Su gibi para harcıyorum

Yokkk…
Vallahi billahi keyfi değil, şahsıma…
Harcadığım tek para 235 Lira…
32€!

Bir alet, 12V araba cereyanını 220V çeviriyor…
İnan tiksindim, adım atmak istemiyorum evden bu ne ya?

Bize göre…
Yani döviz bozdurup harcayana hayat BEDAVA…
Ama yazık günah değil mi bu insanlara?

OKU İzmirlimi, oku o pantolon meselesini, anlamaya çalış O babayı…
Buraya gelmeden bir gün öncesiydi, yeminle öyle olmasa vallahi billahi alacaktım, gene alacağım…
Gerçi gitti Polonya’ya, yılbaşı hediyesi olarak alırım ona…
Benim cebim eskimedi, güvenlik gerekçesi…
Mecburum değiştirmeye yoksa tüm ağ tüm bilgiler tehlikede, update yok artık…
Ama Onu öyle görünce vaz geçtim şimdilik Business Phone’u almaktan, fiyatını hiç sorma…
Orta şekerli bir bilgisayar fiyatı, biliyorsun beni…
Almış annesinin Iphone’unu ESKI, neden öyle yaptı bilmiyorum?

Genç bir insan, özenmez mi???

Araba benzeri, ben gene kaldım sonraya…
😊
Vallahi billahi önemli değil, gördüm göreceğimi, yaşadım yaşayacağımı ama onlar genç…
Allah’a çok şükür aç değilim, açıkta…
Yediğim önümde yemediğim ardımda…
Ya O baba???

Buralarda neler mi oluyor?
Sonra!!!

Pantolon
23 Eylül 2018

Yeni Ekonomi Programı (YEP) krizlere karşı dayanıklı ve güçlü ekonomimiz, düşük kamu ve hanehalkı borcumuz, disiplinli maliye politikamız, dinamik ve girişimci özel sektörümüz, dünya pazarlarına açık ihracatçı yapımız, yeni hükümet sistemi ile beraber hızlanan siyasi karar alma süreçlerimiz ve güçlü beşeri sermayemiz üzerine inşa edilmiştir. Sıkı para ve maliye politikaları eşgüdüm içerisinde yürütülerek tüketici enfasyonu 2020 sonu itibarıyla yeniden tek haneli oranlara, 2021 sonu itibarıyla da yüzde 6,0’a düşürülecektir. Kamuda kaynakların verimli kullanılması amacıyla Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi kurulacaktır. Merkezi yönetim bütçesinde faiz dışı fazlanın milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3’e ulaşacaktır. 2019 yılı bütçesinde toplam 75,9 milyar TL tutarında (milli gelirin yüzde 1,7’si oranında) tasarruf ve tedbir uygulanmıştır. Bunların 59,9 milyar TL’si harcama tasarruflarından ve 16,0 milyar TL’si gelir arttırıcı tedbirlerden sağlanmıştır. Harcama tasarrufları: 30,9 milyar TL – Yatırımlar, 13,7 milyar TL – Teşvikler, 10,1 milyar TL – Sosyal güvenlik, 2,5 milyar TL – Mal ve hizmet, 2,7 milyar TL. Farklı veri kaynaklarını toplayan Vergi Veri Analiz Merkezi kurularak kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınarak vergilendirilecek ve tahsilat etkinliği geliştirilerek vergi gelirleri artırılacaktır. Finansal istikrarı ve güvenliği esas alan yeni bir finansal mimari oluşturulacaktır. Türkiye Finansal Hizmetler Kurulu kurulacaktır. YEP’teki makroekonomik hedefleri destekleyecek ve sürdürülebilir kılacak nitelikli insan gücü ve güçlü toplum hedefi ile ilgili proje ve programlar hayata geçirilecektir. Yıllık tüketici enfasyonu maliyet yönlü baskılar, gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler ve bozulan fiyatlama davranışları nedeniyle hızlı bir artış göstermiş, 2018 yılının Ağustos ayında yüzde 17,9 olarak gerçekleşmiştir. Kısa vadede yükselerek 2018 sonunda yüzde 20,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. YEP’te alınacak ilave tedbirlerle beraber tüketici enflasyonun 2021 sonunda yüzde 6,0’a gerilemesi beklenmektedir. Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) kurulacaktır. Gıda ürünlerinde fiyat dalgalanmasının büyük veri ve ileri analitik yöntemler kullanılarak yakından takip edileceği Ürün Gözetim Mekanizması hayata geçirilecektir. 2018 yılında milli gelirin yüzde 1’i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı merkezi yönetim bütçe dengesinin program dönemi sonunda yüzde 0,8 fazla vermesi hedefenmektedir. Merkezi yönetim faiz dışı dengesinin milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3’e yükselecektir. 2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,7 olması beklenen kamu kesimi borçlanma gereğinin 2019 yılında yüzde 1,6’ya gerilemesi ve program dönemi sonunda yüzde 1,5’e düşmesi öngörülmektedir. Ayrıca 2018 yılında milli gelirin yüzde 2,1’i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı kamu kesimi dengesinin program dönemi sonunda milli gelirin yüzde 0,8’i kadar fazla vermesi hedeflenmektedir. 2018 yılında GSYH’ye oranla yüzde 31,1 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun üç yıllık dönemin sonunda yüzde 27,2 olacağı tahmin edilmektedir. Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2019 yılında yüzde 3,3’e, 2020 yılında yüzde 2,7’ye, 2021 yılında ise yüzde 2,6’ya düşmesi beklenmektedir. 2018 yılından başlayarak takip eden üç yıllık dönemde Türkiye ekonomisinin sırasıyla yüzde 3,8, yüzde 2,3, yüzde 3,5 ve yüzde 5,0 oranlarında büyüyeceği öngörülmektedir. Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki işsiz baba İsmail Devrim, okulun istediği pantolonu oğluna alamadı, akşam eve gelince eşine ağlaya ağlaya “çocuğuma bir pantolon bile alamıyorsam niye yaşıyorum” dedi, banyoda kendini astı, cebinden 20 lira çıktı. Dijital dönüşüm teşvik edilerek yenilikçi projelerin finansmanı için Kitlesel Fonlama (Crowdfunding) ve IPO alternatifi olarak ICO (Initial Coin Offering) gibi modern ve yeni nesil finansman yöntemleri yaygınlaştırılacaktır. Bankacılık sektörünün 2018 yılı Temmuz ayı itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,1’dir. Bu oran yüzde 8’lik yasal oranın ve yüzde 12’lik hedef oranın oldukça üzerindedir. Sektörün tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 3, yıllıklandırılmış özkaynak karlılığı yüzde 14,4 seviyesindedir. Güncel ekonomik gelişmelerin, kur ve faiz dalgalanmalarının reel sektör firmaları üzerindeki etkileriyle bu etkilerin bankacılık sektörünün aktif kalitesine ve mali yapısına yansımaları yakından takip edilmektedir. Sektörün bu sağlam yapısının sürdürülmesi ve bu alanda ülke olarak elde edilen kazanımların muhafazası için gerekli önlemlerin alınması YEP döneminin önceliklerindendir.

