### Ulan orospu Putin, TATARI unuttur mu? Sen herkesi göt kıllın mı sandın, dünyadan bir haber? ###

Türkiye İş Bankası!..
15 Şubat 2020

Türkiye’de sanayi, üretim ve ticaret denildiğinde akla gelen ilk isim olan merhum Vehbi Koç, hazırlayıp sunduğum “İşte Hayatınız” programında Cumhuriyet’in kalkınma mucizesini anlatırken şu çarpıcı anıyı paylaşmıştı:
“Devletimizin ilk resmi binalarını yapmaya başlamıştık. Ama mühendisler başta olmak üzere; demir, çimento, çivi, cam, tuğla, kiremit yani bir inşaatta gerekli olan her şey ithal ediliyordu!..”
Dayanamayıp sormuştum:
“Peki yerli bir şey yok muydu?”
“Vardı. İşçilerimiz!..”
★★★
Vehbi Koç’un anlattığı gibi, Atatürk ve arkadaşlarının işleri hiç de kolay değildi.
Zira savaşlar ve kötü yönetimin sonucu olan ekonomik sıkıntılar, devasa borç yükü ve kurumsallaşmış cehaletin çökerttiği imparatorluğun enkazından doğan genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, yığınla sorun bekliyordu.
Örneğin tasarrufla sağlanan kaynaklarla başlatılacak kalkınma hamlesini destekleyip, gerektiğinde çeşitli alanlardaki sanayileşme hareketine kendi imkânlarıyla katılabilecek milli bir kuruluşa büyük ihtiyaç vardı. Bu amaçla bir bankanın kurulması zorunluydu.
★★★
Atatürk’ün baldızı Vecihe Hanım, bu fikrin doğuşunu bakın nasıl aktarıyor:
“Atatürk, İzmir’deki evimizin selamlık kısmında özel odasında çalışırdı. Bakanlarla bu çalışma odasında görüşürdü. Celal (Bayar) Bey de sık çağırdığı bakanlarındandı. Gene böyle bir gün, Celal Bey önce Atatürk ile onun çalışma odasında görüştü, sonra da bizim yanımıza geldi. Biz; Latife ablam, ben ve babam, selamlık bölümünde oturuyorduk. Babam ile Celal Bey arasında, Atatürk’ün 250 bin lirasının nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde konuşuldu. Babam ihracat ve ithalatın yabancılar tarafından yapıldığını hatırlatarak bu işleri üstlenecek bir Türk şirketinin kurulmasını önerdi. Celal Bey de bankacılık işlerinin yabancılar elinde olduğunu hatırlatarak, milli bir banka kurulmasının daha yararlı olacağını söyledi. Sonunda da görüş birliğine vardılar. Bugün gibi aklımda; güzel bir akşamüstü idi. Daha sonra Atatürk de çalışma odasından çıkıp aramıza katıldı…”
★★★
Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan Türkiye İş Bankası’nın kuruluş fikri işte böyle doğmuştu. Nitekim Atatürk’ün direktifleri ve İzmir Birinci İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu. Genel Müdür Celal Bayar’ın liderliğinde 2 şube ve 37 personel ile hizmete başladı. Bankanın 1 milyon TL olan nominal sermayesinin 250 bin TL’lik bölümü, bizzat Atatürk tarafından karşılandı. Geri kalan bölüm binbir güçlükle toplandı.

9 Eylül 1924 günü, İzmir’de şenlik vardı. Çünkü o gün hem kurtuluş kutlanıyor, hem de bankanın İstasyon Caddesi’ndeki ilk şubesinin açılışı yapılıyordu. Törene devlet erkanı, hükümet üyeleri, mebuslar, kordiplomatik ile Ankara eşraf ve tüccarı davetliydi. Davetli sayısı 150’yi bulduğundan ve bu kadar kişiyi alacak salon olmadığından, konuklar gruplar halinde ağırlanıyordu.
Törende dağıtılan limonata ve pastaların tutarı 120 lirayı buluyordu!..
★★★
Yazımızdaki “kumbara” fotoğrafının öyküsüne gelince:
Fotoğrafını gördüğünüz o kumbara, bizim kuşağın çocukluk efsanelerinden olduğu kadar, en büyük sevinçlerimizin de kaynağıydı.
Çünkü kilidi açıldığında şakırtılarla dökülen bozuk paralar, tasarrufun hayatımızdaki önemini ve değerini anlatır, ayrıca çocuklara İş Bankası sevgisini aşılardı.
Nüfus cüzdanında “ekmek karnesi verilmiştir” damgası bulunan, okullarına yamalı giysiler ve pençe yapılmış kunduralarla giden yaşıtlarım, bu sözlerle demek istediğimi çok iyi anlarlar…
★★★
O nedenle İş Bankası sadece bir banka olmadığı gibi, Cumhuriyet’in ilk 10 yılındaki eşsiz kalkınma hamlesi ile bütünleşen “yerli ve milli” bir anıt kurumdur!..
Kurucusu Atatürk, simgesi de bu kumbaradır.
İşler sarpa sardığında, iç ve dış politikalardaki yanlışların ürünü olan sorunlar içinden çıkılmaz hal aldığında, siyasi iktidarın gündemi değiştirmek için kullanabileceği sıradan bir finans kurumu hiç değildir.
Çünkü İş Bankası, “yerli ve milli” özelliğinin yanı sıra, her şeyimizi borçlu olduğumuz “Kurtuluş ve Kuruluş” demektir, “Laik, Demokratik Cumhuriyet” demektir.
Türkiye İş Bankası’na el atmak, Atatürk’ün vasiyetine ve mirasına el atmaktır!.. Hukuku yok saymaktır!..

