Selanik

Damarlarında Türk kanı taşıyan kim bilmez Selanik’i?

Atatürk’ün evini, rahmetli Yaşar amca ile gidip ziyaret etmiştim…
Henüz 15 – 16 yaşlarındayken, belki on yedi…
Hiç unutmam, çok etkilenmiştim, beni etkileyen az sayıda yerlerden biriydi…
Keza Kudüs’ü ziyaretimi, ah evlat ah, babasının koca eşeği…
Kaptırdı kredi kartını otomata bıraktı beni arabasız, koca sıpa…
Almanya’ya döner dönmez banka yeni kredi kartı yolladı ama olan benim bacaklarıma ve gidip göremediğim yerlere oldu. Neyse, kısmetse bir daha sefere!

Konuyu Israil’e getirdim ya, beni bilen bilir sebepsiz tek söz etmem…
Selanik’in “ikinci” büyük evladı kim?
Ve bu evlat Osmanlı için canını dişine takarak elinden geleni yaptı…
Ama başardı ama başaramadı, Atatürk emsali sonunda devlet kurdu…
Bilmez yaratık…
Bilmez hayvan…
Bilmez g.t ve kılları AMA yalanla dolanla kandırırlar milleti(!)

Ortadoğu’da iki çıban başıdır bu devletler, uymazlar cahil Arap’a…
Arap özentisi g.t kıllarına, Persler başka, zaten adamlar kendilerine Arap dendiğinde kızıyor…
Halbuki tarihi bağ, dini açıdan da bu iki milleti, bu iki toplumu birbirine bağlar.

Az insan bilir bu gerçeği, farkında değildir birbirine karşı olan bağdan, sadakatten, gerçek sevgiden…
Az insan bilir ve g.tler, kılları hiç bilmezler anlatacaklarımı…
Bu evladın adı: David Ben-Gurion
Doğru hatırlıyorsam eğer genç bir subay iken Osmanlıyı geri püskürten İngiliz ordularına karşı
DIKKAT
Yahudilerden oluşan, on bin kadar gönüllü toplayıp Osmanlı saflarında savaşmayı arzuluyordu…
Maalesef başarılı olmadı değişik nedenlerden dolayı…
Bunun üzerine kalktı Amerika’ya gitti, orada bulurum diye…
Olmadı…
Gerisi konu dışı, demek istediğim BIZZAT kendi gözlerimle gördüm, YAŞADIM…
Haham arkadaş HAHAM senin gibi dincinin dincisi…
Yemin ediyorum, Kur’an’a el basarım, eminim, biliyorum O haham unutmayacak beni…
O ihtiyar dede, sinagogda, sarıldı bana, sımsıkı, evlada…
İsraillisi, Filistin’i Türkü çok sevdi, seviyor, koruyor, kolluyor Osmanlı yadigârını…
Evlat nasıl şaşırdı bilemez, tahmin edemezsiniz…
Ben…
Biliyordum, tarihi bilgi. Buna rağmen bende az şaşırmadım, bu kadarını beklemiyordum doğrusu.

Siyaset başka bir şey dostum…
Menfaatler bambaşka ama insan var ya, insan evladı…
O…
Her yerde aynı!
Unutmaz yapılan iyiliği, yapılan kötülüğü, yanlışı, unutmaz insan evladı!!!

Nomen est omen1 VEYA gigantomani2 ve genius3 üzerine

Allah çoluk – çocuğu, torun – topuzu korusun…
Bizler…
Geldik gidiyoruz ama ardımızda bıraktıklarımız istikbal vaat etmeyen, korkunç gerçekler!

Bu sabah izledim yine haberlerde, ABD…
Ya sabah sabah bela da okunmaz gerçi, iyi mi kötü mü, doğru mu yanlış mı bilemedim…
Şimdilik yedi milyar insan, açlık, susuzluk. Bilim çareler arıyor ve çare üretiyor AMA…
Ya sağlık? Ya tanrının yarattığı? Ister inan ister inama, milyarlarca yıldır evrile evrile bir çeşit dengede olan tabiat ne olacak?
Genetiği değiştirilen bitkiler, hayvanlar (Öjenik) tüm bunlar doğru mu yanlış mı zaman gösterecek(!)
Nitelik mi nicelik mi, bilemedim, bilemiyorum…
Allah, çoluk – çocuğu korusun!

