Maymunlar, balı keşif etiklerinde. Medeniyetin kısaca tanımını yapmıştım, peki kültür nedir sizce? NEDEN O pezevenk kültürden “söz” ettiğinde itiraz ediyorum? Kısmetse dükkânda

Dünyanın…
Tek ateş yakabilen maymunudur kendisi…
Tek ve bilinçli…
500…
TEKRAR 500 insani kelime hazinesine sahiptir, yani 500 kelime anlar…
İnsan gibi…
Evet, çalı çırpı toplar, kırar, yığın haline getirir…
Çakar kibriti…
YETMEDI…
Amerikalıların Marshmello dedikleri bir tatlısı var…
Elma şekeri benzeri bir şeyler…
>>> Takar bir oduna ateş üstünde eritip yer <<<
DIKKAT kültür tarifi ile ilgili…
Ve yine işi bitince ateşi su ile söndürür…
Tüm bunları bilinçli yapar, nereden biliyoruz bilinçli yaptığını?
Dedik ya 500 kelime anlar diye…
Örneğin pikniğe götürecekler, bir oğlu var…
Ne yemek istersin ne koyalım çantana diye sorarlar…
Seçer…
Bilinçli olarak örneğin kereviz, muz, üzüm…
Domates falan…
Tabii ki, tabii…
Öğrenilmiş, öğretilmiş davranış biçimleri…
Örneğin dil vasıtasıyla, kelimeler…
Ama irade ama dil ama bilinç…
Bir interaksyon, yani karşılıklı etkileşim söz konusu.

Ve insan bu lezzetti, pişmiş, kızarmış etin…
Sebzenin, kökün…
Kolay hazım edilebilen, yenen aşın tadına yine varmak ister…
Yine, yine…
Hep AMA bunu nasıl etmeli?

Ve bilim yine BILMIYOR ama böyle olduğunu düşünüyor…
Dedik ya 55 bin civarında olmalılar, küçük guruplar…
Aileler, kabileler, aşiretler şeklinde yaşarlar…
Belki bir gün insan ateşi bir şekilde mağarasına getirmeyi başardı…
Yollarda olan başka bir grubun, ateşi arayan bir gurubun bu durum ilgisini çekti…
Nasıl olurda mağaralarında ateş yanıyor…
Nasıl?
Beklerler geceyi, herkesin uyumasını…
Uykunun en derin olduğu sabaha karşı onlara saldırmayı, ateşi ele geçirmeyi planlarlar…
Ancak…
Evdeki hesap çarşıya uymaz…
Yakalanırlar, bilim o zamanlar insanların insani pek öldürmek taraftarı olmadığını düşünüyor…
Neden?
Bilmiyorum, iki gurubun reisi bir şekilde anlaşmayı başarırlar, kan dökülmeden…
Karşılıklı hediyeler ile güven tanzim ederken ateş sahibi…
Yabancıları ateşin etrafına davet eder, onun hediyesi yanan bir kütük olmuştur…
Gruplar…
Kaynaşıklar ve DIKKAT DIKKAT DIKKAT…
Ateş sahibi…
Ateşin nasıl kontrol edilebileceğini öğretmeye karar verir…
Medeniyet dediğin, kültür…
Teknoloji…
Değer sahip olmak demek değildir, değeri…
Kontrol altında tutup…
Geliştirebilmektir!!!

Belki farkına vardınız, aslında yazacağımı değiştirdim…
Özel nedenlerden dolayı, anlaması gereken sanırım anladı AMA…
Esas anlatmak istediğim bir başka ve O konuya özüne sadik kalarak devam edeceğim sözlerime.

Evlat gelecek…
Hem çok sevineceği, bir o kadarda üzüleceği bir tespitimi onunla paylaşmak zorunda kalacağım…
Hep derim, iddia ederim bilişimciyim…
Ancak analiz, forensik yani bir sorunun nedenini, kökünü…
Anlamak, görmek…
BILMEK için yetiştirildim. Hukuk, sosyoloji…
Psikoloji bu eğitimin başka şeylerin yani sıra özünü teşkil ediyordu.

Ve en değerli, en usta eğitmenim hayatin kendisi oldu!

