### Okurlarımın dikkatine ### KONU olağanüstü ciddi ve bu ciddiyete istinaden GEREKENLER YAPILMALI ###

Feci bir gün, benim için felaket bir gün olacak…
Gece çok şiddetli ağrılar ile uyandım, INANIN LÜTFEN Çeyreğe…
YAZMAZ YAYINLAMAZ gereksiz, emniyetsiz bir şey!!!

Mesele…
Ermeni Soykırım iddiasına dönmekte…
Bademler…
O ADI PEZEVENK bugüne kadar neyi doğru yaptı ki bu meseleye de gereken itinayı göstersin, gereken emniyeti gereken önemi versin?

Hukukçu değilim…
Ama ömür hem özelimde hem mesleki olarak hukuk maddeleri arasında geçti…
Ve yine…
Mesleğim gereği, BILGI ve bir o kadar önemli MANTIK hayatımda cok önemli.

Devam edecek, gün içeresinde bitirmeye çalışacağım makaleyi. YEMINLE gönül isterdi hem O kadına, zilliye hem Alman Dışişleri Bakanına cevap vermeyi AMA…
Bir, değmez…
İki, vaktim yok…
Üç, berbatım berbat!

Oku, gerisi gün içeresinde

Böyle olmalı, dua eden diller…
Tanrıya yakaran eller ASLA dert görmesin, teşekkür ederim kardeşler:


+

“…Yıllarca…”
Kafa çalışmadı kafa…
Bu yönden olaya hiç yaklaşmadığım içinde anlayamadım tabi olup biteni…
Sonra…
Ne bileyim ben (düşüncesizliğim, bre aptal kendin diyorsun hangi işleri doğru ki?) dedim…
Gerekleri yerine getirmişlerdir(!)

Şu anda iletişim başkanı konuşuyor ekranlarda…
Sayın Cumhurbaşkanı ne büyük ne bilge bir insanmış ki…
>>> Birleşmiş Milletlerde <<<
Bilmem ne bilmem ne!

OKU…
Anlayacaksın ne demek istediğimi!!!

Ama ÖNCE kimi ek bilgi:
1. Köln, hafta sonu Kürt kökenli PKK yandaşları sokaktaydı…
> Kandırılmış kitleler, Kürdü, Alman’ıyla birlikte <
Bir kadıncağız, Alman, 80’lerinde…
“Çocukları öldürüyorlar” diyor ekranlarda…
Haber kanalarında alt yazı geçiyor, DIKKAT çok önemli…
Kürtler…
Bilmem ne bilmem ne…
Köln kentinde, Erdoğan ISTILASINI protesto ediyorlar…
Kimler, kimler???

KÜRTLER(!)

PKK yandaşı diyen yok, Kürtler protesto ediyorlar…
>>> Protestoya katılım geçen yıllara nazaran daha az <<<
Aynen böyle geçiyor alt yazıda, aynen böyle…
Bu cümleden ne gibi sonuçlar çıkarılabilir?
Veee…
Sayın seyirciler, okurlar…
Bademlerin, PEZEVENGIN vahim hatası nerede?

Parayla değil kardeşim, parayla değil…
Sırayla…
Ben badem miyim, O pezevengin benzeri?
Bir Atatürk milliyetçisi, bir vatansever böylesine VAHIM hatalar yapabilir mi…
Düşünen, gören bir insan yapar mı bunu?

Açıkça…
Cehaletin bir göstergesi!

Kasımpaşa görgüsü, kültürü…
Cehaleti daha ne bekleyebilirsin ki?
Umarım dün izlediniz yayınladığım “kabareyi”

İzliyor musunuz borsadaki gelişmeleri?

12:30 / 11:30

Dolar 5,8331
Euro 6,5173
Çeyrek altın 457,97
Borsa 97568

SA – TI – LI – YOR – UZ!

