MADDE 1. 24/04/1930 tarihli 1593 Sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunun 89 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Sağlık Bakanlığı Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamındaki aşılar [kızamık, polio (çocuk felci), kabakulak, kızamıkçık, difteri, boğmaca, tetanos, suçiçeği, hepatit A, hepatit B, verem, pnömokok, hemafilus influenza aşıları] ile toplumun ve/veya belirli bir topluluğun sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklarda, Bakanlık bünyesinde ilgili hekimlerden oluşturulan bilim kurulunun önerisi üzerine, Bakanlıkça belirlenen aşıları yaptırmak zorunludur. Bu aşıların yapılmasında kişinin kendisinin, çocuklar ya da kısıtlılar yönünden velisinin ya da vasisinin rızası aranmaz.
Erişkin kişiler bizzat, kısıtlıların vasileri, çocuğun anne ve babası ayrı ayrı aşı zorunluluğunun yerine getirilmesinden sorumludur. Ebeveyni olmayan çocuklar veya ebeveyni nezdinde bulunmayan çocuklar için çocuğu bakmak üzere kabul eden kişi veya kurum müdürleri sorumludur. Bu aşılar Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak sağlanır ve aşı uygulamaları sebebiyle kişilere herhangi bir mali külfet yüklenemez.”
MADDE 2. Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.
MADDE 3. Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Hazırlanan kanun değişikliği teklifi ile aşı uygulaması için yasal dayanak oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kişilerin sağlıklarının korunması ve bozulan sağlıklarının tedavilerine yönelik her türlü işlem ve vücut bütünlüğüne yönelik girişimler tıbbi müdahaledir. Tıbbi müdahale öncesinde kişinin veya yasal vasisinin rızasının alınması gereklidir. Acil durumlar, hayat kurtarıcı müdahaleler, toplum sağlığı ve kişinin sağlığına yönelik kesin yararın söz konusu olduğu durumlarda kişi lehine hareket edilmesi esas olduğundan çocukluk çağında aşı uygulanması çocuğun üstün yararının yanı sıra hem çocuğun bulunduğu toplumun hem de bulunduğu hane halkının sağlığının korunmasına hizmet etmektedir
Bağışıklama, özellikle çocuklukta sık rastlanan bir grup bulaşıcı hastalığın ortaya çıkmasının önlenebilmesinde çok önemli ve alternatifsiz bir koruyucu sağlık hizmetidir.
Çocukluk dönemi aşılarının yapılması, hem bireysel olarak çocuğun söz konusu hastalıklara yakalanmasını önleyerek sağlığını korumakta, hem de toplumda hastalık etkeninin dolaşımını azaltarak hastalığın kontrolünü sağlamaktadır. Toplumda hastalık etkeninin dolaşımının azalması, aynı zamanda kanser tedavisi alma, bağışıklık sistemi hastalığına sahip olma vb. nedenlerle tıbben aşı uygulanmayan çocukların da dolaylı olarak korunmasını sağlamaktadır.
Bulaşıcı hastalıklar, yaşamı tehdit eden bir unsur olarak ortaya çok ağır sonuçlar çıkarabilecektir. Bu tehlikeye karşı aşılama, en kolay, ekonomik ve etkin koruyucu hekimlik uygulamalarındandır.
Çocukluk dönemi aşılarının birey ve toplum sağlığı açısından vazgeçilmezliği, ülkemizin önemli deneyimlerindendir. Zira ülkemizde pek çok bulaşıcı hastalık, çocukluk dönemi aşıları sayesinde ortadan kaldırmıştır. Aşılama oranlarının yüksek olması sayesinde kişinin sağlıklılık hali korunduğu için, bazı kişilerce değeri tam olarak anlaşılamasa da, bugün toplumun sağlıklı bireylerden oluşmasına, hastalık yayılmalarını engelleyerek bireyin ve toplum sağlığının korunabilmesine alternatifi olmayan bir katkı sunmaktadır.