Size bir örnek vermek istiyorum, belki demek istediğimi daha iyi kavrarsınız diye…
Sizler anlattıklarımı lütfen Türkiye üzerinde uyarlayın veya dünyanın herhangi başka bir ülkesine…
Tarihten, gerçekten yaşanmış, bilimin ispatladığı, insan ve ahlakını, hurafelere inancını, düşüncesizliğini VE tüm bunların çevresine etkisini sizler görün, düşünün ve ders çıkarın diye (…)

Paskalya Adası (Osterinsel)…
Eminim duydunuz veya resimlerini gördünüz, hani bir ada, üzerinde koca koca, devasa insan heykelleri. İşte o adadan bahis edeceğim size, heykellerden ve koca adada neden >>> tek bir ağcın <<< kalmamasından4

Hayatımda sevgi, saygı ve terbiye çok büyük bir öneme sahip olmakla birlikte yaşantımın birer parçası ve yine o denli önemli birer ögesidir. Özellikle saygı…
Sadece insana değil yaratana ve yaratıklarına karşı. Saygı, verilmez, gösterilmez, saygı hak edilmelidir!

Bak etrafına, gör tanrının büyüklüğünü, kavra, anla ulan anla!

Yok anlamaz insan, düşünmez, bakar kördür, düşüncesiz, bilgisiz hayvan…
Ülkemiz içinde söylenir, Anadolu’da eskiden geniş ormanların yer aldığını…
Romalıların kesip biçtiğini(!)
Saygı…
Atalara karşı, insan ve toplulukları, aşiretler, kabileler…
Ister ada ister kara hep böyleydi çünkü insan tek başına savunmasız, yaşamını sürdüremez bir varlık. En azından insanlığın çoğunluğu için bu söylenebilir. Birileri başlatmış olmalı Paskalya Adasında, yitip giden bir kabile şefine “sözde” saygı, anısına (…)

Diktiler koca heykeli…
Buraya DIKKAT, tonlarca ağırlığında. Haliyle nasıl taşınacak bu koca heykel? Kızaklarla!!!
“Tekerleğin icadı”, kestiler koca koca palmiye ağaçlarını, diğer kabileler bunu görünce kıskandılar…
Bizim başımız kel mi diye kendilerine sordular, onların ataları ata da bizimkiler su kabağı mi diye düşünmüş olmalılar. Haliyle insan doğasında yatan başka bir geçek, tevazudan, alçak gönüllülükten uzak…
Bizim atamız onların atalarından daha büyük, daha görkemli daha gösterişli olmalı dediler.

Yarış başlamıştı…
Bir parantez açıp kapayalım, ondan sonra on bir gelsin…
Bu ada bir kus cennetiymiş, denge arkadaş denge, hassas bir denge, her şey görünmese bile, birbirine bağlı >>> bağımlı <<<
Agaclar ve bitki örtüsü, hayvanlar, toprak arkadaş toprak, ölen ağaç ve bitkiler toprağa hayat veren…
Kuşlar…
Besin maddelerinden…
Yine ağaçlardan yapılan kanolar, denizdeki balıklar…
Heykeller büyüdükçe, tonlara ton katlandıkça kesilen ağaçlar o orantıda…
Aaa…
Gün gelmiş bir bakmışlar, ULAN kuşlar kayboldular…
Denize açılmak için ağaç kalmadı, kanoları nasıl yapacağız diye uyandılar…
Aç kaldılar aç, kızıl aç…
Başladı savaşlar, >>> birbirlerini yemeye <<< başladılar…
Sonunda…
S.kerim böyle atayı dediler…
Heykellerini diktiler ya putperestler dikilen heykellerden medet beklediler…
Yıktılar hepsini, devirdiler koca koca heykelleri…
Iş, işten çoktan geçmişti!

Bilmem anlatabildim mi?

Not: bak şimdi 1,2,3,4’ü unuttum…
Telafisi yakında
😊
Önce söyle güzel bir çurba!

Tutturdu kanser oldun diye

Gözler…
Gözler ve saçlar insan sağlığının birer dışa vurumu, göstergesi niteliğinde…
Gözlerimin akını unuttum…
Kırmızı, mavi, kan kırmızısı…
Evimin kadınları, başta anam olmak üzere söz birliği edercesine…
Önder, oğlum, ağabey çok zayıfladın…
Yeminle farkında değilim, pantolonlarım bir tarafımdan düşüyor o başka…
Bir gram arkadaş, bir gram daha az yük bacaklarda…
Benim için ne demek biliyor musun?
Derman yok, hal yok, güç yok, kuvvet yokkk!

