendi işlerimde “süklüm, püklüm” olurum. Neden?
Bilmiyorum!

HERIF yönlendiriyor beni…
Aklınca…
Öfff ne baskı, “tehdit” benim dediklerimi yapmazsan sigorta ödemeyebilir!

Yok oraya gideceksin, yok buraya…
Tepem attı, ulan ben çocuk muyum?

Bundan sonrasına dikkat edin lütfen, üstü kapalı yazmak zorundayım…
Umarım anlarsınız ne demek istediğimi…

Devam edecek…

Yok uyuyamadım, İngiliz bırakmıyor beni

Brexit, merxit HIKAYE…
Dikkat edin…
Avrupa’da parçalanma, bence Amerikan parmağı, yazmıştım çok evvelsi…
Güç dengesi…
İspanya, Fransa, İtalya, Belçika vesaire vesaire…
VE…
Hatta Almanya, devleti tanımama, bölünme…
Çok düşündürücü, İngiltere…
İskoçya – Iranda. Ben size bir şey söyleyeyim mi…
Ulus devlet zaten öldü, yaşasın mikro milliyetçilik, mikro kozmos değil…
Bencilik(!)

Bizi düşünün, bin parça…
Paramparça!

Bilmiyorum, bilmiyorum…
Korkuyorum…
Ne diyor atalar?
Bir elin nesi iki elin sesi var…
Sağduyu, mantık tek çare!

Çok güzel, sarı yelekliler

Çok ilginçti…
Hatırlıyorsunuz değil mi Gezi’yi?

19. Yüzyıl sürü, yığın sosyolojik psikolojisi…
Polis…
Devletin gücü, halk…
Genelde anayasal hakkı olan gösterileri(!)

Ben gerçekten birçok konuda Almanlaştım galiba…
Kâğıt, kuyut…
IMZA…
Söz yetmez bana VE yine kelimelere olan inancım, bu yüzden binlerce sayfa…
Polis…
Almanya’da ve Fransa’da, bir karşılaştırma…
Polisin orantısız şiddeti Fransa’da 19. Yüzyıl psikolojik bilimlerine dayanıyormuş…
Bu öğretinin temeli, çok önemli…
Sömürgelerde geliştirildi…

Öfkeye, öfke ile karşılık vermek…
Devletin gücünü göstermek, Almanya’da bu gibi sahneleri görmek oldukça zor…
Özel eğitim, sözel…
Şiddet kullanmadan kelimelerin gücü ile insandan, insana iletişim…
İkna…
Alman yöntemi tercihim…
AMA…
Ne laf ne söz anlayana…
Arkadaş…
Türk’ün meşe gerekli hallerde Amerikalının beyzbol sopası…
Ve…
Eğer yetmezse daha neler neler!

Biliyorsun değil mi? Süüü-le-mem, çok fazla merak ölümcül olabilir. Bilmez misin? Hep söyledim sana. Bekle vaktini 😊

30 senelik karım…
Beni dünyaya getiren kadın, annem…
Evladım zaten bilmez beni, demedim mi ruhum…
Demedim mi karda yürür izimi belli etmem, sen bir istisna…
Kendi canım, kanım…
Tayyipistandakiler bilmiyor, tanımıyor beni…
Sen…
Tanıyor olabilirsin ama sen bile bilmiyorsun beni çünkü…
Bilmeni istemedim, müsaade etmedim…
Elim ayağım, varlığım…
Bakma sana, herkese anlattıklarım, örnekler falan…
Allah’ın bildiğini kuldan saklamam, saklanacak bir şey değilse…
YOKSA…
Ser verir, sır vermem!

Evlat geliyor kısmetse Cuma’ya…
Odası, yatağı, şişko patatesim, kırıldı yatağı, DayDay misali…
Özel bir tasarım…

Kırsın da görelim!

DayDay kıramadı aylardan beri…
Benimki de kıramaz, zaten birkaç hafta evde, gidecek yine evine…
Mainz’e.

Yarına avukat, yatak…
BGH’yi yazayım birçok şeyi anlayacaksın!

Bayılıyorum bu kadının değerlendirmelerine, ANCAK ve fakat çok önemli bir hatası var düzeltilmek koşuluyla Zeynep Hanım’ı MUTLAKA okuyunuz, okumadıysanız!

