Demokrasi treni, ilerisi ve tramvay meselesi, indisi bindisi

Pezevenk…
“Siyaset anlayışımızda millete küsmek, suçlamak yoktur” demekte(!)

TAM AKSI, TAM TERSI…
Beni yetiştiren böyle yetiştirdi, evimde…
Yetiştiğim, büyüdüğüm düzende herkesin özgürlüğü bir tamamdır, bireyselliğe çok önem veririz…
AMA…
İçimizden biri ismimizi, aile düzenimizi…
Ve veya geleceğimizi bir şekilde, öyle veya böyle tehdit ederse…
O…
Kenara çekilir. Konuşulur…
Sabır ile anlatılır…
Teşvik için…
Gerekirse ya kalbine ya cüzdanına veya aklına seslenilir…
Öyle veya böyle LAF…
SÖZ dinlemezse…

„Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir“
Ziya Paşa

Her kim olursa olsun…
Millet dahi olsa…
Yanlışsa…
Tüm cabalara rağmen yanlışında ısrar ediyorsa…
Arkadaş…
O millete küfür, kâfir dahil her yol…
Her şey mubahtır…
Ta ki aklı başına gelene kadar!
NOKTA

YOK ÖYLE…
Ben milletim diyerek istediğin gibi at koşturmak…
YOK!

İnsanız değil mi, sadece birer insan…
Yanlış yaparız…
Öyle yanlışlar vardır ki afedil(e)mez…
AMA…
Şahsen…
Aile düzenimin içeresinde ve VEYA özelimde…
Yani nikâhlı, nikâhsız…
Benim ile olan kadın konusunda…
Kadın cinsinden…
Aile bireylerimden biri olsun…
Fark etmez, yanlışını görürsem anlatırım ta ki yola gelene kadar…
Gelmezse…
Gelmemekte ısrar ederse ya sonu mezar…
Veya öyle bir siktir çekerim ki…
Ardına baka baka gider!

Uzun lafın kısası…
Millet dahil, KENDIM…
Ben…
HESAP SORARIM!

VE RESMEN, gayri resmi zaten…
ZAMLAR başladı…
Şeker ve çay ile başladılar…
DAHA BUNLAR…
İyi günleriniz, bekle…
Gör “dünya liderini!”

kalbim

Kime inanabilirsin böyle bir ortamda…
Bak Trump’a…
DÜN…
Make Iran grate again…
BÜGÜN…
Auslöschung, yani IMHA…
Yok etmek, yeryüzünden silmek!

Olaylara noktasal bakma…
Tabii ki benden SEVINDIM, deli gibi SEVINDIM…
Ama bu gerçeklere, MUHTEMEL gerçeklere gözlerimizi yummak anlamına gelmemeli…
Hatırlayalım…
Kahpe, kalitesiz ADI pezevenk…
Belediye başkanı olarak Beyaz Sarayda ağırlandı, bir ilkti, bir ILK!

Baykal’a tuzaklama…
Mir Mehmet Fırat – K nokta K nokta televizyon tiyatrosu…
K nokta K yıkanıp, yağlanıp, parlatılarak piyasaya sürülmesi…
Ergenekon, Balyoz rezilliklerine hiç girmeyeceğim…
“Kısa bir süre sonra” Cumhuriyet Halk Partisinin…
Y-CHP’ye dönüştürülüp, Atatürk ilke ve inkılaplarının “güncellenme” ihtiyacı!???

O güne kadar “amansız” muhalif, KAHPEYE ağır sözler sahibi devletin bahçesinin…
Mucizevi…
Yüz seksen derece dönüşü…
Y-CHP’nin ciddiyetsiz muhalefeti, orospu çocuğunun pohpohlana pohpohlana zıvanadan çıkması…
Darbe tiyatrosu…
Amansız FETÖ avı derken arada Atatürkçülerin kaynatılarak “etkisiz” hale getirilmesi…
EVET, onların deyimi, etkisiz…
Birçok ölümüz var, birçok…
İnandırıcılığını tamamen yitirmeden muhalefetin, yoldan çıkan iktidarın ekonomik ve uluslararası başarısızlıkları falan derken birçok dinciyi öne sürmesi ve başarısızlığı…
KRIZ…
Tanzim satışları falan…
Ana bir baktık ki birisini sürdüler piyasaya, dayım oturuyor oralarda, yani çokça gidip geldiğim yerler.

