Sözüm çokbilmiş gibi görünen AMA aslında hiçbir bok bilmeyen psikologlara

Ya aslında sende giriyorsun aralarına ancak bu sefer değildir sözüm sana…
Dün…
Polisler, hastaneler…
Telefonlar…
Trafik çok yoğundu anlayacağın, Önder kayıplarda.

Halbuki biraz kafası çalışan bilirdi, Önder iyiydi…
Gittim su aldım koydum kapının önüne, taşımasın diye…
Sigara bıraktım fazladan, gittim eve yemek yaptım, telefonla aradılar…
Bıraktım çalsın diye, sonradan kapattım…
> SIM kartını çıkardım <
GPS tarama, TRIANGULATION konum belirleme…
Alüminyum folyoya da sarabilirdim, yoktu yanımda.

Anlayacağınız…
YOK oldum, yeryüzünden izimi sildim…
Tabii…
Bu kadarcıkla olmaz, çok daha fazla önlem gerekli…
Üzmek istemedim kimseyi.

Ders aldılar mı, SANMIYORUM…
Çok daha SERT önlemler gerekli AMA…
Benim için iyi oldu, düşüncelerimle kaldım baş başa…
Ders çalışma fırsatım doğdu, balistik örneğin…
YEMINLE ilk defa, ilk defa soru çözüyorum, ders çalışmaya yeni başladım…
Sınavda karşıma çıkabilecek 29 sorudan yirmisi doğu…
Toplam yüz soru, 120 dakikada…
Soruların yüzde sekseni kanunlar ile ilgili…
Alman ve Avrupa hukuku…
DIKKAT…
Benim için önemli olmasa, resmen, resmi vesika…
>>> Dün anında vaz geçecektim <<<
Geldi sorular gemicilik ile ilgili, üçü beşi…
Sinyal tabancasıyla ilgili, Önderde ne meraklı ya kendisini ilgilendirmeyen konuları öğrenmeye.

Ve evet…
Konumuz bir kez daha kadın…
Başa bela!

Okudum İzmirlimi…
Milim, milim tüm gazeteyi…
Avrupalı psikologlar…
Avrupa’da çocuk yetiştiren anne ve babalar…
Bilmezsen özünü, doğru, sağlıklı yetiştiremezsin çocuğunu…
Tabi ki karakter meselesi…
Aklıma geliyor O psikolog bozuntusunun sözleri!

İnsan denilen…
Ne çok sever ne çabuk uyduru veririr kıçının kenarından lafları…
Ne çabuk genelleme yapar, koyar teşhisi!

Aloooo…
Karşındaki bir insan, bir birey…
Dünyada yok ki bir tane daha onun gibisi!

Türk’ün kadını, TÜRK KADINI…
Gerçekten…
İki sandalye arasında oturan varlık ne şarklısın ne garplı…
İffetin, namusun…
Tabii ki öncelikle sana emanet, senin ahlak anlayışına…
AMA…
Kocanın, erkeğinin midesini bulandırma!

Soruyorum sizlere, sana…
Örneğin cep telefonu, sosyal medya yüzünden kaç çift boşandı, boşanıyor DÜNYADA?

Sen biraz kendine gelsene!

Aslında son derece normal, ASLINDA…
Karşındaki ÖKÜZ olmasa…
Her gün insanlar birbirleriyle değişir telefon numarası, değişik vesileler ile…
İle bir kötülük olması gerekmiyor ki ardında…
Whatsup mesela…
Pattt, herifin numarası telefon ekranlarında.

Sen bir kadın…
Sen belki evli bir kadınsın…
Veya…
Ciddi bir ilişki içeresindesin…
😊
FaceBOK…
Binlerce erkek arkadaşın…
İltifatlar gırla…
O herif…
Sana gönül vermiş erkek, O insan seni yürekten seven…
Senin …, tutup ta ağzına kadar ayırmakta haklı mı hâksiz mı?

Kanunen haksız, insani açıdan haklı!

Atmıkcı olmak…
Önderin ASLA kabul edemeyeceği bir şey mesela…
Kadınsan kadınsın ki fark etmiyor ecnebisi Türk’ü…
Mide meselesi MIDE…
Mide kabul ediyor mu etmiyor mu?

