10 Kasım inceliği

Göstermiş olduğunuz incelikten ötürü teşekkür ederim Azerbaycan…
Ancak uyarmıştım sizleri…
Bu pezevenkle yola çıkan, yolda kalır…
Fransa…
“Dağlık Karabağ Cumhuriyetinin” tanınması(!)

DIKKAT DIKKAT DIKKAT Avrupa Birliği kararnamesine göre bir ülkede 3000… TEKRAR 3000 yoğun bakim doktoru olmalı. EVET yoğun bakim doktorlarının eğitimi farklı!

Bilin bakalım Tayyipistanda bu rakam kaç?
Daha güncel bir veri bulamadım, 2014 itibarıyla…
300!
NOKTA

2014…
Altı sene, bir doktorun eğitim süresini düşünecek olursak…
Olsun olsun, taş çatlasın 1000 olsun.

Almanya…
Solunum cihazı var, yatak var…
Hastane dolu…
Sağlık çalışanı yok…
YETERSIZ…
Anlayana.

Lütfen en azindan inceleyin YAYINLAYACAKLARIMI…
Göz gezdirin, bana YINE YETER.

oku

oku

oku

oku

oku

oku

Çok şükür…
Bir avuç insan, bizler ve kardeş ailesiyle…
En azından Korona yok AMA Türkiye…
Kaçıncı alile içinde, köyün yarısı efekte!

Baba tarafı…
İstanbul içi korkuyorum aramaya, Cuko falan…
Allah korusun hepimizi.

*

Oma…
İki gündür gitmedim, yarına?

Evin içinde, ihtiyacım yok gibi uyuşturucuya…
AMAAAA…
Bugün arabaya yürüyene kadar…
Allah’ım!

Sıradan bir insanın sıradan bir hayati…
Önder…
Bilmiyorum, anlamadım…
FABRIKA!

Hareket etmemeliyim…
O zaman tamam.

22046 yeni, inan bana bu konuda YAZDIGIMI DIKKATE AL

Bir çeyrek…
😊
Geçen ay…
Dünyanın 59 ülkesi…
Fena sayılmaz, 193 ülkeden 59’u…
Avrupa zaten, Tayyipistan…
967 bölgesi, kenti falan, Japonya’ya kadar.

Üniversitelerde yine ciddi bir artış…
Türk üniversiteleri…
Ne mutlu bana…
İlginizden ötürü teşekkür ederim.

incele

Offf

DSÖ TAVSIYESI, evde bile maske TAKIN

HIH!???

ÖNEMLI… Ille SAYDAM YAPACAKLAR seni, beni

52 dak. öncesi…
SIKIN DINCILERI!

oku

7 dak. öncesi…
YEMINLE iyi oluyor!

oku

>>> !!! <<<

MUTLAKA

>>> !!! <<<

1 saat öncesi

oku

*

Tühhh, yazıklar olsun…
Almanya…
SÖZDE milliyetçileri yasaklama, “ülkü ocakları”
Hukuki engellere takılmış, inşallah aşarlar!

Ordu satıldı polemiği; ULAN OROSPU Mehmetçiğe KELLE diyen sen değil misin?

Acaaayip yerli ve milliler canım, acayip!

INAN…
Cumhuriyet HALK Partisi başında olsam…
Milyonda birini yapamaz…
Çoktan hapislerde çürüyor olacaktı…
Belki de asılmıştı…
Muhalefetmiş…
YERIM böyle muhalefeti!

Pezevenk…
Sikerim senin ilmini!

Bir SATILMIS daha

incele

„Nedim Şener Erdoğan’ın kankasını yazdı

20.05.2014 15:22

Gazeteci Nedim Şener’in; 17 Aralık yolsuzluk operasyonunda hakkında yakalama kararı çıkan ancak daha sonra kaldırılan Yasin El Kadı’nın portresini ayrıntılı bir şekilde ele aldığı kitabı “Bir ‚hayırsever terörist’in portresi” okuyucularla buluştu. Destek Yayınları’ndan çıkan kitap 392 sayfadan oluşuyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan ile olan ilişkileriyle de gündeme gelen Yasin El Kadı’nın dününün ve bugününün anlatıldığı kitabın içeriği şu şekilde tanıtılıyor:

“Yasin El Kadı 2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile hayatımıza giren gizli siyasi figürlerden birisi oldu. Başbakan ona kefil oldu. 2012’de o listeden çıktı. Kendini uzun süre unutturdu. 17 Aralık operasyonuyla tekrar gündeme geldi. İşte AKP’nin arkasına gizlenmiş bir karanlık adamın portresi.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile gündemimize giren isimlerden birisi de Yasin El Kadı. Amerika Birleşik Devletleri’ne göre El Kaide’ye finans desteği sağlayan işadamlarından birisi. 11 Eylül 2001’den sonra tüm dünyada malvarlığı donduruldu. O yıllarda Türkiye’de şirketler kurdu, yatırımlar yaptı. Ama Maliye’nin takibine uğradı. Türkiye’de 2000’li yılların ortasında artık bir kara para aklama zanlısı idi. Gündemimize bir girdi bir daha çıkmadı.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan her zaman ona sahip çıktı. “Ona kefilim” dedi. 17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonları ile gündemin tam ortasına oturdu. Ama aradan yıllar geçmiş, hakkında Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın aldığı malvarlığı dondurulması kararı kalkmıştı. Başbakan yine onun arkasında durmaya devam etti.

Yasin El Kadı, birçok Suudi işadamı gibi SSCB’nin Afganistan’ı işgali sonrası kurulan El Kaide örgütüne maddi yardımda bulunmuştu. El Kaide ve Yasin El Kadı gibiler o zamanlar ABD’nin gözdeleriydi. Yasin El Kadı bizim hayatımıza 1990’lı yıllarda sessiz sedasız girdi. İstanbul’da şirketler kurdu. Kosova’ya silah sevkiyatında bulunduğu iddia edildi. İşleri iyi gidiyordu. Ta ki 11 Eylül saldırısına kadar.

11 Eylül 2001 tarihinde El Kaide teröristleri New York’taki ikiz kulelere uçaklarla intihar saldırısı yaptığında tüm dünya gibi Yasin El Kadı’nın hayatı da tümden değişti. Bir zamanlar CIA’in de ortak olduğu silah sevkiyatında rol oynarken şimdi ABD’nin düşmanı olmuştu. ABD’nin girişimi ile Birleşmiş Milletler yüzlerce kişi ve kurum gibi El Kaide’ye yardım ettiği iddiasıyla tüm malvarlığını dondurma kararı aldı ve kendisine seyahat yasağı koydu. Uluslararası alanda hukuk mücadelesi başlattı.

2002’deki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile hayatımıza giren gizli siyasi figürlerden birisi oldu. Başbakan ona kefil oldu. 2012’de o listeden çıktı. Kendini uzun süre unutturdu. 17 Aralık operasyonuyla gündeme geldi. Başbakanın kefil olduğu Yasin El Kadı, oğlu Bilal Erdoğan’la da ortaklığıyla gündeme geldi.

Bu kitap Yasin El Kadı’nın dününü, bugününü anlatıyor.”

KİTAP YAYINLANMADAN ÖNCE NELER OLMUŞTU

Yasin El Kadı 15 Ağustos 2007 tarihinde Hayırsever Terörist isimli kitap nedeniyle Nedim Şener’e 150 bin TL tutarında tazminat davası açtı. Mahkeme 22 Şubat 2011 tarihinde tazminat talebinin reddine karar verdi. Kitabın basın ve ifade özgürlüğüne aykırı olmadığı ve halkı bilgilendirmek için yazıldığı karara bağlandı. Yargıtay da mahkemenin bu kararını 4 Ekim 2012’de onadı.

Bu onama kararından bir gün sonra, yani 5 Ekim 2012 günü Birleşmiş Milletler Yaptırımlar Komitesi Yasin El Kadı’nın malvarlığının dondurulması ile ilgili kararın kaldırılmasına karar verdi. Türkiye’de de Bakanlar Kurulu BM’nin kararına uyarak 11 Ekim 2012 günü El Kadı’nın malvarlığı hakkındaki dondurma kararını kaldırdı. (Bu kararı Birleşmiş Milletler Yaptırımlar Komitesi kaldırdı. Türkiye de bu karara uydu. Ancak Yasin El Kadı’nın adı halen ABD Hazine Bakanlığı’nın yasaklılar listesinde.)