https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/ugur-dundar/turkiye-is-bankasi-5626202/

YARINA; kısmete “Erdoğan’ın, her zamankinden daha güçlü bir şekilde uluslararası terörizmin süpervizörü olduğu bir kez daha doğrulanıyor.“

Çok şaşıracaksınız…
Sözüm söz…
Rus – Tayyipistan ilişkilerinin ESAS bozulma sebeplerinden BIRI

Yazmıştım, bayağı oluyor…
Şimdilerde…
Trump’a domalıyor diye…
Trump bu…
Ya sen kime güveniyor, inanıyorsun?

Korkarım bedelini HEPIMIZ ödeyeceğiz.

Oh, ohhh…
Düşüyor, düşüyor…
Arttıran yok mu?

Mehmetçiğin…
KAN…
Bedeli!

Neredeyse okunamayacak kadar kötü

Bak dolar “düşüyor” altın “düşüyor”
Borsa çıkıyor…
Danışıklı dövüş, belki?

Dört taraf orospu…
Kremlin…
Çok dikkat et Rusya’da olanlara…
Putin’e >>> ömür boyu <<<
Muafiyet, koruma…
Neden, neden ya bir insan kim olursa olsun neden yaptıkları yüzünden hesap veremeyecek duruma getirilir?

Yine de O içlerinde bir istisna…
AMA…
Hakkaniyet denilen başka!

SANMIYORUM, dedim ya altın gösterge olmaktan çıktı. Borsa hafitten toparlanıyor, yakıta bakmak lazım. IKISI BIRDEN çıkarsa O zaman KORK. İnşallah imkânlarınız dahilinde alıp depolamışsınızdır evinize bir şeyler. Ya gücüme gidiyor, gerçekten gücüme gidiyor beni herkesle bir tutmaları. “Acelen ne” diye soruyor, baksana her gecen gün insanlar daha fazla deliriyor, biraz daha NEREDEYSE imkânsız hale gelecek AMA anlattım, anlattım, istedikten sonra… Pöh, sorun bile değil neredeyse!

Arkadaşlar anlatıyor kulüpte, eskiler…
Bundan 20, 30 sene önce ne sınav ne soruşturma…
Gidiyormuşsun belediyeye, ufak bir ücret…
Al sana ruhsat!

Keşke o zamanlar, rahmetli vakti…
Keşke gitseydim, ta o zamanlar yazılmayı düşünüyordum…
Maddiyat!

Hanau, şansa bak. Belki… birkaç gün daha. Kulübe gitsem, gitmesine giderim AMA eninde sonunda ya kalacağım veya ayrılmak zorunda kalacağım

Anlatamasın ki, anlatman mümkün değil…
Anlamayacakları KESIN…
Birde adim çıkacak, zaten dünya âlem tanıyor buralarda bizi. Bir çeyrek ya bir çeyrek…
Ayakta durmaktan aciz olan…
AMA…
Dünyanın her yerinde…
Oldum olası korkarlar, çekinirler düşünenden, görenden “korkarlar”

Bademler…
NEDEN sevmez mürekkep yalamışı, düşüneni…
Sorup sorgulayanı?

Öyle veya böyle, şansızlığım şansım…
Sağlığımı bahane ederim, yok çaresi…
Ben…
Ne kadar her şey iyi olsun, yasal olsun…
Kanunlara uyayım dersem bir o kadar zorluk çıkıyor karşıma…
KADERIM!

İstemiyorum ya ISTEMIYORUM…
Ne orada ne burada, olacaksa yasal olsun…
Ne işim olur kanunsuz şeylerle, mecbur bırakmazlarsa benim neyime?

