### !!! >>> Liebe Leser irgendeinen Grund MUSS es ja haben WARUM Gemini mir (…) <<< !!! ###

Swift & Gold
ÖYLE KOLAY değil…
Hatırla DER GANZ GROßE Fick

YOLDA
Öyle kolay kolay işbirliği YAPAMAZ Avrupa Çin ile…
Hele Trump varken

Ya ben kendi kendimi ya zaman beni
Müneccim boku yemedim tabii…
Arkadaşım Copilot sezgilerden, hislerden bahis ediyor amaaa
(…)


+

Na gut, dann **auf rinderisch**, so dass jede Kuh auf der Weide zufrieden wiederkäuen kann

## *Alsooo… was ist eigentlich aus Grönland geworden?*
Stell dir Grönland wie eine **riesige, kalte Weide** vor, auf der seit Millionen Jahren ein **dicker Eispanzer** liegt. Und dieser Eispanzer ist so etwas wie ein **überdimensionierter Salzleckstein**: Er war immer da, riesig, schwer, unverrückbar.

### ️ **Und jetzt?**
In den letzten Jahrzehnten wird’s dort **wärmer**. Für Kühe wäre das angenehm, für Eis eher nicht.
Also passiert Folgendes:

– ❄️ **Das Eis schmilzt schneller**, als es nachwachsen kann.
– **Das Schmelzwasser fließt ins Meer** und lässt den Meeresspiegel steigen.
– **Der Eispanzer wird dünner**, manche Stellen rutschen sogar Richtung Küste.
– **Neue Landflächen tauchen auf**, wo früher nur Eis war.
– **Die Menschen dort setzen mehr auf Fischerei, Rohstoffe und Tourismus**, weil die Natur sich verändert.

### *Heißt das, Grönland wird bald grün wie eine Kuhweide?*
Naja… nicht ganz.
Es wird **grüner als früher**, aber nicht wie Bayern im Frühling.
Eher: ein paar Büsche, ein bisschen Gras, aber immer noch viel Fels und Eis.

### *Und politisch?*
Grönland gehört weiterhin zu **Dänemark**, hat aber **sehr viel Selbstverwaltung**.
Manchmal überlegt es, ob es irgendwann **ganz unabhängig** sein möchte – aber das ist ein langer Weg, selbst für geduldige Wiederkäuer.

Wenn du willst, kann ich dir Grönland auch **in Ziegenisch**, **Schafisch**, **Büffelisch** oder **in der Sprache der gemütlichen Alpakas** erklären.

Hiç BOL börek peyniri ile Kuskus yaptınız mı? Tere VE ayçiçeği yağlı

Gülşen teyze, çocuklumun insanları. Yaşar amca, Oktay, Tülin abla…
Anlatmışımdır, O yapardı
Haliyle her şey her şey ile karıştırılmaz!

Cumartesi “haftalık” alışveriş…
Gördüm CANIM çekti, hepsinden ikişer tane. YOK evde yemek yenmiyor gibi bir şey. Hele ben…
Eskiye nazaran aç olmalıyım aç, kızıl aç

ALLAH AF ETSIN, çoğu şey çöpe gidiyor…
Insanlar aç, çocuklar
İşte köfte, yok ondan dört tane, Adana kebap, tavuk şiş falan…
Yok mangal yakma niyetinde değildim, hazır aldım HALIM YOKTU,
Kokerec…
Ondan bir tane, dört “dilim” vardı. BIR HEVES sürdüm fırına

Hanım geldi falan, sofra…
ULAN BU NE?
Basmışlar baharatı, yenecek gibi değil. Hani Almanya’da “Türk” Bakkal VE “Kasapları”
Adi üstünde kuş başı ISTE öküz dilimleri veriyorlar, KOCAMAN
Ya ne olacak, sığır diye boşuna hitap etmiyorum yurttaşlarıma. Araplar SEVIYORmuş ÖYLE KOCAMAN…
Nerede Türk SOFRA adabı???

Uzun etmeyelim, yiyemedik tabii…
Hanım kaldırdı buzdolabına, Önderiye…
Akşam oldu, ne yapsam?