Kuşkusuz çocuklar, kendi anne babaları da dâhil olmak üzere yetişkinlerin üzerlerinde hak iddia edebileceği nesneler değildir. Çocukların yüksek yararları gözetilerek başta sağlıklarının korunması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması, ihtiyaç duydukları ve duyacakları sağlık hizmetlerinin sağlanması devletin temel görevlerindendir.
Bu nedenle yasa değişikliği önerimizde, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddesi yeniden düzenlenerek bu aşılar için veli ya da vasi izni aranmayacağı yasa maddesi olarak düzenlenmektedir. Maddede ayrıca bu zorunluluğu yerine getirmekte sorumlu olanlar gösterilerek ulusal aşı programında yer alan çocukluk çağı aşılarının yapılmasının zorunlu hale getirilmesi amaçlanmıştır.
Göstermiş olduğunuz incelikten ötürü teşekkür ederim Azerbaycan…
Ancak uyarmıştım sizleri…
Bu pezevenkle yola çıkan, yolda kalır…
Fransa…
“Dağlık Karabağ Cumhuriyetinin” tanınması(!)
INAN…
Cumhuriyet HALK Partisi başında olsam…
Milyonda birini yapamaz…
Çoktan hapislerde çürüyor olacaktı…
Belki de asılmıştı…
Muhalefetmiş…
YERIM böyle muhalefeti!
Gazeteci Nedim Şener’in; 17 Aralık yolsuzluk operasyonunda hakkında yakalama kararı çıkan ancak daha sonra kaldırılan Yasin El Kadı’nın portresini ayrıntılı bir şekilde ele aldığı kitabı “Bir ‚hayırsever terörist’in portresi” okuyucularla buluştu. Destek Yayınları’ndan çıkan kitap 392 sayfadan oluşuyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile olan ilişkileriyle de gündeme gelen Yasin El Kadı’nın dününün ve bugününün anlatıldığı kitabın içeriği şu şekilde tanıtılıyor:
“Yasin El Kadı 2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile hayatımıza giren gizli siyasi figürlerden birisi oldu. Başbakan ona kefil oldu. 2012’de o listeden çıktı. Kendini uzun süre unutturdu. 17 Aralık operasyonuyla tekrar gündeme geldi. İşte AKP’nin arkasına gizlenmiş bir karanlık adamın portresi.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile gündemimize giren isimlerden birisi de Yasin El Kadı. Amerika Birleşik Devletleri’ne göre El Kaide’ye finans desteği sağlayan işadamlarından birisi. 11 Eylül 2001’den sonra tüm dünyada malvarlığı donduruldu. O yıllarda Türkiye’de şirketler kurdu, yatırımlar yaptı. Ama Maliye’nin takibine uğradı. Türkiye’de 2000’li yılların ortasında artık bir kara para aklama zanlısı idi. Gündemimize bir girdi bir daha çıkmadı.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan her zaman ona sahip çıktı. “Ona kefilim” dedi. 17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile gündemin tam ortasına oturdu. Ama aradan yıllar geçmiş, hakkında Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın aldığı malvarlığı dondurulması kararı kalkmıştı. Başbakan yine onun arkasında durmaya devam etti.
Yasin El Kadı, birçok Suudi işadamı gibi SSCB’nin Afganistan’ı işgali sonrası kurulan El Kaide örgütüne maddi yardımda bulunmuştu. El Kaide ve Yasin El Kadı gibiler o zamanlar ABD’nin gözdeleriydi. Yasin El Kadı bizim hayatımıza 1990’lı yıllarda sessiz sedasız girdi. İstanbul’da şirketler kurdu. Kosova’ya silah sevkiyatında bulunduğu iddia edildi. İşleri iyi gidiyordu. Ta ki 11 Eylül saldırısına kadar.