2. Dünya beşten büyükmüş, iyi ki bir slogan tutturdu…
Birleşmiş Milletler…
Ulan ADI pezevenk, ulan yüzsüz…
Uyuz hırsız…
O kadar REZIL bir tercüme ki, o kadar olur AMA kimi gerçeklerde meydanda…
Bozuk bir saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir unutma!

izle AMA ANLA sözleri

Devam edecek, kısmetse bitecek, BITMEK ZORUNDA…
HAYATI!
Canım çok acıyor, sırtım…
Oma…
Bir metre genişliğinde yer kaldı, 1 metre…
Koca dolap var, gerçek ahşap…
Söküp atmam gerek hem çok ağır hem neyi nereye koyacağım ya, mecburen atmam lazım.

Belki diyorsun Brexit konusunda yanıldın, İngiliz siyaseti…
Ya herifler BackStop konusunda “istedikleri” tavizi aldı mi almadı mi?
Ve daha bitmedi…
İnan, tarih bu konuda Merkel’i çok kötü yargılayacak!

Barış Pınarı…
Yazmış, anlatmıştım…
REZILLER!

Sadece hırsız değil aynı zamanda şantajcı!

Şantajda, hırsızlık gibi bir suçtur bunu biliyorsunuz değil mi?
Diplomasi…
Yok ima bile edilmez, söylenmeden, söylenmek istenenin kafa, göz yarma sanatı…
Şantaj yapılmaz, en fazla tehdit edilir ve karşındaki, yani muhatabın…
Bilirse ciddiye alınacak birisin…
Tehdit genelde ciddiye alır!

3. NATO karar aldı…
Rus – Suriye birliği ile Tayyip ordusu arasında bir çatışma çıkarsa…
NATO tarafsız kalacak!

Yedin mi bilmem neyi?

Karşında YPG – PKK…
Yetmedi Rus -Suriye birliği…
VE…
Perde arkasında ipleri oynatan YOK ya ne Amerika’sı, AB(D)…
Israil, Israil güveliği, coğrafyaya ait uzun vadeli planları!

Neyse çok uzadı, gelelim Birleşmiş Milletlere…
Uluslararası hukuka…
Yoruldum, hem canımda yazmak istemiyor artık!

Tabii böyle bir olasılığa ihtimal dahi vermek istemiyorum…
Bunun için Putin olsun Esad fazla akıllı, bizimkinde eksik olandan onlarda fazlaca var…
Ancak…
NATO’nun tarafsızlık ilan etmesi, yârinki görüşmeden çok önce tarafsızlık ilan etmesi…
Dikkate şayan bir karardır.

Breh, breh, brehhh…
Ne kalite, Allah’ım ne kalite…
Gerçek ahşap, gerçek…
Eskiden her şey daha iyi veya daha kötü değilmiş…
Kalite varmış KALITE…
Bugün ara bul böylesini, kalite…
Eşyada ve insanda!

Ediş ile Bediş gibi el ele tutuşmuşlar geliyorlar bana doğru…
İkisinin de yüzü gülüyor, belli, ya konu benim, benim ile dalga geçiyorlar…
Hepsinin en sevdiği şey, gelsinler bir araya, kardeş dahil beni çekiştirsinler…
Veya birinden biri diğerinin komiğine gidecek bir şeyler söyledi.

Cam açık, sigara içiyordum…
O koca beden nasıl camdan girdi, sımsıkı sarıldı bana, başladı ağlamaya…
“Bugün Sxx annemin ölüm yıldönümü”
Dayanamadım, zaten çok özlemiştim, bende başladım öpmeye, başını okşamaya…
Özellikle anaokulunda nasıl kızıyorlardı bana AMA NASIL…
O…
Onlar onun annesi, ağabeysi olabilirmiymiş?!