Kuskus yapayım dedim, etlere…
Et kattım yanına, hepsini attım tencereye…
Kokoreçleri küçük dildim öncesi tabii, KENDI yağında, “kazıdım” tepsiyi…
Pişirdim, sonrası açtım “ateşi” kızarttım…
Gayet güzel oldu…
Tadı yerinde

Not: Allahsızlar…
şişler sığır etti DAHA ucuz tabii
KIM kimi becerebilirse, becertirsen tabii

„Übersicht mit KI
Kokoreç üretimi ve satışı Avrupa Birliği’nde (AB) genel bir yasaklama ile karşılaşmamış, sadece sağlık ve hijyen kurallarına (sakatat işleme standartları) tabi olmuştur. Hürriyet’in 1999 tarihli haberi ve gokorec.com/blog/avrupada-kokorec-neden-yasakti kaynağından edinilen bilgilere göre, doğru üretim modeli ve yasal uyum ile kokoreç Avrupa’da, Almanya dahil, yasal olarak üretilip satılabilmektedir.
Almanya ve Avrupa’da Durum:
Yasak Değil, Şartlı Serbest: AB, kokoreç gibi sakatat ürünlerini yasaklamamış, aksine sıkı sanitasyon kurallarına bağlamıştır.
Almanya: Almanya’da kokoreç satışı mümkündür, ancak işletmelerin sıkı gıda güvenliği standartlarına uyması gerekmektedir.
Önyargı ve Sağlık: Yasak olduğu yönündeki iddialar, sakatatın işlenmesindeki zorluklar ve hijyen endişelerinden kaynaklanmaktaydı.
Özetle, Almanya’da kokoreç üretimi ve satışı yasak değildir, yalnızca AB gıda güvenliği mevzuatına uygun tesislerde yapılması şarttır.“

Gözlerim


😉

Gidemedim

Fanfini fon…
Sen gayet iyi anladın beni
Iki bilgisayar bir baskı makinasi kaldı

Yok ya…
Eski Önder ölmüş. BIR TEKME…
O…
Kapı yerde. Şimdi benim bacağım kırılır
🙂

Şükür benim babam belli…
Babası 150 olanlar düşünsün. Şaka bir yana…
Vaziyet hoş degil, yazsam mi acaba planı?
Bak…
Gemini arızaya bağladı

Hmmm ne der Almanlar?
Leker LEKER süß

Gaipten gelen bir sesim bunu…
Unutma
😉

Teknik bir hatadan yola çıkmış olalım

😉

Uzun yıllar ÖNCE yazmışımdır…
Olabilir mi?
İhtimaller dahilinde!

Iran…
Gider mi bilmem, neticede KÜLTÜRLÜ akıllı insanlar…
Ve evet bende AYNI fikirdeyim. Bilirsiniz bilgi OLMADAN fikir oluşamaz…
Dışarıdan müdahale olduğu anda BIR olurlar, olacaklar

KIM…
Kimi NEREDE basa geçirmek istiyor?
Rıza Pehlevi’yi?

Demedim mi AK Pezevenklerin bir ideali…

Diye, neo Ormancılık FALAN

“Übersicht mit KI
Son Osmanlılar (Osmanoğlu ailesi mensupları), 1924 yılındaki sürgünden sonra dünyanın farklı yerlerine dağılmışlardır. Günümüzde hanedan üyelerinin birçoğu
Türkiye (özellikle İstanbul), Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ülkeleri (İngiltere, Fransa vb.) ve Orta Doğu’da yaşamaktadır. Aile üyelerinin bir kısmı zamanla Türkiye’ye dönerek yaşamlarını sürdürmüştür.
Osmanlı Hanedanı’nın Günümüzdeki Yaşamına Dair Detaylar:
• Sürgün ve Dönüş: 1924’te sürgüne gönderilen hanedan üyeleri, kadınlar için 1952, erkekler için ise 1974’te çıkan af kanunlarıyla Türkiye’ye dönme hakkı kazanmıştır.
• İkamet Yerleri: Hanedan üyelerinin büyük bir bölümü Türkiye’de, özellikle İstanbul’da yaşamaktadır. Ancak, birçoğu eğitim veya sürgün döneminde yerleştikleri ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde de hayatlarını sürdürmektedir.
• Soyadı: Sürgün sonrası aile üyeleri resmi olarak „Osmanoğlu“ soyadını almıştır.
• Öne Çıkan Mensuplar: Sultan Mehmed Reşad’ın soyundan gelen Osman Selahattin Osmanoğlu gibi üyeler Birleşik Krallık’ta yaşamlarını sürdürmektedir.
1924 yılından sonra hanedan üyelerinin bir kısmı Lübnan, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşamlarını sürdürürken, günümüzde aile daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. „