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/pantolon-2640901/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

Tarifsiz bir yorgunluk, anlatmaya kelimeler yetersiz kalır

Evet, bestenin adı söz verdik tanrıya…
Hangi kul eseri evrak hangi o an söylenen evet…
Yüreğin…
İki yüreğin tanrı huzurunda verdiği sözden daha değerli daha bağlayıcı olabilir?

Çok yorulduğum, çok…
Kafam allak bulak, günler yaklaşıyor…
Ve ben bir kez daha biteceğim, tükeneceğim…
Söyle…
Sor yüreğine sözün söz mü?
Sonsuzluk parmağında mı?

Çok yorgunum kadın, çok bezdim. Çok!

Bak döviz çok sert bir düşüş yaşadı bugün…
Dedim sonunda Mafya’nın dediği çıkacak…
Yine ibre yukarıya doğru. Söyle sevdiklerine, tembihle…
Varsa kuruşlarına kuruş katsınlar…
Tuvalet kağıdı kadın bildiğin tuvalet kağıdı 58 Tayyip Lirası…
Evettt doğru okudun…
Onların alışveriş yerlerinde „bir avucu“ düz hesap 16 TL. Bebek bezlerini, masraflarını hiç sorma!

Rahip söylentileri…
Ekim ayında serbest kalma ihtimali…
Bekleyip göreceğiz, bir pezevenk diğerini diz getirdi(!)

### Yurtdışı Türk ve Turkiyelilerin DİKKATİNE ###

İnanmayınız, kanmayınız…
Hep diyorumdur ben kimseye düşman değilim…
Hoşlanmadığım, dayanamadıklarım vardır…
Kula karşı isyankârımdır…
Tepem, sigortalar atmasın!