“Kanser oldun benden saklıyorsun”
Yok anacığım yok bir şeyim, bilinçlide bir şey yapmıyorum…
İlaçlar…
Çok ağır, olağanüstü güçlü, malum olandan bir öncesi!!!

Anlatamıyorum…
Geceleri…
Tüm evi dolaşıyorum, bazen koltukta, yerde, yatakta…
Artık gözler nerede kapanırsa…
Yatak, yorgan yerlerde, uyandığımda eller, yüzüm, tüm vücut ölü gibi soğuk, buz…
Buzla çivi…
Kafa öylesine gitti ki…
Ne derdimi ne meramımı anlatabiliyorum, günler gecelerim, geceler günüm oldu…
Tarih yaklaştıkça aklımı yitireceğim diye korkuyorum, içimdeki sıkıntı katlanarak artmakta…
Görüyor üzülüyorum, üzülmekten başkacası gelmiyor elimden kötürümüm sanki…
Evet, öyleyim, sakat, engelli…
Tayyipgiller koyar Türkiye’nin A’sına…
Ben yine çalışabilsem eskisi gibi, el ekmek tutsa…
Ben…
Türkiye ile yetinmem, koyarım dünyanın A’sına…
Ahhh, eller bir ekmek tutsa…
Gerçekten çalışamamak, sevdiklerime istediğimi, istediklerini verememek çok üzüyor beni.

Çalışıyorum diye sakın şikâyet etme…
Şükür et haline!!!

Hazıra dağ dayanmaz der atalar…
Adımda Tayyip değil benim, o kadar tiniyetsiz değilim…
Sat, sav, yaşa…
Koyma pınar, pınar olmadıktan sonra…
Çalışmalıyım, çalışmalı, alnımın teri, el emeği, göz nuru ile kazanmalıyım helal parayı (…)

Penis hasetti, kadın mazoşizminden bir kesit (son sözlerim) mutalaka bitirecegim

Evet…
Ben siyasi bir anarşistim…
Bir gözlemci…
Allah ki sonsuz iman ve inancım var Ona ve Peygamberlerine…
Kadere ve kısmete, cehennem ve cennete…
Topluca, toplum olarak sevap kazanılmaz, günah işlenmez, topluca ki bu bile yazar kutsal kitaplarda, bir iyi kul, bir iyi insan bul…
Sodam ve Gamora’yı yerle bir etmeyeyim demiş tanrım Lüd’e…
Ama kader dediğin çoğu zaman ortaktır, kaderler paylaşılır.

Başından…
Yeminle…
Unuttum gitti, başım o kadar kalabalık ki!

En sevdiğim özdeyişlerden biridir, sanki bana, benim için söylenmiş…
Belki…
Bize, hepimize!

Kendisi himmete muhtaç dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede…

Ve yalın bir tespit, şahsıma ait…
Ben mazoşist değilim ama hayat çok sadist, sevdiceğim ise zalim…
Yalnızlığa…
Küsmedim, dostum benim, bu yüzden acısına, acıya alıştım!

😊

Sahi

İyi ki hatırlattın sevdiceğim…
Penis hasetti, kadın mazoşizmi…
Görüyorsun ya, yeminle boş bir saniyem yok, kalmadı, gücümde tükenmek üzere…
Hani sana hep diyordum ya, kendin görüyor, biliyorsun…
Kalmadı bebekten farkım…
Kafa yastığa değdiği anda, önder gitti…
Gece yarısı uyan, bir araba dayak yemiş gibi…
Sevdiklerim, sen, beni yiyip bitiren, TÜKETEN…
Bakalım belki bu sene, Tayyip kerhanesinde, Agop’un meyhanesinde…
Sen kalbimde, taaa derinlerde, dertlerle birlikte…
Bakalım, belki son nefesimle birlikte (…)
Seni senden istediğim gibi…
Anla sevdiceğim anla, anla bir tanem anla, güllüsü anla, anla gül danesi anla…
Bitti!

Not: Hepsinden önemlisi bilişim güvenliği…
Gençler papatyam, çocuklar gülümmm…
Hepsinden önemlisi, o makaleyi bitirebilsem şükür namazı kılacağım yeminle!