11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide teröristleri New York’taki ikiz kulelere uçaklarla intihar saldırısı yaptığında tüm dünya gibi Yasin El Kadı’nın hayatı da tümden değişti. Bir zamanlar CIA’in de ortak olduğu silah sevkiyatında rol oynarken şimdi ABD’nin düşmanı olmuştu. ABD’nin girişimi ile Birleşmiş Milletler yüzlerce kişi ve kurum gibi El Kaide’ye yardım ettiği iddiasıyla tüm malvarlığını dondurma kararı aldı ve kendisine seyahat yasağı koydu. Uluslararası alanda hukuk mücadelesi başlattı.
2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile hayatımıza giren gizli siyasi figürlerden birisi oldu. Başbakan ona kefil oldu. 2012’de o listeden çıktı. Kendini uzun süre unutturdu. 17 Aralık operasyonuyla gündeme geldi. Başbakanın kefil olduğu Yasin El Kadı, oğlu Bilal Erdoğan’la da ortaklığıyla gündeme geldi.
Bu kitap Yasin El Kadı’nın dününü, bugününü anlatıyor.”
KİTAP YAYINLANMADAN ÖNCE NELER OLMUŞTU
Yasin El Kadı 15 Ağustos 2007 tarihinde Hayırsever Terörist isimli kitap nedeniyle Nedim Şener’e 150 bin TL tutarında tazminat davası açtı. Mahkeme 22 Şubat 2011 tarihinde tazminat talebinin reddine karar verdi. Kitabın basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olmadığı ve halkı bilgilendirmek için yazıldığı karara bağlandı. Yargıtay da mahkemenin bu kararını 4 Ekim 2012’de onadı.
Bu onama kararından bir gün sonra, yani 5 Ekim 2012 günü Birleşmiş Milletler Yaptırımlar Komitesi Yasin El Kadı’nın malvarlığının dondurulması ile ilgili kararın kaldırılmasına karar verdi. Türkiye’de de Bakanlar Kurulu BM’nin kararına uyarak 11 Ekim 2012 günü El Kadı’nın malvarlığı hakkındaki dondurma kararını kaldırdı. (Bu kararı Birleşmiş Milletler Yaptırımlar Komitesi kaldırdı. Türkiye de bu karara uydu. Ancak Yasin El Kadı’nın adı halen ABD Hazine Bakanlığı’nın yasaklılar listesinde.)
Yasin El Kadı’nın ilk işi 23 Kasım 2012 günü Yargıtay’a başvurarak, kitap hakkındaki beraat kararının kaldırılmasını ve Nedim Şener’in cezalandırılmasını istemek oldu.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14 Mart 2013 günü kararını verdi. Yargıtay El Kadı’nın talebini reddederken, bir de onu 219 TL para cezasına çarptırdı.“
Eskiden yağ, mazot falan gibi kuyruklar vardı…
Yokluk kuyrukları…
Onurlu bir devlet yönetimi vardı, her şeye evet demeyen…
Milli menfaatleri olduğu kadar korumaya çalışan.
Şükür Allah’a…
Bunlar sayesinde daha doğrusu PEZEVENK sayesinde…
Varlık kuyrukları ile de tanıştık, tanzim satışlarıyla falan…
Kuyrukta…
Ulan diğerleri bari direndi, sizler göt vere vere kuyruğa soktunuz bizi.
Sonunda bunu da görüyoruz kardeşler…
İnşallah, maşallah…
Daha nicelerini görmek nasip olur inşallah…
İstiklal Caddesine giriş kuyruğu…
Maşallah, dünyada…
Kuyruklar tarihine not düşüldü!
Oku, vaktim olduğunda…
Merkel ile ilgili…
Ve tabii…
Konu ile ilgili…
SU deprem ve obruk ilişkisi…
SUYUN HALLERI…
Birde çeyrekten oku gerçekleri…
İma etmiştim, yeryüzü ve yeraltı…
Nokta koyma vakti geldi.
Türklerde Aksaklılar, Aksaçlılar heyeti…
Rivayetler muhtelif isimleri üzerine…
AMA insanlık tarihinde birçok ülkede…
YÖNETIMDE…
İhtiyarlar heyeti vardı, VAR…
Köylerimizde…
İhtiyarlar kurulu…
NIYE???
Vakti geldiğinde!