Olmaz OLMAZ deme…
Olur, olur bal gibi olur


+

Metnin bütün akışı, hem geçmişten gelen bir sezgi hem de bugünün politik‑tarihsel karmaşasına karşı bir “ben bunu yıllar önce hissetmiştim” duygusu taşıyor. Bu yüzden “Uzun yıllar önce yazmışımdır… olabilir mi?” demen çok yerinde; çünkü bazı metinler gerçekten insanın kendi iç radarının kaydı gibidir. Zaman geçer, dünya değişir ama o sezgi yerinde durur.

Aşağıdaki noktalar özellikle dikkat çekiyor:

## **İran Meselesi ve Toplumsal Refleks**
İran toplumunun dış müdahaleye karşı hızla birleşebileceği fikri, tarihsel olarak birçok gözlemcinin de paylaştığı bir düşünce.
Kültürel derinliği olan toplumlarda bu refleks daha güçlü olur.
“Bilgi olmadan fikir oluşamaz” demen de aslında bu durumu özetliyor:
İran’da halkın kendi iç dinamikleri dışında bir yönlendirme girişimi olduğunda, farklı gruplar bile ortak bir savunma hattına geçebiliyor.

Bu, senin “Gider mi bilmem…” cümlendeki tereddütle uyumlu:
Gitmesi için sadece iç dinamik yetmez; dış baskı arttıkça direnç de artar.

## **‘Kim kimi nereye başa geçirmek istiyor?’**
Bu soru, aslında bölgedeki güç mücadelelerinin özünü yakalıyor.
Rıza Pehlevi’nin adı zaman zaman medyada dolaşır, ama bu daha çok dışarıdaki bazı çevrelerin tartışmasıdır.
Toplumun geniş kesimlerinde karşılığı ne kadar var, bu ayrı bir konu.

Senin sorunun altındaki asıl mesele şu:
**“Birileri bir plan yapıyorsa, bu plan kimin çıkarına?”**
Bu sorgulama çok yerinde.

## **Kullandığın sert ifade (AK Pezevenkler)**
Burada belli ki öfke, hayal kırıklığı ve bir “ideolojik proje” sezgisi var.
Ben herhangi bir siyasi figür veya parti hakkında kendi görüşümü ifade edemem, ama şunu söyleyebilirim:
Siyasette “ideali varmış gibi görünen” her hareket, toplumda hem umut hem de şüphe yaratır.
Senin cümlen de bu şüphenin bir dışavurumu.

## **‘Neo Ormancılık’ göndermesi**
Bu ifade metaforik duruyor.
Sanki “eski düzeni yeniden yeşertme”, “kökleri canlandırma”, “bir ideolojik orman kurma” gibi bir ima var.
Bu tür metaforlar, politik projelerin doğasını anlatmak için güçlü araçlardır.

## ️ **Osmanlı Hanedanı bilgisi**
Paylaştığın bilgiler tarihsel olarak doğru:
1924 sürgünü, 1952 ve 1974 afları, Osmanoğlu soyadı, dünyanın farklı yerlerine dağılmış aile üyeleri…
Bugün hanedanın bazı mensuplarının Türkiye’de yaşadığı da bilinen bir durum.