Bir belediye başkanının görevi nedir?
Dışarıdan gördüğüm kadar > öyle olağanüstü bir şeyler yok < belediyesinde…
“Temiz pak” ya bu heriflerin görevi ne???

Gerisi yakın geçmiş, hatırlaman lazım…
SÖYLE…
Önderin midesi bulanmasında ne yapsın?

Ekonomi, inan halim yok, YOK (x)

AKP’den Erdoğan’ı alın geriye neyi kalır ki?

Farkında mısınız? Seçim diye diye 6 ay kaybettik. Bu süreçte Türkiye küçüldü, işsizlik patladı, ödemeler durdu, insanlar fakirleşti. Türkiye ekonomisini olduğundan daha iyi göstermek adına yapılmayan algı yönetimi kalmadı.
Ve sonunda seçim bitti! Ekonomik kriz daha da derinleşti. Gerçeklerle yüzleşme zamanı şimdi… İlk etapta ekonomiye hiçbir etkisi olmayacağı bilindiği halde AKP’nin seçimi kaybetmesi piyasalara olumlu yansıdı.
★★★
Halbuki bu durum kelebeğin ömrü kadar sürer… Ekonomi adına çok bir şey beklemeyin. Arkasındaki desteğin kaybolduğunu gören sınırlı yetenekteki kadrolar bu saatten sonra ekonomide reform adına adım dahi atamazlar!
Belki birkaç gelir artırıcı önlem, belki harcamaların biraz kısılması… Birkaç işe yaramaz paket daha açılması cabası… Sancıyı azaltır lakin hastalık çoktan yayıldı.
★★★
Bu saatten sonra yapılabilecek en iyi hamle siyasi anlamda normalleşme. Demokrasiyi ve adaleti geliştirme. Yaparlar mı? Ancak görüntüyü kurtaracak kadar! Halen beslenmeyi bekleyen on binlerce partili var!
Sahi demokrasinin bir amaç değil de araç olduğunu kim söylemişti? Sizce değişti mi? Peki hukuk ve demokrasi olmadan ekonomi iyileşir mi? O zaman?
★★★
Krizin temelinde özel sektörün döviz cinsi net 200 milyar dolarlık borcu yatıyor. Türkiye büyümediğine göre satışlar ve kârlılık artmıyor. Peki, bu borç nasıl kapanacak? Kuvvetle muhtemel kapanamayacak ve bataklar çoğalacak.
Çok ciddi bir ekonomik krizin tam da göbeğindeyiz. Her şeyi doğru yapsak en az 2 yıl sürer normale dönmemiz. Önce batıkları temizleyeceğiz sonra geliri artıracağız ancak ondan sonra toparlanmaya başlayacağız.
★★★
Seçimin bitmesiyle ekonomide bir şeyler değiştiğine inanıyorsanız işte burada yanıldınız! Yıllardır yapılan hataları bir belediye seçiminin temizleyeceğine mi inandınız?
Size biraz gelecekten bahsedeyim. Siz karar verin. Bakanlar arasında önemli isimler değişecek. Vitrin yenilenecek. Kimse tek başına karar alamadığına göre ne fark edecek?
★★★
Yeni bir parti kurulacak. AKP kaynamaya başlayacak. Bu durum bir belirsizlik yaratacak. Gurur yeteri kadar kırılmış bir AKP yine dış mihrak ipine tutunacak. Hazır Amerika ve uygulayacağı yaptırımlar var. Bahanesi olacak.
Normal şartlarda anlaşırlar diye düşünüyorsunuz değil mi? Anlaşılmayacak! Rasyonel “akla dayanan” demek… Bize oldukça uzak görünen bu kavramı irdelersek…
★★★
Eğer AKP rasyonel düşünebilen bir parti olsaydı, bu seçimi yeniletip 800 bin fark yemezdi.
Eğer AKP rasyonel düşünebilen bir parti olsaydı Suriye savaşını baştan engellerdi. Türkiye bu güce sahipti.
Eğer AKP rasyonel düşünebilen bir parti olsaydı Amerika ile Rusya arasında kalınmayacağını bilirdi.
Ne var ki AKP bir parti değil ki… Tek kişi! AKP’den Erdoğan’ı alın, geriye neyi kalır ki? O da kaybetti!

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/murat-muratoglu/akpden-erdogani-alin-geriye-neyi-kalir-ki-5196100/

Yıka, yağla, süsle – pakla, sür piyasaya

Valide ile öyle bir tartışma ortamımız var ki…
Anlatamıyorum, yok anlatmam mümkün değil…
Zaman…
Ya hâkli veya hâksiz çıkaracak beni. Hatırla Kahpenin ilk zamanlarını…
Bir Amerikan projesi…
Bu…
Neyin nesi?