İnsanlar

İnsanlar birbirine neler etmiyorlar ki, ne ağır sözler…
Aaa…
Bir bakmışsın sanki hiçbir şey olmamış gibi yine haha, ha, hihi, hi…
İnsan…
Tükürdüğü yüze bakar mı hiç?
Ben ya-pa-mı-yor-um…
Noktayı koydum mu ölümüne!
Bu yüzden el mahkûm, ben mahkumum.

Hangisi doğru, hangisi yanlış onu da bilmiyorum!

Güler misin ağlar mısın veya işin gücün yoksa

İtle, kopukla uğraş…
İçimden öyle geçiyor ki herkese öylesine bir s.ktir çekeyim…
Hiç kimse alıp, alıp da gidemesin, otursun g.t üstü.

Yok arkadaş bir yaştan sonra alemin pis ağız kokusu, hele hele cahil cühelanın…
Öküzün…
Ağız kokusu hiç çekilmiyor!

Dün akşamdan beri içim içimi yiyor, uyku uyuyamadım sinirden…
Bilirim aslında s.ktir çekmesini, çok iyi bilirim…
AMA…
Aması var işte, el mahkûm…
Yeminle, hele hele bu sene sonundan sonra KIMSEYE borcum yok, kalmıyor, bitiyor…
Kimseye gebe değilim…
Bugüne kadar boyun bükmedim, bu yaştan sonra hiç bükmem…
Ne yazık ki el mahkûm, sevdiklerim, kalbimde olanlar…
Ne yazık ki el mahkûm, ben mahkûm.

Öyle kötü bir huyum var ki, yok değiştiremiyor kendimi aşamıyorum…
Köprüleri yıkmakla kalmıyor, yakıyorum…
Yakmakla da bitmiyor, küllerin üstünde bir de tepiniyorum, her şey un ufak olana kadar…
Kızılı gören boğadan beterim, sigortalar atmasın…
Kendimi kaybediyorum adeta, ayakta kalan, “sağ- salim” kalan…
Kalmıyor etrafımda!

Işın kötüsü…
Hayatımın hiçbir safhasında böylesine ne yapacağını bilmez, bu denli güçsüz – kuvvetsiz his etmedim kendimi. Tarihte yaklaşıyor gittikçe…
El mahkûm, ben mahkûm, elbette çıkacağım belki dönüşü olmaya yolculuğa…
Ben bu çileyi neden çekiyorum ki?
Ne görmek ne bilmek ne düşünmek nede yaşamak istiyorum…
Ben bu çileyi neden çekiyorum ki?

Başımdakiler yetmiyor…
98 yaşında, yok pardon 99’a girdi…
Oma, iki katli müstakil bir evi var, 50 – 60 sene önce yapılmış ama…
DIKKAT…
Isı yalıtım vesaire yönlerden yeni yapılmış ev gibi, düşünen, planlayan insanın gözünü seveyim…
Hafta sonundan beri kardeşle, sıpalarıyla uğraşıyorum…
YETMIYOR…
Bu sabah telefon ediyor, tüm evde sular kesik. Hayda, aldın mi başına bir belayı daha…
Gerekli yerlere telefon ettim, geldiler, tespit:
Ana vana kesik!
Ulan ben senin ananı, avradını, dinini imanını…
Açtık, sanki şelale, ulan bu kadar su nereye gidiyor? Meğer, yukarı kata tuvalet bozulmuş…
Herhalde vanayı kendi kapattı, unuttu…
Ben aptalım, salağım da bunayan insanla uğraşmak…
Hele hele manyaklarla uğraşmak…
Kaderimmiş, ağlayasım var, hüngür hüngür ağlamak!
Yoruldum, uykum geldi, bu kadar stres ne kalbime ne beynime iyi. Ölmek istiyorum, sadece ölmek.

Souveraineté

Rahmetli babamın sözüdür:
“Erkeğin, attığı adımlar duyulacak, girdiği, bulunduğu yerde varlığını his ettirecek, orayı dolduracak!”

Souveraineté, Fransızca kökenli bir kelime olup…
Bir şeylerin üstünde durmak, üstün olmak, duruma – vaziyete hakimiyet veya egemen olmak anlamında kullanılmaktadır. Hukuk kuramında bir kişinin veya bir toplumun oluşturduğu devletin bağımsızlığını ve egemenliğini vurgular, insan hakları bildirgesinin temel ilkesidir…
İnsanın…
Kendi kaderini, geleceğini tayin edebilme hakkı ve bu hakkın getirdiği “özgürlük”, sorumluluk ve görevler bütünüdür!