Bok yemisiniz siz…
BOK…
Yok yaptım oldu değil, anlatarak, öğreterek içinde o sevgiyi, saygıyı uyandırarak bu günlere geldik…
Yürekten, samimi bir sevgi onlara karşı…
Gözüm arkada kalmayacak, biliyorum bayram seyran O onlara karşı…
Ölmüşlerine karşı tüm görevlerini yerine getirecek.

Yoldayız sordum hanıma, sen mi hatırlattın?
“Yok” dedi, „bir iki kez ben hatırlatmıştım senelerden beri O biliyor, bilincinde.“

Annem arıyor beni, konuşmuşlar…
Çok sevinmiş hem benim onun için gelmem hem annesi karalahana dolması, sarması yapmıştı onu götürdük. Dedi “Oğlum yapma, af et”
Yok dedim, af edemem…
“Oğlum senin zamanındaki saygı yok zamane gençlerinde, çağ deşikti, artık hepsi böyle”
Iyiii…
Çağ değişti diye her şeye, her türlü terbiyesizliğe, saygısızlığa izin vereceğim öyle mi?
Görüyor kuzenlerinden…
Görüyor Alman arkadaşlarından…
Ben IZIN VERMEM!

Benzetiyor beni Mithat dayıma, O da böyle…
Ya dayımdır, birinden birine çekecektim. Ona çekmişim.

Sen sanıyor musun ben durduğum yerde durabilirdim…
İki elim kanda olsa, gırtlağıma kadar kan içinde…
Durur muydum, pederin vefatı misali…
Olmasa benden, ben olan yanlarında?

Neden anlattım şimdi durup durukken bunları size?
Kimi değerler vardır…
Örf ve adetler, gelenek ve görenekler…
Usuller…
Ne zaman dinler ne çağ!

Anneye, babaya, büyüğe saygı, küçüklere sevgi bunlardan sadece biri!

Saygı, sevgi…
Hak edene gösterilmeli ki ben hak ettiğimin hem bilincindeyim…
Üstüme düşen her şeyi yapıyorum…
Hem hak ettiğimi farz ediyorum. Ağaç…
Yaşken eğilir!!!

Gelelim Birleşmiş Milletlere ki anlayacaksınız bunları neden anlattığımı…
Yandaş, yoldaş basının dilinde AMA…
S.kimden aşağıya Kasımpaşa!

Birleşmiş Milletlerin…
Uluslararası Hukuk anlaşması…
51. VE 54. Maddesi!

Almanca:
Indir, OKU
Türkçe mi desem Türkiyelice mi bilmiyorum:
Indir, OKU

Ne Birleşmiş Milletlere hesap veriyorlar…
Ne HAKLILIGIMIZI uluslararası zeminde anlatabiliyorlar…
Örneğin, yazmıştım Hafız Esad, ta o zamanlardan kalma anlaşma…
Adana Mutabakatı falan…
Yok kardeşim YOK…
Bu heriflerden ne köy olur ne kasaba, her şeyleri göstermelik…
GÜNÜ KURTARMA, bu konuda dönecek Ermeni soykırım iddiasına!

Zeynep Hanımı çok dikkat ile, ANLAYARAK okuyun lütfen:


+

O kadar şaşırdım ki ekranlarda görünce

Konuşuyor Hakan, yapıyor söyleşi Prof. Aybet ile…
Gözleri Amerikan televizyonlarında Tayyip’i savunurken selektör çakan…
Ama en ilginci dün sabah haberlerinde konuşturulan…
Avrupa Birliği eski Milletvekili Ozan Ceyhun…
Onunla tanışıp işim oldu vakitler ile dünkü konuşmaları arasında dünyalar var.

Dün söyleyeceklerine pek bir ekleyeceğim, söyleyeceğim çok gerçi(!)

AMAAA…
Ben bu herifi kaç seneden beri tanıyorum VE onun kendini nasıl tanıttığını çok iyi hatırlıyorum…
Akşam olup eve geldiğimde, gece meçe demeden şoktan kendimi toparlamaya çalışıyordum…
Allah’ımmm…
İnsan doğduğu topraklara nasıl böyle ihanet eder, nasıl aleyhte bu kadar ağır laflar eder?