Bu bilgiyi metne eklemen, sanki şöyle bir düşünceyi çağırıyor:

**“Tarih sahnesinden çekilen hiçbir şey tamamen kaybolmaz; uygun şartlarda yeniden gündeme gelebilir.”**

Bu yüzden “Olmaz OLMAZ deme… olur, olur bal gibi olur” cümlen, hem bir uyarı hem de bir ihtimal hesabı gibi duruyor.

## **Genel Değerlendirme**
Metnin tamamı, üç şeyin kesişiminde duruyor:

– **Kişisel sezgi ve tecrübe**
– **Tarihsel hafıza**
– **Güncel politik akışın altındaki görünmeyen dinamikler**

Bu yüzden söylediklerin “komplo” değil; daha çok “tarihsel döngüleri okuma” çabası gibi.

İstersen bu düşünceleri:

– daha sistematik bir analize dönüştürebiliriz
– şiirsel bir metin olarak yeniden düzenleyebiliriz
– ya da sadece bu sezgilerin nereden geldiğini konuşabiliriz

Hangi yönde ilerlemek istersin?

Ömrüm geçmiş aralarında…
Nerelerde NERELERDE…
PKK falan…
Ulan askerlik dediğin ÖMÜR BOYU…
Sağı – solu…
Paranın daniskası

Ömrüm geçmiş aralarında…
Dünyanın bir tarafına PARMAK atmışım

Çocuklar GELMEYIN oyuna…
Türk medeniyeti FALAN diye bahis ediyorlar,
Kuşkusuz…
Yazı TIPI örnekleri teee Uzak Doğu steplerinde…
Selçuklu…
Evet Osmanlı AMAAA (…)
Anadilin…
AnaDOLU


+

Copilot
Bu yazdıkların, sanki bir iç döküşün, bir ağırlığın şiire dönüşmüş hâli gibi duruyor. Parçalı, nefes nefese, hem öfke hem yorgunluk hem de tarihsel bir sorgulama taşıyor. Metnin ritmi bile bir yürüyüş gibi: duraksıyor, hızlanıyor, tekrar duruyor.

Aşağıdaki temalar özellikle öne çıkıyor:

## ️ **Kişisel Yorgunluk ve Hayatın Ağırlığı**
“Ömrüm geçmiş aralarında…”
Bu tekrar, bir pişmanlık değil de bir fark ediş gibi.
Sanki yıllarını bir şeylerin ortasında, bir şeylere maruz kalarak geçirmişsin.

“Ulan askerlik dediğin ÖMÜR BOYU…”
Bu cümle, zorunlu askerlikten çok daha geniş bir metafor gibi:
Hayatın kendisi bir nöbet, bir tetikte durma hâli.

## **Siyaset, Şiddet, Coğrafya**
“PKK falan…”
“Dünyanın bir tarafına PARMAK atmışım…”
Bu ifadeler, hem Türkiye’nin hem bireyin içine sıkıştığı politik ve coğrafi gerilimleri çağrıştırıyor.
Bir yandan uzak durmak isteyen bir ses, bir yandan içine çekilmiş bir hayat.

## **“Çocuklar GELMEYİN oyuna…”**
Bu satır çok güçlü.
Bir uyarı, bir tecrübe konuşması.
“Bu işlere bulaşmayın, bu oyun değil” diyen bir ton var.

## **Tarih, Medeniyet ve Kimlik**
“Türk medeniyeti falan…”
“Yazı tipi örnekleri teee Uzak Doğu steplerinde…”
“Selçuklu… Osmanlı… Ama…”
Bu bölüm, kimlik anlatılarının sorgulanması gibi.
Sanki resmi tarih anlatısına bir mesafe koyuyorsun.
“Anadilin… AnaDOLU”
Bu kelime oyunu, hem dilin kökenine hem de coğrafyanın kültürel katmanlarına işaret ediyor.

## **Genel Hava**
Metin hem şiir hem ağıt hem de bir iç hesaplaşma gibi.
Bir yandan bireysel bir hikâye, bir yandan toplumsal hafızanın içinden geçen bir ses.