Yasin El Kadı’nın ilk işi 23 Kasım 2012 günü Yargıtay’a başvurarak, kitap hakkındaki beraat kararının kaldırılmasını ve Nedim Şener’in cezalandırılmasını istemek oldu.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 14 Mart 2013 günü kararını verdi. Yargıtay El Kadı’nın talebini reddederken, bir de onu 219 TL para cezasına çarptırdı.“

https://odatv4.com/nedim-sener-erdoganin-kankasini-yazdi-2005141200.html

İstiklal Caddesi, şükür Allah’a

Eskiden yağ, mazot falan gibi kuyruklar vardı…
Yokluk kuyrukları…
Onurlu bir devlet yönetimi vardı, her şeye evet demeyen…
Milli menfaatleri olduğu kadar korumaya çalışan.

Şükür Allah’a…
Bunlar sayesinde daha doğrusu PEZEVENK sayesinde…
Varlık kuyrukları ile de tanıştık, tanzim satışlarıyla falan…
Kuyrukta…
Ulan diğerleri bari direndi, sizler göt vere vere kuyruğa soktunuz bizi.

Sonunda bunu da görüyoruz kardeşler…
İnşallah, maşallah…
Daha nicelerini görmek nasip olur inşallah…
İstiklal Caddesine giriş kuyruğu…
Maşallah, dünyada…
Kuyruklar tarihine not düşüldü!

*

Der Ältestenrat – Deutscher Bundestag

oku

Oku, vaktim olduğunda…
Merkel ile ilgili…
Ve tabii…
Konu ile ilgili…
SU deprem ve obruk ilişkisi…
SUYUN HALLERI…
Birde çeyrekten oku gerçekleri…
İma etmiştim, yeryüzü ve yeraltı…
Nokta koyma vakti geldi.

Türklerde Aksaklılar, Aksaçlılar heyeti…
Rivayetler muhtelif isimleri üzerine…
AMA insanlık tarihinde birçok ülkede…
YÖNETIMDE…
İhtiyarlar heyeti vardı, VAR…
Köylerimizde…
İhtiyarlar kurulu…
NIYE???
Vakti geldiğinde!

OKU…
Ilgiliysen, hukuki altyapı:

oku

BILMIYORSUN KI KENDI Tarihini nereden bileceksin milletler meclisini?

Hani atalardan kalama mal, mülk…
Ey anam eyyy…
İhtiyarlar meclisi VE Tayyipistanda…
Bunlara bile YOK SAYGI!

Önderin girip çıkmadığı delik kaldı mi?
😊

Ulan yerli ve milli OROSPULAR madem yerli aşı bu kadar önemli NEDEN kapadınız HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜNÜ???

„Rockefeller Vakfının yardımıyla meydana getirilen bu kuruluş modern cihazlarıyla ilk dönemin sağlık hizmetleri alanındaki önemli girişimlerindendir. Başlandığı 1928 yılında kimya, bakteriyoloji, immünobiyoloji ve farmakodinami olmak üzere dört şubeden oluşuyordu ve çalışanların sayısı sınırlıydı. İlk yapılan ve Theodor Jost’un tasarımı olan bakteriyoloji-kimyahane (aşı üretim) binası, sonra inşa edilen Robert Oerley’in projelendirdiği Hıfzıssıhha Okulu ve T biçimli Merkez bina (serum müessesesi) büyük bir orta avlunun üç yanına yerleşmişlerdir. Merkez binanın arkasındaki on altı daireli lojman binası ile aşı üretim merkezinin arkasındaki ahırlar da Oerley tarafından tasarlanmışlar ve aynı yıllar içinde gerçekleştirilmişlerdir.