Affedersiniz…
Tabiri caiz ise iki ucu b.klu bir değnek misalidir egemenlik…
Özgürlüktür, bağımsızlık ancak sınırsız değildir…
Sorumluluklar ve görevler bütünüdür, bu açıdan bakıldığında herkesin, her toplumun harcı değildir…
Kısacası herkesin altından kalkabileceği, taşıyabileceği bir yük değildir!

Egemenlik…
Bağımsızlığını muhafaza edebilmek, bir hükme varabilmek, hüküm etmek…
Bilgi, bilinç, uzak görüşlülük ve neticede hesap – kitap işidir(!)

Almanya’da seçimler kapıda…
Dün akşam iki rakip televizyonda karşı karşıya geldiler, konulardan biri Türkiye idi…
Çok şükür…
Türkiye ve AB üyelik süreci, ilişkiler dondurulmalı mi?
Gibi bizi de ilgilendiren önemli konular dile getirildi. Ancak…
Türkiye değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni SÖZDE yöneten, hükme varan, hüküm eden…
“Hükümetten” söz edildi, haliyle >>> çalarak <<< oy çokluğuna erişsen…
Bu yüzden >>> meşruiyeti şüpheli <<< Recep Tayyip p.zevenginden de söz edildi…
Bu çok önemli bir tespit ve yerinde bir ayrımdır. Avrupalılara ama özellikle Almanlara tavsiyem…
Bu itin ve zihniyetin anladığı iki dil vardır…
Sopa ve para, sopa atılamayacağına göre, kurunun yanında yaşın yanacağını bile bile…
Para muslukları kesilmeli, her türlü ekonomik ilişki askıya alınmalıdır!!!

Türkiye Cumhuriyeti…
AKP gelene kadar >>> kendi kendine <<< yetebilen, kendini ayakta tutabilen sosyal ve ekonomik bir yapıya sahipti. Bu özelliği ile dünya ülkelerinde bu güce sahip, doğru hatırlıyorsam, yedi ülkeden biriydi! Rezil ettiler koca memleketi, bunun hesabi verilmeli!!!

Emin Çölaşan’a açık mektup

Arap’larin gözünden I. Dünya Savasi (özbeöz Türk’üm Efendim, özbeöz Türk)

Sayın Çölaşan,
Değer verdiğim, hürmet ettiğim ve sevdiğim bir gazetecisiniz. İnsanız, sadece insan!
Ermeni konusunda olduğu gibi Arap konusunda bende kimi zaman duygularıma yenilip YANLIŞ sözler sarf ettiğim oldu, oluyor. Nice Ermeni ve yine nice Arap asılı insan(ımız) atalar ile cephede bu vatan bu millet için canlarını feda ettiler.

IÇLERINDE MILYONLARCA HAIN DAHI OLSA, O BIR INSAN…
Vatan için…
Millet için malını, canını ortaya koyan O INSANIN yüzü suyu hürmetine genelleme yapmamaya gayret etmeliyiz. Evet, gerçekler!!!
Para için, kaşındırılan milliyetçi duygular eşliğinde insanlar bölündü, bölüştürüldü…
Din kardeşliği dahi olsa…
Kardeşi kardeşe kırdırdı. AKP…
Bildiğiniz üzere yıllardır torba yasalar ile…
KHK’lar ile GENELLEMELER ile sözde yönetiyor. AYRICALIGIMIZ olsun, bu zihniyete fark…
Ki farkındalık yaratarak insanlarımızı DOGRU yönlendirelim, “doğruları öğretelim”
Bilmemek değil öğrenmemek ayıp olan. Lütfen Emin Bey genelleme yapmamaya özen gösteriniz.
Evet, Arap para içinde Osmanlıyı sırtından bıçakladı…
Ve yine PARA için kutsal topraklarda ata yadigârını yıkılıp otel diktiler…
Almanlar der ki “Geld, regiert die Welt” yani para dünyayı yönetiyor…
Doğru söze ne denir? Bizlerin vazifesi gerçekçi olup, bilim ışığında insanlara ışık tutmak değil mi?
Ekte gönderdiğim üç izlence, fırsat bulursanız, lütfen izleyiniz. Bilimsel gerçekler, bati gözü ile yorumlanmış, nispeten tarafsız, yani bilimsel veriler ışığında!

Saygılarımla

Önder Gürbüz
Wordpress.gurbuz.net