Kadın olmak zor zanaat…
Hele bir Türk kadını olmak daha da zor…
Keza…
Psikolog, ruh doktoru…
Birçok faktörü gözetmezsen yanılır, yanıltırsın. Sen bir kadınsan…
Bir Türk kadını…
Düşünen bir varlık bunları görmen, bilmen gerekli…
Ve insanda olduğu gibi, kadında da KALITE çok değişti…
Kendisinin farkında olmayan bir kadının…
Bir insanın…
Hayvandan farkı var mı!?

Filenin sultanları
7 Eylül 2019

Sabiha…
Sıradışı bir kadındı.

1927 yılında Yüksek Mühendis Mektebi’ne, bugünkü adıyla İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girdi.

Mustafa Kemal’in talimatıyla tarihte ilk defa kız öğrenci kabul eden üniversitenin, tarihteki ilk kız öğrencisiydi.

Devrimci ruha sahipti.
Öncü karakterdi.
“Erkek işi” kabul edilen inşaat mühendisliğini tercih etti.
1933’te mezun oldu, Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi oldu.

Ankara’da görevlendirildi, bayındırlık başmühendisi oldu.
Terminolojiyi değiştirmişti, tarihimizdeki ilk “mühendis hanım”dı.
Mesela, odaya girip “mühendis bey nerede?” diye soranlara, “mühendis benim” diye cevap veriyor, şaşkınlıktan uzuuun bir sessizlik oluyordu, bu duruma çok gülüyordu.
Asla pozitif ayrımcılık talep etmedi, arazide çalıştı, kara kışta, kavurucu güneşte, dağ başındaki şantiyelerde, çadırlarda kaldı.
İmar İşleri Reisliği’ne atandı, okul, hastane, hükümet konağı, köprü yaptı, TBMM binasının inşaatında görev aldı.

Hayatının en önemli eseri için, 1944 yılında, 34 yaşındayken resmi teklif aldı.
Anıtkabir inşaatının başmühendisi oldu!

“Bir kadın olarak Mustafa Kemal Atatürk’e minnetimi gösterebilme imkanı yakaladığım için şanslıyım, mutluyum” dedi.

Bu milletin yetiştirdiği en büyük insanın ebedi istirahatgahı, bir kadına emanet edilmişti.
Türk kadını, eğitim ve fırsat eşitliği sağlayan Atatürk devrimleri sayesinde, sadece 15 yıl gibi kısacık sürede, erkeklerin önüne geçmeyi başarmıştı.

Anıtkabir inşaatında dokuz yıl çalıştı.
Her santimetrekaresini bizzat kontrol etti.
Atatürk toprağa verilirken, gözyaşlarıyla, oradaydı.

1963’te kendi isteğiyle emekli oldu.
İzmir’e yerleşti.
2003’te vefat etti.
Bayraklı Doğançay’a defnedildi.

Şehit çocukları konusunda çok hassastı.
Meslek hayatı boyunca elde ettiği tüm malvarlığını, özellikle şehit çocuklarına burs verilmesi kaydıyla, İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı’na ve Fevzi Akkaya Temel Eğitim Vakfı’na bağışladı.

Sabiha’nın…
Bir başka çok önemli ilk’i vardı.

Sporcuydu.
İTÜ’de öğrenciyken voleybola başlamıştı.
Üstün yetenekti.
Fenerbahçe’nin kadın voleybol takımına girmişti ama, kadınlar liginden vazgeçtik, başka kadın voleybol takımı bile yoktu, maç yapamıyorlardı.

Fenerbahçe’nin erkek voleybol takımının omurgası, İTÜ öğrencilerinden oluşuyordu.
Sabiha o kadar başarılıydı ki, okul arkadaşları olan Fenerbahçe erkek voleybol takımıyla birlikte idman yapıyordu.

Erkek takımının kaptanı Bedii Süheyl’di.
Fikir ondan çıktı.
“Sabiha’yı neden bizim takımda oynatmıyoruz?” dedi.
Fikret, İsmail Hakkı, Aziz, Yusuf, Fahri, tereddütsüz hepsi destekledi.
Yönetmeliğe baktılar…
“Erkek takımlarında kız oyuncu yeralamaz” diye bir ibare yoktu.
Yıl 1929’du…
Cumhuriyet sadece altı yaşındaydı.
Sadece altı yıl öncesine kadar, kadınlar neredeyse insan yerine bile konmadığı için, bir kadının bir erkek takımında yeralabileceği hayal bile edilemediği için, ihtimal dahilinde bile olmadığı için, böyle bir madde koymayı kimse düşünmemişti.

