Mideye

Midyeyi sever misiniz?
Bayılırım, hele istiridyeye…
Kendinize sormadan, istiridyeye de midye familyasından…
Yüce Mevla’m ne büyük ne bilge ne öngörü sahibi…
Kâinatın, evrenin Efendisi, bizler Arap’ın sağ ve sol t.şağı…
Kadınların orasıyla burasıyla uğraşa duralım…
Eloğlu neleri merak ediyor, nelerle uğraşıyor, neler araştırıyor, neler yapıyor…
“Bizimkinin” yandı g.tü, tutuştu, neyse geçelim…
Bir musibet bin nasihatten iyimmiş derler ki…
Bir resim, hani tablo, manzara bin sözcük değerinde…
Artık bu tabloyu da görmeyen kör herhalde!???

Bu musibet, bu karabasan geldi ya ülkemin başına bu bela…
Artık bundan da gereken dersi çıkarmayanı taaa anasının nikâhında hep birlikte arayalım!

Ah Allah’ım keşke olmasaydı, keşke bu derse ihtiyaç duymasaydık…
Nefes borumuza bastılar, el – ayak kilitlendi, beyin denen durdu…
Her yer yanıyor, ateşten gömleği geçirmişiz sırtımıza…
Usul usul yok oluyoruz!

Not: Mideye…
O kadar önemli bir vazifesi var ki bu canlının, o kadar olur…
Filtre…
Su filtresi, biline!

Almanlar yurt çapında midyelerini araştırıyor, sağlıklı mi diye…
Midyenin sağlıklısı su kalitesini artırıyor, sahi kalite…
Eşyada ve insanda…
Kim kaybetmiş ki ben, biz bulalım?

Acil kodlu

UYAP…
Hani başkanlık sistemi geldiğinde terör bitecekti?
Kasımpaşa usulü bu…
Laf çok icraat yok!

Heriflerin işi gücü FETÖ…
Halbuki AK Terör bizzat iş başında…
İrtica…
İrtica ile mücadelede…
Bir sürü g.t kıllı ülkeyi bir çuval kömüre, makarnaya – nohuda sattı!

UYAP, acil kod ile…
Ne mektup ne posta…
Başkanlık misali, hayalperestler hayal peşinde!

Acil kodlu mesaj nedir biliyor musunuz?
Acilen AK Saray badem bıyıklıların başına yıkılmalı!!!

Almanya ve Arap’ın sol t. şağı

Siyaset, hele uluslararası siyaset çok güzel bir uğraş…
Milli menfaatler çatışması, düşüncelerin, fikirlerin teatisinden çok birbirleriyle yarışması…
Strateji, çok büyük bir satranç oyunu…
Tavlaya benzer ögrende gel denilse bile bu oyunun bedeli ağır oluyor…
Bilgi istiyor, çok geniş çaplı ve yönlü, dikkatli öngörü, tecrübe kardeşim tecrübe istiyor(!)

Tuzu kuru olanı…
İster insan olsun ister toplum olsun hiçbir şey kolay kolay etkilemez…
Zaten hastalıklı olan, arızalı…
Nemden yel kapan, anında komaya giren…
Bizim gibi, Tayyipistan gibi. Amerika öksürdü mü biz İspanyol gribine yakalanıyoruz…
Veya şimdilerde olduğu gibi…
Sattın savdın kamu malını Arap’a, özellikle ama Katar’a…
Haliyle güvendiğin dağlara kar yağdı, ya şimdi?

Bak Almana…
Katar…
Deutsche Bank, Hapag Lloyd, Siemens, Volkswagen gibi Alman devlerinde hisse sahibi…
“Umurlarında” mi dünya?
Senin, evet senin Recep Tayyip Erdoğan denilen soysuz…
Senin g.tüne şap değmiş gibi sana ne oluyor?

Not: İncirlik konusuna hiç değinmiyorum, başlı başına bir makale eder. Belki sonra!

Yarası olan gocunur

Ulan köpek, Arap’ın sol t.şağı…
Sus ulan it, sus…
Havlama artık yeter!