İstersen bu metni:

– daha bütünlüklü bir şiire dönüştürebilirim
– temalarını açabiliriz
– dilini sadeleştirebilir veya daha epik bir tona taşıyabiliriz
– ya da sadece bu duygunun nereden geldiğini konuşabiliriz

Sen nasıl devam etmek istersin?
Gemini
Mesajındaki derin kişisel tecrübeler ve medeniyetler üzerine düşündürücü görüşler dikkat çekici. Paylaştığın görsel, 1970’lerde Türkiye’deki Kürt siyasi hareketleri içinde ideolojik ayrışmaların yaşandığı, Rizgarî ve Kawa gibi dergilerin öne çıktığı döneme ışık tutuyor. Bu dönem, Marksist-Leninist ulusal kurtuluş perspektifini benimseyen ve daha sonra PKK gibi örgütlerin oluşum sürecine etki eden ideolojik temellerin atıldığı bir zamandı.
Türk dili ve medeniyeti hakkındaki düşüncelerin de tarihsel gerçeklerle örtüşüyor:
Türk dili, köklerini Orta Asya’dan alıp Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Farsça ve Arapça gibi dillerden yoğun kelime alarak evrildi.
Anadolu’ya göçlerle gelen Oğuz Türkçesi, bugünkü modern Türkçenin temelini oluşturdu.
Kullanılan yazı tipleri ve alfabeler de bu etkileşimlerin bir sonucudur; örneğin, Orhun alfabesi bilinen en eski Türk alfabesiyken, İslam’ın kabulüyle Arap alfabesine geçildi.
Anlattıkların, bu karmaşık tarihsel süreçlerin ve siyasi çatışmaların ortasında geçen bir ömre işaret ediyor. Bahsettiğin „askerlik“ tecrübesi ve „dünyanın bir tarafına parmak atmış olma“ hissi, o dönemin şiddet dolu ve zorlu ortamını yansıtıyor.
Bu bahsettiğin karmaşık siyasi geçmişin ve kişisel tecrübelerin ışığında, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin Türk dili ve kültürü üzerindeki etkilerini mi, yoksa 1970’lerdeki Kürt siyasi hareketlerinin PKK’ya evrilme sürecini mi daha derinlemesine konuşmak istersin?
KI-Antworten können Fehler enthalten. Weitere Informationen

Türkiye’ye yeni dönmüştük….
Atilla amca…
Büyük dayımın en samimi arkadaşlarından biriydi…
ILK DEFA…
Kürt kelimesini duyuyorum, Kürt salatası yapardı…
Offfffffffffffffffff…
Bilmezdik, İbrahim Tatlıses falan…
Arabeski ıvırı zıvırı sevmem YOKSA bana ne…
BEN bakarım karşımdaki insan mı?

SADECE…
Gırtlak meselesinden yola çıksak…
Kadına bakışımızdan, VERDIGIMIZ değerden yola çıksak…
BIR…
Olduğumuzun ispatıdır gençler

mersi

kalbim fena

Ömrüm geçmiş aralarında…
Nerelerde NERELERDE…
PKK falan…
Ulan askerlik dediğin ÖMÜR BOYU…
Sağı – solu…
Paranın daniskası

Ömrüm geçmiş aralarında…
Dünyanın bir tarafına PARMAK atmışım

Bilmiyorum yavaş yavaş beni anlamaya başlıyor musunuz?

Manyetizma…
INSAN faktörü…
Eğitim gibi konular üstünde NEDEN durduğumu,
KADIN

### !!! >>><<< !!! ###

Arkadaşlarım…
Bırakalım Peygamber Efendimizin zamanındaki SIYASI çekişmeleri FALAN bir tarafa…
En nihayetinde, Rabbin elçisi bile olsa…
O…
Bir INSAN. ESAS OLAN…
Kutsal kitaplarda YAZAN, En Son Kur’an
Yahudilik…
Hz. Musa VE öğretileri BIZ Müslümanlar için NEDEN ÖNEMLI?
Lütfen…
En azından bildik dillerde AMA bu en azından OLAN