Bırak şimdi helali, haramı…
Faiz kardeşim…
Görüyor, okuyor ve kimi kişiler ile görüşüyor, düşünüyorum!

Basit bir hesap…
Hani dedim ya millet evini – barkını satmaya başladı…
Faiz…
Yüzde 24 ile %29’a varan oranlara ulaştı…
TAYYİP LİRASI İÇİN BU ORAN GEÇERLİ…
Paranı dövizde tutmak istiyorsan ki şahsen bunu tavsiye ederim, Euro için %2,5 faiz alıyorsun ki vaade en az altı ay…
10000 Euro için altı ayda 250€ (en fazla, aslında 125€) faiz alıyorsun!

Bak güzel kardeşin Almanya’da alacağın faiz şaka gibi aynı rakam için. Sana 250€ çok gibi görünebilir AMA 250 Euro için 10000’i tehlikeye attığına gerçekten değer mi?

Bunu iyi düşünmen lazım, bakma buraya geldiğimden beri geyik muhabbetlerine takıldım, vaktim yok…
Ama gelişmeleri aynı hassasiyet ile buradan da takip ediyorum.

Karar senin…
Yok orta vadeli yok yeni ekonomik program bilmem ne…
Gerçek olan, bak piyasaların tepkilerine…
Onlar profesyonel kardeşim, profesyonel…
Para ile şaka olmaz, benden söylemesi!

Anandan da mı utanmıyorsun?

Böyle diyor annem, 1948 doğumlu!

Maşallah…
Denize girdi benimle dalga geçiyor…
Benim…
Utanacak halim mi kalmış?

Dün denize ayaklarımı soktuğum ANDA canım çekiliyor sandım. Allah…
Kimseyi benim hallerime düşürmesin. Bak bugün girebildim. Sorun yok!

Saniyem saniyeme uymuyor. Bir an sonra ne olacağım belli değil!

Yolda konuşuyoruz valide ile…
Bir şeyler anlattı…
Beni çok düşündürdü. Kökümüz derindir…
Ana tarafı olsun baba tarafı olsun, derinlere, çok derinlere dal budak sarmıştır köklerimiz. Amca kızlarından biri aradı, Nermin teyze çok severim. Tam bir İstanbul Hanımefendisidir. Tabii varlıklı insanlar, atadan kalma kendileri de taş üstüne taş koymuş. Sorun yok anlayacağınız. Ailevi bir şey…
Sordum, dedi böyle böyle…
1999 depremi…
Rahmetli…
Bir kız arkadaşı, evlenmemişler her nedense…
Bizi ilgilendirmez AMA rahmetlinin vasiyeti etkiledi beni. İster inan ister inanma aynı düşüncedeyim; vasiyet etmiş anne ben ölürsem şu sigortanın parasını (birçok hayat sigortası yaptırmış kendine, içlerinde özel biri) kuruşuna kadar … vereceksin demiş.

„Ben bu kızın kanına girdim!“
Çok uzun senelere dayanan bir birliktelik…
Nermin teyze oğlunun vasiyetini yerine getirmiş.

Biliyor musunuz…
Cicim ayları gelip geçicidir…
Asıl olan sevgidir, en güzeli aşksa, karşılıklı saygı, emekdir…
Ve Allah var yukarıda…
Erkeğe nazaran EMEK demek kadın demektir.

Allah gani gani rahmet eylesin kardeşim…
Doğru olan seninkidir!

Kan…
Çok önemli…
Hayaller, bağlanan umutlar tüketilmemelidir!

Suçluyum…
Bedelini ödüyorum!

„Bizimköy“

Yok…
Yazım hatası değil. Proje ismi. Böyle yazmışlar.

Öylesine yorulmuşum ki deliksiz bir uyku uyumuşum. Haberler…
HER ZAMANKİ GİBİ ÇARŞI – PAZAR…
PAHALILIK…
ZAMLAR, domatesin kilosu mesela 6 Tayyip Lirası.

Kapı açık, horozlar ötmeye başladı.

Çok hoşuma gitti, her şey yanlış, her şey kötü demek olmaz. Bu proje güzel bir örnek buna. Bir işletme 130 engelli vatandaşımıza istihdam sağlamış, ekmek veriyor…
ÖZGÜVEN…
Çok önemli, engelli olabiliriz…
AMA…
Önce insanız!

Gençlerin, anne – babaların işe ihtiyacı var.
NOKTA

Bir „meşgale“
Kendi ekmeğini yine kimseye ihtiyaç duymadan kazanma imkanına!