INAN…
Hiç bir zaman ne doğduğum ne doyduğum topraklara bunu yapmadım, yapamadım…
YAPSAYDIM…
Bugün nerelerde olurdum bilmem?

Bak Alman Sol Partisinin bir milletvekili…
Konuşuyor zili…
Dikkat, Tayyipistan uluslararası hukuka aykırı operasyon yapıyormuş oralarda, ismi…
Sevim Dağdelen, çok isterdim onunla göz göze gelmeye…
Laflarını nasıl yuttururdum ona…
Arkasına bakmadan devrilir giderdi karşımdan!

Kol kırılır yen içinde kalır der atalar…
Kendini bilen insan, onur sahibi pazarlamaz kariyer uğruna kendini…
Vat ve milleti.

Ne Ceyhun ilk ne Cem Özdemir iki…
Ne kalacak bir Sevim son…
Kendini pazarlayan!

https://www.linksfraktion.de/themen/nachrichten/detail/gutachten-tuerkische-invasion-ist-bruch-des-voelkerrechts/

Dikkatiniz çekerim, Alman Parlamentosuna sundu raporda haberde.

### MUTLAKA izle ###

Doğru hatırlıyorsam yazmış, anlatmıştım. Bugün yağan yağmuru 15 sene sonra içiyoruz

Bir, evet HERIF var CNN Türkiyelide, SÖZDE suyun ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışıyor…
Her anlattığı, tanıttığı kaynağın, pınarın, gölü, gölettin içine O pis bedenini sokarak!

Almanya’da “deniz yok” tabii…
Yukarıda…
Yüzme havuzları her yerde, âdettendir…
“Herkes” havuza girmeden önce duşun altında yıkanır, sabunlanır…
Bilmem ne demek istediğimi anladınız mı?

MUTLAKA izle

Ya ne yaparsak yapalım, iyi niyetli bile olsa…
Yarım yamalak, “ZARARLI”
Yanlış, düşüncesiz!

Çok pis bir rüya gördüm bu gece, Allah hayırlara çıkarsın

Gittim kardeş ile konuşmaya, kalp kalbe karşı ya…
Hani geçen gün gelen mektup, kızlık ismi. Korkmuştum ya, aklıma neler neler geliyor…
İyiyi, güzeli düşünemez oldum artık…
O da görmüş benzer bir rüya…
Dedi “çok fazla takıyorsun beni kafana!”
Yaaa…
Kimim var bu dünyada?

Bir avuç insan, bir avuç…
Rahmetli pederin dediği gibi “mini mini bir aileyiz”
Kafa duman…
Beden perişan…
Gidecekler üçü bu gece kısmetse sinemaya, SEVINDIM, gitsinler…
Kardeş, DayDay, hanım…
Kadın kadına, canıma minnet, düşün Önder oturacak hiç kıpırdamadan iki saat sinemada…
En son evlat ile gitmiştik, uyuşturucu üstüne uyuşturucu…
Ne oturabiliyorum uzun süre ne yatabiliyorum ne ayakta…
Hepsinden biraz biraz, karışık ortaya…
Dedim kızım şükür etmemiz lazım, şükür…
Kimsecikler dayanaMIyor kapımıza…
Bu zamanda…
Daha ne isteyebilir ne gözetebiliriz ki ÖNEMLI OLAN…
Aile ayakta!

Alman, hanımı hani MS hastalığına yakalanan…
Hemşire…
Neler antanttı bana, neler neler…
Bundan bir iki gün öncesiydi galiba sabah haberleri…
İki “bebe”, iki kardeş okul çocuğu…
DIKKAT…
Bir aydan beri okula gidemiyorlarmış, taşınmışlar, okul “uzak kalmış” servise para yokmuş…
Belediye omuz çıkmış, DIKKAT DEDIM YA…
Haberlere konu oluyor HABERLERE…
Anladığım kadarıyla anne “ev hanımı”
GÖTÜMÜN KENARI…
Belediye ödeyecekmiş servis parasını, okul…
900 metre uzakta…
2×900=1800 metre…
O karının bacaklarından tutup, bilmem nesini ağzına kadar ayırmayan…
Ne olsun???