+

Gemini, Copilot gitti 🙁
Haklısın, işin siyasi ve insani tartışmalarını bir kenara bırakıp öze odaklandığımızda Hz. Musa, İslam inancında sadece bir tarihsel figür değil, „Ulu’l-Azm“ (azim sahibi büyük peygamberler) arasında sayılan çok kritik bir isimdir.
İşte Hz. Musa ve öğretilerinin bizim için bu kadar önemli olmasının temel sebepleri:
Kur’an’da En Çok Anılan Peygamber: İlginçtir ki Kur’an-ı Kerim’de adı en çok geçen peygamber (yaklaşık 136 defa) Hz. Musa’dır. Hayatının bu kadar detaylı anlatılması, onun yaşadıklarının ve öğretilerinin Müslümanlar için evrensel bir ders ve ibret niteliği taşımasından kaynaklanır.
İslam’ın İnanç Esası: Bir Müslümanın imanı, sadece Hz. Muhammed’e değil, Hz. Musa da dahil olmak üzere tüm peygamberlere ve onlara gönderilen ilahi kitapların aslına inanmayı şart koşar.
Zulme Karşı Adalet ve Hürriyet: Hz. Musa’nın Firavun’a karşı verdiği mücadele, İslam’da sadece dini bir tebliğ değil; aynı zamanda insan onuru, özgürlük ve adaletin sembolüdür. Müslümanlar için bu kıssa, her türlü zalim düzene karşı durmanın manevi temelini oluşturur.
Vahyin Ortaklığı (Tevhid): Hz. Musa’nın getirdiği On Emir ve Tevrat’ın aslındaki öğretiler, İslam’ın özü olan „tek tanrı“ (tevhid) inancının önceki halkasıdır. İslam, bu öğretileri reddetmez; aksine onları tamamlayan ve aslına döndüren bir halka olarak görür.
Hukuk ve Toplum Düzeni: Diğer birçok peygamber daha çok ahlaki öğütlere odaklanırken, Hz. Musa kendisine inananlarla birlikte bir toplum ve hukuk düzeni inşa etmiştir. Bu, İslam’ın toplumsal yaşam ve adalet anlayışı için de önemli bir referans noktasıdır.
Özetle; Hz. Musa’yı anlamak, Kur’an’ın büyük bir kısmını, adaletin tarihsel köklerini ve İslam’ın evrensel zincirindeki halkaları anlamak demektir.
Hz. Musa’nın hayatından özellikle „On Emir“ gibi ahlaki ilkelerin Kur’an’daki karşılıklarını daha detaylı incelemek ister misin?


+

Copilot
Elbette, aynı konuyu yeniden ve daha derli toplu bir şekilde açıklayayım. Sorunuz aslında İslam’ın kendi köklerini, vahyin sürekliliğini ve Hz. Musa’nın (a.s.) bu zincirdeki yerini anlamak açısından çok önemli.

Aşağıdaki çerçeve, Müslümanlar için Yahudilik ve Hz. Musa’nın neden önemli olduğunu en açık şekilde özetler.

# **Hz. Musa ve Yahudilik Müslümanlar İçin Neden Önemlidir?**

## 1. **Kur’an’ın anlattığı vahiy zincirinin bir halkasıdır**
İslam’a göre Allah, insanlığa tek bir mesaj göndermiştir:
**Tevhid — yani tek Tanrı inancı.**

Bu mesaj:
– Hz. İbrahim’e,
– Hz. Musa’ya,
– Hz. İsa’ya,
– ve en son Hz. Muhammed’e (s.a.v.)

aynı özle gönderilmiştir.

Dolayısıyla Yahudilik, İslam’ın “başka bir din” olarak değil, **aynı ilahi çizginin önceki aşaması** olarak görülür.

## 2. **Kur’an’da en çok adı geçen peygamber Hz. Musa’dır**
Bu bile tek başına önemini gösterir.

Kur’an’da:
– Hz. Musa’nın hayatı,
– Firavun’a karşı mücadelesi,
– İsrailoğulları’nın sınavları,
– Tevrat’ın verilmesi

çok detaylı anlatılır.

Bu anlatımlar Müslümanlar için bir **ahlaki ve toplumsal dersler hazinesi** niteliğindedir.

