Almanya’nın en önemli bilişim dergilerinden birdir, çok ciddi ve ağır bir dergidir.
Anlamanız açısından…
Benim gibiler her konuda her şeyi bilmek gibi bir zorunluluğu vardır…
En azından temel bilgilere sahip olmak ZORUNDAYIZ!
Le Monde, Fransa’nın ağır toplarındandır, bizim Cumhuriyet gazetesi gibi
https://monde-diplomatique.de/artikel/!484666
Die außenpolitische Stellung der Türkei im Nahen und Mittleren Osten, besonders nach dem Kalten Krieg bis Ende 1999, Kontinuität oder Wandel? 329 sayfa
https://d-nb.info/975889710/34
Uğraşsın dursun, şimdiye kadar ben uğraştım şimdi O uğraşsın. Aman aman iyi ki çocuk değilim, genç. Gerçi benim öğrenim hayatim hiç bir zaman bitmedi
😊
Biliyorum, muhtemelen şaşırtıyorum sizleri…
Konudan konuya…
Gerçekler…
Ama hep söylerim bir yüzüm, herkesin gördüğü. Bin bir yönüm çok az insanın bildiği.
Zürafalar…
Baktın mı hepsi ayni değil mi?
Değil kardeşim, değil…
Afrika’da yedi çeşit zürafa varmış ve neredeyse hepsinin soyu tükenmek üzere.
Ben…
Zorlamaya hiç gelemem, öğrenmek istediğimi, O AN canim neyi istiyorsa onu öğrenirim…
Soy, sop…
Irk…
Ama önce insan ol, olmaya çalış…
Anlatmışımdır ormanı, ağaçları, bilimde bunun nispeten yeni farkına vardı…
Bir ağcın genetiği diğerine benzemiyor, “insanda olduğu gibi”
Danke schön…
Teşekkür ederim…
Thank you…
Mersi…
Bilişim dillerini saymadan bende birkaç dil bilirim AMA sadece ikisine HAKIMIM…
Verhandlungssicher yani!
Not:
Yokkk…
Yarı Almanca yarı Türkçe değil, bilen bilir o kelimeyi neden yazdığımı…
Kaldı ki “akıcı” diye tercüme ediliyor, yanlış…
Bir dile “her yönü ile hâkim olmak” dini acıdan kelimelerin anlamından tutun hukuki sürece kadar…
Bire bir tercüme edecek olursak…
“Sözleşme, anlaşma, pazarlık yapabilecek kadar, yapabilecek kalitede, “emniyette””
Çinliler…
Trump VE çiftçileri sabah yine haberlerden geçti…
Öyle tahmin ediyorum ki geleceksiniz sözlerime, Çinliler…
Son tahlilde Trump’i cebinden çıkaracaklar. Felaket bir ticari zekâ…
Olan Amerikalı çiftçilere olacak…
İstanbul Havalimanı ile bize, çevremize, doğamıza olduğu gibi!
BORSA 106952 Almanya 13:42…
„Türban…
Velev ki siyasi simge.“
Recep Tayyip Kahpedoğan
Cumartesi alışverişteyim…
Uzaktan dikkatimi çekti, tezgâhta türbanlı bir kız…
“Mükemmel” bir Almanca…
Zeytin için bende girdim sıraya, kızım şundan, şundan, şundan…
Başladı benimle yâri Almanca yâri Türkçe konuşmaya, güzellikle, inan iyi niyet ile…
Güzel kızım ki gerçekten güzeldi, kaşı, gözü…
Ya Almanca konuş veya Türkçe. Bak ileride anne olacaksın, alıştırma dilini böyle.
“Ben dört dil konuşuyorum! Karıştırıyorum bazen.”
Bak ya…
Al sen O DÖRT dili (…)
Ve bunlar çocuk eğitecek öyle mi?
Dört değil iki bil AMA hakkini ver, hâkim ol dile.
Diyeceksin ki dinin demokrasi ile ne ilgisi, VAR KARDESIM bir süreçtir, BIR BÜTÜN. Dün ne güzel dedi kabareci:
“Devlet evdeki eğitim eksikliğini okullarda gideremez”
NOKTA
Benden kaynak istedi, KORKUYORUM çocuğu yanlış yönlendireceğim diye…
Gerçekler değil okunmak, düşünülmesi istenilenler revaçta…
Dedim oğlum çalışman güzel, iyi kötü doğrular AMAAA sen bil gerçekleri varsın onlar okumak istediklerini okusun.