Çok yorulmuşum, felaket yorulmuşum…
Lütfen okuyunuz, ben düzeltmeyi daha doğrusu eksik bilgiyi en sonunda vermiş olayım…
Konu Almanya – Fransa, İngiltere ve ABD VE bu konu yakın takibimde, bu yüzden çok iyi biliyor, EMINIM diyeceğimden!

PYD’nin Suriye’de ‘hapishane’ şantajı
28 Ocak 2019

Suriye’de çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.
ABD’nin çekilme kararı, PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG’nin de hareketlenmesine yol açtı. PYD-YPG bir yandan Suriye rejimi ve Rusya ile anlaşıp kendisine bir meşruiyet sağlamanın yolunu ararken, diğer yandan hem ABD’yi, hem de Avrupa ülkelerini bölgeyi tamamen terk etmemeleri için sıkıştırıyor.
PYD-YPG’nin bu konuda elindeki en büyük koz ise Fırat’ın doğusundaki hapishaneler.
PYD-YPG, IŞİD’le savaşırken canlı ele geçirdiği yabancı IŞİD teröristlerini Fırat’ın doğusundaki hapishanelere kapattı. Tam rakam belli değil. Ancak PYD-YPG’nin kontrolündeki hapishanelerde yaklaşık bin kadar yabancı IŞİD teröristi bulunduğu sanılıyor.
Şimdi hapisteki bu teröristler, PYD-YPG tarafından ABD ve Avrupa ülkelerine karşı “şantaj unsuru” olarak kullanılıyor.
PUTİN’İN “ADANA MUTABAKATI” HAMLESİ
Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki PKK uzantılarına yönelik askeri operasyonunu engellemeye çalışanlar sadece Batı ülkeleri değil; Rusya da Türkiye’yi sıkıştırıyor.
Putin’in Moskova’daki Türk-Rus zirvesinde birden bire çantasından “Adana Mutabakatı”nı çıkarması da bunun somut örneği.
Adana Mutabakatı, Türkiye ile Suriye arasında 21 yıl önce, 1998’de, Suriye’deki PKK uzantılarının Türkiye’ye saldırılarını durdurmak için imzalanmıştı.
Şimdi Putin’in hesabı, Türkiye’ye o dönemde “muhatap alıp” anlaşma imzaladığı Şam yönetimini, yeniden “tanıtmak.”
Rus liderin bu konudaki en büyük “silahı” ise İdlib mutabakatı.
Diplomaside söylenen her cümlenin, bir de söylenmemiş tarafı vardır…
Putin, Adana Mutabakatı’nı masaya getirip, Erdoğan’a “katil” ilan ettiği Esad’la yeniden ilişki kurmasını ima ederken, masanın altından da “İdlib sopasını” gösteriyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov sürekli İdlib’de cihatçı teröristlerin, Türkiye’nin aldığı önlemlere rağmen etkinliklerini artırdıklarını dile getiriyor.
İdlib’e yönelik olası bir Esad operasyonunun insani bir felakete yol açacağı,yüzbinlerce kişinin Türkiye sınırına yığılacağı ise herkesin malumu.
AKP iktidarı, Suriye’de hiç olmadığı kadar sıkışmış durumda.
Yeni dünya düzenine doğru
2019 ilginç bir yıl olacak…
Yıla İngiltere’nin AB’den ayrılmasına ilişkin Brexit tartışmaları ile başlamıştık ki Almanya ile Fransa’dan kritik bir hamle geldi. İki ülke geçen hafta Aachen Antlaşması’nı imzaladı.
Anlaşma, Almanya ve Fransa’nın ilişkilerini her alanda daha da entegre etmesini içeriyor.
Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann ve Fransa Büyükelçisi Charles Fries, imzalanan anlaşmanın Avrupa’nın içine ve dışına pek çok mesaj içerdiğini anlattılar bir öğle yemeği sohbetinde.
AB içine yönelik mesaj, Avrupa’nın iki büyük ülkesi Fransa ve Almanya’nın, Brexit’in ardından AB entegrasyonundan vazgeçmeyeceklerine yönelik. İki büyük ülke, AB’nin diğer üyelerine, “siz dahil olsanız da olmasanız da biz Avrupa Birliği’ni ilerletmeye kararlıyız” diyorlar Aachen Antlaşması ile.
Aachen’in mesajlarından biri de Avrupa halklarına yönelik… Tam da Avrupa Parlamentosu seçimleri yaklaşırken -Mayıs ayında yapılacak- yaşlı kıtada yükselen popülist hareketlere karşı Avrupa vatandaşlarına “Birlik’ten vazgeçmeyin, oyunuzu ona göre kullanın” çağrısı da içeriyor.
FRANSA-İNGİLTERE STRATEJİK İŞ BİRLİĞİNDEN, FRANSA-ALMANYA EKSENİNE DÖNÜŞ
Ama antlaşmanın en önemli mesajı stratejik…
Aachen Antlaşması’nın bir ayağını da Fransa ve Almanya arasındaki savunma ve güvenlik iş birliği oluşturuyor…
Fransa, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzende İngiltere ile çok daha kolay stratejik işbirliği yapabiliyordu.
İki ülkenin de AB üyesi olmasının yanı sıra, hem Fransa, hem İngiltere’nin nükleer silah kapasiteleri;
Her iki ülkenin de BM’de veto yetkisi sahibi Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olmaları…
Üstüne bir de hem İngiltere, hem de Fransa’nın -hadi sömürgecilik demeyelim-, okyanus ötesinde de topraklarının ya da özel bağlantılarının bulunması, iş birliğini kolaylaştırıyordu.
Almanya ise yine aynı savaşın gölgesi nedeniyle, güvenlik konularında hep bir adım geride duruyordu.
Brexit sürecinde imzalanan Aachen Antlaşması, Fransa’nın İngiltere ile stratejik iş birliğinden, yönünü Almanya’ya çevirmesine de işaret ediyor.
ALMANYA’YA BM GÜVENLİK KONSEYİ YOLU AÇILIR MI?
Fransa Büyükelçisi Fries’in, bu çerçevede BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılarak, Almanya’nın da veto yetkisine sahip daimi üyeler arasına girmesi gerektiğini söylemesi ise kritik önemde.
Aachen Antlaşması, Trump’ın “NATO ABD’nin işine yaramıyor” dediği, İngiltere’nin kıta Avrupası ile entegrasyondan vazgeçtiği dönemde, Fransa ile Almanya’nın yeni bir ittifakın nüvelerini attıklarını da gösteriyor.
Bu konu Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor…
Ancak ne yazık ki dünya düzeni değişirken Türkiye’de iktidardakiler ise belediye başkanı/muhtar seçimlerini “beka mücadelesi”, “yeni kurtuluş savaşı” gibi lanse edip, oy toplama derdinde.
Oysa Türkiye bu iç politik tartışmalardan çıkıp, kurulmakta olan yeni düzene göre politika üretmeye başlamalı.
Hem bakarsınız Fransa’nın Almanya için BM Güvenlik Konseyi’nde açmaya çalıştığı kapıdan, “Dünya 5’ten büyüktür” diyen Türkiye de giriverir.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/zeynep-gurcanli/pydnin-suriyede-hapishane-santaji-3288408/