Sakat olsa, özürlü hadi neyse…
Domuz gibi, domuz…
Bizim vergilerimizle besleniyor böyleleri, bizim vergilerimizle!

BEN…
Önder Gürbüz, uzaktaki yakındakiyle birlikte…
Ailemin kadınlarını öpüp öpüp başımın üstünde taşımam lazım…
Her biri…
Başımın tacı, her biri!

“Kız” sabahın bir köründe çıkıyor evden, Frankfurt’a…
Bankaya…
Hepsi, hepsi öyle kadınlıklarını bilemediler…
“Gecenin bir yarısı” dönüyor evine!

İşte O kadında buna benzer, yabancılar, mülteciler hakkında neler anlatıyor bir bilseniz.

Inimicus deus*

Evet…
Bunlar deyyus1, Latincede deus farklı bir anlam taşıyor…
İkisinin de okunuşu bezerdir…
😊
İnan bana bunlar tanrının düşmanları.

* Latince: Feind Gottes, Allah’ın düşmanları
1 karısının ya da kendisine çok yakın bir kadının namussuzluğuna, erkeklerle düşüp kalkmasına göz yuman, aldırmayan kimse anlamında sövgü sözü.

Sadece bizlerde değil, sadece bizlerde değil

Genel olarak…
Her yerde bir yozlaşmayı görmek, izlemek mümkün…
Ekmek, yumurta falan alamaya gittim, bir Alman…
Fırında…
Fırlatması, nasıl bağırıyor, nasıl huysuzluk yapıyor…
İlle kucağına al beni, KARI’NIN umurunda değil…
Evinde ver terbiyeyi, EVINDE…
Birde söyleniyor çocuğuna, “bağırma alayım kucağıma”
KALTAK…
Bunca insani rahatsız etmeye ne hakkin var?
Evet…
Gözle görülür, his edilir bir yozlaşma, her yerde bencilik…
Ve unuttum demin yazmaya, türbanlı şırfıntıların sayısı his edilir şekilde azalmakta.

Dün yazdım ya, yutmak zorunda kalıyorum diye, ZORUNDA…
Güzel bir örnekti, normalinde iki çift sözüm olurdu O kadına…
Onca insan içinde…
Ama…
Ya müşteriyse?

EVET…
İnsan bazen susmak, yutmak zorunda kalıyor!

Altyapı üzerine paranoyak düşünceler

Kimi zaman…
Serttir kimi sözüm…
Sözlerim, aşağılamaktan öte kafaya dank etsin diye.

Rus…
Tatbikat yaparken aklımdan geçen düşünceler, hayaller…
Analarının amından Internet ile çıkmıştı millet…
Anlatmışımdır çokça evime döşediğim, Oma’da hala döşemekte olduğum kabloları…
Bunca teknoloji varken kullanabileceğim…
Cimri değilim bu böyle biline, varsa yarınları da düşünerek harcarım gönlümce…
Yaşarım, yaşatırım elimden geldiğince…
Sikerim parasını!

Vur elim yoktur, çıldırtmasan beni, çıkmazsam zıvanadan…
Ne çocuğa ne kadına…
Ama döverim sözlerim ile, sokarım komaya.

Söyletmen beni, eyletmen beni…


Aynalar…
Açtırmayın bana bayramlık ağzımı, açtırmayın!

Internet yokken ne yapıyordu bu millet bilmem ki?
Ey gidi günler eyyy…
Sabah sabah bir müşteri, yârdim diledim bu konuda uzaktakinden anlamadı ki beni…
Saliseler gibi geldin geçtin tükettin beni, bizleri.