Katar…
Gitti, gidiyor güzelim dolarlar(!)

Son…
Sözde halk oylaması da gösterdi ki her AKP seçmeni kayıtsız şartsız koyun, öküz – inek…
G.t kıllı…
Sesiz şeytan, biat eden insan müsveddesi değildir!!!

Her türban takan kadın…
Erdoğan’ın cariyesi değildir…
Her sakalı, badem bıyıklı, göbeğini kaşıyanda pezevenk değildir…
Karısını, kızını, ülkesini ve milletini peşkeş çeken değildir!!!

Onlaradır sözlerim…
Güzel kardeşim, gör, lütfen gör artık destek verdiğin zihniyeti…
Kuzu postundaki kurdu…
Bu herif ne dünya lideri ne başkan ne de baş olabilecek bir insan…
İnsan mı dedim pardon, yaratık…
Gör kardeşim gör, bu herif sadece bir pazarlamacı, ağzı iyi laf yapan…
Okul döneminde lakabı paytak olan!

Gazeteci ablalar ve ağabeyler

Arda meselesi…
Ekmeğini yazarak kazanmak zor zanaat, özellikle ülkemizde…
Tutuklanıyorsunuz, dövüyorlar – sövüyorlar, kovuyorlar sizleri…
Ve hatta öldürüyorlar bile…
AIHM’in gazetecilerden gelen şikâyetleri öncellikle ele almak istemesi dahi sizlere nefes aldırmazken…
Şaşırtıyorsunuz beni(!)

Terbiye…
Saygı milli özeliklerimizdendi…
Küfür ediyorum uluorta, utanarak, sıkılarak ama mecburen yoksa delireceğim…
Ben kimim, neyim? Bir hiç, hiç kimse ne adım var ne sanım, ben sadece bir insanim…
Ülkeyi temsil ettikleri iddiasında olanlar başta olmak üzere, “ileri gelenleri”
Veya “ileri gelenleri” olduklarını sandıklarımızın ne mal oldukları ortadayken…
Hani balık baştan kokmaya başlar…
Tüm dünya bunu bilip bizleri izlerken, sizlerin uğraştıklarınıza bakin…
Utanmak nedir bilir misiniz? Öğretmişler miydi bunu sizlere?

Bir tarafınız mi tutuştu?

“Erkek” tabii…
T.şak meselesi…
Arap’ın sol t.şağı Erdoğan ise, sağ t.şağı Bahçeli…
İki it, erkeklik bağırıp – çağırmaktan ibaret olsa iki it başı çeker…
Katar…
Ah o güzelim dolarlar(!)

Ulan Katar ihvanı destekliyorsa…
AKP ve çete başı Erdoğan IŞID’in arkasında(!)
Eninde sonunda, elbette eninde sonunda.

Kâfir

Bilimsel bir insanım diyebilirim…
Yetiştiğim ortam, ailem dindar, dünyevi ama aynı zamanda ahiretinde farkında olan insanlar…
Allah’ı, peygamberimi, kitabımı, kitaplarımı da bilirim…
Utancımdır…
Ama Allah’ın bildiğini kuldan saklamam, saklayamam. Her şeyde olduğu gibi dinde de uygulaması değil felsefesidir beni ilgilendiren. Buna rağmen ki şahitli, ispatlı tanrım hep benim ve sevdiklerimin yanında. BILIYORUM, EMINIM yanımda olduğundan çünkü çok yaşadım.
Klasik anlamda kadın – erkek ayrımı yapmakla birlikte kadın benim için, bizler için aynı zamanda öncelikle insan, dost, eş, sevgili – yâr ve tabii aynı anda anne olan bir varlık.
Bağnazlığı, aşırılığı hiçbirimiz sevmeyiz…
Batıl inançlarla, hurafelerle işimiz olmaz!

Bilimsellik önceliğimiz olmakla birlikte izah edilemeyeni…
Gözün görmemesine rağmen, varlığının farkında olduğumuz, bazen sanki his ettiğimiz, bilimin, aklın, mantığın belki şu an için izah edemediğini ama bir gün gelecek insanlık bunu yukarıda saydığım kavramlar çerçevesinde izah edebileceğini düşündüğümüz bir ortamda yetiştim, yaşıyorum.