Evet, ateşi yakmak, ateşi kontrol altında tutmak kadar ÖNEMLI…
İnsan, ateşi söndürmesini bilmeli!

Bilim…
Böyle bir interaksyon sonucu insanların daha çok birbirleriyle kaynaşmaya başladığını düşünmekte. Kim bilir belki gerçekten böyleydi, gerçekleşti böyle.
Aslında yeridir, anlatmam gerekir…
İnsanda cinselliği…
Hani Müslümanlıkta edep yerlerinin kılsız olması gerektiği gibi…
“Temizlik”
Arap…
Allah bu Allah gerek görmediği, fuzuli saydığı şeyi yaratır mı?
Ama…
Konu dağılacak, bu yüzden başka bir zaman başka bir vesile ile inşallah!

Ve Sigmund Freud…
Das Ich und das Es…
Ben ve içimdeki O…
DIKKAT, orijinaldir, orijinalin dijitali YANI değerli…

oku, Almancan varsa

1923 basımı…
Veeeeeeeeeee…
Bir Sigmund Freud bile yanılabilir ki çok öncesi defalarca ispatladım birtakım şeyleri…
Bunu bilmiyordum, evvelsi gece öğrendim…
Tesadüf eseri…
Freud yıllarca, yıllarca iddia etmiş, Naziler savaş peşinde değilmiş!

Türkçemiz ve doğru kullanımı, doğru tercüme…
“Ben ve O”
Halbuki Freud’un > es < ile demek istediği bambaşka…
Yeminle…
İğrendiriyor bu herifler beni!

Türkçe:

oku

oku

Musa Ve Tek Tanrılı Din – Sigmund Freud

Cinsiyet Üzerine – Sigmund Freud

Demek ki bir psikolog bir sosyolog olamıyormuş…
Demek ki bir psikolog dahi olsa insan, insanın düşünce ve duygu dünyasına…
Vakıf olamıyormuş…
>>> Niyetine <<<
Ki…
Anlayan anladı beni. Ve maymun…
Balın tadını keşif etti…

DIKKAT anlatacaklarım bilimsel bir gerçek, bilimsel gözlemlere dayanmakta…
Nasıl ki O bir maymun ateşi yakıp söndürebiliyorsa…
Nasıl ki 500 kelimeden ibaret insan dilini anlıyorsa anlatacaklarımda gerçek…
Ve dün gece düşünüyor Önder, uzun uzun düşünüyor…
Dedim ya acımasız gerçekçiyim diye…
Acaba…
Yanlış mı, Allah gösterdi bana gerçeklik kaybını!?

Gerçekler ile ilginin, ilişiğin kesilmesini…
İnsanın…
Bulunduğu vaziyeti idrak edememesini!

Rabbim…
Af et, yardım et…
Her şeyin, her şeyin Allah tarafından geldiğine inanırım…
Laf – söz, salt laf – söz değildir benim için…
Arkasında duramayacağım, inanmadığım şeylerden söz etmem…
Yanlışsam…
Bağışla beni, bundan böyle her şeyi anlamaya çalışmayacağım…
Gördüklerimi görmemeye çalışacağım…
Bildiğimi, EMIN olduğumu…
Bilmezlikten geleceğim. BU DERS…
Yetide artı bile.

İki maymun gurubu, ayni cins mensubu…
Yani beceriklilik, zekâ farkı yok aralarında…
SADECE…
Coğrafi bakımdan birbirlerinden farklı AMA kıyaslanabilir yerlerde yaşıyorlar.

Arı kovanları…
“Çürümeye” yüz tutmuş, gövdesi boş iki ağaç gövdesi…
Maymunlar içindeki balın farkına varıyorlar…
Kütük, ari kovanları öyle seçilmiş ki sadece bir delik var…
Ancak elin sığacağı kadar…
Başkaca bala ulaşım imkânı yok!

DIKKAT…
Yol bir, hedef bir…
Bala ulaşmak, o bir delik…
Yöntemler faklı!

Biri kullanıyor dalı…
Diğer gurubun mensupları çiğniyor yaprağı…
Daldırıyor, banıyor deliğe!