ATATÜRK’ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİNDEN SEÇMELER
http://ankaenstitusu.com/wp-content/uploads/2016/06/soylev_ve_demecleri.pdf
>>> ! <<<
Her şeyden evvel, her şeyden önce bu sorumu yanıtlayın lütfen:
Atatürk gibi bir insan…
Dönemi, dönemin olayları…
Rus devrimi, Avrupa kaynıyor, imparatorluklar yok olmuş devletler kurulmuş…
Kendisi, ülkesi…
Koskoca imparatorluk çökmüş, Anka kuşu misali YENI bir devlet doğuyor küllerinden…
Atatürk ne kominizim demiş ne bir şey…
Demokratik, parlamenter sistemi tercih etmiş…
Evet bir parti, ulan millet öncesi demokrasiyi kepçe ile mi yemişti?
Bilinmeyen, tanınmayan bir şey…
Dikey demokrasi ile başlayıp yatay demokrasiye geçme umuduyla bir ülke kuruldu…
TÜM…
Kurum ve kuruluşları ile, her şeyi ile, tastamam mıydı?
Hayır…
Ama Atatürk ve arkadaşları teşvik etti, kurun muhalefeti…
YALANDIR, doğru değildir, en azından iddia edildiği gibi değildi…
Atatürk zamanında muhalefet “sindirilmedi”
Sonra…
Kürt isyanları, Dinci isyanları…
Serv istekleri…
Ya siz bunları çocuk oyuncağı mi sandınız?
NEDEN Atatürk demokratik, parlamenter sistemi seçti?
Ne yazar Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsü üstünde? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
NOKTA
Bak kardeşim Atatürk’ü anlamak…
Amerika…
Çok anlatmışımdır, dur bulayım hem evlat için…
Atatürk ve Amerikalı gazetecilere verdiği mülakat…
Millet çok önemli, halk…
Ama göçebe bir milletiz, karma karışık, sebze çorbası gibi…
Allah ne verdiyse var içimizde, homojen bir toplum değiliz, sonra gelmiştik ta nerelerden nereye…
Yerlisi, Kürtler vardı biz geldiğimizde…
Milliyetçilik başka Atatürk milliyetçiliği bambaşka bir şey…
Ulus devlet, ULUS…
Kapsayıcı, ayrıştırıcı değil kapsayıcı!
Yok uyuyamadım, biraz gözlerimi kapadım. İyi geliyor…
Dikkatinizi çekmek isterim…
Oğlumun istikbali, yani TÜRK görüşlerini tam manasıyla yansıtmayabilir, aslında etraflıca anlatılması gerekir…
Her zamanki gibi mümkün olan en tarafsız şekliyle AMA illa olmuyor…
Sonra çok sormuşumdur bu soruyu; MHP Türk adına, Türkçülük adına ne yaptı bugüne kadar…
Bir AKP…
Hangi bilimsel çalışmayı ortaya koydular, koydular da ben mi bulamıyor, okuyamıyorum yoksa?
Kendi içlerinde bir tezatlar, kısır bir döngü…
Rahmetli…
Atatürk Türk tarih çalışmaları yaptı, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu vesaire AMA…
Aynı zamanda da Diyaneti kurdu mesela…
Yerli ve Milli AKP, MHP ne yaptı?
Her şey LAFTA!
Peygamber Efendimiz, öğretisi…
Allahu Teala…
Onun isteği ve izniyle > milliyetçiliği < hoş görmemiştir…
NEDEN???
Milliyetçilik bölüştürebilir, bölüştürür demedim, bölüştürebilir…
Halbuki dinimiz ve inananları ümmettir.
Peki…
Türk İslam sentezi öyleyse nedir?
Veya…
AKP, O…
PEZEVENK, nereden çıktı yerli ve milli söylemi?
Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Mevlana Celaleddin Rumi
### ! ###
Mustafa Kemal Atatürk, askerin siyasete karışmasına karşıydı. Atatürk´e göre Osmanlı Devleti´ni çöküşe götüren iki temel nedenden birisinin yönetim işlerinden anlamayan askerlerin siyasete karışmalarıydı. Askerlerin siyasete karışmalarına karşı çıkan Mustafa Kemal, 1908´de İkinci Meşrutiyetin ilanı öncesi İttihat ve Terakki Cemiyeti üst yöneticilerine 5 maddeden oluşan bir memorandum (bildiri) sunar.
„Memorandumunda: ilk adım olarak şu yönlerin kabulünü ister.
1- İttihat ve Terakki Cemiyeti bir siyasi parti durumuna geçsin.
2- Ordu kesin olarak siyasadan ayrılsın.
3- İttihat ve Terakki Masonlarla olan ilişkisine son versin.
4- İttihat ve Terakki içinde eşitlik olsun ve gizli bir hizip egemenliği kurulmasın.
5- Devlet ve din işleri birbirinden ayrılsın.
Ancak Cemiyetin üst yöneticileri, bunlar cumhuriyetçi fikirlerdir derler. Mustafa Kemal´i Şama sürgün ederler.“ (Prof. Dr. Hikmet Bayur, Atatürk´ün Hayatı ve Eserleri Cilt I, Doğumundan Samsun´a Çıkışına Kadar. Güven Basımevi-Ankara, 1963, S. 27)