Bir kadıncağız var, Oma…
Çokça bahis etmişimdir kendisinden, kan bağımız yok ama ailemden bir insan bilirim kendisini. O Alman, çok uzun senelerin hatırı var, kendimi ona karşı sorumlu his ettiğim. 98 yaşında…
Dünyada bizlerden başka kimsesi kalmamış, herkes ölmüş. Allah kadına sağlıklı ve uzun bir ömür vermiş. Allah var yukarıda, kıskanmıyor değilim, bazen düşünürüm…
Çok şükür Allah bana ve sevdiklerime her şeyi vermiş, sağlık, sağlık dışında. Onun sağlığının yüzde biri bende olsa jet olacağım.

😊

Kader, kısmet böyleymiş yapılacak bir şey yok…
Ne diyeyim?
Allah kadıncağıza daha çok sağlık, mutluluk ve uzun ömürler versin, cümlemize…
Belki inanmayacaksınız ama akli gidip – gelenlerden, kafa çalıştı mı tek kelimeyle zehir!!!
Hafıza muhteşem…
Yok…
Şimdi bana kesinlikle psikoloji, bilinçaltı gibi terimlerle gelmeyin…
Yok böylesinin benim nazarımda açıklaması yok, varsa bilimsel bir açıklaması okuyup üzerinde düşünmeyi çok isterdim. Kaynak gösteren olsa…
Ben bulamadım çünkü, tek söyleyebileceğim şaşırdım, gerçekten ağzım açık kaldı!

Kendisiyle hiç tanışmadım, bir tek yıllar önce mezarında dua etmek nasip olmuştu…
Omayı eşine götürmüştüm. Kadıncağız dua ederken bende ettim.

Kocası eski tip Almanlardanmış…
Kazak erkek…
Çok sert, çok despot bir kişiliği varmış, Omanın yalancısıyım. Kadın kendisinden pek bahis etmez, istemez, hatta çoğu zaman dediği “iyi ki öldü, kurtuldum!”
Bundan bir – iki hafta önce, hiçbir neden yokken…
Durup dururken…
Başladı kocasından bahis etmeye, rüyasında görmeye…
Anlatmaya!

Posta kutusunun anahtarını kaybetmişti, bayağı bir oluyor…
Allahtan anahtarın yedeği benden, birkaç günde bir gidip bakarım ne var ne yok diye…
Geçenlerde boşaltım posta kutusunu, canım istemedi bakmak. Ne zamandan beri kadıncağızı yemeğe çıkartmıyorum, hanıma dedim hadi giyin gidelim, aldım Omayi ki almak ne mümkün…
Kadın sütçü beygiri, eli işte gözü oynaşta, iki adim atıyor duruyor…
Sinir krizleri geçirmeye başladım, dedim hanıma al gel, ben arabaya…
O ara mektuplara bakma fırsatım oldu…
Mektuplardan biri bizim belediyeden. Mezar işleri müdürlüğü. Eşinin mezar kullanım süresi bitmiş, ne yapalım diye soruyorlar. Kocasından hiç bahis etmeyen kadın…
Hiç ama hiç, haftalar öncesinden başlayarak kocasından söz etmesi…
Mektup…
Tüm bunlar tesadüfle izah edilebilir mi?
Parapsikoloji ile…
Bu sabah gittim müdürlüğe süreyi uzattım…
Ölüler yaşıyor mu? Bizlerle iletişim halindeler mi? Bizleri görüp takip ediyorlar mı?

Yok Efendim…
Allah’a inanmayan kâfir…
Bir bilseniz benim başımdan neler geçti. Bu anlattığım…
Yanında çocuk oyuncağı kalir…
Onun varlığına tüm yüreğimle inanıyorum…
Kadere, kısmete, alınyazısına!