Nasıl tarif etmiştim medeniyeti…
Neye dikkatinizi çekmeye çalıştım kültür dediğimde?
Hesap – kitap…
Öğrenilmiş, öğretilmiş davranışlar biçimleri…
Geliştirebilmek…
Bu yöntemleri!

Ve bundan bilmem kaç bin sene önce…
Çölün ortasında…
İnsan…
Kaydırıyor yüzlerce ton ağrılığında eşya, oradan oraya…
200 ton ya iki yüz ton ağırlığında, bugünkü imkanları ile, bile bir “mucize”
Yüce dinimiz…
TÜM HAK dinleri, KITAP DINLERI…
Kelimelerin ve anlamların dinleri…
Gizemleri…
Ah insan ah…
Anlarsan bir şeyi, geç anların benim gibi.

İslamiyet’in altın çağından çok söz etmişimdir…
Peygamber Efendimizin vefatından sonra yaşanan dönemi…
O…
Akil almaz gelişmeleri…
Geliştirdi insan kendini geliştirdi…
Resim bile etti İslamiyet kimi bugün yasaklı olanı şeyi(!)

Kültür kardeşim kültür dediğimiz…
Bir birikimdir…
VAR OLACAK…
Taş üstüne taş koyacak…
Ve O birikim çoğalacak, gelişecek, serpilecek…
Birikim…
Kültür dediğimize dönüşecek!

Bir zamanlar var olanı…
Geliştirmezsen, yozlaşırsa durduk yerde…
Köhne…
Hangi kültürden bahis edersin sayarsan yerinde?

Ve SU GIBI aziz ol der atalar…
Su dediğin…
Göl bile olsa kendisi…
Bir akarı var bir gideri, ile görmen gerekmez ki her şeyi!

Değiştirir…
Günceller konumunu…
Değişir ya değişir, bir buhar olur gider, rahmet olarak yağır tekrardan gökyüzünden…
Yere…
Can alır, can verir…
Güçtür…
Saymaz yerinde!

Orta Anadolu’da yaşamıyorsan eğer…
Bir zamanlar medeniyetimizin temeli…
Çöl vari şimdisi, sahil kesimini…
Bilirsin belki…
Kumda yürümenin zorluğunu…
Bilirsin…
FARKINA VARDIN, BILIYORUM farkına vardığını…
Ancak belki bilinçli olarak düşünmedin üstünde…
Tam kumsalda, vurursa O engin deniz sahile, kum…
Çekerse suyu içine…
Orada çok daha kolay yürüyorsun değil mi?

İste sana Mısırlıların sırrı…
Dikilitaşların önüne, eşyaların döküyorlardı suyu…
Su akar…
Türk bakar ya, sayarsın yerinde…
Söyle, cevap ver bana…
Hangi medeniyetten hangi kültürden söz ediyorsun…
Aaa…
Orospunun çoğu, pezevengin evladı…
Sen neden bahis ediyorsun?

Not:
Ve kültür dediğimiz, örf ve adetlerde içinde olmak üzere…
Nesilden nesille…
Ama sözlü ama yazılı aktarılır…
Gelişir…
İklim degisikligi
Anlatmışımdır Alexander von Humbold’u…
Anlatmışımdır mikro klimayı…
Bir orman kardeşim, anlattım bilimin TEK TAVSIYESI…
Bir hektar büyüklüğünde bir orman…
(Bir dönüm 1000 metre kare, bir hektar 10 bin metre kare)
Çevresini 5 derece, TEKRAR beş derece soğutabiliyor. Düşün gölü, göletti…
Düşün…
Bu pezevenklerin kestiği >>> YERLI ve MILLI <<< ormanlarımızı… Düşün ULAN düşünmeye, görmeye başla artık!

###
Tercüme etmeye üşeniyorum…
Zaten işlerim başımdan aşmış, yarına MUTLAKA gitmeliyim hastaneye…
Almanca varsa ### MUTLAKA OKU ###
Orman ve su dengesini, bir hektar orman GÜNDE…
50 bin litre suyu buharlaştırabiliyor…
VE bu su rahmet olarak tekrar yeryüzüne yağıyor.