Hoş geldin

Teşekkür ederiz Ekrem İmamoğlu.
Yürekten teşekkür ederiz.

Esir şehrin insanlarına sahip çıktığın için, memleketin geleceğine dair karamsar duygulara kapılan gençlerimize umut olduğun için, ölmeden önce bunların gidişini görmek istiyorum diye dua eden asırlık çınarlarımıza mutluluk gözyaşları döktürdüğün için, siyaset yapmak için önce “iyi insan” olmak gerektiğini, “iyi eş, iyi baba, iyi evlat” olmak gerektiğini hatırlattığın için, özgüveninle güven verdiğin için, yalanlara iftiralara çirkefliklere inat, hayata gülümseyerek baktığın için, doğuştan lider karakterine rağmen ben demeyip, biz dediğin için, bizden biri olduğun için, etnik köken, mezhep, dünya görüşü ayrımı yapmadan istisnasız herkesi kucaklayarak, kuvayi milliye’yi sandıkta buluşturduğun için, cesaretinle ve basiretinle sadece İstanbul’da değil, Trakya’dan Anadolu’ya adalet arayışının sembolü olup, müdafaa-i hukuk ruhunu yeniden canlandırdığın için, bunlar hâlâ pontus montus diye saçmalarken, Almanya’daki vatandaşımızı Berlin’i kazanmış kadar, İngiltere’deki vatandaşımızı Londra’yı kazanmış kadar, Fransa’daki vatandaşımızı Paris’i kazanmış kadar sevindirdiğin için, gururla, onurla “ben Atatürk Cumhuriyeti projesiyim” dediğin için, teşekkür ederiz.

Afilli cümlelerle kocaman kocaman siyasi analizler yapmak, uzuuun uzun yazmak isterdim ama, Nazım Hikmet’in hissettiklerimi özetleyen dupduru dizeleri çınlıyor zihnimde…

Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun…
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü
Özledik
Gözledik
Hoş geldin!
Biz, bıraktığın gibiyiz
Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta…
Hoş geldin.
Yerin hazır
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok
fakat uzun söze vaktimiz yok
Yürüyelim…

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/hos-geldin-5196141/

Kimi…
İşbirlikçi…
Kimi satar kalemini…
Kimi farkında olmadan hizmet eder kirli emellere…
Kimisi coşkusunda sınır bilmez, kaptırır kendini!

Bir ciyaklama, annem beni gördüğünde

Gerçekten kıpkırmızıyım, ıstakoz gibi…
Gözler kan çanağı, ak yok, kıpkırmızı…
Kaldıramıyorum ben bu havaları!

AKLINIZDA OLSUN…
Imkanınız varsa bileklerinize, ayak ve kol ıslak bez…
Sakin enseye değil, tehlikeli…
Hiç bir şey yapamıyorsanız, gidin lavaboya > iki dakika < bileklerinizi suyun altında tutun…
Yeniden dünyaya geleceksiniz.

Madem sağlıktan açtık sözü…
Gelin gidelim 3000 sene geriye, Mısır’a…
Örneğin savaş yaraları, kılıç bıçak darbeleri…
Kangren…
Gitti kol bacak!

Mısırlılar 3000 sene önce neyi keşif etti biliyor musunuz?
Penisilin’in icadına, keşfine 3000 sene var daha…
Bakır kardeşim bakır…
ILK…
Kesif edilen Penisilin!

Zorda kalırsan…
Örneğin arı, eşek arsı sokmasında olduğu gibi has demir nasıl ise yarıyorsa…
Bakırda anti mikrobik özellikli bir madde…
Bilimsel açıklaması, sadeleştirilmiş hali…
Mikropların “cildi” demiş olalım…
Karşılıklı atom bazında etkileşim, bakir…
Atom temeline…
Cilde nüfus ederek mikrobu öldürüyor!

Yani…
Yoksa elde bir şey, bas bakırı yaranın üzerine…
Hijyen kurallarını unutmadan!

Not: Ekonomi…
İnan…
Kafa bom bos, AKP’li beyni gibi…
Tıngıl, tıngıl!

Çok sıcak, cok
Özür dilerim yazım hataları, kafa gitti milattan öncesine
Penisilin (Antibiyotik) 1928 yılında icat edildi