Vidanın tarihçesi

Bu çeyrek sapıttı mı diye içinizden geçirmeyin…
Biliyorsunuz salt istikbal, insan ve en önemlisi gençler derdim…
Vida…
Ne alaka diye kendinize sormayın, okuyun bakalım sözü nereye getireceğim!?

Ah şu eski Yunan yok mu şu eski Yunan…
Tabii eski Araplarda bayılıyorum, düşünen insan…
Bu sabah Arap “sürpriz” karar aldı, en başta Sudiler. Bilirsiniz beni, sebepsiz parmağımı oynatmam…
Katar izole edildi Arap dünyasından!

Okuduysanız…
Dün bir hatırlatma yapmıştım, bir p.ç var hani, Kasımpaşalı rezil…
Sudiler bir, Katar iki p.zevengin finansörü…
Sudi ki hep yazmışımdır, yüce dinimizin esas düşmanı, Vahabizim…
Vatandaş soruyor mesela >>> haram <<< para ile Hacca gidilir mi?
Diyanetin cevabı, yok bu diyanet başka diyanet, Atatürk’ün kurduğu kurum ile alakası yok…
Gidebilirsin can cazım, yeter ki çaldığın paranın kefaretini verirsen (…) yeminle “aynen” böyle…
Haber gazetelerde yer aldı…
Bu din anlayışı Vahabizim misali, yorumu ve tasdiki Kasımpaşalı…
Terör ki fark etmez etnik kökenli veya sözde din icabı…
Temeli, kökeni para güzel kardeşim para…
Varlığı bir dert, yokluğu yara…
Gör bak p.zevenk zora düşecek çünkü emir büyük yerden geldi…
AB(D) bastırdı, Arap karar aldı!

Neyse konuyu dağıtmayalım, vida…
Vidanın bundan yaklaşık dört bin sene önce Mısır’da icat edildiğini biliyor muydunuz?
Kuyumculukta revaçtaydı…
Oradan Yunana geçti…
O ne muhteşem bir buluştu böyle, hala geçerli…
Hayatımızın her alanında vida(!) demokrasi gibi…
Gel gör ki beşer dediğin sadece şaşmaz, beşer aynı zamanda balık hafızalı…
Unutuldu vidanın icadı iyi mi?
Bin sene sürdü yeniden icat edilmesi…
Ah Sokrates ah, ah Eflatun ah, ya sen yüce Aristo…
Büyük düşünürler ve demokrasi…
Eminim mezarlarınızda ters dönüyorsunuzdur gördükçe demokrasinin ilerisini…
Ve…
Bin sene sonra insan yeniden vidayı icat etti, unutulan, döndü dolaştı yeniden insanın hayatına girdi…
Sen büyük mucit Arşimet, Arşimet’in vidası…
Suya susamış toprağa, insan ve hayvana can verdi(!)

Müsterih olun dostlar…
Doğrular…
Gerçekler, insan için, toplum için iyi ve faydalı olanlar…
Yüce dinimiz…
>>> doğru olan <<< ahlak anlayışı, mantık dediğimiz, sağduyu, hoşgörü…
Bu gibi kavramlar ve elbet Atatürk’ümüz…
İlke ve inkılaplarıyla, çağdaşlığı ve dürüstlüğü ile…
Ama kör – topal demokrasimiz, gerçek demokrasi bildiğimiz…
Peygamber >>> EFENDILERIMIZ <<<
Allah…
Ve kullarından, insanlardan > gerçekten < bekledikleriyle hayatımıza geri dönecektir…
İnsan bu…
Umutlarımızı tüketmemeliyiz, Hızır kul zora düşmedikçe yetişmezmiş…
İnsan…
Şaşar, yoldan sapar…
Doğru olandan AMA eninde sonunda yine doğru olana döner!

Rize bilmecesi!