Dun yazdım, bir hevesle çıktım evden…
Deniz…
Gittik tabii, annem girdi…
Ben…
Ayak bileklerime kadar, bir şeyler oldu bana…
Anladım girsem suya kötü şeyler olacak. Giremedim. Birden bire boşaldım.

Bugün programı değiştirdim…
Yine gidip deneyeceği. İçim gitti…
Deniz önümde…
Ben bırak yüzmeyi, içine girip oturamadım bile.

Türk’ün semalarında

Her şey kontrol altında…
Var…
Mehmetçiğimizin jetleri…
Var radar istasyonları…
Var…
Bu çocukların kartal gibi gözleri, arslan gibidir yürekleri. Her biri zıpkın gibi…
Türk’ün bileği…
Bükül(e)medi namert tarafından, kale içten fetih edildi…
Türk’ün semaları onlarca yıl kontrol altındaydı, emanetti çoluğun – çocuğun, kadınlarımızın canı, iffeti Mehmetçiğe…
Hakimdi…
Türk, Türk’ün denizlerine, topraklarına ve de semalarına!

Ta kiii…
Gün gelip Türkiyeli iktidara gelene kadar(!)

Ne olmuştu, ne değişti…
Neden birdenbire her şey kontrolden çıktı?
NEDEN…
Türk kendi denizlerinde, topraklarında…
O…
Masmavi semalarında kontrolü, hakimiyetini kaybetti?

Bugün…
İstanbul trafiğinde yaklaşık 200 Kilometre yol yaptım. Bir hevesle evden çıktım, denize…
Gezmeye. Aldım ihtiyat anacığımı gezecektik ana – oğul, güzel bir gün yaşatmak istedim anneciğine. Benimde ihtiyacım vardı buna, gerçi…
Her zamanki gibi kalbimin yarısı orada, yarısı burada. Sevdiklerim benden çok uzak…
Sevdiklerim bana çok yakın…
Önder iki arada!

Dedi teyzeni de alalım. Neden olmasın?
Dünden ufak bir pürüz kalmıştı, söz vermiştim gelirim diye. İndik İstanbul’a, oturttum kadınları kafeye, dedim on dakikaya gelirim. On dakika bir saati geçti.

Mahçup oldum ama önemliydi. Oturdum yanlarına, dünden tatlı tecrübe, orta kahve istemiştim aynı yerde (çayı mükemmel) şerbet mi yudumladım kahve mi bilmiyorum…
İstedim az şekerli bir kahve, orta geldi!
😅

Nereye gitmek istersiniz hanımlar?

„Sen nereye götürürsen“
Saat on buçuk suları. İyi ya hadi bakalım kalkın. Bir ara dediler Cüneyt ile buluşalım, sandal ile balığa çıkacaklar. Bu sayede sarı pipimi de göreceğim için sevindim. Uzatmayalım…
Teyzem kaldı oğlunda…
Sarı pipi, bir gün hap diye yiyeceği pipisini. CAN YA, cana can katıyor. Bıraktık teyzemi öğle oldu, karnımız acıktı, adı önemli değil. Nezih bir restoran var sahile sıfır. Götürdüm annemi oraya. Allah ne verdiyse, canımız neyi çektiyse mükellef bir sofra donattılar önümüze.

Çorbasından, tuzlusuna…
Tatlısına…
DİKKAT, buraya DİKKAT
Bir ara bir ses duydum, jet sesi ama tek başına bu kadar ses çıkaramaz, ses duvarını aşması sesi farklı, nu da olamaz yani!
Kaynağını arıyorum bu gürültünün, gözlerim gökyüzünü tarıyor. Bir uçak…
Üç jet eşliğinde!!!

TEKRAR 3 JET EŞLİĞİNDE

Dedim anneme…
Pezevenk Tekno fuarına gidiyor…
Gerçektende yarım saate kalmadı restorana yerleştirdikleri televizyonda kendisi ve kolundaki türbanlı orospu belirdi.

SORUYORUM…
Bir jetin şuradan buraya hareket etmesinin maliyet nedir?

Anasının bilmem nesinden uçak ile mi çıktı?

AMA…
En önemlisi…
O…
Adi, değersiz canı bu kadar mı kıymetli ki üç jetin korumasına ihtiyacı var…
TAYYİPİSTAN SEMALARINDA?

Bu ülkenin semaları bu kadar mı güvensiz, kontrol dışında…
Bu ekonomik kriz döneminde…
Dört uçak ya dört. Bir sivil üç askeri…
Nerede kaldı tasarruf tedbirleri???