„Öleceğim, olecegim diyorsin, ölemedin, geliyorsun yine basima“
😉
Ulan karı bir gidersem…
Pir giderim, görürsün.
Hakli ya, kolay bir insan degilim. Hic degilim…
Kismetse evde yazarım artik yazmak, söylemek istediklerimi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ∙ Ne mutlu Türküm diyene, diyebilene
„Öleceğim, olecegim diyorsin, ölemedin, geliyorsun yine basima“
😉
Ulan karı bir gidersem…
Pir giderim, görürsün.
Hakli ya, kolay bir insan degilim. Hic degilim…
Kismetse evde yazarım artik yazmak, söylemek istediklerimi.
inan…
Gün boyunca aklimdan geçenleri, duygularımı dile getirebilsem. Ah bir dile getirebilsem…
Yıllarını verdin bana, ben sana…
Neden?
Denemek istiyorum…
Anlayana…
Benim durumumda olan insan az vardir ama…
Bu kadar karmaşa…
Arap’in saçı halt etmiş yanında.
Bu yuzden buradan yazacağım…
Allah…
Dua, tecrübe ve gormek üzerine. Çok şükür biraz düzeldim, bacaklar. Saate bak…
Ogleden evvelden bu yana.
Telefon durmadı bugün…
Işten çıkmışlar dogru bana, kardes, evlat…
😀
Nasil tarif edilir bilmiyorum, okşadım tombik yanaklarını. Yiyecek, içecek getirmis…
Baklava…
Allah razi olsun paşam ama yiyemem, yemekle pek aram yok ama Cola, meyve suyu litrelerce…
Bu yuzden şişiyorum…
Bildigin konu…
Evladi yolladıktan sonra. Önce Allah…
Yazmamış olacak SONRA sana pusula olan…
Pusula olacak…
Allah buyuk, elimden geleni ADIL, taraf tutmadan yapmaya çalışacağım. Biliyorsun…
Hep dedigimdir, Allah benimle, sevdiklerimle…
ARTIK…
Sende ikna olmuş olmalısın.
Ölüm…
Ölüm nedir ki gülüm…
Ebedi ayrılık mi, hatıralarınla baş başa…
Yoksa…
Geçiçi bir süre icin hasretten, dayanılmaz özlemden mi ibaret?
VEEE…
Sezarın karşısına dizilirler…
Ölüme adanmış olanlar, selam ederler muktedire…
Kisa bir an sonra, can vermek can almak üzere.
BILIYORSUN…
Pişmiş tavuk halt etmiş yanimda…
Azrail…
Kanka bana. Patlıcan, patlican…
Çıkmayan can ve daha kisa bir sure önce yazdım sana, Allah her kuluna nasip etmez…
Öleceği zamanı kestirmeyi, BENZEMEZ çatışmaya girmeye, silah arkadaşlarınla…
Olasılık…
Yarı yarıya. Ve evet vardir kimi görevler..
Geri dönme ihtimali neredeyse sifir.
Sıfırı…
Kac kez tüketti bu kul?
BIR ILK…
Benim için yaşamamıştım oncesi böylesini…
Yattığım yer, yok her biri bir gladyatör degil, ben dahil…
Ölümü bekleyenler, bilirsin beni…
Izlerim, gözlemlerim hem cinslerimizi…
Konuşur…
OKURUM VUCUT DILERINI…
Bilinç altları gizli kalmaz benden, okurum ruhlarini.
Umutlar…
En son söner. Ve Rabbini hatirlar unutanlar…
Bak ya gitti gene tum yazdiklarim. Aman be, insanda heveste kalmiyor
Devam edecek…
Sevdikleri…
Kardeşleri (annem de) hepsini gördü, vedalaştı gitti. Allah cümlemize nasip etsin vedalaşmak, helelligi
Nasil sevindi…
Kurban kesecekmiş, taraftar değilim can almaya gerekmedikçe ama fakir, fukara.
Ya ne yaptılar, nasil narkozdur…
Yoksa yaş mi bilmiyorum, sersem gibiyim, uçuyorum, ayaklar yere basmıyor.
Ama…
Her seferinde gittikce guclesiyor…
Alt tarafi narkoz…
Toparlayamiyorum kendimi. Optum
Bugün yaş gününmüş haberim bile yok…
Masada doktorlar tebrik etti..