Ana girişin solundaki aşı üretim merkezi 1927-29 yılları arasında inşa edilmiştir. Simetrik düzende arkada prizmatik, önde yarım silindir biçimli uzantılarıyla üç katlı bir blok, ikişer katlı yan kollarla gene aynı yükseklikteki iki uç kütle ile eklemlenmişlerdir. Girişin bulunduğu orta kütle yarım daire kesitli uzantısı ve aynı çembersel biçimi izleyen merdivenleriyle o yılların bir özelliğini yansıtmaktadır. İlginç tasarımlı demir kapının üstündeki enstitüyü simgeleyen yüksek kabartma kadın atlet figüründe, 1930’lardaki heykel sanatının kaba yalın çizgileri gözlenmektedir. Beyaz renkli ortak bordürlerle birleştirilerek şerit görünümü verilen pencereler ve yanlardaki kütlelerin üst sıra pencerelerinin gölgeliği ile gri serpme sıvalı yüzeyler, dönemin kalıplaşmış diğer özellikleri arasındadır. Pencerelerdeki süreklilik, silindiri de yanlarda sarmaktadır. Bordürler yan kanatlarda yatay etkiyi güçlendirmektedir.

1929-32 yılları arasındaki ikinci aşamada gerçekleştirilen enstitünün diğer iki yapısı ile yakındaki profesörler lojmanının çatıları üçgen ışıklıklarıyla kiremitli eğimli çatılar oldukları halde, farklı bir üslûp sergileyen ilk binanın öndeki uzantı dışında kütlelerini örten az eğimli çatı, yükseltilen duvarların arkasında gizlenmiştir.

Hıfzısıhha Mektebi, parselin batısında, Adnan Saygun Caddesi’ne paralel biçimde konumlanır. E biçimli kütlesi olan yapı, bodrum ile birlikte üç katlı, orta eksenin vurgulandığı simetrik bir düzenlemeye sahiptir. Kiremit kaplı kırma çatı ile örtülü yapının zemin katında derslikler ve bürolar ile konferans salonu, birinci katında laboratuvarlar ve diğer bürolar yer almaktadır. Bodrum katta ise ısıtma ve özgününde hayvan gözleme merkezleri olarak kullanılan mekânlar bulunur. Yapıya, simetri ekseninde yer alan doğusundaki girişten ulaşılmaktadır. Zemin katta, ortasında sekizgen kesitli dört sütunun bulunduğu giriş holü, U biçimli bir koridor ve bunun etrafına yerleştirilmiş olan mekânlar, ayrıca orta eksende zeminden daha alt seviyede sekizgen biçimli konferans salonu yer alır. Yapının avluya bakan ön cephesinde, planındaki simetrik düzenleme sürdürülmüştür. Simetri ekseninde yer alan girişin bulunduğu bölüm iki kat boyunca geri çekilerek bu bölüme üç kapı yerleştirilmiştir. Bu bölümün önünde, sekizgenin bir parçası görünümünde olan geniş basamaklar yer alır. Girişin üzerine ise geniş bir balkon yerleştirilmiştir. Cepheler, kalın bir saçak kornişi ile sonlanır. Kiremit kaplı kırma çatıda üçgen pencereler yer almaktadır. Yapının bodrum katı bosajlı kesme taş, diğer bölümleri ise dönemin yaygın anlayışına uygun olarak edelputz sıva ile kaplanmıştır.

Goethe-Institut Ankara
2010“

HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜ: Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, 1928’de kuruldu. Aşı üretiminde dünyaya örnek gösterildi. 2011’de KHK ile kapatıldı.31.03.2020

Dikkatinizi Goethe Enstitüsü üzerine çekerim…
Anlayan ANALDI beni!

>>> Ve hala tık yok Garp cephesinde <<<

“Resmi”
Yayınlanacak gibi bir şeyler.

*

Büüürek…
Önder tadına bakması gerek.
😊

Onda sonra…
YOK…
On bir değil, ben gitti…
İyi maşallah çok iyi.

Soğanı kavurup koymalıymışım…
Kafa çalışmadı, neyse…
Tadı yerinde.

*

Ja!
NOKTA

Hallo Leute es FREUD und EHRT mich euch auf meiner Seite zu sehen

Saat iki olmuş, ilaçları içmeyi YINE unuttum…
Kendimi yormadım mı, b.ku yedim.