Okumanızı tavsiye ederim
###

Hayal üretiyor hayal satıyorlar

Bekle, anlatacağım Polonyalıyı, Mısırı…
Gittim 1,5 milyon sene öncesine…
DUYDUN MU?
Çok ciddi, üstümüze gelen 300 – 400 metre genişliğindeki göktaşını…
Belki daha var bir 40 bin sene…
Kil payı sıyıracakmış bizi, BIR DERECELIK yanılma payı…
İnsanın akıbeti dinozor benzeri!

EVET…
Türk’ü, Kürdü…
Bu coğrafyanın insani SADECE ÖLMEYI biliyor…
Karı doğurtmayı…
Mideyi…
Ama VAR önder ve benzerleri!

Bu sabah izledin mi bilmem?
Çıkardılar CNN Türkiyelide Feyzioğlu’nu programa…
Hani bir sözde gazeteci var, ismi aklıma gelmiyor çok yererim kendisini…
ÇÜNKÜ…
G.t kıllı, herhalde “erkek”, O kaltaktan bahis etmiyorum yani…
Allah’ım…
Feyzioğlu, Ergenekon – Balyoz, 15 Temmuz senaryoları halt etmiş…
Onlar…
Tövbeler, tövbesi Allah birdir deseler inanamam…
İnanmam. Hani teyidi?
Benim bilgi kanalarımdan haberin var mı?
Kuşlar…
Kendiliğinden gelir kulağıma cıvıldar!

INAN…
Sordum, soruşturdum…
YOK…
Teyidi YOK!

### ! ###
OKU
### ! ###

Rahmetlinin bırak yesinler birbirlerini siyaseti

Düz hesap bundan bir buçuk milyon yıl önce…
Homo cinsinin ilk örneğinden sayılan Homo Erectus görülmüştür dünyada…
Düşün bir, 1,5 milyon sene önce…
Homo…
Latince insan demek, Homo Erectus ilk insandan sayılan yani.

En son bilimsel verilere göre sayıları 55 bin civarında tahmin edilmekte…
“Bildiğimiz (bildiğimizi sandığımız) ilk çağdaş insan” 40 bin yaşında…
Sorar Önder kendine sorar…
Acaba…
O günlerden bu yana ne değişikti?

Şüphesiz ZAMAN akıp giden…
Eh, zamanla birlikte bizlerde akıp gidiyoruz işte…
Bilmiyorlar, tahmin ediyor bilim…
Her halde bir orman yangını…
Haliyle insan çok öncesi ateşle tanıştı ama çaktı simsek…
Yandı ahşap…
Yandı cayır cayır ama bu seferki orman yangını bir farklı olmalı…
Homo Erectus…
Leş yiyicisi değildi, girdi yanmış ormana, geçmesi gerekiyordu içinden…
Yoksa yolu çok uzayacaktı, gördü bir hayvan…
Yanmış, merak etti baktı…
Pis kokmuyordu, hatta iştah açıcı bir kokusu vardı…
Dayanamadı, korku ile parmağının ucu ile itti…
Bir hareket yok…
Cimcikleyeyim dedi, anaaa bu ne et elinde kaldı…
Ömründe hiç görmemişti böylesini, eti eliyle koparabiliyordu…
Dayanamadı…
Götürdü et parçasını ağzına, ağzında eriyip gitti…
Çok şaşırdı, çağırdı gurubundaki diğerleri yanına…
Guruptan bir diğeri hayvanin yanındaki köke baktı attı ağzına…
Kök…
Et gibi piştiği için çok daha kolay çiğneniyordu…
İnsanlık…
Belki böyle bir ortamda pişmiş asla ilk kez tanıştı.

Ham…
Bir yanda pişmiş öte tarafta…
Hamdım, piştim, yandım…
Der Hz. Mevlana…
Mevlana’nın hayat serüveni kadar insanlık mertebelerini de özetlediği cümlesidir. Örneğin, ham adamı (bedeni) kandile, olgun adamı (canı) güneşe benzetmiştir. „kandil ancak bulunduğu yeri, güneş ise tüm dünyayı aydınlatır, her eve misafir olur. Küçük bir üfürük bile kandili söndürebilir, ama rüzgardan, boradan aya ve güneşe ne gam.“ demiştir. Dikkat et buraya…
Başka bir örnekte meyvenin hamlığı ve olgunluğu üzerindendir.
„ham meyve dalına sıkıca yapışır. Olgunlaşıp tatlılaşınca da dalda duramaz, düşer. Dünyaya sımsıkı sarılmak hamlıktır, olgunlar daha hayırlı olanla ağızları tatlılaştığı için dünyaya soğumuştur.“ demiştir.

