😊

Eski bir şarkıdır, çok eski…
Biraz ayıp ama ANLAYANA, Bay Pezevenk o kadar kararlı o kadar çok “ayar” verdi ki KALMADI…
Çok verdin anam çok verdin…
Her şeyi verdin, vermediğin hiçbir şey kalmadı!

Ah sağlık…
Ah gençlik birkaç çadır daha açmaz mıydım hiç?
Ben…
Vermem, koyarım, yerleştiririm yerine…
😊
Damlar bazen!

Bakalım bu akşam ne olacak? Vasıfsız, niteliksiz, bilgisiz SIYASETCI yer boku

Sonra…
Bekler faiz indirimini…
Çünkü ancak böylelikle halkta, seçmeninde uyandırabilir bu izlenimi…
Her şey yolunda, bak sudan ucuz kredi…
Gönlün ne çekerse al…
Ye, iç, sıç…
Hayal aleminde yaşa yeter ki uyanma!

FED…
Beklenen faiz indirimi!

Demiştim yıllar öncesi…
Bu böyle devam etmez…
ARTIK…
Konun kapasiteleri de demeye başladı…
Devam etmeyecek böyle…
Kapitalizm…
Son demlerinde!

DIKKAT…
Birçok kapasitenin hemfikir olduğu konu…
Çin modeli…
Sosyo-ekonomik devlet modeli…
Ne kapitalizm ne komünizm, liberal düşünce…
Hani hep söylerim ya, devlet şirket değil…
Bir devlet futbol takımı değil…
Ne tek elden yönetilebilir ne denetimsiz kalabilir!

Ne demek ticari özgürlük…
Nerede görülmüş bu bolluk…
Ne kanun tanı ne kural…
SIK…
Sike bildiğin kadar(!)

Yok ya, bak sen şu işe…
Yok öyle!

İnsan denilen…
Yönetilir, yönlendirilebilir…
İnsana bir noktaya kadar özgürlük gerekir…
Ama…
Ne zorbalığa dayanabilir ne başı boşluğa!

Eğip bükmek, hakkı adaleti

İstanbul…
O…
İmamın oğlu falan, HERIF o da bir ADI…
Kültür, sanat ile uğraşıyor…
DEPREM KAPIDA!

Milli varlıkları korumak…
Çevre, sanat…
Bademlerde ne ilgi, ISTANBULDA yer kalmadı YER…
Bu kenti…
Kim kaç senedir yönetiyor, İstanbul…
Ne zamandan beri İstanbulluktan çıktı, boğazlar?
Ulan boğazı bile doldurmaya başladılar(!)

O gökdelenler falan, hani tıraşlanacaktı?
KIM…
IZIN VERDI?

Kaçak…
Kanun ve hükümlere aykırı yapılar…
YIKACAKLARMIŞ…
NEDEN ACABA???

Ulan görgüsüz, tiksinti veren yaratıklar…
Bana mı öğreteceksiniz İstanbul’u?

Demedim mi senelerden beri sizlere…
Yeri gelir zamanı…
Satarlar diye dedim mi demedim mi?

Ağrılardan uyuyamıyorum, kolum, bacaklar…
Çok yormuşum bugün kendimi. Yarına devam, yâri yarıya bitti…
Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Mecburum…
Mecbur.

Gözlerimden uyku akıyor, yorgunum…
Uyuyamıyorum. Ne uyuşturucu ne IBO 800

Filistin

Kizim sana söylüyorum gelinim sen anla…
Gittim gördüm diyorum size…
Gitmenize bile gerek yok…
Eline bir süpürge alıp kapı önüne calmakta mi parayla?

Müslüman…
Önce…
Ruhu temiz olan, sonra çevresini temiz tutan…
Müslüman oyle mi?
Allah…
Sana neden oruç tutturuyor?

Büyük cihat…
Nefsine hakim ol diye!

Ne Müslümani be?

Karılar…
Başlarına paçavra baglamakla…
Ar, namus berkemal oyle mi?
En yakın arkadaşlarımdan birinin karısı…
Türbanlı…
Koca…
Yatakta yakaladi!

Ve…
Bu ne ilki ne sonu!

Yok domdom kurşunu değil, bildiğin mermi…
Çapı konusunda emin değilim, soramadım…
Örneğin kendinde doldurabilirsin, “biraz daha” etkili olabilir…
Barut eskidendi, cellulose (selüloz)…
Ama bunların geliştirdiği ÖZEL bir karışım olmalı!

Kaldı ki domdom aslında “er meydanında” yasak bildiğim kadarıyla…
Bunlar…
Badem mi başlarına iş açsınlar?

Yok gelmedim, ruhum yazıyor…
Beden kahve içiyor. “bizimkiler”
Açıkça kimi Viyana sözleşmesine aykırı hareket ediyorlar, bakalım belki yazmaya fırsatım olur.

İlaçlarımı yanıma almam lazım…
KESIN çok sürecek. Praktikant geldi gene neredeyse kovacaktım, ayni ağabeysi…
SÜRÜ SORUN…
Ah insan lazım olmayacak sokar mıyım acaba kapı içeriye?

YEMINLE…
Başımı kaşımaya vaktim yok, tapeten söktüm…
Tereyağından kil çeker gibi AMA uzan, bükül falan…
BITTIM…
En ufak yorgunluğa gelemiyorum, üstlerine bunlar. Halbuki bu sabah gittim ağabeysine anlattım durumu. Söz vermiştim, dün, bugün…
Olmadı, olmayacak…
Devlet ile kanunlar ile dalga mı geçilir?
Dertsiz başıma bile bile dert acar mıyım hiç?
ÖNCE konuşmam lazım muhasebeciyle, konuşmam lazım Amt für Integration ile…
Öyle kara gözüm, kara kaşım olur mu hiç?
Afganlı…
Ateşe atar mıyım hiç geleceğimizi, konuşmadan, öğrenmeden olur mu?

Nasıl tepem attı, yanlarında bir Alman…
DEDIM DE Almanı karıştırma, her şey yasal AMA benim kurallarıma göre…
Bana ne onların bilmem nesinden?
İki tarafı jilet gibi keskin bıçak, bir ayağım HEP ceza evindeydi…
Diğeri mezarda, bak kanser, ne olduğunu KESIN söyleyemiyorlar…
Ben kendimi, sevdiklerimi harcatır mıyım hiç?
Hanım kızıyor “çok sert davrandın, kovmaktan beter ettin!”
Sabah sabah gittim anlattım, sabah sabah. Ben üstüme düşeni YAPTIM…
Zorlamaya hiç gelemem!