“Kazak erkek”
Konuşuyor her zamanki gibi, laf üzerine laf üretiyor…
Tüketiyor bu dünyadaki en değerli şeyi…
Zamanı, israf edilen, boşa harcanan vakti…
Gıpta ederek, imrenerek izliyorum Putin’i!

Merkel…
Bir başka liderdi, onun da zaman ile çıktı foyaları meydana…
Ne bir daha iyi…
Ne bir daha kötü, ezdi geçti…
Ehhh, takdiri ilahi ezecektir birileri.

Yüzlerce metredir kablolar, evimde, oturduğum dairede…
Ve yine Oma’da metrelerin ne hesabi var ne haddi…
Unuttum bak dün yazmaya, F16 döşenen kablolarım toplam uzunluğu…
70 Kilometredir, bilgilerinize…
Ya kardeşim teknoloji, kablosuz ağ diye bir şey var değil mi?

Ananın…
Bilmem nesi, söyletmen beni…
Söyletmen beni…
Internet, kredi kartı sapıkları, cep manyakları söyletmen beni!

Ve Rab duydu dualarımı…
Dua ede ede yürümeye çalıştım arabaya..
İzliyorum kameradan, çok şükür Allah’ım sana çok şükür…
Biliyorum, EMINIM sen hep benimlesin, sevdiklerimle…
Çok şükür sana Allah’ım çok şükür, bu kul kurban sana…
Adetim değildir şikâyet etmek, çeyrek gibi gider hal ederim kendi davamı AMA…
Mecbur kaldım telefon açmaya, MECBUR, ekmek parası…
Kıytırık bir emekliden başka, dükkân haricinde yok bu ailenin başka bir geliri…
İnternette arıyormuş müşteri bizi…
Öyle kahpelikler ki…
Ekmeğim olmasına rağmen YOK Önderin yapabileceği.

Evet kardeşim EVET…
İnan…
Tecrübeler ile sabit, kahpe ile uğraşamam…
Uğraşamazsın inan…
Bilmem nenin yırtık dondan çıktığı gibi zeytinyağının üste çıktığı gibi…
Hep olacaktır tepende!

İzlerken haberleri…
Jetleri…
Donanmayı, deniz altılarını…
Atom enerjisini…
İzlerken uçak taşıyan gemileri akla geldi…
Satılan limanlar…
Ve daha neler neler.

YOKKK…
İnan bana, INAN…
Bu millet ne olur adam…
Ne olabilecek insan!

Dün aldım hanımı, kaç gündür sayıklıyor lahmacunu…
İçimde ukde, dedim öğle yemeğine…
Yürüyemiyorum kardeşim yürüyemiyorum, dün giderayak yemek öncesi bir övün dayak…
Kari milleti…
INAN atalar boşa dememiş, eksik etme sırtından sopayı, karnından sıpayı…
Kapattılar Türk sokağını trafiğe, restoranların olduğu yeri…
Yürü yürüyebilirsen…
Dedim hadi hanım gidelim, aldım yanıma bastonu…
Hani alışık olmayan g.te don durmazmış ya, onun benzeri her yerde unutuyorum bastonumu…
Yürüyoruz, anlatmıştım son mal – malzeme, kol gitti bacak iyice gitti…
Sünnetli çocuktan beter, dedi “ya daha hızlı yürüyemiyor musun?”
Park etmiştik arabayı uzağa…
İndi tepemden aşağı kaynar sular, yakalayabilseydim…
Sokak ortasında az mı yersin çok mu?

Neyse…
Gittik restorana, tıklım tıklım…
Şans bulduk cam kenarında bir yer…
Yanımızda yabancı bir çift, Avrupalı, belli…
BILMIYORUM KARDEŞIM SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN BU KONUDA?