Kansere benzemiyormuş, parca bile almamışlar
(Yayilma riski, her ne ise, cigerleri zedelememek)
3. Kez dünyaya gelmiş oldum..
Vaade dolmamış, 4uhlar sözleşmesinin gereklerini yerine getirmemişim demek
😉
Yarina çıkıyorum hastaneden AMA
kemikler ama beyin. Anlatırım evde
Hep dedim sana
Kör olma meselesi gibi, hic ciddiye alamadım
SİZLER
Mahvetiniz beni
Bitmek bilmeyen bir kavuşmuş…
Her an uyanacakmışım gibi!
Çıktım…
Ağrı yok, felaket öksürük
Dünyada ne kadar çok manyak var…
Yürürken bile, yürürken…
Tam internet bağımlıları…
Benim icin cep, telefon…
Bilgi bankası…
Istisnai durumlarda, internet.
NOKTA
Yukarı çıkmam lazim yavaş yavaş…
Tüpe bağlamayacağım, oksijen, ilaçlı…
Bugun daha yazabilir miyim bilmiyorum, tam narkoz. Merak etme beni. Kendime gelince ruhlari yazmaya devam ederim
Ilginç bir tip…
Alman…
Ama gormedim daha böylesine aileci…
Anne diyor başka bir sey demiyor.
Kader…
Biri „ipsiz sapsız“ diğeri…
Pariste uzay mühendisi.
Aman ya, offf…
Saat 04:15
Genç 13 – 14 yaşlarında, EFENDI bir çocuk…
Gece yoldaş oldu bana, epilepsi…
Bana WLAN, kablosuz teklif etti. Hic ister miyim, yazmistim ne kadar pahalı oldugunu. Var flat’im. Ne gereği var?
En çok da, gence, bebeye, kadına, ihtiyara acırım. Allah…
Acil şifalar versin. Gerçekten cok zor, hele hastalık kroniklesirse.
Neyse…
Her halde yapmamam gerekirdi, kahve…
Iki sigara. Ilk ben girecektim, acil girdi araya. Gelelim kurama; bak ya tum yazı gitti gene. Başlıycam cebine de, internet bağlantısına da 4g sinede bilmem nesine. Bu yüzden, cep olsun olmasın bölük bolcuk hep arada yayınlarım ki kayıp olmasin, ta seksenlerden kalma bir aliskanlik. Eskiden cok olurdu.
Işin kötüsü hafızam, vura vura kafayı araba camlarına akil kalmadı. Düşünceler dizini, bilişim gibi, arka arkaya, eski model tof tof. Gecemedim henuz paralel sisteme. Giti mi gitti. Ile düşünceler inci kolye misali, tespih gibi…
Arka arkaya…
😉
Ne yapalım kardeşim, ihtiyarladim.
En güzeli modem…
Bip, bip, düttt, bip, bip…
Kesinlikle boyle şeyler olmazdı. Gençlik yıllarım, oyun hackledigim yıllar, aaa iyi oldu…
Aklima geldi, bu vesile ile oyun kuramını da anlatmış olurum sizlere. Gittim kahve aldim, SON sigara. Saatler var daha, oksijen, ilaclar ile. Icimde ne varsa ufler gider.
😉
Var her şeyin caresi…
Işin yoksa tekrar yaz…
Bu kurama göre yani ruhlar sözleşmesine göre..
Ki…
Anlayamadım, tanri var mi yok mu…
Kitabi henuz okumadim, aklimda kalan ile…
Ruhlar âlemi VAR…
Biraz bana Budizm VE bizlerin, yani Türklerin eski inanışı Şamanizmi hatirlatti…
Ruhlar aralarında sözleşme, anlaşma yaparmış.
Bir önceki görevlerine, başarı oranlarına göre ömür biçilir dünyaya yollamışlarmış (melekler!???)
Oma geliyor hep aklima…
„Cennette, cehennem de bu dünyada!“
Bu kuramda…
„Bir kutup yıldızı kayması“ var…
Varoluş…
Izah edilmiyor. Tekrar hatirlatmakta fayda var, arkadaş her şeyi dogru nakil etti mi bilmiyorum. Okuyacağım o kitabi kismetse. Bir Albert Einstein dahi yanılabilir diye yazmıştım…
Izafet kuramı, ismini bir turlu dogru yazamam, geçenlerde vefat etti hani…
S. H. diye kısalacağım…
„Hawking???“
DIKKAT…
Yüksek fizik, buna göre madde yoktan, tekrar YOKTAN var olabiliyor…
Bir kahve…
Bir cigara, Önder düş yola!