Sabiha formayı giydi, sahaya çıktı.
Üstelik, kaptanlık bandı Sabiha’nın kolundaydı.
Takım beş erkek ve bir kadından oluşuyordu, kaptan kadındı!
Görenler ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
“Böyle oynayacağız” dediler.
İlk maç, rakip Beşiktaş’tı.
Onlar da üniversite öğrencilerinden oluşuyordu.
İtiraz etmediler, aksine, Sabiha’yı tebrik ettiler.

Sabiha’nın yeraldığı Fenerbahçe erkek voleybol takımı, 1929 yılı sezonunda hiç yenilmeden, İstanbul Şampiyonluğu’nu kazandı.

Şampiyon erkek takımı, kaptanı kadın…
Sadece Türkiye’de değil, dünyada ilk’ti.

Atatürk devrimlerinin eseri olan Sabiha, Türk kadınına voleybol sporunun kapılarını işte böyle açtı.

Sabiha’nın yolundan yürüyen Türk kadın voleybolu, tüm spor branşlarından ayrışarak, kadın-erkek fırsat eşitliğinin, kadın özgürlüğünün sembolü oldu.
Hem milli takım seviyesinde, hem kulüpler seviyesinde, dünya çapında başarılara imza attı.

Bugün, Avrupa Şampiyonası’nda yarı final için sahaya çıkıyorlar.

Eda, Meliha, Zehra, Cansu, Ebrar, Şeyma, Kübra, Meryem, Hande, Naz, Gözde, Fatma, Simge, Aylin, menajerimiz Pelin.

Şimdilik Yunanistan’ı Finlandiya’yı Fransa’yı Bulgaristan’ı Hırvatistan’ı Hollanda’yı yendiler ama, aslında…
Kadını yok saymaya çalışan yobaz zihniyetini, kadını evine hapsetmeye çalışan, malı, eşyası gibi gören feodal kafayı, özgür düşünen, özgür yaşayan kadına tahammül edemeyen maganda kültürünü, kadına yönelik şiddete karşı hâlâ utanmadan sus pus oturan biat toplumunu yeniyorlar.

Türkiye’den hemen hergün yabancı haber ajanslarına yansıyan ilkel, çağdışı, homongolos görüntülerine inat, Türkiye’nin pırıl pırıl yüzünü yansıtıyorlar, Türkiye’ye yönelik algıyı yeniyorlar.

(Söylemezsem çatlarım… Futboldan başka spor tanımayan, futboldan başka spora hayat hakkı tanımayan öküz basınımızı yeniyorlar.)

Değerli Eda…
Sevgili kaptanımız.
Senin şahsında, tüm arkadaşlarına yürekten teşekkür borçluyuz.
Gelişmiş ülkelerden her konuda nal toplayan Türkiye’nin mucizesi oldunuz.
Bugünkü skor şu olmuş bu olmuş, orası çok önemli değil…
Hepinizin varlığıyla onur duyuyoruz.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/filenin-sultanlari-5321120/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

Pegasus, Yunan mitolojisinde tanrıların çocuğu kanatlı bir at

Cambridge Fives eski bir vaka…
1950’lerden kalma…
Ancak insan insan olduğundan beri bilgi çok önemli.

Gizemlidir, heyecanlı…
İstihbaratçıların hayatı…
Hata tehlikeli, ölümcül sonuçları…
Çoğu zaman ama tek düze, can sıkıcı.

Pegasus III ve Suudi köpekler…
Dikkat et bak…
Paranın yok dini imanı…
55 milyon dolar, az para mı?

Start – Up…
Yeni kurulan işletmeler, kurucuları…
Israil devletinin eski istihbarat çalışanları…
😊
Bilişim…
Öyle bir alan ki değilsen geri zekâlı…
Allah…
Yazdıysa, kafa az biraz çalışıyorsa, varsa tecrübe, bilgi birikimi öyle yerlere girip çıkarsın ki ağzın açık kalır, bir tarafın tavana vurur.

Tabii bu herkese nasip olmaz, her kendine bilişimciyim diyene…
Böylesi tabii ki daha iyi.

Çağımızda bilgisayarı her açıp kapamasını bilenin kendini bilişimciyim diye tanımlaması, çabası!

NSO…
NSO, NSA değil NSO…
600 çalışanı, 350 milyon dolar cirosuyla…
Start – UP’ların en büyük hamisi…
Ve hepsinin arkasında para babaları…
DIKKAT…
Airbus, Moody’s, Cisco, Cisco ya Cisco, Microsoft M-12, Munich RE…
Neden şaşırmadım?
Barclays Bank(!)