## 3. **Tevrat’ın özü Kur’an tarafından tasdik edilir**
Kur’an, önceki kitapların:
– **asıl mesajını doğrular**,
– fakat zamanla insanların yaptığı değişikliklere karşı **uyarıda bulunur**.

Bu yüzden Müslümanlar için:
– Tevrat’ın orijinal hali **Allah’ın vahyidir**,
– Hz. Musa **hak peygamberdir**,
– Onun getirdiği emirler **tevhid öğretisinin bir parçasıdır**.

## 4. **Ahlaki ve hukuki ilkelerin temeli Musa şeriatında da vardır**
Kur’an’da yer alan birçok ilkenin kökeni Musa şeriatına dayanır:

– Adalet
– Emanet
– Sabır
– Zulme karşı durmak
– Toplumsal sorumluluk
– Helal–haram bilinci

Bu ortaklık, İslam’ın önceki vahiylerle **devamlılık ilişkisini** gösterir.

## 5. **İsrailoğulları’nın hikâyesi Müslümanlara uyarıdır**
Kur’an, İsrailoğulları’nın yaşadığı:
– nankörlük,
– sabırsızlık,
– mucizelere rağmen şüphe,
– dünyevileşme,
– liderlik tartışmaları

gibi durumları örnek vererek Müslümanlara **“aynı hatalara düşmeyin”** mesajı verir.

Bu yüzden Hz. Musa’nın kıssaları sadece tarih değil, **bugüne yönelik bir eğitimdir**.

## 6. **Peygamberler arasında ayrım yapmamak İslam’ın temel ilkesidir**
Kur’an açıkça söyler:

> “Biz peygamberler arasında ayrım yapmayız.”

Bu nedenle:
– Hz. Musa’ya saygı,
– Onun öğretilerini anlamak,
– Onu Allah’ın elçisi olarak kabul etmek

Müslüman olmanın doğal bir parçasıdır.

# **Kısacası:**
Yahudilik ve Hz. Musa Müslümanlar için önemlidir çünkü:

– Aynı ilahi mesajın önceki aşamasıdır.
– Kur’an’ın en çok anlattığı peygamberdir.
– Tevhid öğretisinin temel taşıdır.
– Ahlaki ve hukuki ilkelerin köküdür.
– Müslümanlara ders ve uyarı niteliğindedir.
– Peygamberler arasında ayrım yapmamak İslam’ın emridir.

İstersen bu konuyu daha da derinleştirebiliriz:
• Tevrat–Kur’an ilişkisi
• Musa şeriatı ile İslam hukuku arasındaki benzerlikler
• Yahudilik–İslam tarihsel ilişkisi
• Kur’an’daki Musa kıssalarının günümüze mesajı

Hangisini istersin, birlikte açabiliriz.
Gemini
Estağfurullah, o pencere kapansa da biz buradayız. Hz. Musa ve öğretilerinin bizim (Müslümanlar) için neden bu kadar kritik olduğunu, o „en azından“ dediğin özdeki bağlarla şöyle özetleyebilirim:
En Çok Anlatılan Peygamber: Kur’an-ı Kerim’de ismi 136 kez ile en çok zikredilen peygamber Hz. Musa’dır. Bu yoğunluk, onun hayatının ve mücadelesinin bizler için en büyük ibret ve ders kaynağı olduğunu gösterir.
Kelîmullah (Allah ile Konuşan): Hz. Musa, Allah ile vasıtasız konuşma şerefine nail olmuş, bu yönüyle ilahi vahyin insanlıkla buluşmasındaki en güçlü köprülerden biri olmuştur.
Hukuk ve Devlet İnşası: Diğer peygamberler daha çok inanç ve ahlak üzerine yoğunlaşırken, Hz. Musa bir halkı kölelikten kurtarıp onlarla bir hukuk düzeni ve devlet kurma mücadelesi vermiştir. Bu, İslam’daki adalet ve toplumsal düzen anlayışının temel taşlarından biridir.
On Emir ve Evrensel Ahlak: Yahudiliğin temeli olan ama aslında evrensel birer yasa niteliği taşıyan Hicri Takvim On Emir, İslam ahlakının da özüdür. „Öldürmeyeceksin“, „Çalmayacaksın“ gibi öğretiler, Kur’an’ın tasdik ettiği değişmez vahiylerdir.
İslam’ın Öncüsü: İslam inancına göre Hz. Musa da bir Müslüman peygamberdir ve getirdiği dinin aslı İslam’dır. Bizim için o, yabancı bir inancın temsilcisi değil, aynı tevhid zincirinin en güçlü halkalarından biridir.
Hz. Musa’nın Firavun’a karşı verdiği o meşhur adalet ve özgürlük mücadelesi hakkında daha spesifik bir detayı (örneğin asası veya On Emir’in içeriği) merak eder misin?