Yoksa…
İnan hem orada hem burada neredeyse çocuk oyuncağı, daha geçenlerde çaldırdılar bilmem hangi belediyede onlarca silah, onlarca…
Onlar şimdi piyasada!

Zaten hayati bir şey değil, ille şart. Olsa da olur olmasa da. Olsaydı iyi olurdu o başka…
Zaten anında…
Yine tartışma, Hanau’daki serseri…
Atış kulübündeymiş, hadi bakalım kurunun yanında yaşta yanıyor…
Veya…
Arkadaş anlattı geçen sefer, DIKKAT burası önemli…
Yapacak olduktan sonra…
Gelmiş birisi başka bir kulübe, gösterir misiniz, ilgileniyorum falan demiş…
Bayağı bir uğraşmışlar adamla, alem etmiş kullem etmiş almış silahı eline…
Dayamış başına…
Onca insan içinde intihar etmiş.

İnsan…
Yapacak olduktan sonra…
Kim…
Durabilir önünde?

Silahla olmaz, arabayla. Arabayla olmaz kamyonla…
Kamyonla olmaz, balta – bıçakla…
YAPMAYIN ALLAH aşkına…
Siyasetçiye kalsa HEPIMIZ daha donuna yapan çocuklarız…
Aklimiz yok…
Başımız!

CNN Türkiyeli ve çıkarmışlar yine ekranlara “bilirkişi”

Lütfen beyler, lütfen…
Silkmeyeniz milleti!

Idlip demek…
“Kıbrıs demekmiş, Akdeniz…”
Idlip demek…
Büyük Ortadoğu Projesi, Aleppo benzeri…
Demografi değişimi, Iraktan tut Akdeniz kıyılarına kadar…
Homojen bir Kürt yapısı, BAGIMLI bir Kürt devleti.

Hava üstünlüğü…
Bir tek çıkıp yalvarmadıkları kaldı, NATO falan…
Rus ile karşı karşıya gelmek istemezlermiş…
Milletin toprakları…
Fillerin tepişmesi, çiğnenen Türkiyeli…
Ölen, ölecek olan Türk’ün Mehmetçiği!

Diyorum size…
Vatan haini, BOP eş başkanı kendisi!

Bir kere Rus yakalamış fırsatı…
İnmiş sıcak sulara, Akdeniz’e…
Esad…
Kendi memleketi, sen izin verir misin gelsin Amerikalı, osu busu koparsın ülkenden parça…
Kursun bir devletçik, kendisine…
Bağımlı bağımlı, SEN ISTER…
IZIN verir misin?

Uzun vadede…
Birisi bilir, O bilir kimdir kendisine TEHLIKE…
Petrol hafzalarına YENI bir bekçi köpeği…
Birde…
Arap coğrafyası ile KENDI ARASINA…
Bir Kürt devleti…
Kendisi için bir tehlike olabilecek olana, halbuki hep derim…
İki çıbanbaşı verin ele ele…
KIM…
Eder madara…
Getirebilir sırtınızı yere?

Geçen gün hatırlatmıştım sizlere…
Dikkat ediyor musunuz Lübnan’a?
Sen kardeşim siyaseti, hele uluslararası dengeyi kahve sohbetlerinde kavrayabileceğini…
Bu pezevenklerin anlatımı ile anlayabileceğini…
Çocuk oyuncağı mı sandın ki konuşursun ileri, geri?

M4…
M5 karayolları, hakimiyeti Tayyibiye…
Bilal oğlan, Bilal…
Anlatmadım mi sana NEDEN ölüyor evlatların gencecik yaşta?

HAYDUTLAR bastı dükkânı

Emi…
Bir sürü çocuk, yengesinin ağzı kulaklarında…
Ellerde kameralar falan, statifler…
Filim çekmeye gelmişler, bir bu eksikti…
🙂
Ulan arkadaş ulan arkadaş böylesi anca bana düşer…
Dünyada ne kadar manyak varsa benim başımda!

Oyyy…
😊
Bir küçük Lady, elbiseli falan…
Ne filimi çekiyorlar acaba, üstüm başım felaket…
Emi’yi mahcup etmek istemem.

Görüyorum kameradan, çok ciddi suratlar…
Hararetli tartışmalar…
Yok ya vallahi çocuk olmak var bu dünyada.
😊 😊 😊

İki kızmış, biri melek diğeri şeytan, oğlanlar sokakta, kızlar aralamış kapıyı bakıyor yola 😊 Sinema, tiyatro. Izle dur

Konuştum şimdi çocuklar ile camdan, üstümü başımı göstermeden…
Klasik konu, iki oğlan kavga ediyor…
Kızlar, dedik ya şeytan ve melek…
Ne güzel hem bireysel gelişme hem grup çalışması, ne güzel.