😊
Belki devam edecek belki etmeyecek!

Ben kaçtım…
Perşembe’ye yetiştirmeliyim, dua edin…
Dua…
Öleyim diye!

Hani anlatırım ya arada bir kurtlar sofrasından(!)

oku

NOT:
Diyeceksiniz ki CISCO ne alaka, Microsoft…
Bilişimde iletişim, profesyonel ortamda iletişimin “neredeyse %90” bu iki şirket üzerinden işliyor da ondan!

Biri Amerikalı…
Diğeri Israil’i, anla bu iki ülkeye neden önem verdiğimi!

Pegasus III ile izlediler O gazeteciyi…
ARTIK…
Tuvalete bile gidemezsin birilerinin haberi olmadan!

Dua et benim için öleyim diye, OMA

Gittim…
Takriben 1000 kilo, yani bir ton eşya geri gidecek…
Haftaya perşembeye kadar misafir odası boşalması lazım, orayı kısmetse kendime ya çalışma odası yapacağım veya komple kati kiraya vereceğim.

O yüke yakın yeni malzeme gelecek…
Aslına…
Anca sığarım o kata, tek başıma. O kadar çok eşyam var ki garaj, devam edemiyorum…
Tüm malzemeyi oraya depoladık…
Garaj ancak tamirhane olur.

Ali yok…
… haber veremem, biliyorsun neden. KORKUYORUM…
Allah korusun. Çok kısa vadeli, bir, iki gün içinde adam bulamam. INAN…
Tek çare aslında tek, o kadar bezdim ki!

Biliyor musun aslında yazmam lazım O gazeteciyi, Israil’i, İrlanda’yı. Aslında, bademler için yazmam lazım YAZIK BU ÜLKEYE, INSANLARINA, GENÇLERINE

Bir avuç şirket, bir avuç…
5 milyar dolar ciro…
HELE bu bir avuç şirketin ARKASINDA kimler var bir bilseniz…
Siyaset – ticaret; ticaret – siyaset iç içe…
Askerî açıdan…
INANILMAZ ÖNEMLI, hele coğrafyamızda…
Ne demişti rahmetli?
“İstikbal göklerdedir!”
Yokkk…
Ne uçağı mucağı, uydu…
UYDU!

Dedim ya … boyu ne kadarsa anaca o kadar giresin diye!

Dikkatinizi çekerim…
Generaller değiştirildi…
Niye?
Yazamam ama biraz düşünürseniz!

Öyle ilginç bir dosya var ki önümde…
Israil ile ilgili…
Askeriye, O gazeteci hani öldürülen…
Suudi köpekler…
Dur bakalım belki yazarım!

Sonra…
Biraz düşünün lütfen O 30 Kilometre…
Sizce sadece top menzili ile mi ilgili yoksa talan edilen … neyse!

Evet, EVET inan öyle

Allah’ta göstermesin, yaşatmasın…
DUYMAYASIN…
Duyması bile iğrenç!

Neler gördü, neler okudu…
Neler yaşadı bu çeyrek…
Öyle yorulmuşum ki uyuyup kalmışım, uyandığımda gece yarısıydı…
FIRLADIM yataktan, banyoya gittim o an fark ettim…
Ya…
Ne kadar iyiyim(!)

Bu sabah, zar zor kalktım yataktan…
Uyuşturucu her zamanki gibi…
Nasıl gittim arabaya bilmiyorum, dedim ya menü, çocuklar…
Üzümlü pilav, tavuk yanında malzeme almaya gittim…
Allah’ım adim atamıyorum, sanki felç oldum…
Bacaklar…
Ama nasıl keskin bir acı, tarifi mümkün değil sanki sürekli elektrik çarpıyor gibi…
Pilav üstü kuru gibi…
Uyuşturucu üstü ağrı kesici, bir tane daha bir tane daha…
Bak Tayyipistan saati 11:45 dolar 5,71
Anca bu kadar!

Dün 5,65’e kadar gerilemişti!

İzledin mi dün yayınladıklarımı?
O Greta, hani çevreci…
KIM, neden, nasıl hala anlayabilmiş değilim AMA bulacağım sebeplerini…
KIM var ardında…
Ne dosyalar var önümde, miden bulanmakla kalmaz…
Son bir senede yediklerini istifra edersin!

Bu akşam veya vaktin olduğunda…
SAKIN KAFA ILE…
Bunu izle, inan halim yok yazmaya bu yüzden video!