Ne sen…
Ne başka biri bilemez beni…
Yerine göre derinliğimi…
Emin olduğum bildiklerimi!

Paylaşamam her şeyi paylaşamam…
Kimin şiiridir bilmem ama özetler beni:

İkbale zeval erse ne var,sende kemal var
Mağrur-ı kemal olma ki ardınca zeval var
Her bir kişinin talii devlette bir olmaz
Bir lokması yoktur ki yesin bunca rical var
Ahval-i perişanımı hiç de sorma efendim
Vallahi beğim boynuna, bu işte vebal var
Tek başıma olsam şaha gedaya kul olmam
Viran olası hanede evlad ü ıyal var
Dur olmayı ister mi kişi öz vatanından
Ey DERTLİ-i biçare bu esrarda ne hal var

BILIRSIN…
Kendi himmete muhtaç dede nerede kaldı gayrıya himmet ede!

Ama…
Anlatırım, beni anlamak isteyene…

Devam edecek Mısırdan bugünlere

“sen hepimizden hastasın” diyor demin…
Eğildim…
Buzluğa buz koydum onun için, bacağına koymalıymış…
Nefes nefeseyim, sadece eğildim…
Evet…
70, 50 belki…
10, 15 adim atabildiğim günler. Çok şükür yokmuş bir şeyi.

Bir, iki saat kadar oluyor…
Yine birdenbire…
Ama nasıl, sanki şeytan çarptı…
Zor gidip geldim, çok zor…
Hala toparlanamadım.

Sana bir örnek vereyim, kafası basmaz bizimkilerin

Benim kim olduğumu ne olduğumu merak etmeyi bırak…
SÖZLERIME BAK!

Antarktika Antlaşması

Tabii kafa, ah hafıza…
Vura vura kafayı kalmıştı 2,5 gram…
Ulan arkadaş onunda başımdaki manyaklar yedi bitirdi!

Doğru hatırlıyorsam 50 kusur devlet…
Bu devletler KIII buralarda >>> bilimsel araştırma yapan devletler <<< ILERIDE…
Bu coğrafyada >>> söz sahibi olacak <<<
YANI…
Burayı sömürebilecek!

Doğal kaynakları ki çok fazla olduğu düşünülmekte!!!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti…
1996’da bu sözleşmeye dahil oldu AMA…
Hani nerede bilimsel araştırma, duyduğumda nasıl sevindim Is Bankası…
Hatırla…
1996 – 2019 bademler işbaşında…
Boğulan boğulana, sellerde afetlerde ölen ölene…
>>> Demiştim bekle yağmurun çilememesini, çiselemesi yetiyor <<<
Tabi göz görmez, kimse bilmez yaparsan altyapıya yatırım, dik apartman, dik gökdelen…
Aç AVM millet görsün!

Antarktika Antlaşması

Gereği yerine getirilsin…
Türk Hava Kurumu, yangın söndürme ucaklari…
Istıfa etsin Orman bakanı…
Alaşağı edin AK Saraydaki pezevengi!

###
Tepem attı gene tepem…
Din iman küfür edip girişeceğim!
###

Arkeoloji, Polonya, Türk mürk unutmadım! Bir soru, toplu katliama hazırlık

Hiç düşündünüz, merak ettiniz mi?
YOKKK ya ne düşünür ne merak edersiniz…
Varsa yoksa yukarıda bir delik aşağıda bir delik…
Bacak arası, mide gidip gelirsiniz…
Haaa…
Belki, birde kim kimi becerdi diye merak edebilirsiniz!

Olur ya…
Söz gelimi hiç merak edip araştırdınız mı?
İnsanlar…
Mısırlılar eskiden 200 Ton, TEKRAR iki yüz ton ağrılığında dikilitaşları…
NASIL…
Oradan oraya götürüyordu diye…
Bu gibi sorulara hic ilgi duydunuz mu?

Cevabi sonra…
Belki bugün, belki yarına.