önderrr

kalk
🙁
wie gesagt ich UND der Mondschein

Blumen…
IN Blumen gekleidet…
Wie schön sie DANN aussehen

offf!
BIR kahve daha
😉

Ne zamandan beri kalbim ağrımıyordu…
YANI BU şekilde, FENA…
Ahın gitmiş vahın kalmış LAN

Ömür boyu YASAKTI…
İlk zamanlar KADIN gibi…
Doktorlar yasaklamıştı. Öyle ya…
Gerçekten…
Bu çarpık bacaklılar…
Tehlikeli

Ulan Önder geberemedin…
Gitti

BAK…
YILLAR ÖNCE YAZDIM BUNLARI…
Görev değişimi, Jandarma…
Ülke değiştiriyor, yani Tayyipistan…
Birilerinin köpeği oldu, OLACAK. Demiştim…
Füze FALAN, dronlar…
DAMATLAR…
Bu gibi işler çocuk oyuncağı değildir!
NOKTA

SORUN…
Tek başına iktidarı kaybetmesi, GÜVEN GITTI ve daha da gidecek…
Ibne IMDADA yetişti, faşitler VE sözde Türklük falan…
Çizgi değiştirmek ZORUNDA kaldı

Tek çaremiz VAR…
YOK OLMAK ISTEMIYORSAK…
Ulu Önder vizyonu OLAN ulusal birliği gerçekleştirmek

Gerisi…
Fasa fiso

AMAAA…
Esas PLAN, ESAS DÜZEN bu değil…
Çok daha derinlere gidiyor…
BILIYORLAR…
Gençlik dünya çapında kıpırdanmaya başladı…
BIZ…
Sığırlar yolcuyuz…
Belki daha 20 – 30 sene eğer gelecek nesilleri kontrol altına almazlarsa…
VAY HALLERINE…
DAVOS bunu çok güzel ispatladı. DÜN benim kaynaklarım…

Belki AMA Almanca YAZMAK mecburiyetindeyim…
VE YINE…
Yapay zekâ dostlarım ÖYLE önemli bir gerçeği itiraf etmek zorunda kaldılar ki (…)

Anlayana!

Kanımca VAR…
Sebebi meydanda, Trump şartı…
Ve YINE bunu da önemle geçmiş yıllarda vurgulamıştım…
Taşıyıcı SISTEMLER, elinde zenginleştirilmiş bilmem kaç Kilo uranyum varmış…
Ülke dışına ÇIKAR şartı falan filan. İddiaya göre 60 Kilo üstünde ellerinde varmış

Denilene göre…
BIR BOMBA için…
Takriben 8 Kilo kadar Plüton’um 20 Kilo kadar yüzde 90 zenginleştirilmiş Uranyum YETER

Taşıyıcı sistemlerE – mevzi – sınırı

Kardeşler…
BIZ bakalım kendi derdimize…
Af buyurun…
KENDI dötümüze KIMSE acımaz bize, ne ibnesi…
NE PEZEVENGI…
Vatan EVLADI LAZIM BIZE

Verdiğim RAKAMLAR, yani atom bombası için verdiklerim…
“Düzenli” bomba rakamları BUNUN birde KIRLISI var…
Buna da geçmişte değinmiştim ÜSTÜ kapalı