Zeynep Hanım’ın göz arttı ettiği…
Bir…
Öyle bakıverirsin, giriverirsin yoktur uluslararası ilişkilerde…
IKI ve daha da önemlisi…
Fransa ve Almanya…
Ortak silahlı kuvvetler ve karşılıklı yardımlaşma antlaşmasıyla iki mesaj vermektedir…
Trump’a, çok fazla ileri gitme. Tepemizi attırma…
İki…
Diğer birlik üyelerine ABD’den bundan sonra hayır yok >>> birlikte <<< bakalım başımızın çaresine!

Unuttum bak…
Yanılmıyorsam Almanya ZATEN bu sene geçici üye seçildi!

Sayın Doğru’ya Venezüella cevabı

Hayır Efendim,
Bırakalım şimdi iki yüzlülüğü falan bir tarafa böyle tiplerin anladığı dil…
Ya para…
Ya kaba kuvvet. İnanın sonunda “bizimkinin” de başına gelecek olan bu…
Rahiple bir kereliğine ağzının payını aldı, sıkıyorsa, yiyorsa bundan sonra sözden çıksın da görelim!

Yerli ve milli böyle olunmaz Efendim, olunmaz…
BGH…
“Silahların eşitliği”
SONRA!

Belki O zaman anlarsınız ne demek istediğimi!