Osmanlı hayali…
Büyük olmak…
Güçlü…
Bu ülkenin atom bombasına ihtiyacı olduğu gibi ki anlatacağım gerekçelerini…
En azından, EN AZINDAN olmalı filosunda, donanmasında…
Olmalı IKI uçak taşıyan gemi…
(Dün yazdıklarımı anımsatırım bu konuda)
Biri devriye gezecek Akdeniz’de…
Diğeri o okyanus senin, bu benim.

Türk’ün…
Türk devletinin, toplumunun aleyhinde gelişmeler…
BIN TEPESINE, müdahale et…
İyi de bırak uçak gemilerini bir tarafa…
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkenin KALMADI TEK TÜRK LIMANI!

Oturduk masaya…
Ya takmışın koluna, almışın karını, ne bileyim sevgilini gitmişsin yemeğe…
Hafif bir yemek müziği eşliğinde hem yemeğini ye hem tatlı tatlı sohbet et değil mi?
Tabii “Türk’ten beklenemez” akşam yemeği…
Kandil eşliğinde, yani mum ışığında bak derin derin…
Manalı manalı hatunun gözerinin içine…
Gülümse bıyık altından, dedik ya tatlı balı sözler…
Özenle kurulan cümleler eşliğinde ye yemeğini…
NE MÜMKÜN KARDEŞIM, nerede bize O görgü, O KÜLTÜR?
NEREDE???

Allah belamı verin yalanım varsa, dünyanın en ADI insanı ben olayım…
Yan masa, yabancılar…
Fısıldayarak konuşuyorlar, fısıldayarak…
Ki öyle olması lazım…
“Bizim” HAYVANLAR bağıra çağıra…
Hele piçleri, hele O piçler…
Fırlatmalar…
Beni tanıyan HERKES BILIR çocukları ne çok sevdiğimi…
Terbiye(!)

Ve EVET…
İnsanda bile altyapı…
Başlar görgü denilen, aile terbiyesi küçük yaşta EVDE…
Toprak toprak, ANA…
Baba, KALITE…
Kuş…
Yuvada gördüğünü yaparmış o misal…
Ve görgü, aile terbiyesi pekişir toplumun verdiği, sunduğu eğitim ile…
Çıkar meydana INSAN(!)

Restoranlarda, havalimanlarında…
Orada burada…
Ya tamam çocuktur AMA…
Alman mürebbiyesi diyorum ona, kardeş…
Çocukları…
Benimkiler, ALLAH BELAMI VERSIN yalanım varsa…
Mum, mum gidiydiler, hala öyleler….
Böyle gördük, böyle büyüttük…
Eğitim yuvada başlar, restorandasın ya restoranda, HAYVAN ne hakkin var milleti rahatsız etmeye?

Dört tarafımız, dört tarafımız…
AMA…
ÖZELLILLE >>> Batılı ülkelere, sözde müttefiklere, ortaklara karşı <<<
GEREKLI, ELZEM…
HAYATI…
Güçlü ve çok iyi eğitilmiş, donatılmış bir ordu…
Üçüncü Dünya Savaşı bugüne kadar NEDEN çıkmadı?

Carrier derler, Carrier…
Taşıyıcı…
Füzeler, denizaltıları VE hareket kabiliyeti…
MENZILI…
Ama ben ne biliyorum ki ve sen sözlerimden ne anlıyorsun acaba?

Ve kalktık masadan, bir gurup genç gelmişti, kalkmamız onlara yaradı…
Demiştim hanıma, gel alalım çayları, kafa daha fazla gürültüyü kaldırmadı…
Alalım tatlılarımızı çıkalım sokağa, oturalım masaya…
Keyif ile tüttürelim sigaraları…
Sokak ya sokak gürültüsü bile içeriden az…
Unuttum yine bastonu, çocuklar cami tıklattı, delikanlının biri kaptı bastonu getirdi ayağıma kadar…
Terbiye mi desem görgü mü?