Sevgili okurlarım, Rize Karadeniz bölgemizin şirin, yeşil bir ili. Ancak insanların yaşantısı ve özellikle ekonomik durumu bu güzelliklere hiç uymuyor.
Rize bugüne kadar iki başbakan (biri cumhurbaşkanı oldu) çıkardı.
Mesut Yılmaz ve Recep Tayyip Erdoğan.
Ancak gelin görün ki, hiçbir iktidar bu ilimizin sorunlarına çözüm bulmadı!
Dünkü yazımda ilginç bir olayı vurgulamıştım. Rize’de ÇAYKUR, mevsimlik olarak 1.070 kişiyi işe alacak. Üç aylığına ve asgari ücretle…
Bu konuda yapılan başvuru sayısı ise 19.703 kişi. İnsanlar bu iş için günlerce kuyrukta sıra bekliyor, sonrasında kurada isminin çıkmasını bekliyordu!
Rize’de insanların çoğu işsiz ve sıkıntıda…
Buna karşın, ortada çok ilginç bir tablo var:
Rize ahalisi AKP’nin her koşulda en büyük destekçisi. Son anayasa referandumunda oyların yüzde 75.5’i “Evet” çıktı.
Türkiye’deki en yüksek oranlardan biri!..
Olacak şey değildir ama oluyor.
* * *
Yazımı okuyan araştırmacı, CHP eski Milletvekili Umut Oran dün bir mektup gönderdi. Özetleyerek aktarıyorum:
“Son referandum çalışmaları için 30 ile gittim. Dikkatimi en çok Rize çekmişti. Şehir AKP ve Erdoğan afişleriyle donatılmıştı ve makyaj iyi idi. Ancak halkın arasına karıştığınızda homurtular yükseliyordu.
Koskoca şehir ve ilçeleri sadece çaya mahkum edilmişti.
Tarım yok çünkü su yok. Akarsuların üzerine santraller yapılmış.
Tek kurum ÇAYKUR. O da Varlık Fonu’na devredildi, ahalinin haberi yok.
375 bin nüfuslu koca ilin toplam ihracatı sadece 150 milyon dolar.
15 yıllık AKP iktidarı döneminde sadece 138 yatırımcı teşvik belgesi için müracaat etmiş.
Bu 15 yılda sadece üç bin kişilik istihdam yaratılmış. Yani yılda sadece 216 kişiye iş bulunmuş!
Rize’nin sosyoekonomik durumu Türkiye’nin aynasıdır. Bu ilimiz de işsizlik ve yoksulluğun pençesinde.”
* * *
“Rize’de tarımsal alanın yüzde 91’inde çay ekiliyor. Sanayi işletmelerinin yüzde 75’ini ÇAYKUR ve daha küçük çay işletmeleri oluşturuyor. Ancak iktidar partisinin politikaları nedeniyle çay tarımı da artık geçim kaynağı olmaktan çıkıyor.
AKP hükümeti geçtiğimiz şubat ayında ÇAYKUR’u da Varlık Fonu’na devretti. Dolayısıyla Rize’nin temel direği olan bu kuruluş artık denetlenmeyecek, hiçbir kamu denetim mekanizmasına tabi olmayacak ve tam bir özel sektör olacak.
On binlerce çay üreticisinin ve çalışanın başına neler geleceği şimdiden belli.
AKP döneminde çay piyasasında özel sektöre izin verildi. Böylece ÇAYKUR’un alımları yarıya indirildi, çay fiyatları düşürüldü. Üretici mağdur edildi.
ÇAYKUR’un Varlık Fonu’na devri çok büyük hatadır, derhal düzeltilmelidir.
Denetimden uzak Varlık Fonu her türlü yolsuzluğa açıktır.”
* * *
Umut Oran’ın mektubunu kısaca özetledim. İki başbakan (ve bir cumhurbaşkanı) çıkaran, sanayisi olmayan bir ilimiz işte bu durumda, yoksulluk ve işsizlik kıskacında.
İşte o yüzden bin kişilik asgari ücretli mevsimlik işçilik için 20 bin kişi başvuruda bulunuyor!..
Ve hayret verici bir biçimde, referandumda yüzde 75.5 evet oyu çıkıyor!

Emin Çölaşan
03.06.2017
http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/emin-colasan/rize-bilmecesi-1879306/

Benim notum: Öküz, öküzlüğünden, koyun, koyunluğundan, eşek, eşikliğinden geçmez!